Troçkist’in 8. sayısı çıktı

Troçkist’in yeni sayısı kapitalist emperyalist sistem derin bir krizin içinde sürüklenirken, küresel kargaşanın hakim olduğu bir dönemde okurlarıyla buluşuyor. Bin yılın başında emperyalistler Afganistan ve Irak işgallerini başlatırken “yeni dünya düzenini” kuracaklarını ilan ediyorlardı. Bugün ise emperyalizmin sözcüleri bir düzenden ziyade “dünya düzensizliğinden” bahsediyorlar.

ABD emperyalizmi Afganistan ve Irak işgallerinden yenilgiyle ayrılmışken, küresel kapitalizm 2008’de başlayan ekonomik krizin içinde debelenmeye devam ediyor. Bu şartlar altında ABD’de aşırı sağcı patron Donald Trump, ABD emperyalizminin egemenlik krizini aşmak için emperyalist bir karşı saldırının başını çekiyor. Ancak Trump’ın bu saldırganlığı emperyalist düzeni yeniden tesis etmek bir yana, küresel düzensizliği, kaosu körüklüyor. İran’a dönük saldırganlığın bir fiyaskoya dönüşmesi, petrol fiyatlarının katlanması, ara seçimler arifesinde Trump’ı köşeye sıkıştırıyor, emperyalizmin krizini derinleştiriyor.

Bu dünya konjonktüründe, İşçilerin Uluslararası Birliği – Dördüncü Enternasyonal (İUB-DE) 14-19 Kasım tarihlerinde 9. Dünya Kongresi’ni gerçekleştirecek. Türkiye’den İşçi Demokrasisi Partisi’nin de parçası olduğu İUB-DE, Dördüncü Enternasyonal’in yeniden inşası hedefiyle Latin Amerika ve Karayipler, ABD, Avrupa ve Ortadoğu’daki 20’den fazla ülkeden parti, militan ve sempatizanı bünyesinde barındırıyor. Buenos Aires’te gerçekleşecek kongrede, dünyanın dört bir yanından bir araya gelecek delegasyon ve konuklar, küresel ve yerel mücadele dinamiklerine ilişkin deneyimlerini ve katkılarını paylaşacak.

Bu bağlamda, “Dünya Düzensizliği” başlığını verdiğimiz dosya konusunda, İUB-DE’nin bu kongre için hazırladığı dünya durumu üzerine politik perspektiflere ilişkin taslak metninden çeşitli bölümlere yer veriyoruz. Bu dosya içerisinde, Trump önderliğindeki ABD emperyalizminin güncel politikaları; ABD’de Trump’a karşı gerçekleşen devasa seferberlikler; Venezuela ve Küba’ya dönük saldırganlıklar; Çin’in emperyalist sistem içerisindeki konumu; dünya çapında güçlenen aşırı sağ ve mevcut koşullar altında devrimci önderliğin inşasının dinamikleri üzerine çeşitli başlıklara yer veriyoruz. Bu vesileyle, küresel politikaya ilişkin bir eylem kılavuzu niteliğinde hazırlanan bu metni, çeşitli mücadelelerin başını çeken öncülerle ve aktivistlerle paylaşarak, kolektif bir mücadelenin geliştirilmesine katkı sunmasını diliyoruz.

Dosya dışı yazılarımızda ilk olarak, Oktay Benol AKP’nin 25 yılının bir politik bilançosunu çıkarıyor. Tıpkı küresel kargaşa gibi, Türkiye politikası de derin bir türbülansın içindeyken Benol, bu 25 yılda “bir partiden öteye geçip rejimi kuşatarak devletleşen, kendi ayrıcalıklı sınıfsal katman ve bürokrasisini yaratan ve kendi geleceğiyle Türkiye’nin kaderini iç içe geçirerek kitleyen AKP ve liderinin geçmişten bugüne varoluş koşullarını, tüm ittifak ve rakipleriyle mevcudiyetini ve devamlılığını anlamaya ve açıklamaya” dönük bir çerçeve sunuyor.

Sayımız Suriye’ye ilişkin iki önemli metinle devam ediyor. İlk olarak ülkede yeni kurulan Özgürlük ve Onur Hareketi’nin siyasal eylem programı yer alıyor. Esad rejiminin devrilmesinin ardından oluşan politik durumu anlayabilmek için bu metin berrak bir devrimci perspektif sunuyor. Özgürlük ve Onur Hareketi’nden Aisha Awdeh ise, Şara hükümetiyle Suriye Demokratik Güçleri arasında imzalanan entegrasyon anlaşmasını inceliyor. Türkiye’de devam müzakere süreciyle doğrudan ilgili bu konuyu Awdeh devrimci, enternasyonalist bir perspektifle değerlendiriyor.

Bu sayı aynı zamanda ulusal soruna, emperyalist işgallere ve ulusal kurtuluş mücadelelerine ilişkin iki önemli deneyime ışık tutuyor. İlki İUB-DE’nin önderlerinden Ezequiel Peressini’nin Keşmir’de gerçekleşen devasa kitlesel seferberliklerine ilişkin analizi. Üç ülkeye bölünmüş Keşmir’in ulusal kurtuluş mücadelesinin arka planını ele almasının ardından Pakistan’a bağlı olan bölgede gerçekleşen büyük seferberliklerde ulusal ve ekonomik, sosyal taleplerin nasıl iç içe geçtiğini gösteriyor.

Bu çerçevede bir diğer başlığımız 1930’larda Etiyopya’nın işgaline ilişkin. ABD emperyalizmi ve Siyonizm ortaklığında İran’a dönük başlatılan yeni saldırı, devrimci Marksizm içerisinde savaşlara, emperyalist işgallere dönük politik tutum tartışmalarını yeniden gündeme getirdi. Dördüncü Enternasyonal hareketinin ABD seksiyonunun dergisi olan New International’da Parabellum imzasıyla Ekim 1935’de yayımlanan “İtalya–Etiyopya Savaşı Üzerine Sorular” başlıklı metinde, savaşlara karşı genel geçer pasifist bir tutum almanın veya bütün savaşları emperyalist savaş ilan ederek devrimci yenilgicilik çağrısı yapmanın hatalı bir pozisyon olacağı savunuluyor. Troçki’nin Nisan 1936’da kaleme aldığı metinde ise Etiyopya’nın emperyalist bir güç olan İtalya tarafından işgalinin “iki rakip diktatör arasındaki bir çatışma” olarak okunamayacağına yönelik vurgusu, İran’a yönelik saldırıda alınması gereken tutuma ilişkin önemli bir referans niteliği taşıyor.

Son olarak, “Yapay Zeka ve Kapitalizmin Krizi” başlıklı metninde Bahadır Bedri, Marksist bir perspektifle yapay zeka fenomenine odaklanıyor. Yapay zekanın yaygın bir şekilde kullanılmasının kapitalist krizden çıkışı mümkün kılıp kılmayacağı, yapay zekanın yıkıcı ve devrimci potansiyellerini tartışıyor.