Tarih:

Paylaş:

Pakistan: Keşmir sosyal haklar ve kendi kaderini tayin hakkı için ayakta

Pakistan’ın kontrolündeki, Azad Keşmir olarak adlandırılan Keşmir bölgesinde haziran ayından bu yana kitlesel gösteriler sokaklara taşıyor ve onlarca kişinin ölümüne yol açan baskıyla karşı karşıya geliyor. Bu mücadele, toplumsal ve demokratik haklar uğruna açık bir çatışmaya dönüşmüş durumda. Bu yeni ve örnek niteliğindeki mücadele süreci, Hint Yarımadası’nda 1949’dan bu yana Pakistan, Hindistan ve Çin’in, emperyalist güçlerle ittifak halinde uyguladığı sömürgeci baskıya maruz kalan bağımsızlık ve özerklik mücadelesini yeniden canlandırmaktadır.

Ekmek, ücretler ve temel hizmetlere erişim için verilen mücadele ivme kazanmakta, Keşmir halkının yeni ve güçlü örgütleri ortaya çıkmaktadır. Bu arada Şahbaz Şerif liderliğindeki Pakistan hükümeti, baskıya karşı uzun bir mücadele geleneğine sahip bir halkın acil ve tarihsel taleplerini bir yandan kurşunlarla bastırmaya, diğer taraftan seçimler yoluyla kontrol altına almaya çalışıyor

Keşmir halkının haklarını çiğneyen uzun süreli bir çatışma

Hindistan’ın 1947’de İngiliz emperyalizminden bağımsızlığını kazandığı büyük zaferin ardından, Keşmir’in bağımsızlığı meselesi çözümsüz kaldı. Keşmir, Himalayaların batı eteklerinde, Hindistan ve Pakistan’ın kuzeyinde, Çin’in güneybatısında yer alan verimli bir vadidir. Birleşik Krallık, geri çekilmeden önce Hindistan’da sınırları din temelinde belirlemiştir. Bu durum, Hindu çoğunluklu Hindistan ile Müslüman çoğunluklu Pakistan’ın kurulmasına yol açtı. Pakistan ise o dönemde Batı ve Doğu Pakistan olarak ikiye ayrılmıştı. Doğu Pakistan daha sonra 1971 yılında Bangladeş’e dönüştü. Keşmir, 100 yıl boyunca bir prenslik olarak varlığını sürdürmüştür. Hindistan bağımsızlığını kazandığında, prensliği yöneten Maharaca Hari Singh, Pakistan’ın toprağı ele geçirme girişimine karşı krallıkla işbirliği yapması karşılığında, yeni kurulan Hindistan’a katılmıştı. Bir Hindu olan Maharaca’nın bu kararı, bölgedeki Müslüman çoğunluğu göz ardı etti ve çatışmayı çözmek yerine, yeni anlaşmazlıklara kapı araladı. Çatışmaya bir çözüm dayatmak amacıyla, Birleşmiş Milletler 1949’da bir ateşkes ilan etmiş ve Keşmir’i üç parçaya bölen Kontrol Hattı’nı oluşturmuştur: yüzde 45’i Hindistan’a, yüzde 35’i Pakistan’a ve büyük bir tuz çölünden oluşan yüzde 20’si Çin’e bırakıldı.

Keşmir, bugüne dek, sömürgeci denetim altındaki üç bölgeye bölünmüş durumdadır. Pakistan, Azad Keşmir ve Gilgit-Baltistan’ı kontrol etmektedir; Hindistan, Cammu Keşmir ve Ladakh’ı kontrol etmektedir; Çin ise Aksai Chin tuz düzlüklerini ve Şaksgam Vadisi’ni kontrol etmektedir. Bu yapay bölünme, üç ülke arasında sayısız ve tekrarlanan askeri çatışmalara yol açmış, özellikle Hindistan, Pakistan ve Çin’in hepsinin nükleer silahlara sahip ve dünyanın en kalabalık ülkeleri arasında yer aldığı göz önüne alındığında, gerilimleri had safhaya taşımıştır.

Azad Keşmir ve Cammu Keşmir Ortak Eylem Komitesi’nin (JAAC) Yükselişi

Azad Keşmir, yaklaşık 3 milyon kişiye ev sahipliği yapmaktadır. Ayrıca 1,8 milyondan fazla Azad Keşmirli yurt dışında yaşamakta ve çalışmaktadır. 2022’den bu yana, sosyal, demokratik ve özerkliğe ilişkin talepler birleşmekte ve enflasyona, hizmet maliyetlerine ve düşen yaşam kalitesine karşı büyük çaplı seferberliklerde ifadesini bulmaktadır. Bu seferberlikler, bölgesel egemenliğin ve doğal kaynakların yeniden halkın denetimine geçirilmesini hedefleyen bir alternatif arayışını temsil ediyor.

Ağustos 2022’de Halkın Hakları Hareketi (Awami Huqooq Tehreek), acil sosyal talepleri merkezî bir platformda bir araya getirerek ortaya çıktı. Mayıs 2023’te ise İslamabad’daki Pakistan federal hükümetinin ve Muzafferabad’daki merkezî kukla yerel yönetimin uygulamalarına karşı gösteriler, oturma eylemleri, yol kapatmalı grevler ve çeşitli kitlesel protestolar gerçekleştirildi.

Eylül 2023’te ise Ortak Halk Eylem Komitesi (JAAC) kuruldu. Halkın Hakları Hareketi’nin de katılımıyla örgüt, Azad Keşmir toplumunun daha geniş kesimlerini kapsayacak şekilde genişledi. JAAC, hareketin geçici liderliğinin oluşturulmasına öncülük etti. Bu liderlik, Azad Keşmir’in on bölgesinin her birinden üçer kişi olmak üzere toplam 30 kişiden oluşuyordu. Liderlik içerisinde milliyetçi aktivistler, küçük işletme sahipleri ve Cammu Keşmir Ulusal Öğrenci Federasyonu (JKNSF) gibi kendilerini sosyalist olarak tanımlayan solcu ve öğrenci örgütlerinin üyeleri de yer alıyordu.

Hareketin ileri sürdüğü talepler, hidroelektrik enerjiye üretim maliyeti üzerinden erişimin güvence altına alınması ve adaletsiz vergilerin kaldırılması, buğday sübvansiyonlarının yeniden yürürlüğe konması ve yönetici elitin ayrıcalıklarına son verilmesiydi. Çeşitli yerleşim bölgelerine yayılan geniş çaplı bir seferberliğin ardından, hükümet talepleri ele almayı kabul etmiş, birim başına 3 ile 6 rupi arasında bir elektrik tarifesini ve 40 kg’lık un çuvalı başına 1.000 rupilik (yaklaşık 4 dolar) bir fiyat indirimini onaylamıştı.

Ancak diğer talepler görmezden gelindi. Bu nedenle, Ortak Halk Eylem Komitesi (JAAC), Mayıs 2024’te başkent Muzaffarabad’da kitlesel ve açık bir müzakere süreci aracılığıyla taleplerini güncelledi. Bu süreçte, JAAC talep listesini genişleterek, Pakistan’da yaşayan Keşmirli mültecilere Muzafferabad’daki parlamentoda ayrılan 12 sandalyenin ve kamu istihdamında tanınan yüzde 19’luk kotanın kaldırılması, tüm vatandaşlar için ücretsiz sağlık hizmeti ve eğitim, öğrenci sendikalarının yeniden tesis edilmesi gibi demokratik siyasi talepleri de kapsamına aldı. Bununla birlikte, kendi kaderini tayin hakkı talebi açık biçimde programa eklenmedi.

2026: ayaklanma sömürgeci baskıyla karşı karşıya

Pakistan hükümetinin taleplere yanıt vermemesi, Hindistan ile Pakistan arasında çatışmaların ve karşılıklı bombardımanların yeniden yoğunlaştığı bir dönemde, Eylül ve Ekim 2025’te geniş çaplı seferberliklere yol açtı. Bu seferberliklerin amacı, JAAC tarafından formüle edilen taleplerin hayata geçirilmesiydi. Yeni hareket, Bangladeş, Sri Lanka ve Nepal gibi komşu ülkelerde yaşanan halk ayaklanmalarının etkisiyle büyük bir ivme kazandı ve gençliği mücadelenin ön saflarına taşıdı. Seferberlikler son derece güçlüydü. Hükümet bazı taleplere yanıt vermek zorunda kaldı ve JAAC, taahhüt edilen sosyal önlemlerin uygulanmasına ilişkin bir anlaşma imzaladı.

Ancak hükümet bir kez daha verdiği sözleri yerine getirmedi. Sekiz ay boyunca herhangi bir yanıt alınamamasının ardından, Haziran 2026’da hareket yeniden sokaklara çıktı ve taleplerini kabul ettirmek amacıyla Pakistan işgali altındaki Keşmir tarihinin en büyük seferberliklerini başlattı. Bu kitlesel gösteriler, yoğun baskı koşulları altında ve 27 Temmuz’da başlayan seçim süreciyle eş zamanlı olarak gerçekleşti.

9 Haziran’da Bhimber kentinde düzenlenen büyük bir yürüyüş, Rawalakot da dahil olmak üzere çeşitli şehirlerden geçerek bölgesel başkent Muzafferabad’a ulaşmayı hedefliyordu. Polis, Rawalakot’u binlerce güvenlik görevlisiyle kuşattı. Çatışmalar hemen başladı ve aralarında bazı önde gelen liderlerin de bulunduğu onlarca kişi yaşamını yitirdi. Hükümet, cenazelerin ailelerine teslim edilmeden gömülmesini emretti. Pakistan federal hükümeti JAAC’ı yasa dışı ilan etti ve örgütün önde gelen liderlerinin yakalanması için başlarına yüksek miktarda ödül koydu. Federal hükümet, Terörle Mücadele Yasası kapsamında 450 kişiyi tutuklamaya çalıştı ve protestocuları asılsız biçimde Hindistan ajanı olmakla suçladı.

Baskılara rağmen seferberlik devam etti. Çok sayıda kentte onlarca yol kapatma eylemi ve oturma eylemi gerçekleştirildi. Laik ve ilerici aktivizmin merkezlerinden biri olan Rawalakot’ta çadır eylemleri haftalar boyunca sürerken, kadınlar mücadele günlerinin faaliyetlerinde ve örgütlenmesinde öncü bir rol üstlenmeye başladı. 15 Haziran’dan bu yana kesintisiz biçimde bölgede genel grev sürüyor ve esnafın kepenk kapatması, toplu taşıma şoförlerinin ise yolcu taşımayı reddetmesi nedeniyle hayat tamamen durmuş durumda.

Demokratik ve sosyal talepler ve kendi kaderini tayin mücadelesi

38 maddede ifade edilen talepler, Pakistan hükümetinin bütünüyle karşılamayı reddettiği temel sosyal ve demokratik taleplerdir. Çünkü bu talepler, özünde Pakistan’ın Azad Keşmir üzerindeki sömürgeci mirasına ve yönetim yapısına meydan okumakta, ayrıca İslamabad tarafından idare edilen göreli ve biçimsel özerkliğin yalnızca yetersiz değil, aynı zamanda kurmaca olduğunu da ortaya koymaktadır. Dolayısıyla acil sorunlar artık Azad Keşmir’in ve daha geniş anlamda Cammu ve Keşmir bölgesinin bağımsızlığı ve kendi kaderini tayin hakkı mücadelesi çerçevesinde yeniden tanımlanmaktadır.

Su ve elektriğe erişim hakkı gibi ilk bakışta basit görünen talepler, bu koşullar altında hiç de önemsiz değildir. Pakistan’ın en büyük hidroelektrik barajı olan Mangla Barajı Azad Keşmir’de bulunmaktadır. Pakistan buradaki su kaynaklarına el koymakta, herhangi bir telif ya da kullanım bedeli ödememekte ve elektrik Azad Keşmir’e “ihraç ediliyormuş” gibi gösterilerek yüksek hizmet bedelleri dayatılmaktadır.

Pakistan topraklarında yaşayan mültecilere ayrılan koltukların kaldırılması gibi demokratik talepler, Pakistan tarafından manipüle edilen hileli seçimlere karşı bir tepki olarak gündeme getirilmiştir. Bu ayrılmış koltuklar, Pakistan’ın Azad Keşmir’in siyasi bağımsızlığını zayıflatmak için kullandığı yasal bir teknik ayrıntıdır. Sınırlı yasama kapasitesine sahip 53 koltuklu parlamentonun 12 koltuğu, Hindistan’ın Cammu Keşmir işgalinden kaçarak Pakistan’a sığınan 450.000 mülteciye ayrılmıştır. Bahsedilen mülteciler onlarca yıldır Pakistan’da yaşamakta, ülkenin siyasal yapısının bir parçasını oluşturmakta ve Pakistan vatandaşlığına sahiptir. Hükümet, zaten sınırlı sayıdaki kamu sektörü istihdamının yüzde 19’unu bu kesime tahsis ederek yerel halkın iş olanaklarını azaltmaktadır. JAAC, Pakistan’ın Muzafferabad’daki yönetim üzerindeki sömürgeci denetimini örtülü biçimde sürdürmek amacıyla bu kontenjanları ve kamu kadrolarını kullandığını belirtmektedir. Bu nedenle JAAC, kurallar değiştirilmediği sürece seçim sürecine katılmama kararı almış ve seçim boykotu çağrısında bulunmuştur.

JAAC ve halk seferberliği ayrıca tutukluların derhal serbest bırakılmasını, yargı baskısının sona erdirilmesini, “terörist” listelerinin iptal edilmesini, JAAC üzerindeki yasağın kaldırılmasını ve örgüt liderleri hakkında çıkarılan tutuklama emirlerinin geri çekilmesini talep etmektedir. Halk seferberliği, işlenen cinayetlere dair ise cenazelerin ailelerine teslim edilmesini, cinayetlerden sorumlu polis görevlileri ile onların siyasi amirlerinin cezalandırılmasını ve kaybedilen kişilerin akıbetinin açıklığa kavuşturulmasını istemektedir.

İşçilerin Uluslararası Birliği – Dördüncü Enternasyonal, bu taleplerle dayanışma içinde ve Keşmir halk hareketinin nihai başarısı için küresel destek çağrısı yapmaktadır. Baskıları kınıyor; dünya çapındaki demokratik, işçi, öğrenci ve kadın örgütlerini, özellikle de Pakistan ve Hindistan’daki örgütleri, Londra’daki Keşmir diasporasının ve dünyanın çeşitli kentlerindeki Pakistan büyükelçilikleri ile konsoloslukları önünde gerçekleştirilen eylemlerde görüldüğü gibi, kendi ülkelerinde mümkün olan en güçlü dayanışmayı göstermeye çağırıyoruz. Pakistan’ın ve hükümetinin suçlarını teşhir ediyor; Pakistan’ın, Hindistan’ın ve Çin’in baskısına son verecek birleşik ve özgür bir Keşmir yolunda, sömürgeci baskının sona erdirilmesini destekliyoruz.

Popüler Yazılar