III. Enternasyonal’in 1920’deki 2. Kongresi’nde kabul edilen Ulusal Sorun ve Sömürgeler Hakkında Tezler ve Ekleri

image_pdf

A. Tezler

1) Burjuvazi ulusal sorunda da eşitlik kavramına biçimsel bir içerik verir, bu onun elinde bir silah oluşturur; oysa eşitlik talebinin gerçek anlamı sınıfların ortadan kaldırılması isteğinde yatar. 

2) Komünist partisinin temel görevi burjuva demokrasisine karşı mücadele etmek, onun ikiyüzlülüğünü açığa çıkarmaktır; bu tutum ulusal sorunda ezen uluslarla ezilen ulusların ayırt edilmesini gerektirir. 

3) Savaş da, onu izleyen barış da, emperyalist burjuvazinin ulusal sınırları dahi kendi ekonomik çıkarlarına göre belirlediğini, bunun kendisi için bir pazarlık sorunu olduğunu ortaya koydu. Ulusların barış içinde birarada yaşayabileceğine dair burjuva ve küçük burjuva hayaller yıkılmaktadır; yapay biçimde parçalanmış ulusların birleştirilmesi proletaryanın da çıkarınadır, ama proletarya gerçek özgürlüğünü ve birliğini ancak devrim yoluyla ve devrilmiş bir burjuvazinin başı üzerinden gerçekleştirebilir. 

4) Komünist Enternasyonal’in milliyetler ve sömürgeler konusundaki politikasının merkezinde ulusların ve ülkelerin proleterlerinin ve emekçi yığınlarının toprak sahiplerini ve burjuvaziyi devirmek için ortak devrimci mücadelede birleştirilmesi yatar.

5) Dünya siyasal durumu proletarya diktatörlüğünün kurulmuş olmasının damgasını taşımaktadır; bütün olaylar emperyalizmle Rus Sovyet Cumhuriyeti arasındaki mücadele etrafında yoğunlaşmaktadır; ve ezilen ulusların da bütün ülkelerin işçilerinin de sovyet iktidarının zaferiyle bütünleşmekten başka çıkış yolu yoktur. 

6) Sadece bu durumun propagandasını yapmakla yetinilemez; bütün ulusal ve sömürge kurtuluş hareketlerinin Sovyet Rusya ile sıkı bir ittifaka girmesini sağlayacak bir politika izlenmelidir. 

7) Yaşanan deneylerin de gösterdiği gibi, federasyon bütün ulusların emekçilerinin birleşmesi yolunda bir geçiş biçimidir. Hatta bu biçim daha önce ne bir devlete ne de hükümete sahip olan kimi uluslar için (Başkır ve Tatar Özerk Cumhuriyetleri) yararlı olmuştur. . 

8) Komünist Enternasyonal’in görevi, sovyet düzeni temelinde gelişen federasyonların geliştirilmesi ve incelenmesidir. Ancak emperyalist kuşatma altındaki sovyet cumhuriyetleri birbirleriyle sıkı bağlar içinde bulunmazsa yaşayamaz; bu cumhuriyetler arasında ortak bir plana göre işleyen bütünsel bir ekonominin kurulması şarttır.

9) Ulusal eşitlik talebi boş ve biçimseldir; komünistler ulusal eşitsizlikleri teşhir etmekle yetinmemelidir. Birincisi, uluslar arasında gerçekten eşitliğin sağlanmasının ancak emekçi yığınlarını burjuvaziye karşı birleştiren sovyet düzeni sayesinde olabileceği ısrarla anlatılmalıdır. İkincisi, eşit haklara sahip olmayan uluslar arasında ve sömürgelerdeki devrimci hareketler söz konusu ülkenin komünist partisi aracılığıyla doğrudan doğruya desteklenmelidir. 

10) Küçük burjuva enternasyonalizmi sadece ulusların eşitliğinin tanınmasını enternasyonalizm olarak niteler ve ulusal bencilliğe dokunmaz. Proleter enternasyonalizmi ise: 

a. Her ülkedeki proleter mücadelenin çıkarlarının dünya ölçüsündeki mücadelenin çıkarlarına tabi kılınmasını;

b. Kendi burjuvazisine karşı zafer kazanan ulusun, uluslararası kapitalizmi yıkmak için ulusal çapta en büyük fedakarlıkları yapmaya yetenekli ve razı olmasını; gerektirir.  

11) Geri kalmış ataerkil-köylü nitelikteki uluslara ilişkin olarak ise şunlar göz önünde bulundurulmalıdır: 

a. Bütün komünist partileri bu tür ülkelerdeki devrimci kurtuluş hareketlerini fiilen desteklemelidir; desteğin biçimi söz konusu ülkedeki komünistlerle tartışılmalıdır; ve eylemle destek yükümlülüğü ilk elde bu ülkenin bağlı olduğu metropol ülkenin işçilerine düşer. 

b. Din adamlarına, Hıristiyan misyonerlerine ve benzer gerici unsurlara karşı mücadele zorunludur; 

c. Gerçekte Avrupa-ABD emperyalistlerine karşı mücadeleyi Osmanlı ve Japon emperyalistlerinin, soyluların, din adamlarının vb. çıkarlarıyla bağdaştırmaya çalışan Panislamizm, vb. akımlara karşı mücadele zorunludur; 

d. Köylülerin büyük toprak sahiplerine ve feodalizmin bütün biçim ve kalıntılarına karşı mücadelesi desteklenmelidir; 

e. Geri ülkelerdeki komünist olmayan devrimci kurtuluş hareketlerine komünist bir örtü örtülmesine karşı çıkılmalıdır. Komünist Enternasyonal sömürgelerin devrimci hareketiyle yakınlaşmalı ve ittifak yapmalı, ama onlarla katiyen birleşmemelidir; proletarya hareketinin bağımsız niteliği korunmalıdır. 

f. Ezilen ülkelerin imtiyazlı sınıfları emperyalizmle ittifak kurarak, siyasal bağımsızlık kılıfı altında emperyalizme bütünüyle bağımlı devlet yapıları kurmaktadır; bunun en çıplak örneği Siyonistlerle İngiltere arasındaki ilişkilerde yansımaktadır. Bunların gerçek niteliği gösterilmeli ve bağımlı ezilen uluslar için sovyet cumhuriyetleri ile ittifaktan başka kurtuluş yolu olmadığı açıklanmalıdır. 

12. Emperyalizm olgusu ve emperyalist ülkelerdeki işçi hareketi önderlerinin ihaneti nedeniyle, ezilen uluslarda güvensizlik ve ulusal bir öfke yayılmıştır. Bu sebepsiz olmayan önyargılar ancak yavaş yavaş ortadan kalkacaktır. Bütün ülkelerin komünistleri ve proleterleri bu güvensizliğin aşılmasına özen göstermeli ve bunun ortadan kaldırılabilmesi için tavizler vermeye hazır olmalıdır. Emekçi yığınların gönüllü bir birlik altında toplanması sağlanmaksızın kapitalizme karşı tam ve eksiksiz zafer kazanılamaz.

B. Tamamlayıcı Tezler

1) Kapitalist emperyalizmin egemenliği altında bulunan ülkelerdeki, özellikle de Çin’deki devrimci hareketle Komünist Enternasyonal arasındaki ilişkilerin kesin biçimde belirlenmesi, Komünist Enternasyonal İkinci Kongresi’nin en önemli sorunlarından biridir. Dünya devrimi bu ilişkiler hakkında kesin bir bilgiye ulaşmayı gerektiren bir döneme girmektedir. Büyük Avrupa savaşı ve onun sonuçları berrak bir biçimde göstermiştir ki, Avrupa dışındaki bağımlı ülkelerin yığınları mutlak surette Avrupa proleter hareketine bağlanmıştır, ve bu merkezileşmiş dünya kapitalizminin kaçınılmaz bir sonucudur. 

2) Sömürgeler Avrupa kapitalizminin başlıca güç kaynaklarından biridir. Sömürgelerdeki büyük sömürü arazilerini ve büyük pazarları ellerinde tutamadıkları taktirde, Avrupa’nın kapitalist güçleri, uzun süre ayakta kalamaz. Emperyalizmin kalesi olan İngiltere, yüzyıldan fazla süredir aşırı üretimden muzdariptir. Ancak aşırı üretimin ürünlerini satabilmek ve büyüyen sanayisi için hammadde kaynakları elde etmek için, ek pazarlar olan sömürge arazilerini fethetmek suretiyledir ki, İngiltere, yüklerine rağmen kapitalist rejimini ayakta tutabilmeyi başarmıştır. İngiliz emperyalizmi, ancak Afrika ve Asya’daki yüz milyonlarca insanı köleleştirmesi sayesinde, Britanya proletaryasını burjuva egemenliği altında bugüne kadar tutmayı başarmıştır.

3) Sömürgelerden elde edilen artı değer modern kapitalizmin dayanaklarından biridir. Bu gelir kaynağı ortadan kaldırılmadığı sürece işçi sınıfının kapitalizmi alt etmesi güç olacaktır. Sömürgelerdeki doğal hammadde kaynaklarını ve işgücünü yoğun biçimde sömürebilmeleri sayesinde Avrupa’nın kapitalist ulusları yaklaşan iflastan kaçınmaya çalışmışlardır; ve bunda başarısız olmamışlardır. Avrupa emperyalizmi kendi ülkelerinde işçi aristokrasisine git gide daha fazla tavizler verebilmeyi başarmıştır. Bir yandan köleleştirilen ülkelerdeki işçilerin yaşam koşullarını çok aşağı bir düzeyde tutmaya çalışırken, Avrupa emperyalizmi hiçbir fedakarlıktan geri durmamaktadır; ve sömürgeleri ellerinde bulunduğu sürece kendi ülkelerinde artı değerden her türlü fedakarlığı yapmaya razıdır. 

4) Avrupa’nın sömürgeler üzerindeki egemenliğinin proleter devrimleri aracılığıyla ortadan kaldırılması, Avrupa kapitalizmini yıkacaktır. Sömürgelerdeki devrimle proleter devrimi, mücadelenin zaferle sonuçlanabilmesi için, bir ölçüde amaç birliği yapmak zorundadır. Dolayısıyla, Komünist Enternasyonal faaliyet alanını genişleterek ekonomik ve politik olarak emperyalizmin egemenliği altındaki devrimci güçlerle sıkı ilişkiler kurmalıdır. 

5) Dünya devrimci proletaryasının iradesi Komünist Enternasyonal’de temerküz etmektedir. Bu örgütün görevi bütün dünyanın işçi sınıfını kapitalist düzenin yıkılması ve komünizmin kurulması için örgütlemektir.  

Komünist Enternasyonal, dünyanın bütün devrimci güçlerini toparlamakla görevli bir araçtır. Burjuva fikirlerinin sızmış olduğu ve bir politikacılar grubu tarafından yönetilen İkinci Enternasyonal ise, sömürge sorununa hiçbir önem vermemiştir. Bu örgütler için dünya sadece Avrupa sınırları içinde mevcuttu. Bu örgüt için diğer kıtalardaki devrimci hareketle bağ kurma zorunluluğu yoktu. İkinci Enternasyonal üyeleri sömürgelerdeki devrimci harekete maddi ve manevi bir yardım sunmak yerine, kendileri de emperyalist haline gelmişlerdir. 

6) Doğu halkları üzerine çullanan yabancı emperyalizm, bu ülkelerde sınıfların Avrupa ve Amerika ile eş zamanlı olarak sosyal ve iktisadi bir gelişme göstermesini engellemiştir. Sömürgelerde sanayinin gelişmesini köstekleyen emperyalist politika sayesinde, kelimenin tam anlamıyla bir proleter sınıfı bu ülkelerde gelişememiştir; hatta emperyalist ülkelerin merkezileşmiş sanayilerinin ürünleri ile rekabet edemeyen yerli zanaatlar son zamanlarda yok edilmiştir. 

Bunun sonucu, halkın büyük çoğunluğunun kendini kırsal alanda bulması ve ihracata yönelik hammaddelerin üretiminde ve tarımsal emekte yoğunlaşmak zorunda kalması olmuştur. 

Bunun sonucu toprak mülkiyetinin, kah büyük toprak sahiplerinin, kah mali sermayenin, kah devletin elinde hızla toplanması olmuştur. Böylece büyük bir topraksız köylü kitlesi yaratılmış ve nüfusun geniş yığınları cehalet içinde tutulmuştur. 

Bu politikanın sonucu şudur: devrimci düşüncenin kendini gösterdiği bu tür ülkelerde, bu düşünce ifadesini, eğitilmiş orta sınıflar içerisinde bulabilmektedir. 

Yabancı egemenlik, iktisadi güçlerin özgürce gelişmesini köstekler. Bu nedenle bu egemenliğin yıkılması, sömürgelerdeki devrimin ilk adımıdır; bu nedenle sömürgelerde yabancı egemenliğin yıkılması için, yürütülen mücadeleye verilen destek, yerli burjuvazinin milliyetçi hareketine sunulan bir destek değil, kendisi de ezilen proletaryanın önündeki yolun açılması demekti .

7) Ezilen ülkelerde günden güne birbirinden ayrılan iki hareket bulunmaktadır: Birincisi siyasal bağımsızlık ve burjuva düzeni programına sahip olan milliyetçi burjuva demokratik hareketidir.  İkincisi ise cahil ve yoksul işçi ve köylülerin her türlü sömürüden kurtuluş hareketidir. 

Bunlardan birincisi, ikincisini yönetmeyi amaçlamaktadır ve sık sık başarmaktadır da. Ama Komünist Enternasyonal ve ona bağlı partiler buna karşı mücadele etmeli ve sömürgelerin işçi yığınları arasında bağımsız sınıf duygularının gelişmesini sağlamak için çalışmalıdır. Bu yolda en önemli görev işçi ve köylüleri örgütleyip devrim ve sovyet cumhuriyetinin kurulması yoluna sokacak olan komünist partilerinin kurulmasıdır.

8) Sömürgelerdeki kurtuluş hareketi, burjuva demokratik milliyetçi hareketin dar çevresiyle sınırlı değildir. Sömürgelerin çoğunda işçi yığınlarıyla yakın temasta olan toplumsal-devrimci bir hareket veya komünist partileri bulunmaktadır. Komünist Enternasyonal’in sömürgelerdeki devrimci hareketle ilişkisi, bu parti ya da gruplara hizmet etmelidir; çünkü bunlar işçi sınıfının öncüsünü oluşturmaktadırlar. Bugün bunlar zayıf olsalar bile, yığınların iradesini temsil etmektedirler ve yığınlar onları devrim yolunda izleyecektir. Farklı emperyalist ülkelerdeki komünist partiler, sömürgelerdeki bu proleter partileriyle temas halinde çalışmalı ve onlara maddi ve manevi destek sunmalı. 

9) Sömürgelerdeki devrim ilk aşamasında komünist bir devrim olamaz, ama eğer başlangıçtan itibaren, önderlik komünist öncünün elinde olursa, kitleler dağılmaz ve hareketin değişik gelişme aşamaları onların devrimci deneyiminin artmasına yarar. 

Doğu ülkelerinde tarım konusunda komünist ilkeleri derhal uygulamaya çalışmak elbette vahim bir hata olur. İlk aşamasında sömürgelerdeki devrimin programı, toprak dağıtımı gibi küçük burjuva reformları içermek zorundadır. Ama bu böyledir diye önderliğin burjuva demokrasisine devredilmesi gerekmez. Aksine proleter partisi sovyetler yönünde sistematik ve güçlü bir propagandayı yükseltmeli ve işçi köylü sovyetlerinin örgütlenmesi için çalışmalıdır. Kapitalizme karşı dünya çapındaki nihai zafere ulaşabilmek için bu sovyetler, ileri kapitalist ülkelerdeki sovyet cumhuriyetleri ile yakın işbirliği içinde çalışmalıdır. 

Böylece gelişmiş kapitalist ülkelerin bilinçli proletaryası tarafından yönlendirilen geri ülkelerin yığınları, kapitalist gelişmenin değişik aşamalarından geçmeksizin komünizme ulaşacaktır.

Kaynak: Lenin Döneminde Komünist Enternasyonal, Belgeler, Cilt 1, İkinci bölüm, Maya Kitapları, 1997, s. 210-216.