{"id":352,"date":"2019-01-28T00:29:51","date_gmt":"2019-01-27T21:29:51","guid":{"rendered":"http:\/\/94.237.85.66\/?p=352"},"modified":"2019-02-16T02:26:51","modified_gmt":"2019-02-15T23:26:51","slug":"turk-dis-politikasi-tarihi-ii","status":"publish","type":"post","link":"https:\/\/trockist.net\/index.php\/2019\/01\/28\/turk-dis-politikasi-tarihi-ii\/","title":{"rendered":"T\u00fcrk d\u0131\u015f politikas\u0131 tarihi (II)"},"content":{"rendered":"\n<p>T\u00fcrkiye\u2019nin d\u0131\u015f politikas\u0131na ili\u015fkin \u00e7al\u0131\u015fmam\u0131z\u0131n bu b\u00f6l\u00fcm\u00fcn\u00fc kaleme almaya ba\u015flad\u0131\u011f\u0131m\u0131z s\u0131rada, Cumhurba\u015fkan\u0131 Tayyip Erdo\u011fan Bat\u0131 emperyalist blo\u011funu ondan ve \u00f6zellikle de Avrupa Birli\u011fi&#8217;nden uzakla\u015farak \u015eanghay birli\u011fine kat\u0131lmakla tehdit etmeye ba\u015flam\u0131\u015ft\u0131. Onun ba\u015f\u0131nda oldu\u011fu h\u00fck\u00fcmetlerin izledikleri diplomasi stratejisini, \u00e7al\u0131\u015fman\u0131n \u00fc\u00e7\u00fcnc\u00fc b\u00f6l\u00fcm\u00fcnde ele alaca\u011f\u0131z. Ama daha \u015fimdiden belirtmekte yarar var: Erdo\u011fan ve Adalet ve Kalk\u0131nma Partisi ne kadar d\u0131\u015f politika alan\u0131nda yeni bir \u00e7\u0131\u011f\u0131r a\u00e7m\u0131\u015f gibi g\u00f6r\u00fcnseler de onlar\u0131n \u00e7izgisi, Bat\u0131l\u0131 g\u00fc\u00e7lere y\u00f6nelttikleri ele\u015ftiriler ve verdikleri g\u00f6zda\u011flar\u0131, ne Osmanl\u0131 \u0130mparatorlu\u011fu&#8217;nun son d\u00f6nemlerinden beri uygulamaya \u00e7al\u0131\u015ft\u0131\u011f\u0131 ve Cumhuriyet d\u00f6nemi politikac\u0131lar\u0131n\u0131n ayn\u0131 \u00e7izgide s\u00fcrd\u00fcrd\u00fc\u011f\u00fc egemen g\u00fc\u00e7ler aras\u0131ndaki dengelerden yararlanarak ayakta kalma stratejisinden farkl\u0131d\u0131r, ne de T\u00fcrkiye&#8217;yi ait oldu\u011fu yar\u0131 s\u00f6m\u00fcrge stat\u00fcs\u00fcnden kurtarmaya yeterlidir. Osmanl\u0131 d\u00f6neminde hanedan ve egemen s\u0131n\u0131flar blo\u011funun (askeriye, ilmiye, kalemiye), Cumhuriyet d\u00f6neminde de asker ve sivil b\u00fcrokrasi ile sanayi ve ticaret burjuvazisinin yapt\u0131\u011f\u0131 gibi, \u015fimdi de Erdo\u011fan&#8217;\u0131n \u00f6nderli\u011findeki Bonapartist oligar\u015fi egemenli\u011fini ve hatta kendi var olu\u015funu, b\u00fcy\u00fck g\u00fc\u00e7lerin \u015fimdi birilerine sonra \u00f6b\u00fcrlerine yaslanarak, onlar\u0131n aralar\u0131ndaki gerginliklerden ve \u00e7at\u0131\u015fmalardan yararlanmaya \u00e7al\u0131\u015farak idame ettirme gayretindedir. Bu, yar\u0131 s\u00f6m\u00fcrge \u00fclkelere \u00f6zg\u00fc klasik bir diplomasi politikas\u0131d\u0131r.<\/p>\n\n\n\n<p>Bu politikan\u0131n bariz \u00f6rneklerine bu b\u00f6l\u00fcmde ele alaca\u011f\u0131m\u0131z 1960-80 d\u00f6neminde de rastl\u0131yoruz. Bu a\u00e7\u0131dan an\u0131lan d\u00f6nem s\u0131ras\u0131ndaki d\u00fcnya ko\u015fullar\u0131na k\u0131saca da olsa g\u00f6z atmam\u0131z, T\u00fcrkiye&#8217;nin d\u0131\u015f politika manevralar\u0131n\u0131 anlayabilmemiz a\u00e7\u0131s\u0131ndan yararl\u0131 olacakt\u0131r.<\/p>\n\n\n\n<p><strong>D\u00fcnya dengeleri<\/strong><\/p>\n\n\n\n<p>T\u00fcrkiye&#8217;nin d\u0131\u015f politikas\u0131n\u0131 belirleyen ana unsur, daha Cumhuriyetin kurulu\u015fundan itibaren \u201culusal g\u00fcvenlik\u201d ve \u201culusal kalk\u0131nma\u201d olmu\u015ftu. Zar zor kurulmu\u015f mevcut s\u0131n\u0131rlar i\u00e7inde T\u00fcrk devletinin varl\u0131\u011f\u0131, asl\u0131nda onu yaratan devlet b\u00fcrokrasisinin ve giderek olu\u015fmakta olan burjuvazinin ana kayg\u0131s\u0131yd\u0131. Diplomasi stratejisi de bu kayg\u0131dan hareket ederek kurgulan\u0131yordu. \u00d6zellikle II. D\u00fcnya Sava\u015f\u0131 sonras\u0131nda T\u00fcrkiye&#8217;nin Bat\u0131 ittifak\u0131na yakla\u015fmas\u0131 ve NATO&#8217;ya d\u00e2hil olmas\u0131 da, devlet y\u00f6neticilerinin t\u00fcm antikom\u00fcnist yarg\u0131lar\u0131na ra\u011fmen, bu ideolojik se\u00e7imin de\u011fil, ulusal g\u00fcvenlik kayg\u0131lar\u0131n\u0131n \u00fcr\u00fcn\u00fc olmu\u015ftu. Zira, biraz sonra ele alaca\u011f\u0131m\u0131z gibi, T\u00fcrk egemen blo\u011fu t\u00fcm Bat\u0131c\u0131 s\u00f6ylemine ve stratejisine kar\u015f\u0131n Sovyetler Birli\u011fi ile olan ili\u015fkilerini geli\u015ftirip, emperyalizmin isteklerine ve hatta bask\u0131lar\u0131na kar\u015f\u0131 da kar\u015f\u0131 duracakt\u0131. Osmanl\u0131 \u0130mparatorlu\u011fu&#8217;nun gerileme ve \u00e7\u00f6k\u00fc\u015f d\u00f6nemlerine \u00f6zg\u00fc \u201cb\u00fcy\u00fck g\u00fc\u00e7ler aras\u0131ndaki dengelerden yararlanma\u201d politikalar\u0131 Cumhuriyet y\u00f6neticileri taraf\u0131ndan da izleniyordu.<\/p>\n\n\n\n<p>Cumhuriyetin kurucular\u0131 i\u00e7in \u201cBat\u0131c\u0131l\u0131k\u201d, emperyalist g\u00fc\u00e7lere ko\u015fulsuz ba\u011flanma anlam\u0131ndan ziyade, Osmanl\u0131&#8217;y\u0131 y\u0131k\u0131ma g\u00f6t\u00fcren ekonomik ve sosyal gerilikten kurtulma anlam\u0131 ta\u015f\u0131yordu. Bat\u0131l\u0131 geli\u015fmi\u015f \u00fclkeler bunu kendi tarihleri i\u00e7inde ger\u00e7ekle\u015ftirmi\u015f g\u00f6r\u00fcn\u00fcyorlard\u0131 ve teknolojiden devlet y\u00f6netim bi\u00e7imine ve hukukuna, hatta k\u0131l\u0131k k\u0131yafete kadar bu tarihsel deneyimin T\u00fcrkiye&#8217;ye aktar\u0131lmas\u0131 gerekti\u011fine inan\u0131l\u0131yordu. Sosyal devrimini hen\u00fcz ger\u00e7ekle\u015ftirmi\u015f olan Sovyetler Birli\u011fi&#8217;nin kalk\u0131nma ve sosyal at\u0131l\u0131m alanlar\u0131nda hen\u00fcz parlak bir \u00f6rnek olu\u015fturamad\u0131\u011f\u0131 bir d\u00f6nemde yeni T\u00fcrkiye Cumhuriyetinin, pek \u00e7ok di\u011fer geri ve yar\u0131 s\u00f6m\u00fcrge \u00fclke gibi Bat\u0131 kapitalizmini kendine model almas\u0131 yeni egemen b\u00fcrokrasi ve filizlenmekte olan burjuvazi a\u00e7\u0131s\u0131ndan ka\u00e7\u0131n\u0131lmaz oluyordu. Bu stratejinin se\u00e7ilmesinin \u00fclkenin emperyalizme ba\u011f\u0131ml\u0131l\u0131\u011f\u0131n\u0131 art\u0131racak olmas\u0131na kar\u015f\u0131n.<\/p>\n\n\n\n<p>Bununla birlikte, T\u00fcrkiye&#8217;nin diplomatik anlamda emperyalizme ba\u011flanmas\u0131, ABD&#8217;nin yan\u0131nda Kore&#8217;ye asker g\u00f6ndermesi ve kar\u015f\u0131devrimci NATO ittifak\u0131na kat\u0131lmas\u0131n\u0131n gerisindeki ana itici etken, Sovyetler&#8217;in bo\u011fazlar \u00fczerindeki istekleri ve bask\u0131lar\u0131yd\u0131. Onlar\u0131n T\u00fcrkiye h\u00fck\u00fcmetinin izniyle bo\u011fazlardan ge\u00e7erek Akdeniz&#8217;e inebilmeleri belki de pek \u00f6nemli olmayacak, hatta zaman\u0131 geldi\u011finde di\u011fer s\u00fcper g\u00fc\u00e7lere kar\u015f\u0131 kullan\u0131labilecek bir tehdit unsuru da olabilecekti. Ama Sovyet h\u00fck\u00fcmeti, bunun \u00f6tesinde bo\u011fazlarda \u00fcs sahibi olmak istiyordu. \u0130\u015fte bu noktada da T\u00fcrkiye\u2019nin ulusal g\u00fcvenlik kayg\u0131lar\u0131 \u015fiddetleniyor ve bu iste\u011fe kar\u015f\u0131 \u015fiddetle direniliyordu. NATO ittifak\u0131na girilmesi esas olarak bu kayg\u0131dan kaynaklan\u0131yordu. Sovyetler&#8217;in \u00fcs iste\u011finin kar\u015f\u0131lanmas\u0131, belki de bir ad\u0131m sonras\u0131nda \u00fclkenin do\u011fu s\u0131n\u0131rlar\u0131n\u0131n yeniden tart\u0131\u015f\u0131lmas\u0131n\u0131 da g\u00fcndeme getirebilecekti ki, T\u00fcrk egemen blo\u011fu o noktaya gelinmeden direnilmesi gerekti\u011fine karar vermi\u015fti. Bu kayg\u0131dan hareketle emperyalist ittifaka kat\u0131lmas\u0131 elbette ileride bizzat emperyalist \u00fclkelerden kaynaklanan yeni g\u00fcvenlik kayg\u0131lar\u0131na yol a\u00e7acak, \u00fclkenin yar\u0131 s\u00f6m\u00fcrge olma niteli\u011fini g\u00fc\u00e7lendirecek ve d\u0131\u015f politikada da her zamanki s\u00fcper g\u00fc\u00e7ler aras\u0131ndaki dengelere oynama taktiklerini tekrar ve tekrar g\u00fcndeme getirecekti.<\/p>\n\n\n\n<p>Nitekim bu kayg\u0131lardan ilki \u00e7ok ge\u00e7meden J\u00fcpiter f\u00fczeleriyle ilgili olarak do\u011fdu. \u201cSovyet tehdidine\u201d kar\u015f\u0131l\u0131k olarak T\u00fcrkiye 1959&#8217;da Menderes h\u00fck\u00fcmetinin ABD ba\u015fkan\u0131 Eisenhower ile yapt\u0131\u011f\u0131 anla\u015fma uyar\u0131nca 15 adet orta menzilli ve n\u00fckleer ba\u015fl\u0131kl\u0131 J\u00fcpiter f\u00fczesinin \u0130zmir&#8217;e yerle\u015ftirilmesi konusunda anla\u015fmaya varm\u0131\u015ft\u0131. Ger\u00e7i h\u00fck\u00fcmetin d\u0131\u015fi\u015fleri yetkilileri bu giri\u015fimin Sovyetler Birli\u011fi&#8217;ni k\u0131zd\u0131raca\u011f\u0131 ve bask\u0131lar\u0131n\u0131 art\u0131raca\u011f\u0131 g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fcndeydi, ama gerek ordu kademeleri gerekse di\u011fer h\u00fck\u00fcmet yetkilileri onlar\u0131 dikkate alm\u0131yorlard\u0131. Ama ger\u00e7ekten de Kru\u015f\u00e7ev, T\u00fcrk h\u00fck\u00fcmetinin karar\u0131n\u0131n hemen ard\u0131ndan ABD nezdinde \u015fik\u00e2yetlerini ve itirazlar\u0131n\u0131 dile getirmeye ba\u015flam\u0131\u015ft\u0131. Asl\u0131nda Eisenhower&#8217;dan sonra i\u015fba\u015f\u0131na gelen Kennedy ve onun h\u00fck\u00fcmeti 1961&#8217;de \u0130zmir&#8217;e yerle\u015ftirilen J\u00fcpiterlerin bir n\u00fckleer sava\u015f s\u0131ras\u0131nda Sovyetler&#8217;e kar\u015f\u0131 etkili olmayacaklar\u0131n\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcnmekte ve bu nedenle de Akdeniz&#8217;e g\u00f6nderdikleri Polaris n\u00fckleer denizalt\u0131lar\u0131n\u0131n varl\u0131\u011f\u0131 sayesinde T\u00fcrkiye&#8217;deki f\u00fczeleri geri \u00e7ekmeye haz\u0131rlanmaktayd\u0131lar. Tam bu s\u0131rada, Ekim 1962&#8217;de K\u00fcba krizi patlak verdi. Kru\u015f\u00e7ev ABD&#8217;den \u00f6nce K\u00fcba \u00fczerindeki ablukay\u0131 kald\u0131rmas\u0131n\u0131 ve adaya herhangi bir sald\u0131r\u0131da bulunmayaca\u011f\u0131na dair garanti vermesi kar\u015f\u0131l\u0131\u011f\u0131nda oraya yollad\u0131\u011f\u0131 f\u00fczeleri geri \u00e7ekmeye haz\u0131r oldu\u011funu bildirmi\u015f, ama ertesi g\u00fcn ise T\u00fcrkiye&#8217;deki J\u00fcpiter f\u00fczelerinin kald\u0131r\u0131lmas\u0131n\u0131 \u015fart ko\u015fmu\u015ftu. Kennedy ise ikinci mektuba yan\u0131t vermeyip ilk Sovyet iste\u011fini kabul etmi\u015f, b\u00f6ylece bir n\u00fckleer sava\u015f tehlikesi \u00f6nlenmi\u015fti. ABD 1963&#8217;te J\u00fcpiterleri T\u00fcrkiye&#8217;den kald\u0131rd\u0131\u011f\u0131nda ise, T\u00fcrk h\u00fck\u00fcmeti \u00fclkenin ABD taraf\u0131ndan bir \u201cticaret\u201d konusu haline getirilmi\u015f oldu\u011funu d\u00fc\u015f\u00fcnmeye ba\u015flam\u0131\u015ft\u0131. ABD h\u00fck\u00fcmeti, T\u00fcrkiye&#8217;nin bilgisi olmadan, zaten \u00e7ekmeyi d\u00fc\u015f\u00fcnd\u00fc\u011f\u00fc f\u00fczeleri gizli bir pazarl\u0131k konusu yaparak, \u201cdostunun\u201d \u00fczerinden kriz y\u00f6netimi uygulam\u0131\u015ft\u0131. Bu geli\u015fmenin ard\u0131ndan T\u00fcrkiye parlamentosundan bir heyet 1932&#8217;den beri ilk defa Sovyetler Birli\u011fi&#8217;ni ziyaret ederek \u201cdostluk ili\u015fkilerini\u201d yeniden ger\u00e7ekle\u015ftirme \u00e7abas\u0131na giri\u015fecekti.<\/p>\n\n\n\n<p>T\u00fcrkiye bu ad\u0131m\u0131 atarken d\u00fcnyadaki g\u00fc\u00e7ler dengesinde a\u00e7\u0131lan yeni bir d\u00f6nemin ko\u015fullar\u0131n\u0131 da g\u00f6zlemlemekteydi. ABD&#8217;nin ba\u015f\u0131n\u0131 \u00e7ekti\u011fi emperyalist blok ile Sovyetler Birli\u011fi&#8217;nin liderli\u011findeki b\u00fcrokratik i\u015f\u00e7i devletleri grubu aras\u0131ndaki gerginlikler \u201cso\u011fuk sava\u015f\u201d diye adland\u0131r\u0131lan m\u00fccadeleler s\u00fcrmekteydi. Emperyalizm d\u00fcnya egemenli\u011fini gerekirse silahl\u0131 sald\u0131r\u0131larla s\u00fcrd\u00fcrmek ve yayg\u0131nla\u015fmaktan vaz ge\u00e7mi\u015f de\u011fildi. Buna kar\u015f\u0131l\u0131k 1949 \u00c7in ve 1959 K\u00fcba devrimleri, Vietnam&#8217;daki antiemperyalist direni\u015f, Afrika&#8217;daki ba\u011f\u0131ms\u0131zl\u0131k m\u00fccadeleleri, pek \u00e7ok Ortado\u011fu \u00fclkesinin ve ba\u011f\u0131ms\u0131zl\u0131\u011f\u0131na kavu\u015fmu\u015f eski s\u00f6m\u00fcrge \u00fclkelerin Sovyetler Birli\u011fi ile geli\u015ftirdikleri ili\u015fkiler, Sovyet blo\u011funun emperyalizmin arzulad\u0131\u011f\u0131 bi\u00e7imde ve h\u0131zda yok edilemeyece\u011fini a\u00e7\u0131\u011fa \u00e7\u0131karm\u0131\u015ft\u0131. Bu arada Sovyet b\u00fcrokrasisi de II. D\u00fcnya Sava\u015f\u0131 sonras\u0131nda Yunanistan ve \u0130talya gibi \u00fclkelerde kom\u00fcnist partileri iktidar\u0131 almaktan men etmi\u015f, devrimin d\u00fcnya \u00f6l\u00e7e\u011finde yayg\u0131nla\u015fmas\u0131n\u0131 frenleyerek etki alanlar\u0131na payla\u015ft\u0131r\u0131lm\u0131\u015f bir Avrupa&#8217;daki kurulu stat\u00fckoyu korumaya istekli oldu\u011funu, kan\u0131tlam\u0131\u015ft\u0131. \u00d6te yandan her iki blok da geli\u015ftirdikleri n\u00fckleer silahlarla aralar\u0131nda bir deh\u015fet dengesi kurmu\u015flard\u0131.&nbsp;<\/p>\n\n\n\n<p>Dolay\u0131s\u0131yla s\u0131cak \u00e7eki\u015fmeler yerini bir \u201cdetant\u201d s\u00fcrecine b\u0131rak\u0131yordu. Asl\u0131nda iki blo\u011fun bar\u0131\u015fmas\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcncesi Stalin&#8217;in \u00f6l\u00fcm\u00fcnden hemen sonra 1954&#8217;te Sovyetler Birli\u011fi d\u0131\u015f i\u015fleri bakan\u0131 Molotov taraf\u0131ndan ortaya at\u0131lm\u0131\u015ft\u0131. Kurulan deh\u015fet dengesinin bloklar\u0131n \u00f6nder \u00fclkelerine getirdi\u011fi \u201cg\u00fcven\u201d \u201ckar\u015f\u0131l\u0131kl\u0131 ve dengeli kuvvet indirimi\u201d&nbsp; giri\u015fimlerine yol a\u00e7\u0131yordu. 1969&#8217;da Sovyetler Birli\u011fi Molotov&#8217;un \u00f6nerisini yeniden g\u00fcndeme getirir. 1970-73 aras\u0131nda Almanya, Do\u011fu Almanya&#8217;n\u0131n ba\u011f\u0131ms\u0131z bir devlet olarak varl\u0131\u011f\u0131n\u0131 kabul eder. B\u00fct\u00fcn bu geli\u015fmelerin \u00fczerine 1973&#8217;de taraflar aras\u0131nda Avrupa G\u00fcvenlik ve \u0130\u015fbirli\u011fi g\u00f6r\u00fc\u015fmeleri ba\u015flat\u0131l\u0131r. \u0130ki y\u0131l sonra imzalanan Helsinki senedine g\u00f6re Avrupa&#8217;n\u0131n g\u00fcvenlik sorunlar\u0131, insanc\u0131l sorunlar ve ekonomi, bilimsel, teknoloji ve \u00e7evre sorunlar\u0131 \u00fczerinde iki blo\u011fun i\u015fbirli\u011fi yapmas\u0131 kararla\u015ft\u0131r\u0131l\u0131r. Taraflar verili d\u00fcnya stat\u00fckosunu b\u00f6ylece tescil ediyorlar ve Sovyet b\u00fcrokrasisinin deyimiyle \u201cbar\u0131\u015f i\u00e7inde birlikte ya\u015fama\u201d d\u00f6nemine giriyorlard\u0131. &nbsp;<\/p>\n\n\n\n<p>T\u00fcrkiye&#8217;nin g\u00fc\u00e7ler aras\u0131ndaki dengelere oynama bi\u00e7imindeki \u201cg\u00fcvenlik stratejisini\u201d uygulayabilmesini kolayla\u015ft\u0131ran \u201cyumu\u015fama\u201d ortam\u0131n\u0131n ard\u0131nda yatan ba\u015fka nedenler de vard\u0131. Emperyalist kampta Almanya&#8217;n\u0131n do\u011fu s\u0131n\u0131rlar\u0131n\u0131 kabul etmesi ve ekonomik alanda (Japonya birlikte) ABD ile rekabet edecek geli\u015fme seviyesine ula\u015fmas\u0131n\u0131n yan\u0131 s\u0131ra, ABD&#8217;nin egemenli\u011fini tart\u0131\u015fmal\u0131 bulan De Gaulle, Fransa&#8217;y\u0131 milliyet\u00e7i politikalar \u00e7er\u00e7evesinde g\u00fc\u00e7lendirmeye \u00e7al\u0131\u015fmaktayd\u0131. \u00dcstelik Fransa&#8217;n\u0131n di\u011fer baz\u0131 Avrupa \u00fclkeleriyle birlikte hazinesinde toplad\u0131\u011f\u0131 dolarlar bu uluslararas\u0131 para biriminin de\u011fer yitirmesine yol a\u00e7\u0131yordu. ABD&#8217;nin Vietnam sava\u015f\u0131 harcamalar\u0131 i\u00e7in s\u00fcrekli para basmas\u0131 da bu deval\u00fcasyonu g\u00fc\u00e7lendiriyordu. Oysa ABD 1960&#8217;lar\u0131n sonunda Vietnam sava\u015f\u0131n\u0131 kaybetmekte oldu\u011funu anlam\u0131\u015f ve 1969&#8217;da bu \u00fclkeden \u00e7ekilece\u011fini a\u00e7\u0131klam\u0131\u015ft\u0131. Dolar\u0131n a\u011f\u0131r deval\u00fcasyonuyla birlikte, t\u00fcm d\u00fcnya \u00fclkelerini kendi para birimlerini dolara g\u00f6re ayarlamaya zorunlu k\u0131lan (ve IMF ile D\u00fcnya Bankas\u0131&#8217;n\u0131n kurulmas\u0131na yol a\u00e7an) Bretton-Woods sistemi de \u00e7\u00f6km\u00fc\u015f oluyordu (1971). Bu geli\u015fmeler, Vietnam sava\u015f\u0131 nedeniyle t\u00fcm d\u00fcnyada yayg\u0131nla\u015fan antiemperyalist seferberliklerle ve 1968&#8217;deki i\u015f\u00e7i ve \u00f6\u011frenci ayaklanmalar\u0131yla birle\u015fince ABD&#8217;nin emperyalist kamp i\u00e7indeki \u00f6nderli\u011fi sars\u0131l\u0131yor, merkezka\u00e7 kuvvetler etkili hale geliyordu.<\/p>\n\n\n\n<p>Ama merkezka\u00e7 e\u011filimler sadece emperyalist kamp i\u00e7inde ya\u015fanm\u0131yordu. 1956&#8217;da Macaristan&#8217;da ve 1968&#8217;de \u00c7ekoslovakya&#8217;da patlak veren antib\u00fcrokratik i\u015f\u00e7i ve \u00f6\u011frenci ayaklanmalar\u0131, Stalinist Sovyet b\u00fcrokrasisi taraf\u0131ndan ezilmekle birlikte b\u00fcrokratik diktat\u00f6rl\u00fckleri sorgulayan devrimci e\u011filimlerin varl\u0131\u011f\u0131n\u0131 ortaya koymu\u015ftu. \u00d6te yandan Sovyetler Birli\u011fi&#8217;nin II. D\u00fcnya Sava\u015f\u0131ndan sonra Yugoslavya ve Arnavutluk&#8217;u da (t\u0131pk\u0131 Yunanistan gibi) emperyalist kampa b\u0131rakm\u0131\u015f olmas\u0131na ra\u011fmen bu \u00fclke kom\u00fcnist partilerinin ve partizanlar\u0131n\u0131n m\u00fccadelelerini s\u00fcrd\u00fcrerek iktidara gelmeleri ve buralarda birer i\u015f\u00e7i devleti in\u015fa etmeleri, Moskova&#8217;dan ba\u011f\u0131ms\u0131z sosyalist in\u015fa \u00e7abalar\u0131n\u0131n var oldu\u011funa i\u015faret ediyordu. Sovyetler Birli\u011fi, ayn\u0131 \u015fekilde 1949&#8217;da galip gelen \u00c7in devrimini de denetleyemiyor, Mao&#8217;nun liderli\u011findeki \u00c7in b\u00fcrokrasisi ile derin \u00e7eli\u015fkiler ya\u015f\u0131yordu. Bu arada Romanya \u0130ngiltere ve Fransa&#8217;dan, Polonya ve Macaristan ise ABD&#8217;den finansman sa\u011flayarak kendi sanayile\u015fmelerini Moskova&#8217;n\u0131n planlar\u0131 d\u0131\u015f\u0131nda geli\u015ftirme \u00e7abas\u0131 i\u00e7indeydiler.<\/p>\n\n\n\n<p>\u0130ki blok aras\u0131ndaki so\u011fuk sava\u015f s\u00fcr\u00fcyor, ama \u00f6nder \u00fclkelerin sorgulan\u0131r hale geldi\u011fi bir ortamda emperyalizm ile i\u015f\u00e7i devletleri bloklar\u0131 aras\u0131nda bir t\u00fcr \u201cyumu\u015fama\u201d s\u00fcreci a\u00e7\u0131l\u0131yordu. \u00d6te yandan \u00fclke i\u00e7inde, Demokrat Parti&#8217;nin son d\u00f6neminde a\u011f\u0131r bir krize s\u00fcr\u00fcklenmi\u015f olan ekonomiyi tekrar raylar\u0131 \u00fczerine oturtmak, ama bunun da \u00f6tesinde geli\u015fme a\u00e7\u0131s\u0131ndan yeni bir sermaye birikimi s\u00fcreci ba\u015flatmak zorunlulu\u011fu bulunuyordu. T\u00fcrkiye, d\u0131\u015f politikalar\u0131n\u0131 bu genel parametreler \u00e7er\u00e7evesinde belirlemeye \u00e7al\u0131\u015facakt\u0131.<\/p>\n\n\n\n<p><strong>Yeni birikim modeli<\/strong><\/p>\n\n\n\n<p>27 May\u0131s 1960 darbesiyle a\u00e7\u0131lan yeni d\u00f6nemde, siyasal d\u00fczlemde oldu\u011fu kadar ekonomik alanda da yeni bir yap\u0131lanmaya gidilecekti. Olduk\u00e7a geni\u015f demokratik haklarla donat\u0131lan yeni anayasayla, devlet b\u00fcrokrasisi (asker ve sivil) sadece kendi egemenli\u011fini sarsabilecek, 1950&#8217;li y\u0131llardakine benzer \u015fekilde kendi denetiminden uzakla\u015fabilecek bir siyasi atmosferin yeniden olu\u015fmas\u0131n\u0131 engellemeye y\u00f6nelik \u00f6nlemler al\u0131nm\u0131\u015f olmuyordu. Ama ayn\u0131 zamanda, korumas\u0131 alt\u0131ndaki sanayi burjuvazisinin taleplerinin hayata ge\u00e7irilmesine ili\u015fkin gerekli faaliyet alanlar\u0131n\u0131n da a\u00e7\u0131lmas\u0131n\u0131 \u00f6ng\u00f6r\u00fcyordu. Bunlar\u0131n ba\u015f\u0131nda da, zaten ba\u015flat\u0131lm\u0131\u015f olan korumac\u0131 d\u0131\u015f ticaret politikalar\u0131 \u00e7er\u00e7evesindeki ithal ikameci sanayile\u015fmenin bu yeni d\u00f6nemde be\u015f y\u0131ll\u0131k kalk\u0131nma programlar\u0131yla garanti alt\u0131na al\u0131nm\u0131\u015f olmas\u0131 geliyordu. Buna paralel olarak yeni anayasan\u0131n \u00e7er\u00e7evesi, bu sanayile\u015fme politikas\u0131n\u0131n gerektirdi\u011fi yeni proleter katmanlar\u0131n olu\u015fabilmesine imk\u00e2n verecekti. B\u00f6ylece ekonominin d\u0131\u015fa ba\u011f\u0131ml\u0131l\u0131\u011f\u0131n\u0131n azalt\u0131laca\u011f\u0131n\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcnen b\u00fcrokrasi, siyasal planda ve d\u0131\u015f politika alan\u0131nda da bunun gere\u011fini yerine getirmeye \u00e7al\u0131\u015facak, Bat\u0131 d\u00fcnyas\u0131yla \u201culusal \u00e7\u0131karlar\u201d nedeniyle bir dizi s\u00fcrt\u00fc\u015fmeye girecekti.<\/p>\n\n\n\n<p>T\u00fcrkiye burjuvazisinin yeni bir birikim modeline duydu\u011fu gereksinim, esas olarak 1950\u201360 y\u0131llar\u0131 aras\u0131ndaki Demokrat Parti iktidar\u0131n\u0131n temelsiz liberal politikalar\u0131n\u0131n ekonomide yaratt\u0131\u011f\u0131 karga\u015fa ortam\u0131yd\u0131. Menderes h\u00fck\u00fcmetlerinin ekonomik program\u0131 esas olarak devlet\u00e7ilik uygulamalar\u0131n\u0131n s\u0131n\u0131rlanmas\u0131, \u00f6zel giri\u015fimcili\u011fin \u00f6zendirilmesi, kamu i\u015fletmelerinin \u00f6zelle\u015ftirilmesi ve planlamalar\u0131n k\u0131s\u0131tlay\u0131c\u0131 etkilerinin giderilmesine dayan\u0131yordu. Kalk\u0131nma stratejisini ise, emperyalizmin T\u00fcrkiye&#8217;ye bi\u00e7ti\u011fi tar\u0131msal \u00fcretim ve tar\u0131ma dayal\u0131 sanayinin te\u015fvik ve himaye edilmesi temeline oturtuyordu. 1951&#8217;de ger\u00e7ekle\u015ftirilen Sanayi Kongresi&#8217;nde d\u00f6nemin Ekonomi ve Ticaret Bakan\u0131 Z\u00fcht\u00fc Hilmi Velibe\u015fe, h\u00fck\u00fcmetin hedefini \u201c&#8230;.\u015fimdiye kadar yap\u0131ld\u0131\u011f\u0131 gibi s\u0131nai mamul ithalat\u0131n\u0131 azaltan, dolay\u0131s\u0131yla d\u0131\u015f ticaret hacmimizi daraltan sanayi yerine, ihracat\u0131m\u0131z\u0131 \u00e7o\u011faltan sanayinin te\u015fvik ve himayesi\u201d olarak a\u00e7\u0131kl\u0131yordu.&nbsp;<\/p>\n\n\n\n<p>Ne var ki bu liberal ekonomi stratejisi h\u0131zla artan enflasyona ve ciddi b\u00fct\u00e7e a\u00e7\u0131klar\u0131na neden olur. D\u0131\u015f ticaretteki liberalizasyon, yetersiz ihracat potansiyeli ve ithalat\u0131n artmas\u0131 nedeniyle \u00f6demeler dengesini bozar, d\u0131\u015f bor\u00e7 y\u00fck\u00fcn\u00fc a\u011f\u0131rla\u015ft\u0131r\u0131r. Beklenen d\u0131\u015f yat\u0131r\u0131mlar ise ger\u00e7ekle\u015fmez. 1958&#8217;de ciddi bir deval\u00fcasyon ve K\u0130T \u00fcr\u00fcnlerine zam yap\u0131l\u0131r. B\u00fcy\u00fcme yava\u015flar ve ekonomi durgunlu\u011fa girer. B\u00fct\u00fcn bu geli\u015fmeler, ekonominin d\u0131\u015f\u0131na s\u00fcr\u00fcklenen imalat sanayisi burjuvazisinin yan\u0131 s\u0131ra, sat\u0131n alma g\u00fcc\u00fc giderek d\u00fc\u015fen sivil ve asker b\u00fcrokraside huzursuzluk yarat\u0131r. Bu geli\u015fmeler DP iktidar\u0131n\u0131n bask\u0131c\u0131 politikalar\u0131yla da birle\u015fince 27 May\u0131s darbesinin ve onunla birlikte korumac\u0131l\u0131\u011fa dayal\u0131 yeni bir planl\u0131 ekonomik stratejinin ve sermaye birikimi modelinin temellerini haz\u0131rlar.<\/p>\n\n\n\n<p>Darbe h\u00fck\u00fcmetlerinin acil hedefi bozulan ekonomik dengeleri yeniden d\u00fczeltebilmek i\u00e7in b\u00fct\u00e7e a\u00e7\u0131klar\u0131n\u0131 asgariye indirmek, bunun i\u00e7in de devlet harcamalar\u0131nda tasarrufa gitmek, a\u00e7\u0131klar\u0131n Merkez Bankas\u0131 emisyonlar\u0131yla kar\u015f\u0131lanmas\u0131na son vermek, tar\u0131mda destekleme al\u0131m fiyatlar\u0131n\u0131 denetlemek olur. Kitlelerin sat\u0131n al\u0131m g\u00fcc\u00fcn\u00fcn art\u0131r\u0131lmas\u0131n\u0131n ekonomiyi canland\u0131raca\u011f\u0131na inan\u0131lmaktad\u0131r. Devletin yat\u0131r\u0131m politikalar\u0131n\u0131n da uzun vadeli ve a\u011f\u0131r maliyetli projelere de\u011fil, d\u00f6viz getirici sekt\u00f6rlere y\u00f6nelmesi arzulan\u0131r.&nbsp;<\/p>\n\n\n\n<p>Planl\u0131 d\u00f6neme olduk\u00e7a iddial\u0131 b\u00fcy\u00fcme h\u0131zlar\u0131 hedeflenir ve bu hedeflere y\u0131llara g\u00f6re de\u011fi\u015fen art\u0131\u015f ve azal\u0131\u015flarla \u00f6nemli \u00f6l\u00e7\u00fcde ula\u015f\u0131l\u0131r. 1954-61 y\u0131llar\u0131 aras\u0131nda ortalama b\u00fcy\u00fcme oran\u0131 %3.7 iken, bu rakam 1962-76 aras\u0131nda %6.3&#8217;e ula\u015f\u0131r. Ayn\u0131 d\u00f6nemde sanayideki b\u00fcy\u00fcme h\u0131z\u0131 %9.3, sanayinin Gayrisafi Yurt \u0130\u00e7i Has\u0131ladaki (GSY\u0130H) pay\u0131 ise %15.6 olur; sanayinin bu pay\u0131 1977-79 aras\u0131nda %24.5&#8217;e \u00e7\u0131kar. \u0130malat sanayisinde birikim oran\u0131 (sabit sermaye yat\u0131r\u0131mlar\u0131\/GSY\u0130H), 1976-78 y\u0131llar\u0131 d\u00f6neminde %9.7 gibi olduk\u00e7a y\u00fcksek bir d\u00fczeye ula\u015f\u0131r. Bunlar sanayi burjuvazisinin alt\u0131n y\u0131llar\u0131d\u0131r.<\/p>\n\n\n\n<p>Bununla birlikte, bu d\u00f6nemler s\u0131ras\u0131nda, sanayideki b\u00fcy\u00fcme h\u0131zlar\u0131nda ithalat olanaklar\u0131yla ilgili olarak gelgitler ya\u015fan\u0131r. 1960&#8217;lar\u0131n sonlar\u0131nda ya\u015fanan d\u00f6viz darbo\u011faz\u0131 ithal girdilerinin sa\u011flanamamas\u0131na ve imalat sanayisinin daralmas\u0131na yol a\u00e7arken, 1970 sonras\u0131nda yurti\u00e7ine akan i\u015f\u00e7i d\u00f6vizleri tekrar bir canlanmaya neden olur ve bu durum 1977&#8217;ye kadar s\u00fcrer. Ama o y\u0131ldan itibaren ba\u015flayan ciddi ve h\u0131zl\u0131 d\u00fc\u015f\u00fc\u015f \u00fclke i\u00e7inde mal s\u0131k\u0131nt\u0131lar\u0131n\u0131n yayg\u0131nla\u015fmas\u0131na ve a\u011f\u0131rla\u015fmas\u0131na neden olur. Bu ini\u015f \u00e7\u0131k\u0131\u015flar\u0131n temel nedeni sanayi \u00fcretim ve yat\u0131r\u0131m\u0131 i\u00e7in gereken hammadde ve yat\u0131r\u0131m mallar\u0131n\u0131n yurtd\u0131\u015f\u0131ndan ithal edilmek zorunda olmas\u0131d\u0131r. Bu ba\u011f\u0131ml\u0131l\u0131k, her d\u00f6viz s\u0131k\u0131nt\u0131s\u0131nda sanayi sekt\u00f6r\u00fcnde a\u011f\u0131r krizler yarat\u0131r.<\/p>\n\n\n\n<p>Sanayinin sistematik olarak ihtiya\u00e7 duydu\u011fu d\u00f6viz ihracat yoluyla kar\u015f\u0131lanamad\u0131\u011f\u0131ndan devlet fonlar\u0131ndan sanayi burjuvazisinin kullan\u0131m\u0131na sunulur. \u0130thalat\u0131n giderek artmas\u0131, 1974 petrol kriziyle birle\u015fince d\u0131\u015f ticaret a\u00e7\u0131klar\u0131 giderek b\u00fcy\u00fcr, krizden \u00e7\u0131k\u0131\u015f yolu olarak g\u00f6r\u00fclen deval\u00fcasyon giri\u015fimleri de ihracat gelirlerini art\u0131rmak yerine yurt i\u00e7i \u00fcretim maliyetlerini art\u0131rarak enflasyonu h\u0131zland\u0131r\u0131r. 1977&#8217;den itibaren T\u00fcrkiye ekonomisi yap\u0131sal bir krizin i\u00e7ine s\u00fcr\u00fcklenir.<\/p>\n\n\n\n<p><strong>1962-68 Y\u0131llara g\u00f6re GSY\u0130H b\u00fcy\u00fcme oranlar\u0131 (%)<\/strong><\/p>\n\n\n\n<div class=\"wp-block-image\"><figure class=\"aligncenter\"><img loading=\"lazy\" decoding=\"async\" width=\"1024\" height=\"534\" src=\"http:\/\/94.237.85.66\/wp-content\/uploads\/2019\/01\/1-1-1024x534.png\" alt=\"\" class=\"wp-image-353\" srcset=\"https:\/\/trockist.net\/wp-content\/uploads\/2019\/01\/1-1-1024x534.png 1024w, https:\/\/trockist.net\/wp-content\/uploads\/2019\/01\/1-1-300x157.png 300w, https:\/\/trockist.net\/wp-content\/uploads\/2019\/01\/1-1-768x401.png 768w, https:\/\/trockist.net\/wp-content\/uploads\/2019\/01\/1-1.png 1292w\" sizes=\"auto, (max-width: 1024px) 100vw, 1024px\" \/><\/figure><\/div>\n\n\n\n<p>Kriz d\u00f6neminde t\u00fcm sekt\u00f6rlerde ciddi gerilemeler g\u00f6r\u00fcl\u00fcr ve ulusal has\u0131la tahrip olur. 1977&#8217;de %27,2 oran\u0131nda ger\u00e7ekle\u015fen sermaye birikimi oran\u0131 d\u00f6nemin sonunda %21,5 oran\u0131na geriler. \u00d6zellikle sanayi sekt\u00f6r\u00fcndeki birikim h\u0131z\u0131 yava\u015flar ve nihayet 1979&#8217;da %-5 oralar ger\u00e7ekle\u015fir, yani sadece birikim olmamakta ama kaynaklar tahrip olmaktad\u0131r. 1978&#8217;de enflasyon oran\u0131 %52,6 gibi m\u00fcthi\u015f bir d\u00fczeye \u00e7\u0131kar, karaborsa ba\u015flar, K\u0130T a\u00e7\u0131klar\u0131 y\u00fcksek boyutlara ula\u015f\u0131r, piyasada tuz, ampul, sigara gibi temel mallar ile t\u00fcp gaz ve benzin bulunamaz hale gelir. 1980&#8217;de d\u0131\u015f bor\u00e7lar toplam 19,131 milyon dolara ula\u015f\u0131r; toplam borcun GSY\u0130H i\u00e7indeki pat\u0131 %27 d\u00fczeyindedir. \u0130thalat harcamalar\u0131, ihracat gelirlerinin yar\u0131s\u0131n\u0131 bile kar\u015f\u0131layamamaktad\u0131r.<\/p>\n\n\n\n<p>Bu iflas noktas\u0131nda 1980 y\u0131l\u0131n\u0131n 24 Ocak tarihinde Demirel h\u00fck\u00fcmeti, IMF&#8217;nin direktifleri do\u011frultusunda yeni bir \u201cistikrar program\u0131\u201d ilan eder. Karar\u0131n mimar\u0131 Ba\u015fbakanl\u0131k M\u00fcste\u015far\u0131 ve DPT M\u00fcste\u015far Vekili Turgut \u00d6zal&#8217;d\u0131r. Program iil bak\u0131\u015fta klasik IMF program\u0131 gibi g\u00f6r\u00fcnse de as\u0131l amac\u0131 ithal ikameci sanayile\u015fmeden T\u00fcrkiye ekonomisinin tamamen liberalle\u015ftirilerek giderek k\u00fcreselle\u015fmekte olan d\u00fcnya ekonomisine entegrasyonudur. Programda al\u0131nan \u00f6nlemler hep bu y\u00f6ndedir: Deval\u00fcasyonla dolar 47 TL&#8217;den 70 TL&#8217;ye \u00e7\u0131kar\u0131l\u0131r, K\u0130T \u00fcr\u00fcnlerine muazzam zamlar yap\u0131l\u0131r ve bu \u00fcr\u00fcnlerin fiyatlar\u0131n\u0131n piyasa taraf\u0131ndan belirlenmesi kararla\u015ft\u0131r\u0131l\u0131r, kamu harcamalar\u0131 k\u0131s\u0131l\u0131r, s\u0131k\u0131 para politikas\u0131na ge\u00e7ilir, d\u00f6viz kuru de\u011fi\u015fken hale getirilir ve faizler serbest b\u0131rak\u0131l\u0131r.<\/p>\n\n\n\n<p>Ne var ki, toplumsal reaksiyona son derece a\u00e7\u0131k bu program\u0131n uygulanmas\u0131 politik istikrar ve g\u00fc\u00e7l\u00fc h\u00fck\u00fcmetler gerektirmektedir. Oysa Demirel h\u00fck\u00fcmeti son derece zay\u0131ft\u0131r, varl\u0131\u011f\u0131 dinci Milli Selamet Partisi ile fa\u015fist Milliyet\u00e7i Hareket Partisi&#8217;nin k\u0131r\u0131lgan deste\u011fine ba\u011fl\u0131d\u0131r. \u00d6te yandan 1970&#8217;lerin ortalar\u0131ndan itibaren y\u00fckselmekte olan i\u015f\u00e7i ve emek\u00e7i m\u00fccadeleleri ile sosyalist solun giderek radikalle\u015fmesi, fa\u015fist \u00e7etelerin sald\u0131r\u0131lar\u0131na kar\u015f\u0131 silahl\u0131 direni\u015fin yayg\u0131nla\u015fmas\u0131, 24 Ocak kararlar\u0131n\u0131n uygulanabilece\u011fi istikrar ortam\u0131na izin vermemektedir. T\u00fcrkiye kapitalizminin i\u00e7ine s\u00fcr\u00fcklendi\u011fi bu yap\u0131sal krizden \u00e7\u0131k\u0131\u015f\u0131n yolunu, tekelci burjuvazi ile emperyalizmin ad\u0131na iktidara el koyan 12 Eyl\u00fcl askeri cuntas\u0131 olur. Kapitalizmin \u00fclkedeki yeni liberal birikim modelini \u00d6zal&#8217;\u0131n program\u0131n\u0131 hayata ge\u00e7irecek olan Bonapartist diktat\u00f6rl\u00fck ve onu izleyen \u00d6zal h\u00fck\u00fcmetleridir.<\/p>\n\n\n\n<p><strong>ABD ile \u201ca\u015fk ve nefret\u201d ili\u015fkisi<\/strong><\/p>\n\n\n\n<p>1960 sonras\u0131nda be\u015f y\u0131ll\u0131k kalk\u0131nma planlar\u0131na ba\u011flanarak \u00e7eki d\u00fczen verilmeye \u00e7al\u0131\u015f\u0131lacak olan ithal ikameci sanayile\u015fme politikas\u0131 esas itibariyle Menderes&#8217;in ba\u015fbakanl\u0131\u011f\u0131ndaki Demokrat Parti iktidar\u0131n\u0131n son d\u00f6nemlerinde g\u00fcndeme gelir. H\u00fck\u00fcmet yetkilileri sanayi tesisleri olmadan ekonominin ayakta duramayaca\u011f\u0131n\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcnmeye ba\u015flam\u0131\u015flard\u0131r, ama bu anlay\u0131\u015f T\u00fcrkiye ve benzeri \u00fclkeler i\u00e7in ABD&#8217;nin planlad\u0131\u011f\u0131 tar\u0131msal geli\u015fme stratejisine ters d\u00fc\u015fmekteydi. Bunun \u00fczerine h\u00fck\u00fcmetin Sovyetler Birli\u011fi ile ili\u015fkilerini geli\u015ftirerek yeni kredi ve teknoloji aray\u0131\u015flar\u0131na giri\u015fmesi ABD i\u00e7in alarm zillerinin \u00e7almaya ba\u015flamas\u0131na neden oluyordu. \u00dcstelik DP&#8217;nin artan muhalefet kar\u015f\u0131s\u0131nda bask\u0131c\u0131 y\u00f6ntemlere ba\u015fvurarak \u201cistikrar\u201d konusunda denetimi elinde ka\u00e7\u0131r\u0131r olmas\u0131 emperyalizmin endi\u015felerini daha da art\u0131r\u0131yordu. Washington, T\u00fcrk silahl\u0131 kuvvetleri i\u00e7indeki ho\u015fnutsuzluktan elbette haberdard\u0131, \u00f6yle ki ABD ve NATO kurumlar\u0131nda \u00e7al\u0131\u015fan muhalif subaylar\u0131n rahats\u0131zl\u0131klar\u0131n\u0131n bilgisine sahip olmakla birlikte CIA bu konuyu Menderes h\u00fck\u00fcmetine iletmiyordu. 27 May\u0131s&#8217;taki darbenin haz\u0131rl\u0131\u011f\u0131ndan da DP iktidar\u0131n\u0131 haberdar etmeyecekti. ABD bir anlamda Menderes&#8217;ten ve DP iktidar\u0131ndan kurtulmay\u0131 ye\u011flemi\u015fti.<\/p>\n\n\n\n<p>Nitekim darbeciler iktidara el koyduklar\u0131nda, Alpaslan T\u00fcrke\u015f&#8217;in okudu\u011fu ilk bildiride <em>&#8220;B\u00fct\u00fcn ittifaklar\u0131m\u0131za ve taahh\u00fctlerimize sad\u0131\u011f\u0131z. NATO&#8217;ya ve CENTO&#8217;ya inan\u0131yoruz ve ba\u011fl\u0131y\u0131z&#8221;<\/em> a\u00e7\u0131klamas\u0131 yap\u0131l\u0131yordu. Bu a\u00e7\u0131klama, elbette albaylar cuntas\u0131n\u0131n T\u00fcrkiye&#8217;nin uluslararas\u0131 politik konumunda herhangi de\u011fi\u015fiklik \u00f6ng\u00f6rmediklerine ili\u015fkin niyet beyan\u0131yd\u0131; ama bunun da \u00f6tesinde, gene \u00f6n plana \u00e7\u0131kan \u201culusal g\u00fcvenlik\u201d refleksinin, bu darbeyi Ortado\u011fu&#8217;da geli\u015fen Nas\u0131rc\u0131 ve BAAS yanl\u0131s\u0131 hareketlere benzeterek ABD&#8217;den gelebilecek herhangi bir m\u00fcdahaleye kar\u015f\u0131 savunma durumuna ge\u00e7ti\u011fine i\u015faret ediyordu.<\/p>\n\n\n\n<p>\u00d6te yandan, askeri cunta (Milli G\u00fcvenlik Kurulu) \u00fclkenin d\u0131\u015f bor\u00e7lar\u0131na sad\u0131k olduklar\u0131n\u0131 ve \u00f6demeye devam edece\u011fini a\u00e7\u0131klam\u0131\u015ft\u0131. Bu, gerek d\u0131\u015f bor\u00e7lar\u0131n \u00f6denmesi, gerekse de yeni yat\u0131r\u0131mlar i\u00e7in \u00f6ng\u00f6r\u00fclen kredilerin sa\u011flanabilmesi a\u00e7\u0131s\u0131ndan T\u00fcrkiye&#8217;nin Bat\u0131&#8217;ya, \u00f6zellikle de ABD&#8217;ye olan ba\u011f\u0131ml\u0131l\u0131\u011f\u0131n\u0131 s\u00fcrd\u00fcrece\u011fine i\u015faret ediyordu. Bu gerekirlik ise zaman zaman, b\u00fcrokrasinin, ordunun ve iktidarlar\u0131n hassas olmaya \u00e7al\u0131\u015ft\u0131klar\u0131 ulusal g\u00fcvenlik stratejisiyle \u00e7eli\u015fen \u00f6zellikler kazan\u0131yordu. Buna neden ilk olay K\u00fcba krizi ve J\u00fcpiter f\u00fczeleri krizi s\u0131ras\u0131nda ya\u015fand\u0131. 1962&#8217;de Kru\u015f\u00e7ev, ABD&#8217;nin T\u00fcrkiye&#8217;ye bu f\u00fczeleri yerle\u015ftirmesini sert bir dille k\u0131nam\u0131\u015f ve buna \u201ccevap verilebilece\u011finden\u201d s\u00f6z etmi\u015fti. ABD h\u00fck\u00fcmetinin bu f\u00fczeleri geri \u00e7ekmeyi reddetmesine kar\u015f\u0131l\u0131k, K\u00fcba krizi \u00e7\u00f6z\u00fcmlendikten sonra 1963&#8217;te J\u00fcpiterleri s\u00f6kmesi, \u00f6nce T\u00fcrkiye kamuoyunda, ard\u0131ndan da h\u00fck\u00fcmet \u00e7evrelerinde f\u00fczelerin ABD ile SSCB aras\u0131nda pazarl\u0131k konusu yap\u0131ld\u0131\u011f\u0131 ve s\u00f6kme karar\u0131n\u0131n T\u00fcrkiye\u2019den habersiz olarak al\u0131nm\u0131\u015f oldu\u011fu inanc\u0131 yayg\u0131nla\u015ft\u0131. Washington&#8217;da al\u0131nan kararlar\u0131n T\u00fcrkiye&#8217;nin g\u00fcvenli\u011fini zedeleyebilece\u011fi anlay\u0131\u015f\u0131 ve ku\u015fkusu yayg\u0131nla\u015ft\u0131. F\u00fczelerin kar\u015f\u0131l\u0131\u011f\u0131nda F-100 ve F-104 sava\u015f u\u00e7aklar\u0131n\u0131n al\u0131nmas\u0131 da bu kayg\u0131lar\u0131 yok etmedi, tersine g\u00fcvenlik stratejisinin tek y\u00f6nl\u00fcden ziyade \u00e7ok y\u00f6nl\u00fc bir diplomasiyle s\u00fcrd\u00fcr\u00fclmesi anlay\u0131\u015f\u0131 ve politikas\u0131 hakim olur hale geldi. Ayr\u0131ca kamuoyunda ABD kar\u015f\u0131t\u0131 ve antiemperyalist hareketler ivme kazanmaya ba\u015flad\u0131.<\/p>\n\n\n\n<p>ABD ile bir sonraki \u00e7at\u0131\u015fma neredeyse J\u00fcpiter bunal\u0131m\u0131yla e\u015fzamanl\u0131 olarak, 21 Aral\u0131k 1963&#8217;te K\u0131br\u0131s&#8217;ta Rumlar\u0131n ger\u00e7ekle\u015ftirdi\u011fi \u201cKanl\u0131 Noel\u201d sald\u0131r\u0131s\u0131yla birlikte patlak verdi. D\u00f6rt g\u00fcn sonra Cumhurba\u015fkan\u0131 Cemal G\u00fcrsel, ABD ba\u015fkan\u0131 Lyndon Johnson&#8217;a bir mektup yazarak ABD&#8217;nin Rumlara bask\u0131 yaparak adadaki T\u00fcrklere y\u00f6nelik sald\u0131r\u0131lar\u0131 \u00f6nlemesini talep etti. Johnson ise cevabi mektubunda, \u201cgeli\u015fmelerden endi\u015fe duydu\u011funu\u201d belirtmekle birlikte iki toplumun unsurlar\u0131n\u0131n birbirlerini katletmekte oldu\u011funu ve bu nedenle ABD&#8217;nin bu \u00e7at\u0131\u015fmada taraf olmayaca\u011f\u0131n\u0131 duyurdu. ABD&#8217;den umudunu kesen T\u00fcrkiye h\u00fck\u00fcmeti bu kez Mart 1964&#8217;de K\u0131br\u0131s Cumhurba\u015fkan\u0131 Makarios&#8217;a bir mesaj yollayarak, sald\u0131r\u0131lar\u0131n\u0131n kesilmemesi halinde T\u00fcrkiye&#8217;nin askeri m\u00fcdahaleye haz\u0131r oldu\u011fu ima etti, hatta bu konuda 16 Mart&#8217;ta TBMM&#8217;den d\u0131\u015f m\u00fcdahale yetkisi ald\u0131. Ancak Haziran ba\u015f\u0131 i\u00e7in planlanan m\u00fcdahale, Johnson&#8217;un \u00fcnl\u00fc mektubuyla birlikte ask\u0131ya al\u0131nd\u0131. Johnson mektubunda T\u00fcrkiye&#8217;yi&nbsp; b\u00f6yle bir karar\u0131 ABD&#8217;ye dan\u0131\u015fmadan almakla ele\u015ftiriyor, b\u00f6yle bir m\u00fcdahalenin iki NATO \u00fclkesini (Yunanistan ve T\u00fcrkiye) sava\u015fa s\u00fcr\u00fckleyebilece\u011fi kayg\u0131s\u0131n\u0131 belirtiyor, bu durumun Sovyetler&#8217;in \u00e7at\u0131\u015fmaya m\u00fcdahale etmesine yol a\u00e7abilece\u011fine i\u015faret ediyor, bu durumda NATO anla\u015fmas\u0131n\u0131n T\u00fcrkiye&#8217;yi Sovyetler Birli\u011fi kar\u015f\u0131s\u0131nda savunmakla y\u00fck\u00fcml\u00fc olup olmayaca\u011f\u0131n\u0131n \u00e7ok tart\u0131\u015fmal\u0131 oldu\u011funu ifade ediyor ve T\u00fcrkiye&#8217;nin b\u00f6yle bir m\u00fcdahalede NATO silahlar\u0131n\u0131 kullanamayaca\u011f\u0131n\u0131 bildiriyordu. Ba\u015fbakan \u0130smet \u0130n\u00f6n\u00fc, Johnson&#8217;a onun b\u00fct\u00fcn arg\u00fcmanlar\u0131na T\u00fcrkiye lehine yan\u0131t veren bir mektup g\u00f6nderir , ard\u0131ndan da 22 Haziran&#8217;da onunla Washington&#8217;da g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fcr, ancak T\u00fcrkiye m\u00fcdahale plan\u0131n\u0131 uzun s\u00fcreli\u011fine ertelemek zorunda kal\u0131r. Bu geli\u015fme sadece T\u00fcrkiye h\u00fck\u00fcmetinin \u201cmilli gururunu\u201d k\u0131rmakla kalmad\u0131, ama ayn\u0131 zamanda devlet organlar\u0131 i\u00e7inde NATO&#8217;da kal\u0131n\u0131p kal\u0131nmamas\u0131 konusunda tart\u0131\u015fmalar\u0131n derinle\u015fmesine, kamuoyunda ise anti ABD duyarl\u0131\u011f\u0131n artmas\u0131na neden oldu.<\/p>\n\n\n\n<p>Ama i\u015fler bununla da kalmad\u0131, T\u00fcrkiye h\u00fck\u00fcmetleri bu noktadan itibaren Sovyetler Birli\u011fi ve baz\u0131 azgeli\u015fmi\u015f ba\u011flant\u0131s\u0131z \u00fclkelerle ili\u015fkilerini geli\u015ftirmeye ba\u015flad\u0131. 1965&#8217;te ABD&#8217;nin Vietnam politikas\u0131na kar\u015f\u0131 \u00e7\u0131karak Birle\u015fmi\u015f Milletler&#8217;de ABD&#8217;nin bu \u00fclkede silah kullanmas\u0131n\u0131 ele\u015ftirdi. Ayn\u0131 y\u0131l ABD&#8217;nin \u00f6nerdi\u011fi \u00c7ok Tarafl\u0131 N\u00fckleer G\u00fc\u00e7&#8217;e kat\u0131lmay\u0131 reddetti, d\u00f6rt y\u0131l sonra da bu \u00fclkeyle yap\u0131lan bir dizi anla\u015fmay\u0131 Ortak Savunma \u0130\u015fbirli\u011fi Anla\u015fmas\u0131 ba\u015fl\u0131\u011f\u0131nda bir araya toplad\u0131. Bu arada 1967&#8217;deki Ortado\u011fu sava\u015f\u0131 s\u0131ras\u0131nda Arap \u00fclkelerini destekledi, \u0130srail ile olan ili\u015fkilerini dondurma noktas\u0131na geldi. \u00d6te yandan, NATO&#8217;ya olan silah ba\u011f\u0131ml\u0131l\u0131\u011f\u0131n\u0131 azaltmak amac\u0131yla kendi silah sanayisini geli\u015ftirmeye, \u00f6zellikle de bir \u00e7\u0131kartmaya haz\u0131rlamak amac\u0131yla donanmas\u0131n\u0131 g\u00fc\u00e7lendirmeye a\u011f\u0131rl\u0131k verdi.&nbsp;<\/p>\n\n\n\n<p>Bu arada 1960&#8217;lar\u0131n ortalar\u0131ndan itibaren g\u00fc\u00e7lenmeye ba\u015flayan sol ve i\u015f\u00e7i-emek\u00e7i muhalefeti ak\u0131mlar\u0131 ABD emperyalizmine ba\u011f\u0131ml\u0131l\u0131k sorununa giderek daha fazla ele\u015ftirel bir yakla\u015f\u0131m i\u00e7ine girmi\u015flerdi. NATO&#8217;dan \u00e7\u0131k\u0131lmas\u0131 g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fcn\u00fc parlamentoya ta\u015f\u0131yan ise T\u00fcrkiye \u0130\u015f\u00e7i Partisi (T\u0130P) oldu. T\u00fcrkiye&#8217;nin NATO&#8217;ya olan emir-komuta ve silah ba\u011f\u0131ml\u0131l\u0131\u011f\u0131n\u0131n siyasi ba\u011f\u0131ml\u0131l\u0131\u011f\u0131 g\u00fc\u00e7lendirdi\u011fi sav\u0131yla hareket eden T\u0130P, \u00fclkenin egemenli\u011fi sorununa a\u011f\u0131rl\u0131k veriyordu. Liberal ve sa\u011f partiler ise, so\u011fuk sava\u015f ko\u015fullar\u0131nda Sovyetler Birli\u011fi&#8217;ne kar\u015f\u0131 NATO korumas\u0131na ihtiya\u00e7 duyuldu\u011funu iddia ediyorlar, ayr\u0131ca ittifaktan \u00e7ekilmenin T\u00fcrkiye&#8217;yi Yunanistan kar\u015f\u0131s\u0131nda olumsuz bir konuma itece\u011fini vurguluyorlard\u0131. Gen\u00e7lik hareketleri ise a\u00e7\u0131k\u00e7a antiemperyalist bir konuma yerle\u015fmi\u015flerdi. Ocak 1969&#8217;da Orta Do\u011fu teknik \u00dcniversitesi&#8217;ni ziyaret eden ABD b\u00fcy\u00fckel\u00e7isi Komer&#8217;in otomobilinin yak\u0131lmas\u0131, ayn\u0131 y\u0131l\u0131n 16 \u015eubat\u0131&#8217;nda ise \u0130stanbul&#8217;u ziyaret eden ABD 6. Filosunun protesto edilmesi bu tutumun en a\u00e7\u0131k \u00f6rnekleri oldu.<\/p>\n\n\n\n<p>Ekonomik alanda da ili\u015fkiler iyi gitmiyordu. 1950&#8217;lerin sonlar\u0131nda ABD \u00f6demeler dengesinde olu\u015fan a\u00e7\u0131\u011f\u0131n nedenini d\u0131\u015fa yapt\u0131\u011f\u0131 yard\u0131mlar oldu\u011funu saptayarak bu yard\u0131mlar\u0131n azalt\u0131lmas\u0131na karar vermi\u015fti. T\u00fcrkiye&#8217;ye olan yard\u0131mlar\u0131 1961&#8217;de 256 milyon dolarken iki y\u0131l sonra 98,6 milyon dolara d\u00fc\u015fm\u00fc\u015ft\u00fc. Bu arada 1963&#8217;te SSCB ihra\u00e7 etti\u011fi kromun fiyat\u0131n\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcrm\u00fc\u015f ve ABD&#8217;de T\u00fcrkiye&#8217;yi b\u0131rak\u0131p bu madeni Sovyetler&#8217;den almaya y\u00f6nelmi\u015fti; bu durum T\u00fcrkiye&#8217;nin ABD ile olan ticaret dengesini iyiden iyiye bozuyordu. \u00d6yle ki, h\u00fck\u00fcmet 1970&#8217;te ciddi bir deval\u00fcasyon yaparak dolar\u0131n fiyat\u0131n\u0131 9 T\u00fcrk liras\u0131ndan 15 liraya y\u00fckseltmek zorunda kalacakt\u0131. Esas\u0131nda ABD T\u00fcrkiye&#8217;yi ithal ikameci sanayile\u015fme politikas\u0131ndan vazge\u00e7irmeye, onu esas olarak \u00f6zelle\u015ftirmeler yapmak, turizme ve tar\u0131m \u00fcr\u00fcnleri ihracat\u0131na dayal\u0131 bir ekonomik \u00e7izgiye \u00e7ekmek do\u011frultusunda bask\u0131 uygulamaktayd\u0131. Bu bask\u0131lara direnme noktas\u0131nda g\u00fc\u00e7lenmekte olan sanayi burjuvazisi ile s\u0131k s\u0131k ABD ile ihtilafa d\u00fc\u015fen h\u00fck\u00fcmetler aras\u0131nda ciddi bir anla\u015fmazl\u0131k bulunmuyordu.<\/p>\n\n\n\n<p>B\u00fct\u00fcn bu uzla\u015fmazl\u0131klara kar\u015f\u0131n T\u00fcrkiye egemen s\u0131n\u0131flar\u0131 h\u00e2l\u00e2 \u201cKuzeyden gelecek tehditlere kar\u015f\u0131\u201d emperyalizme ba\u011fl\u0131l\u0131k noktas\u0131nda direnmeyi s\u00fcrd\u00fcrd\u00fcler. 12 Mart 1971 askeri darbesi antiemperyalist ve devrimci gen\u00e7lik ve i\u015f\u00e7i-emek\u00e7i m\u00fccadelelerini fa\u015fizan bask\u0131larla ezmeye y\u00f6neldi\u011finde elbette yan\u0131nda ABD&#8217;nin deste\u011fini g\u00f6rd\u00fc. Bunun kar\u015f\u0131l\u0131\u011f\u0131 ise ABD&#8217;nin iste\u011fi do\u011frultusunda \u00fclkedeki ha\u015fha\u015f ekiminin yasaklanmas\u0131 oldu. Ne var ki, 1973&#8217;ten itibaren tekrar yar\u0131 Bonapartist parlamenter sisteme d\u00f6n\u00fcl\u00fcnce, \u201culusal g\u00fcvenlik sorunlar\u0131\u201d h\u00fck\u00fcmetleri Washington ile gerginliklere s\u00fcr\u00fckledi.&nbsp;<\/p>\n\n\n\n<p>Bunlar\u0131n ba\u015f\u0131nda da, T\u00fcrkiye&#8217;nin 15 Temmuz 1974 tarihinde Yunanistan&#8217;daki fa\u015fist askeri cuntan\u0131n deste\u011fiyle K\u0131br\u0131s&#8217;taki Enosis (Ada&#8217;y\u0131 Yunanistan&#8217;la birle\u015ftirme hareketi) yanl\u0131s\u0131 milliyet\u00e7i \u00e7etelerin bir darbeyle Makarios y\u00f6netimi devirmesi kar\u015f\u0131s\u0131nda K\u0131br\u0131s&#8217;a 20 Temmuz&#8217;da askeri m\u00fcdahalede bulunmas\u0131 geliyordu. M\u00fcdahale kar\u015f\u0131s\u0131nda, ABD D\u0131\u015fi\u015fleri Bakan\u0131 Kissenger&#8217;\u0131n T\u00fcrkiye&#8217;nin K\u0131br\u0131s&#8217;ta ABD ve NATO silahlar\u0131n\u0131 kullan\u0131p kullanmad\u0131\u011f\u0131n\u0131n ara\u015ft\u0131r\u0131laca\u011f\u0131n\u0131 bildirmesine kar\u015f\u0131n ABD senatosu, kullan\u0131ld\u0131\u011f\u0131n\u0131n bir ger\u00e7ek oldu\u011fu varsay\u0131m\u0131ndan hareketle ve T\u00fcrk birliklerinin adadan \u00e7ekilmesini sa\u011flamak \u00fczere 19 Eyl\u00fcl&#8217;de T\u00fcrkiye&#8217;ye silah ambargosu uygulanmas\u0131 karar\u0131 al\u0131r. Buna kar\u015f\u0131l\u0131k T\u00fcrkiye \u015eubat 1975&#8217;te ambargonun kald\u0131r\u0131lmamas\u0131 halinde ABD \u00fcslerinin kapat\u0131laca\u011f\u0131n\u0131 ilan eder ve o d\u00f6nemin Demirel h\u00fck\u00fcmeti, parlamenter ve sivil muhalefetin de bask\u0131lar\u0131yla 25 Temmuz&#8217;da \u00fcsleri kapat\u0131r ve Ortak Savunma \u0130\u015fbirli\u011fi Anla\u015fmas\u0131n\u0131 fesheder. Faaliyeti durdurulan t\u00fcm \u00fcsler T\u00fcrk Silahl\u0131 Kuvvetlerinin denetimine devredilir. Sonu\u00e7ta T\u00fcrkiye, \u00fcslerin kendisi taraf\u0131ndan izin verilen ama\u00e7lar\u0131n d\u0131\u015f\u0131nda kullan\u0131lmamas\u0131 \u015fart\u0131n\u0131 \u00f6ng\u00f6ren yeni bir Savunma ve Ekonomik \u0130\u015fbirli\u011fi Anla\u015fmas\u0131 kar\u015f\u0131l\u0131\u011f\u0131nda ambargoyu A\u011fustos 1977&#8217;de k\u0131smen, Eyl\u00fcl 1978&#8217;de de tamamen kald\u0131rtmay\u0131 ba\u015far\u0131r.<\/p>\n\n\n\n<p>1977 asl\u0131nda T\u00fcrkiye i\u00e7in bir d\u00f6n\u00fcm noktas\u0131 niteli\u011findedir. S\u0131n\u0131flar m\u00fccadelesi doruk noktas\u0131na ula\u015fm\u0131\u015ft\u0131r. Giderek g\u00fc\u00e7lenen sol ve sosyalist ak\u0131mlar kar\u015f\u0131s\u0131nda kar\u015f\u0131devrimci fa\u015fist \u00e7eteler \u00fclkeyi bir i\u00e7 sava\u015fa do\u011fru s\u00fcr\u00fcklemektedir. \u0130\u00e7 pazara y\u00f6nelik ekonomi t\u00fckenme noktas\u0131na ula\u015fm\u0131\u015f, d\u00f6viz yetersizli\u011fi sanayiyi durma noktas\u0131na do\u011fru s\u00fcr\u00fcklemektedir. IMF T\u00fcrkiye&#8217;yi sistematik olarak bir d\u0131\u015f bo\u015f tuza\u011f\u0131na s\u00fcr\u00fcklemekte, ekonomiyi liberalle\u015ftirme do\u011frultusunda h\u00fck\u00fcmetlere bask\u0131 yapmaktad\u0131r. \u00dclke i\u00e7indeki \u00e7alkant\u0131lara, 1979 \u0130ran devrimi ve Sovyetler Birli\u011fi&#8217;nin Afganistan i\u015fgali ile birlikte b\u00f6lgesel istikrars\u0131zl\u0131klar eklenmektedir. Demirel \u00f6nderli\u011findeki AP-MSP-MHP koalisyonundan olu\u015fan Milliyet\u00e7i Cephe h\u00fck\u00fcmetlerinin ABD&#8217;ye olan ihtiyac\u0131 giderek artmaktad\u0131r.&nbsp;<\/p>\n\n\n\n<p>Ama bu arada yeni savunma stratejisi aray\u0131\u015flar\u0131 da vard\u0131r.<\/p>\n\n\n\n<p><strong>Yeni aray\u0131\u015flar<\/strong><\/p>\n\n\n\n<p>K\u0131br\u0131s m\u00fcdahalesi ve ard\u0131ndan gelen \u00fc\u00e7 y\u0131ll\u0131k ambargo T\u00fcrk b\u00fcrokrasisini, ABD&#8217;ye ve genel olarak emperyalizme olan ba\u011f\u0131ml\u0131l\u0131k ili\u015fkisini tamamen koparmadan da olsa, g\u00fcvenlik stratejisini yeniden g\u00f6zden ge\u00e7irmeye sevk eder. Tek yanl\u0131 ili\u015fkilerden ziyade \u201c\u00e7ok y\u00f6nl\u00fc\u201d diplomasi aray\u0131\u015flar\u0131na giri\u015filir. Yani, NATO&#8217;ya giri\u015ften sonra bir bak\u0131ma \u201cihmal\u201d edilen d\u00fcnya g\u00fc\u00e7leri aras\u0131ndaki dengelere oynama stratejisine d\u00f6n\u00fc\u015f\u00fcn yollar\u0131 aranmaya ba\u015flan\u0131r.<\/p>\n\n\n\n<p>Ama b\u00fcrokrasiyi ve h\u00fck\u00fcmetleri kayg\u0131land\u0131ran bir ba\u015fka nokta da, T\u00fcrkiye ekonomisindeki h\u0131zl\u0131 ve ciddi d\u00fc\u015f\u00fc\u015ft\u00fcr. 1977&#8217;de %3 d\u00fczeyinde olan b\u00fcy\u00fcme oran\u0131 1979&#8217;da %-0,8&#8217;e, ertesi y\u0131l da %-2,8&#8217;e geriler. \u00dcstelik bu gerileme, genel olarak d\u00fcnya kapitalizminin 1973 petrol kriziyle birlikte tetiklenmi\u015f olan yap\u0131sal krizidir. Arap \u00fclkelerin uygulad\u0131\u011f\u0131 ambargo, ABD ve Bat\u0131 Avrupa \u00fclkelerinde zaten d\u00fc\u015fmekte olan k\u00e2r oranlar\u0131n\u0131 iyice a\u015fa\u011f\u0131 \u00e7ekmektedir. Bu noktada IMF ve D\u00fcnya Bankas\u0131 T\u00fcrkiye ekonomisini bor\u00e7 sarmal\u0131na s\u00fcr\u00fcklemekte ve onu liberalizasyona zorlamaktad\u0131r. Demirel h\u00fck\u00fcmeti 1975-77 aras\u0131nda on \u00fc\u00e7 kez deval\u00fcasyon yapar. 1973-77 aras\u0131nda ihracat 1,3 milyar dolardan 1,7 milyar dolara \u00e7\u0131karken ithalat ayn\u0131 d\u00f6nemde 2 milyar dolardan 5,7 milyar dolara y\u00fckselmi\u015f, bu da \u00fclkenin bor\u00e7 y\u00fck\u00fcn\u00fc kald\u0131r\u0131lmaz derecede a\u011f\u0131rla\u015ft\u0131rm\u0131\u015ft\u0131r: D\u0131\u015f ticaret a\u00e7\u0131\u011f\u0131 4 milyar dolar\u0131, d\u0131\u015f bor\u00e7 ise 10 milyar dolar\u0131 a\u015fm\u0131\u015ft\u0131r. Onu izleyen k\u0131sa s\u00fcreli Ecevit h\u00fck\u00fcmeti de dolar\u0131 25 TL&#8217;ye y\u00fckseltir. IMF T\u00fcrkiye&#8217;deki bankalar\u0131 kredi a\u00e7mamaya zorlamaktad\u0131r. Enflasyon ise %52,6 gibi fahi\u015f bir d\u00fczeye y\u00fckselir. Tekrar gelen Demirel h\u00fck\u00fcmeti ise 1980&#8217;deki 24 Ocak kararlar\u0131yla IMF&#8217;nin talebi do\u011frultusunda ithal ikameci politikalara son vermeye y\u00f6nelecektir.<\/p>\n\n\n\n<p>Bu ortamda burjuvazinin IMF yanl\u0131s\u0131 tavr\u0131n\u0131 anlamak a\u00e7\u0131s\u0131ndan, son Ecevit h\u00fck\u00fcmeti d\u00f6neminde, May\u0131s 1979 gazetelere verdi\u011fi ilana bakmakta yarar vard\u0131r:<\/p>\n\n\n\n<p><em>Ekonominin y\u00fcr\u00fcmesi i\u00e7in ise, en az 5 milyar dolarl\u0131k ithalat yap\u0131lmas\u0131 zorunludur. Bir yandan d\u00f6viz k\u0131tl\u0131\u011f\u0131, \u00f6te yandan enerji yetersizli\u011fi, yat\u0131r\u0131mlar\u0131 ve mevcut sanayinin \u00fcretimini h\u0131zla d\u00fc\u015f\u00fcrmektedir. N\u00fcfusumuz 44 milyonu a\u015fm\u0131\u015ft\u0131r. Y\u0131ll\u0131k art\u0131\u015f 1 milyon ki\u015finin \u00fczerindedir. \u0130\u015fsiz say\u0131s\u0131n\u0131n ge\u00e7en y\u0131l 2 milyon 240 bin ki\u015fi oldu\u011fu ifade edilen \u00fclkemizde, \u00e7al\u0131\u015fabilir her 100 ki\u015fiden 14\u2019\u00fc i\u015fsizdir. Oysa, uygulanan ekonomi politikalar\u0131 ve sendikalar\u0131n davran\u0131\u015flar\u0131, T\u00fcrkiye\u2019de, i\u015fsizlik sorunun, giderek daha da a\u011f\u0131rla\u015ft\u0131rmaktad\u0131r. Ve\u2026 bir y\u0131lda %60\u2019\u0131 a\u015fan korkun\u00e7 enflasyon sosyal ve ekonomik b\u00fcnyemizi kemirmeye devam etmektedir\u2026 Art\u0131k enflasyonun h\u0131z\u0131 yava\u015flat\u0131lmal\u0131d\u0131r. Halk\u0131m\u0131z\u0131n eline ge\u00e7en paran\u0131n de\u011ferinin bek\u00e7isi olmas\u0131 gereken Devlet, kar\u015f\u0131l\u0131ks\u0131z para basmak yerine, ba\u015fka yollar aramal\u0131d\u0131r\u2026 Parlamento\u2019muzun ise, hen\u00fcz vergilendirilmemi\u015f kesimleri art\u0131k vergi kapsam\u0131na almas\u0131 tarihi bir g\u00f6revdir\u2026\u015eiddetle ihtiya\u00e7 duydu\u011fumuz d\u0131\u015f kredilerle, uygulad\u0131\u011f\u0131m\u0131z ekonomik sistem birbirine \u00e7ok yak\u0131ndan ba\u011fl\u0131d\u0131r. Pazar ekonomisinden gitgide uzakla\u015fan bir anlay\u0131\u015fla, ne Bat\u0131 d\u00fcnyas\u0131nda hak etti\u011fimiz yeri, ne yeterli kredileri, ne de yat\u0131r\u0131mlara gerekli d\u0131\u015f sermayeyi bulabiliriz\u2026 Ekonomimizi bir yasak\u00e7\u0131 \u201cmevzuat a\u011f\u0131\u201d i\u00e7inde bo\u011fan, ki\u015finin te\u015febb\u00fcs \u015fevkini k\u0131ran, ki\u015fiyi yanl\u0131\u015f y\u00f6nlere sevk eden a\u015f\u0131r\u0131 m\u00fcdahaleci ve g\u00fcven sars\u0131c\u0131 zihniyet bunal\u0131m\u0131n as\u0131l sebebidir\u2026 Zorlay\u0131c\u0131, \u00f6nleyici \u00f6nlemlerle \u00fcretim artmaz. Olsa olsa ekonomik yap\u0131 \u00e7arp\u0131l\u0131r. Giderek rejim de\u011fi\u015fir.&nbsp;<\/em><\/p>\n\n\n\n<p>Bu ortamda, gerek askeri ve diplomatik a\u00e7\u0131dan, gerekse de felakete s\u00fcr\u00fcklenen ekonomiye yeni kaynaklar aramak bak\u0131m\u0131ndan, B\u00fclent Ecevit bir \u201cYeni Ulusal Savunma ve D\u0131\u015f Politika Doktrini\u201d geli\u015ftirir. Bu doktrine g\u00f6re her \u015feyden \u00f6nce T\u00fcrkiye&#8217;nin silah ba\u011f\u0131ml\u0131l\u0131\u011f\u0131ndan kurtulmas\u0131 gerekiyordu. Bu ama\u00e7la da Sovyetler Birli\u011fi&#8217;nden silah sat\u0131n al\u0131nmas\u0131, Libya ve \u0130ran ile birlikte ortak silah \u00fcretimi ko\u015fullar\u0131n\u0131n yarat\u0131lmas\u0131 gibi fikirler ileri s\u00fcr\u00fcl\u00fcyordu. Doktrinin \u00f6nemli bir ba\u015fka noktas\u0131 da, daha sonralar\u0131 Ahmet Davuto\u011flu&#8217;nun geli\u015ftirece\u011fi \u201cYumu\u015fak G\u00fc\u00e7\u201d anlay\u0131\u015f\u0131n\u0131n \u00f6nc\u00fcs\u00fc diye tan\u0131mlanabilecek olan \u201cB\u00f6lge Merkezli Politika\u201d kavram\u0131 alt\u0131nda, T\u00fcrkiye&#8217;yi \u00e7evreleyen \u00fclkelerle dostluk ili\u015fkilerinin geli\u015ftirilerek \u00fclkenin etraf\u0131nda bir g\u00fcvenlik ku\u015fa\u011f\u0131n\u0131n olu\u015fturulmas\u0131yd\u0131; bu politika, doktrine g\u00f6re, silahlanmaya ayr\u0131lacak harcamalar\u0131n azalt\u0131lmas\u0131 anlam\u0131na da gelecekti. Bunlar\u0131n yan\u0131 s\u0131ra Ecevit, NATO ittifak\u0131ndan beri devlete egemen olan \u201ckuzeyden gelecek tehdit\u201d anlay\u0131\u015f\u0131n\u0131n yerine as\u0131l tehlikenin \u201cbat\u0131dan\u201d, yani Yunanistan&#8217;dan gelmekte oldu\u011fu sav\u0131n\u0131 diplomasinin ekseni haline getirmek istiyordu. Ku\u015fkusuz ABD bu doktrinden b\u00fcy\u00fck endi\u015fe duymu\u015f ve belki de iktidardan uzakla\u015ft\u0131r\u0131lmas\u0131n\u0131 sa\u011flayan g\u00fc\u00e7leri motive etmi\u015fti. Dolay\u0131s\u0131yla bu doktrin b\u00fct\u00fcn\u00fc anlam\u0131nda hayata ge\u00e7irilemeyecek, 12 Eyl\u00fcl 1980 askeri darbesinden sonra da tamamen unutulacakt\u0131.<\/p>\n\n\n\n<p>Asl\u0131nda T\u00fcrkiye, Ecevit&#8217;in bu doktrininden \u00f6nce de, tek yanl\u0131 diplomasinin getirdi\u011fi ekonomik ve siyasi s\u0131n\u0131rlamalar\u0131 a\u015fabilmek amac\u0131yla \u00e7e\u015fitli yeni diplomatik ve ekonomik i\u015fbirli\u011fi aray\u0131\u015flar\u0131 ba\u015flatm\u0131\u015ft\u0131. Daha 1967&#8217;de Ba\u015fbakan Demirel, Sovyetler Birli\u011fi ile olan ekonomik ili\u015fkileri geli\u015ftirmi\u015f ve bu \u00fclkeyle hemen hemen hi\u00e7 olmayan ticareti yo\u011funla\u015ft\u0131rarak \u00fclke ihracat\u0131 ve ithalat\u0131ndaki pay\u0131n\u0131 %6 dolaylar\u0131na \u00e7\u0131kartm\u0131\u015ft\u0131. Demirel bu giri\u015fimini yaparken a\u00e7\u0131k\u00e7a \u201cBat\u0131dan\u201d \u015fik\u00e2yet\u00e7iydi:<\/p>\n\n\n\n<p><em>Bat\u0131, T\u00fcrkiye&#8217;nin sanayile\u015fmesini istememi\u015ftir veya m\u00fcmk\u00fcn g\u00f6rmemi\u015ftir. Bize tavsiye edilen tar\u0131md\u0131r ve\u2026 hafif end\u00fcstridir ve a\u011f\u0131r sanayi ve sanayile\u015fmenin di\u011fer kollar\u0131n\u0131 pek ho\u015f kar\u015f\u0131lamam\u0131\u015flard\u0131r\u2026 Sovyetler ile m\u00fczakere ettik, bunlar\u0131n in\u015fas\u0131na ge\u00e7tik. Bundan da rahats\u0131z oldular\u2026 1967&#8217;de Amerikan sefiri ba\u015fbakanl\u0131\u011fa geldi, beni ziyaret etti. Hala g\u00f6z\u00fcm\u00fcn \u00f6n\u00fcnde olay. Kap\u0131dan girdi, daha oturmadan &#8216;Are you changing axis?&#8217; diye bana sordu. Yani &#8216;Aks m\u0131 de\u011fi\u015ftiriyorsunuz?&#8217; Sovyetlerle bizim m\u00fcnasebetlerimizi d\u00fczeltmemizden \u00e7ok rahats\u0131z olmu\u015ftu Amerika.&nbsp;<\/em><\/p>\n\n\n\n<p>Nitekim T\u00fcrkiye Mart 1967&#8217;de Sovyetler Birli\u011fi ile yedi sanayi projesi geli\u015ftirir ve 200 milyon dolar tutar\u0131nda uzun vadeli kredi kabul eder. 1972&#8217;de 288 milyon dolar ve 1977&#8217;de de 700 milyon dolar olmak \u00fczere iki kredi daha al\u0131r. 1970&#8217;lerin sonlar\u0131nda T\u00fcrkiye t\u00fcm azgeli\u015fmi\u015f \u00fclkeler aras\u0131nda Sovyetler&#8217;den en fazla kredi alan \u00fclke durumunda gelir.&nbsp; Bu ili\u015fkilerin diplomatik alandaki bir sonucu da, K\u0131br\u0131s konusunda Sovyetler&#8217;in T\u00fcrkiye kar\u015f\u0131t\u0131 bir tutum almamas\u0131 olur. 1967&#8217;de Yunanistan&#8217;da tamamen ABD emperyalizmi yanl\u0131s\u0131 askeri cuntan\u0131n i\u015fba\u015f\u0131na gelmesinden sonra Sovyetler, K\u0131br\u0131s&#8217;\u0131n Yunanistan&#8217;a kat\u0131lmas\u0131 (Enosis) kar\u015f\u0131t\u0131 politika izler.<\/p>\n\n\n\n<p>Gerek h\u00fck\u00fcmetlerin Demirel \u00f6rne\u011finde oldu\u011fu ABD&#8217;ye y\u00f6nelik ekonomik ve politik \u015fikayetleri, gerekse Sovyetler Birli\u011fi ile kurulan yeni ili\u015fkiler, yukar\u0131da da s\u00f6yledi\u011fimiz gibi, NATO ittifak\u0131nda kal\u0131n\u0131p kal\u0131nmamas\u0131 tart\u0131\u015fmalar\u0131n\u0131 g\u00fcndeme ta\u015f\u0131yordu. Daha sonralar\u0131 Ecevit&#8217;in d\u0131\u015f politika dan\u0131\u015fmanl\u0131\u011f\u0131n\u0131 \u00fcstlenecek olan Profes\u00f6r Haluk Ulman, ittifak \u00fcyeli\u011finin T\u00fcrkiye&#8217;yi b\u00fcy\u00fck bir ordu bulundurmaya zorlad\u0131\u011f\u0131n\u0131 ve bunun \u00fclkeyi ekonomik a\u00e7\u0131dan zorlad\u0131\u011f\u0131n\u0131; bir konvansiyonel sava\u015f durumunda onu ulusal \u00e7\u0131karlar\u0131na ayk\u0131r\u0131 da olsa sava\u015fa mecbur b\u0131rakt\u0131\u011f\u0131n\u0131; n\u00fckleer bir sava\u015fta ise tamamen y\u0131k\u0131ma s\u00fcr\u00fckleyece\u011fini savunuyordu. Ona g\u00f6re T\u00fcrkiye tarafs\u0131z bir \u00fclke olmal\u0131yd\u0131. Demirel&#8217;in d\u0131\u015f i\u015fleri bakan\u0131 \u0130hsan Sabri \u00c7a\u011flayangil ise ittifakta kal\u0131nmas\u0131nda \u0131srar ediyor, ayr\u0131ca ayr\u0131l\u0131nmas\u0131 durumunda bunun T\u00fcrkiye&#8217;yi Yunanistan kar\u015f\u0131s\u0131nda zay\u0131f bir duruma d\u00fc\u015f\u00fcrece\u011fini iddia ediyordu. Ama bu tart\u0131\u015fmalar s\u00fcrerken 1968&#8217;de Sovyetler&#8217;in devrimci ayaklanmay\u0131 bast\u0131rmak \u00fczere \u00c7ekoslovakya&#8217;y\u0131 i\u015fgal etmesi ve Do\u011fu Akdeniz&#8217;de donanma kurmas\u0131, b\u00fcrokrasi i\u00e7inde tarafs\u0131zl\u0131k tezinin savunucular\u0131n\u0131 k\u00f6\u015feye s\u0131k\u0131\u015ft\u0131rd\u0131 ve tart\u0131\u015fmaya son verdi.<\/p>\n\n\n\n<p>T\u00fcrkiye&#8217;nin yeni diplomatik ili\u015fkiler arama \u00e7abalar\u0131ndan biri de ba\u011flant\u0131s\u0131z \u00fclkelere y\u00f6nelmesi oldu. Asl\u0131nda 1949&#8217;ta Kara\u00e7i&#8217;de (Pakistan) toplanan Asya Devletleri Kongresi&#8217;ne T\u00fcrkiye \u201cBat\u0131l\u0131 bir \u00fclke\u201d oldu\u011fu gerek\u00e7esiyle kat\u0131lmam\u0131\u015ft\u0131. 1955&#8217;te Ba\u011flant\u0131s\u0131zlar Hareketinin n\u00fcvelerinin at\u0131ld\u0131\u011f\u0131 Bandung (Endonezya) Konferans\u0131&#8217;nda ise ciddi bir hata i\u015fler. Ba\u011flant\u0131s\u0131zlar Hareketi\u2019nin liderlerinden Nehru, T\u00fcrkiye D\u0131\u015fi\u015fleri Bakan\u0131 Zorlu\u2019nun ve Menderes h\u00fck\u00fcmetinin b\u00f6lgedeki Amerikanc\u0131 politikalar\u0131ndan \u015fik\u00e2yet etmektedir; ona g\u00f6re t\u00fcm uluslar\u0131n ABD, \u0130ngiliz ve Rus egemenli\u011finden kurtar\u0131lmas\u0131 gerekmektedir. T\u00fcrkiye D\u0131\u015fi\u015fleri bakan\u0131 Fatin R\u00fc\u015ft\u00fc Zorlu ise konferansta \u0130ngiltere ve ABD&#8217;yi \u015fiddetle savunur. Tarafs\u0131zl\u0131\u011f\u0131n ve ba\u011flant\u0131s\u0131zl\u0131\u011f\u0131n yanl\u0131\u015f oldu\u011funu ileri s\u00fcrer, yan\u0131na Irak, Pakistan ve Seylan\u2019\u0131 alarak olu\u015fturdu\u011fu blokla konferans\u0131 baltalamaya \u00e7al\u0131\u015f\u0131r. Daha da vahimi, \u00c7in, Hindistan, M\u0131s\u0131r ve Endonezya\u2019n\u0131n ba\u015f\u0131n\u0131 \u00e7ekti\u011fi ba\u011flant\u0131s\u0131z \u00fclkeleri, ABD\u2019ye destek vermedikleri takdirde Rusya\u2019n\u0131n yay\u0131lmas\u0131na hizmet etmekle su\u00e7lar.<\/p>\n\n\n\n<p>Ama Johnson&#8217;un mektubundan ve K\u0131br\u0131s konusunda yaln\u0131z ve \u00e7aresiz kald\u0131\u011f\u0131n\u0131 g\u00f6rd\u00fckten sonra T\u00fcrkiye d\u0131\u015fa a\u00e7\u0131lma a\u00e7\u0131s\u0131ndan ba\u011flant\u0131s\u0131z \u00fclkelerle yak\u0131nla\u015fman\u0131n yollar\u0131n\u0131 aramaya ba\u015flar. 1964&#8217;te hareketin Kahire konferans\u0131na g\u00f6zlemci olarak kat\u0131lmak \u00fczere ba\u015fvurur, ama reddedilir, sadece dinleyici s\u0131ralar\u0131nda yer al\u0131r. 1965&#8217;te K\u0131br\u0131s politikas\u0131 Birle\u015fmi\u015f Milletler&#8217;de a\u011f\u0131r bir yenilgiye u\u011fray\u0131nca pek \u00e7ok ba\u011flant\u0131s\u0131z \u00fclkeye \u201ciyi niyet heyetleri\u201d g\u00f6nderir. 12 Mart darbesinden sonra 48 \u00fclkeye y\u00f6nelik yard\u0131m programlar\u0131 olu\u015fturur. Ama bu \u00e7abalar esas olarak 1978-79 d\u00f6neminde Ecevit h\u00fck\u00fcmeti taraf\u0131ndan yo\u011funla\u015ft\u0131r\u0131l\u0131r. Rodezya&#8217;da (bug\u00fcn Namibya) \u0131rk\u00e7\u0131 beyaz rejime kar\u015f\u0131 ZANU ve ZAPU sava\u015f\u00e7\u0131lar\u0131na 300 biner dolarl\u0131k yard\u0131m yap\u0131l\u0131r. Portekiz s\u00f6m\u00fcrgecili\u011fine kar\u015f\u0131 Mozambik kurtulu\u015f hareketi, Etiyopya&#8217;ya kar\u015f\u0131 da Eritre direni\u015f\u00e7ilerini desteklenir. 1979 devriminden sonra \u0130ran&#8217;a ambargo uygulayan ABD&#8217;nin yapt\u0131r\u0131mlar\u0131na kat\u0131l\u0131nmaz. Tabii bu giri\u015fimler b\u00fct\u00fcnl\u00fckl\u00fc bir stratejiden yoksundu ve T\u00fcrkiye a\u00e7\u0131s\u0131ndan yaln\u0131zl\u0131\u011f\u0131n\u0131 k\u0131rmaya y\u00f6nelik bir ilk deney olarak kalacakt\u0131.<\/p>\n\n\n\n<p>T\u00fcrkiye&#8217;nin basit\u00e7e Bat\u0131&#8217;n\u0131n s\u00f6zc\u00fcs\u00fc olmaktan \u00e7\u0131k\u0131p di\u011fer \u00fclkelerle otonom ikili ili\u015fkiler geli\u015ftirme politikas\u0131n\u0131n hedefinde Ortado\u011fu&#8217;daki Arap \u00fclkeleri de vard\u0131. Asl\u0131nda T\u00fcrkiye bu b\u00f6lgede yeniden olu\u015fmakta olan politik durum kar\u015f\u0131s\u0131nda da kendisine bir y\u00f6n \u00e7izmek durumundayd\u0131. Zira 1950&#8217;lerin sonlar\u0131ndan sonra Ortado\u011fu&#8217;da \u00e7izilen s\u0131n\u0131rlar aynen devam etmekle birlikte, sava\u015f galibi emperyalist \u00fclkeler taraf\u0131ndan kurulan siyasi d\u00fczenler (\u00e7o\u011funlu\u011funda monar\u015filer) gen\u00e7 ve laik subaylar taraf\u0131ndan devriliyor, ortaya Arap milliyet\u00e7ili\u011fine dayanan iktidarlar \u00e7\u0131k\u0131yordu. Temmuz 1952&#8217;de M\u0131s\u0131r&#8217;da darbeyle iktidar\u0131 ele ge\u00e7iren ve ertesi y\u0131l Cumhuriyet ilan eden H\u00fcr Subaylar Hareketi&#8217;nin g\u00fc\u00e7l\u00fc adam\u0131 Cemal Abd\u00fcl Nas\u0131r, b\u00fct\u00fcn bir b\u00f6lge i\u00e7in kurtar\u0131c\u0131 durumuna y\u00fckselmi\u015fti. Ama bu arada Irak ve Suriye&#8217;de g\u00fc\u00e7lenen Baas (Arap Sosyalist Dirili\u015f Partisi) hareketi kendi \u00fclkelerinde Nas\u0131r&#8217;\u0131n bu g\u00fc\u00e7leni\u015fini engelleyecek ve kendisini bir se\u00e7enek olarak g\u00fcndeme getirecekti. Bu parti 1963&#8217;te Irak ve Suriye&#8217;de darbeyle iktidara geldi. B\u00fct\u00fcn bu geli\u015fmeler bir bak\u0131ma ABD, Fransa ve Britanya&#8217;n\u0131n b\u00f6lgedeki etkisini k\u0131r\u0131yor, \u00fc\u00e7\u00fcnc\u00fc d\u00fcnyac\u0131 ve ilerlemeci anlay\u0131\u015flar\u0131n yayg\u0131nla\u015fmas\u0131na ve bu \u00fclkelerin Sovyetler Birli\u011fi ile olan ekonomik ve politik ili\u015fkilerini g\u00fc\u00e7lendirmelerine neden oluyordu.<\/p>\n\n\n\n<p>27 May\u0131s 1960 darbesinin ar\u0131ndan kurulan askeri h\u00fck\u00fcmet Ortado\u011fu&#8217;daki ili\u015fkilerin geli\u015ftirilece\u011fini belirtiyordu. Gene ayn\u0131 y\u0131l MGK \u00fcyelerinin baz\u0131lar\u0131 yapt\u0131klar\u0131 bir a\u00e7\u0131klamada, T\u00fcrkiye&#8217;nin ba\u011f\u0131ms\u0131zl\u0131klar\u0131 i\u00e7in m\u00fccadele eden uluslar\u0131, bu arada Cezayir&#8217;in Fransa&#8217;ya kar\u015f\u0131 verdi\u011fi m\u00fccadeleyi destekledi\u011fi ilan ediliyordu. Bu arada 1961 sonlar\u0131nda Suriye&#8217;de olu\u015fan darbeyle iktidara gelen y\u00f6netimin M\u0131s\u0131r&#8217;\u0131n olu\u015fturdu\u011fu Birle\u015fik Arap Cumhuriyeti&#8217;nden ayr\u0131lma karar\u0131 almas\u0131 \u00fczerine T\u00fcrkiye&#8217;nin yeni Suriye y\u00f6netimini tan\u0131mas\u0131 ve bunun o \u00fclkenin bir i\u00e7 sorunu oldu\u011funu belirtmesi, M\u0131s\u0131r&#8217;\u0131n T\u00fcrkiye ile olan ili\u015fkilerini kesmesine neden olacakt\u0131.<\/p>\n\n\n\n<p>T\u00fcrkiye&#8217;nin K\u00fcrtler \u00fczerindeki asimilasyon giri\u015fimlerinin 27 May\u0131s&#8217;tan sonra a\u011f\u0131rla\u015ft\u0131r\u0131larak s\u00fcrd\u00fcr\u00fclmesi politikalar\u0131 se bir d\u00f6nem i\u00e7in Irak&#8217;taki General Kas\u0131m h\u00fck\u00fcmetiyle s\u00fcrt\u00fc\u015fmesine neden oldu. Kas\u0131m, Kuzey Irak&#8217;taki K\u00fcrt halk\u0131na y\u00f6nelik olarak daha uzla\u015fmac\u0131 bir \u00e7izgi izliyor, bu da Ankara&#8217;y\u0131 T\u00fcrkiyeli K\u00fcrtlerin benzer \u00f6zerklik istemlerinde bulunabilecekleri y\u00f6n\u00fcnde endi\u015felendiriyordu. Ama 1962&#8217;de Irak&#8217;ta Molla Mustafa Barzani&#8217;nin Ba\u011fdat y\u00f6netimine kar\u015f\u0131 ayaklanmas\u0131 durumu tersine \u00e7evirdi. General Kas\u0131m T\u00fcrkiye&#8217;yi K\u00fcrt ayaklanmas\u0131n\u0131 desteklemekle ele\u015ftirdi ve Hakkari&#8217;ye y\u00f6nelik u\u00e7ak sald\u0131r\u0131lar\u0131nda bulundu. T\u00fcrkiye h\u00fck\u00fcmeti ise bir ikilem i\u00e7indeydi: Bir yandan ayaklanman\u0131n Ba\u011fdat&#8217;\u0131 zay\u0131flatmas\u0131na memnun oluyor, ama bir yandan da isyan\u0131n T\u00fcrkiye topraklar\u0131na yay\u0131lmas\u0131ndan ku\u015fkulan\u0131yordu. Ama K\u00fcrt ayaklanmas\u0131 Kuzey Irak&#8217;la s\u0131n\u0131rl\u0131 kalarak s\u00fcr\u00fcncemeli bir hal kazanacak, b\u00f6ylece Ankara ile Ba\u011fdat aras\u0131ndaki gerginlik azalacakt\u0131.<\/p>\n\n\n\n<p>1964&#8217;teki \u0130kinci Ba\u011flant\u0131s\u0131zlar Konferans\u0131&#8217;nda ve 1965&#8217;teki Birle\u015fmi\u015f Milletler oylamas\u0131nda Arap \u00fclkelerinin K\u0131br\u0131s konusunda T\u00fcrkiye&#8217;nin kar\u015f\u0131s\u0131nda tutum almalar\u0131, Ankara&#8217;n\u0131n bu konuda yeni at\u0131l\u0131mlar yapma karar\u0131 almas\u0131na neden oldu. Nitekim 1965&#8217;te iktidara gelen Adalet Partisi h\u00fck\u00fcmeti, 1950&#8217;li y\u0131llarda DP&#8217;nin izledi\u011fi d\u00fcnya politikas\u0131ndan koparak Ortado\u011fu\u2019daki \u201cilerici h\u00fck\u00fcmetlerle\u201d iyi ili\u015fkiler kurmaya karar verdi. \u00c7e\u015fitli \u00fclkeler ziyaret edildi, M\u0131s\u0131r, Irak, Suriye ve Tunus&#8217;la ekonomik ve diplomatik ili\u015fkiler kuruldu ve g\u00fc\u00e7lendirildi. Suudi Arabistan kral\u0131 Faysal&#8217;\u0131n 1966&#8217;da \u00f6nerdi\u011fi \u0130slam Konferans\u0131&#8217;na (daha sonra \u0130slam \u0130\u015fbirli\u011fi \u00d6rg\u00fct\u00fc) kat\u0131lma konusu ise T\u00fcrk D\u0131\u015fi\u015flerinde tart\u0131\u015fma konusu oldu. Demirel konferansa kat\u0131lmakta bir sak\u0131nca olmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 belirtse de daha sonra resmi politika, T\u00fcrkiye&#8217;nin \u0130slam \u00fclkeleriyle i\u015fbirli\u011finin sadece ekonomi ve K\u0131br\u0131s konular\u0131yla s\u0131n\u0131rl\u0131 oldu\u011fu, herhangi bir \u0130slami siyasi \u00f6rg\u00fcte \u00fcye olunmayaca\u011f\u0131 bi\u00e7iminde belirlendi. Bu konumlanma, T\u00fcrkiye&#8217;yi ABD&#8217;nin ve genel olarak Bat\u0131&#8217;n\u0131n s\u00f6zc\u00fcs\u00fc durumunda g\u00f6ren Arap h\u00fck\u00fcmetlerinin bu bak\u0131\u015flar\u0131n\u0131 korumalar\u0131na neden oluyordu.<\/p>\n\n\n\n<p>T\u00fcrkiye&#8217;nin Arap \u00fclkeleri nezdindeki imaj\u0131n\u0131 olduk\u00e7a de\u011fi\u015ftirecek ilk olay 5 Haziran 1967&#8217;de patlak veren Arap-\u0130srail sava\u015f\u0131 oldu. Sava\u015f boyunca T\u00fcrkiye siyasi olarak Arap \u00fclkeleri desteklemekle kalmad\u0131 onlara giyecek ve g\u0131da yard\u0131mlar\u0131nda bulundu. Sorun Birle\u015fmi\u015f Milletler&#8217;de g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fcl\u00fcrken, ABD ve di\u011fer Bat\u0131 \u00fclkelerinden ayr\u0131 olarak Arap \u00fclkeleri lehine oy kulland\u0131, \u0130srail&#8217;in i\u015fgal etti\u011fi topraklardan \u00e7ekilmesi gerekti\u011fini savundu. Ayn\u0131 \u015fekilde, Filistin halk\u0131n\u0131n \u0130srail&#8217;e kar\u015f\u0131 y\u00fcr\u00fctt\u00fc\u011f\u00fc m\u00fccadeleyi de destekliyordu T\u00fcrkiye. Bu tutumu, Arap \u00fclkeleriyle olan ili\u015fkilerinin giderek yak\u0131nla\u015fmas\u0131na zemin haz\u0131rlayacak, bunun sonucunda da 1973&#8217;te OPEC \u00fcyeleri T\u00fcrkiye&#8217;yi petrol ambargosu d\u0131\u015f\u0131nda tutacaklar, ertesi y\u0131l da K\u0131br\u0131s konusunda \u00e7o\u011funlukla T\u00fcrkiye&#8217;yi destekleyeceklerdi.<\/p>\n\n\n\n<p>T\u00fcrkiye 1975&#8217;te \u0130slam \u00dclkeleri Konferans\u0131 ile ilgili tutumunda da tam bir d\u00f6n\u00fc\u015f ger\u00e7ekle\u015ftirdi. Petrol ambargosuyla tetiklenen d\u00fcnya krizinin ve \u00fclkede ba\u015flamakta olan ekonomik \u00e7\u00f6k\u00fcnt\u00fcn\u00fcn etkilerini biraz da olsa hafifletmek amac\u0131yla Arap \u00fclkelerine daha s\u0131k\u0131 yakla\u015fman\u0131n karar\u0131 al\u0131nd\u0131 ve art\u0131k laiklik ve T\u00fcrkiye&#8217;nin \u201cBat\u0131l\u0131\u201d olmas\u0131 gibi tart\u0131\u015fmalar ya\u015fanmadan Cidde&#8217;de toplanan \u0130slam \u00fclkeleri d\u0131\u015fi\u015fleri bakanlar\u0131 toplant\u0131s\u0131na bakan d\u00fczeyinde kat\u0131l\u0131nd\u0131. 1976&#8217;daki konferans ise \u0130stanbul&#8217;da topland\u0131.&nbsp;<\/p>\n\n\n\n<p>B\u00fct\u00fcn bunlar, T\u00fcrkiye&#8217;nin Ortado\u011fu ve genel olarak Arap ve \u0130slam \u00fclkeleriyle olan ili\u015fkilerinin g\u00fc\u00e7lenmesine neden oluyordu, ama Ankara&#8217;n\u0131n bu aray\u0131\u015flar\u0131 herhangi bir yeni ideolojik ve politik y\u00f6neli\u015fe oturmuyor, g\u00fcvenlik ve yeni ekonomik kaynak aray\u0131\u015flar\u0131 \u00e7er\u00e7evesinde gidip gelmeler bi\u00e7iminde geli\u015fiyordu. Nitekim Ankara Filistin m\u00fccadelesini desteklemekle birlikte \u0130srail ile olan ili\u015fkilerini asla kesmemi\u015ftir. 1977&#8217;de M\u0131s\u0131r \u0130srail ile Camp David anla\u015fmas\u0131n\u0131 imzalad\u0131\u011f\u0131nda Arap \u00fclkeleri M\u0131s\u0131r&#8217;la ili\u015fkilerini kesmi\u015f, ama T\u00fcrkiye ABD ile birlikte anla\u015fman\u0131n yan\u0131nda yer alm\u0131\u015ft\u0131r. 1979&#8217;daki \u0130ran devriminin ard\u0131ndan T\u00fcrkiye h\u00fck\u00fcmeti Washington ile \u0130ran aras\u0131nda arabuluculuk yapmakla birlikte, ABD&#8217;nin Ortado\u011fu planlar\u0131n\u0131n atlama ta\u015f\u0131 olmay\u0131 s\u00fcrd\u00fcrm\u00fc\u015ft\u00fcr. Bu rol\u00fc 1980 askeri diktat\u00f6rl\u00fc\u011f\u00fc ile birlikte daha da g\u00fc\u00e7lenip belirgin hale gelecektir.<\/p>\n\n\n\n<p>*&nbsp; *&nbsp; *<\/p>\n\n\n\n<p>Anlat\u0131lmaya \u00e7al\u0131\u015f\u0131ld\u0131\u011f\u0131 gibi T\u00fcrkiye&#8217;nin 1960-80 d\u00f6nemi boyunca d\u0131\u015f politikas\u0131 \u201culusal g\u00fcvenlik\u201d stratejisinin uzant\u0131s\u0131 bi\u00e7iminde geli\u015fmi\u015f, ama bu stratejinin sadece ABD ve NATO&#8217;nun koruyucu \u015femsiyesi alt\u0131nda olmas\u0131ndan uzakla\u015f\u0131lmaya \u00e7al\u0131\u015f\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. Onu bu y\u00f6nde hareketlendiren, \u00f6zellikle K\u0131br\u0131s konusunda T\u00fcrkiye&#8217;nin uluslararas\u0131 platformlarda ne denli yaln\u0131z kald\u0131\u011f\u0131n\u0131 g\u00f6rm\u00fc\u015f olmas\u0131ndan kaynaklanm\u0131\u015ft\u0131r. Ne var ki, Sovyetler Birli\u011fi ile ili\u015fkilerin geli\u015ftirilmeye \u00e7al\u0131\u015f\u0131lmas\u0131, d\u00f6nemin \u201cba\u011flant\u0131s\u0131z \u00fclkeleri\u201d ve Ortado\u011fu&#8217;daki Arap devletleriyle ili\u015fkilerin g\u00fc\u00e7lendirilmesi, ne ABD&#8217;ye ba\u011f\u0131ml\u0131 bir yar\u0131 s\u00f6m\u00fcrge \u00fclke olma stat\u00fcs\u00fcnden uzakla\u015fmaya y\u00f6nelik politik saiklerle yap\u0131lm\u0131\u015f, ne de Cumhuriyet&#8217;le birlikte kurulan diplomasi anlay\u0131\u015f\u0131n\u0131 a\u015fan yeni bir ideolojik ve politik s\u00fcreklili\u011fe kavu\u015fturulmu\u015ftur. Buna y\u00f6nelik yeni bir strateji, gene ABD&#8217;nin y\u00f6r\u00fcngesinde kalmak kayd\u0131yla, 1980&#8217;den itibaren g\u00fcndeme gelmeye ba\u015flam\u0131\u015f, \u00f6zellikle de Adalet ve Kalk\u0131nma Partisi iktidarlar\u0131 d\u00f6neminde sarsak ve yanl\u0131\u015flarla dolu bi\u00e7imde de olsa olu\u015fturulmaya \u00e7al\u0131\u015f\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. Avrupa Birli\u011fi ile ili\u015fkilerin de yepyeni \u00f6zellikler kazanaca\u011f\u0131 bu d\u00f6nemdeki T\u00fcrkiye d\u0131\u015f politikas\u0131n\u0131 bir sonraki yaz\u0131m\u0131zda inceleyece\u011fiz.<\/p>\n","protected":false},"excerpt":{"rendered":"<p>T\u00fcrkiye\u2019nin d\u0131\u015f politikas\u0131na ili\u015fkin \u00e7al\u0131\u015fmam\u0131z\u0131n bu b\u00f6l\u00fcm\u00fcn\u00fc kaleme almaya ba\u015flad\u0131\u011f\u0131m\u0131z s\u0131rada, Cumhurba\u015fkan\u0131 Tayyip Erdo\u011fan Bat\u0131 emperyalist blo\u011funu ondan ve \u00f6zellikle de Avrupa Birli\u011fi&#8217;nden uzakla\u015farak \u015eanghay birli\u011fine kat\u0131lmakla tehdit etmeye ba\u015flam\u0131\u015ft\u0131. Onun ba\u015f\u0131nda oldu\u011fu h\u00fck\u00fcmetlerin izledikleri diplomasi stratejisini, \u00e7al\u0131\u015fman\u0131n \u00fc\u00e7\u00fcnc\u00fc b\u00f6l\u00fcm\u00fcnde ele alaca\u011f\u0131z. Ama daha \u015fimdiden belirtmekte yarar var: Erdo\u011fan ve Adalet ve Kalk\u0131nma Partisi ne [&hellip;]<\/p>\n","protected":false},"author":3,"featured_media":354,"comment_status":"open","ping_status":"open","sticky":false,"template":"","format":"standard","meta":{"_exactmetrics_skip_tracking":false,"_exactmetrics_sitenote_active":false,"_exactmetrics_sitenote_note":"","_exactmetrics_sitenote_category":0,"footnotes":""},"categories":[645],"tags":[433,434,430,266,366,109,311],"class_list":["post-352","post","type-post","status-publish","format-standard","has-post-thumbnail","hentry","category-devlet-ve-rejim","tag-433","tag-434","tag-dis","tag-ii","tag-politikasi","tag-tarihi","tag-turk"],"_links":{"self":[{"href":"https:\/\/trockist.net\/index.php\/wp-json\/wp\/v2\/posts\/352","targetHints":{"allow":["GET"]}}],"collection":[{"href":"https:\/\/trockist.net\/index.php\/wp-json\/wp\/v2\/posts"}],"about":[{"href":"https:\/\/trockist.net\/index.php\/wp-json\/wp\/v2\/types\/post"}],"author":[{"embeddable":true,"href":"https:\/\/trockist.net\/index.php\/wp-json\/wp\/v2\/users\/3"}],"replies":[{"embeddable":true,"href":"https:\/\/trockist.net\/index.php\/wp-json\/wp\/v2\/comments?post=352"}],"version-history":[{"count":1,"href":"https:\/\/trockist.net\/index.php\/wp-json\/wp\/v2\/posts\/352\/revisions"}],"predecessor-version":[{"id":355,"href":"https:\/\/trockist.net\/index.php\/wp-json\/wp\/v2\/posts\/352\/revisions\/355"}],"wp:featuredmedia":[{"embeddable":true,"href":"https:\/\/trockist.net\/index.php\/wp-json\/wp\/v2\/media\/354"}],"wp:attachment":[{"href":"https:\/\/trockist.net\/index.php\/wp-json\/wp\/v2\/media?parent=352"}],"wp:term":[{"taxonomy":"category","embeddable":true,"href":"https:\/\/trockist.net\/index.php\/wp-json\/wp\/v2\/categories?post=352"},{"taxonomy":"post_tag","embeddable":true,"href":"https:\/\/trockist.net\/index.php\/wp-json\/wp\/v2\/tags?post=352"}],"curies":[{"name":"wp","href":"https:\/\/api.w.org\/{rel}","templated":true}]}}