{"id":349,"date":"2019-01-28T00:24:39","date_gmt":"2019-01-27T21:24:39","guid":{"rendered":"http:\/\/94.237.85.66\/?p=349"},"modified":"2019-02-16T02:26:59","modified_gmt":"2019-02-15T23:26:59","slug":"turk-dis-politikasi-tarihi-i","status":"publish","type":"post","link":"https:\/\/trockist.net\/index.php\/2019\/01\/28\/turk-dis-politikasi-tarihi-i\/","title":{"rendered":"T\u00fcrk d\u0131\u015f politikas\u0131 tarihi (I)"},"content":{"rendered":"\n<p style=\"text-align:right\"><em>A\u011fustos 1914\u2019te Bol\u015fevizm, t\u0131pk\u0131 Orta\u00e7a\u011f\u2019da eyalet g\u00fcmr\u00fcklerinin uluslar\u0131n olu\u015fumunu engellemi\u015f oldu\u011fu gibi bug\u00fcn de kapitalist devletlerin g\u00fcmr\u00fckleri, ordular\u0131 ve sava\u015flar\u0131yla birlikte d\u00fcnya ekonomisinin geli\u015fimini engellemekte oldu\u011funu ilan etti. Bol\u015fevizm, tarihi g\u00f6revinin, ulusal s\u0131n\u0131rlar\u0131 ortadan kald\u0131rarak Avrupa ve d\u00fcnya birle\u015fik Sovyet devletlerini kurmak oldu\u011funu kavram\u0131\u015ft\u0131. Kas\u0131m 1917\u2019de Bol\u015fevik h\u00fck\u00fcmet, politik sistemini ay\u0131rt etmeksizin t\u00fcm burjuva devletlere kar\u015f\u0131 uzla\u015fmaz bir m\u00fccadele ba\u015flatt\u0131. Bu, Lenin\u2019in askeri diktat\u00f6rl\u00fckler ile parlamenter demokrasiler aras\u0131nda genel olarak bir fark g\u00f6rmedi\u011fi anlam\u0131na gelmiyordu; ama ona g\u00f6re bir devletin d\u0131\u015f politikas\u0131 politik \u00f6rg\u00fctlenme tarz\u0131nca de\u011fil, egemen s\u0131n\u0131f\u0131n maddi \u00e7\u0131karlar\u0131 do\u011frultusunda belirleniyordu. Ayn\u0131 zamanda, o d\u00f6nemin Kremlin\u2019i, emperyalist uluslar, s\u00f6m\u00fcrgeler ve yar\u0131 s\u00f6m\u00fcrgeler aras\u0131nda k\u00f6kl\u00fc farklar\u0131n oldu\u011funu form\u00fcle etti ve gene her birinin politik y\u00f6netim bi\u00e7iminden ba\u011f\u0131ms\u0131z olarak, s\u00f6m\u00fcrgeleri metropol \u00fclkelere kar\u015f\u0131 t\u00fcm\u00fcyle destekledi. (Tro\u00e7ki, \u201cD\u00fcnya Politikas\u0131nda Kremlin\u201d, 1939.)<\/em><\/p>\n\n\n\n<p>T\u00fcrkiye, Adalet ve Kalk\u0131nma Partisi (AKP) iktidarlar\u0131yla birlikte kendince yeni bir d\u0131\u015f politika at\u0131l\u0131m\u0131 i\u00e7ine girdi. Neoliberal normlar \u00e7er\u00e7evesinde y\u00fcr\u00fct\u00fclen ihracata y\u00f6nelik ekonomi politikalar\u0131n\u0131 tamamlayacak olan bir diplomasi stratejisi olarak \u00f6ng\u00f6r\u00fclen bu yeni \u201ca\u00e7\u0131l\u0131m\u201d \u00e7izgisi, geleneksel T\u00fcrk d\u0131\u015f politikas\u0131n\u0131n belirli \u00f6zelliklerini halen i\u00e7eriyor olmakla birlikte (\u00f6zellikle K\u00fcrdistan ve K\u0131br\u0131s\u2019a ili\u015fkin sorunlarda), ondan baz\u0131 noktalarda \u00f6nemli kopu\u015flar\u0131 da beraberinde getirdi, getiriyor. Yeni d\u0131\u015f politika mimarlar\u0131 T\u00fcrkiye\u2019nin son yirmi y\u0131l i\u00e7inde g\u00f6sterdi\u011fi ekonomik geli\u015fme performans\u0131n\u0131n art\u0131k sadece g\u00fcvenlik kayg\u0131lar\u0131yla belirlenen bir stratejiyle yetinmeyen, \u00fclkelerin geli\u015fmi\u015flik \u00f6l\u00e7e\u011findeki yerine uygun kapsay\u0131c\u0131l\u0131kta bir \u201cyay\u0131lma\u201d diplomasisine gereksinim duydu\u011funu belirtiyorlar. \u00dcstelik T\u00fcrkiye\u2019nin bu tip bir yeni politikay\u0131 ger\u00e7ek\u00e7i \u00f6l\u00e7\u00fclerde uygulayabilecek ekonomik, k\u00fclt\u00fcrel ve tarihsel ara\u00e7lara sahip oldu\u011funu s\u00f6yl\u00fcyorlar. Onlara g\u00f6re T\u00fcrkiye, t\u0131pk\u0131 Brezilya veya G\u00fcney Afrika gibi kendi b\u00f6lgesinde bir \u201cg\u00fc\u00e7\u201d olman\u0131n olanaklar\u0131n\u0131 elinde bulundurmaktad\u0131r ve bu hedefe uygun uluslararas\u0131 ili\u015fkiler ve ittifaklar \u00e7er\u00e7evesi kurmal\u0131d\u0131r.<\/p>\n\n\n\n<p>Tabii D\u0131\u015fi\u015fleri Bakanl\u0131\u011f\u0131 a\u00e7\u0131klamalar\u0131nda, \u00fcniversitelerdeki doktora tezlerinde, liberal sivil toplum \u00f6rg\u00fctlerinin raporlar\u0131nda ve en \u00f6nemlisi de \u015fimdiki ba\u015fbakan Ahmet Davuto\u011flu\u2019nun <em>Stratejik Derinlik<\/em><strong><em>(1)<\/em><\/strong>&nbsp; ba\u015fl\u0131kl\u0131 akademik \u00e7al\u0131\u015fmas\u0131nda dile getirilen bu g\u00f6r\u00fc\u015flerin, ekonominin somut para ve mal de\u011fi\u015f toku\u015flar\u0131yla, diplomatik ili\u015fkilerin ise istihbarat servislerinin faaliyetleri, kulis ve lobi entrikalar\u0131 ve \u00e7o\u011fu zaman da silahlar\u0131n arac\u0131l\u0131\u011f\u0131yla s\u00fcrd\u00fcr\u00fcld\u00fc\u011f\u00fc bir d\u00fcnyada ne oranda ger\u00e7ek\u00e7i ve uygulanabilir oldu\u011fu tarihsel deneyim i\u00e7inde ortaya \u00e7\u0131kmakta. Davuto\u011flu\u2019nun ileri s\u00fcrd\u00fc\u011f\u00fc \u201ckom\u015fularla s\u0131f\u0131r sorun\u201d tezinin bug\u00fcn neredeyse hepsiyle \u00e7eki\u015fme-\u00e7at\u0131\u015fma politikas\u0131 bi\u00e7iminde tezah\u00fcr etti\u011fini g\u00f6r\u00fcyoruz. T\u00fcrkiye\u2019nin son d\u00f6nemde, b\u0131rak\u0131n b\u00f6lgesel g\u00fc\u00e7 olmay\u0131, giderek yaln\u0131zla\u015fan bir \u00fclke konumuna geriledi\u011fini h\u00fck\u00fcmet yetkilileri bile kabul etmekte.<strong>(2)<\/strong>&nbsp; O halde, AKP h\u00fck\u00fcmetleri bu yeni uluslararas\u0131 politikay\u0131 uygulamakta yanl\u0131\u015flar m\u0131 yapt\u0131? Yoksa bu politikan\u0131n ideologlar\u0131 tezlerine zemin olu\u015fturan ulusal ve uluslararas\u0131 ortam\u0131 ve ko\u015fullar\u0131 m\u0131 yanl\u0131\u015f tahlil ettiler? Bu iki unsurun da varl\u0131\u011f\u0131ndan s\u00f6z edilebilir ve bunlara ileride de\u011finece\u011fiz, ama bizce \u00e7ok daha \u00f6nemlisi \u0130slamc\u0131 liberal ideologlar\u0131n ve politikac\u0131lar\u0131n s\u0131n\u0131f m\u00fccadelelerinin belirleyici etkilerini \u00f6ng\u00f6r\u00fclerine dahil etmekte tam bir k\u00f6rl\u00fck ve becerisizlik g\u00f6stermi\u015f olduklar\u0131d\u0131r.<\/p>\n\n\n\n<p>\u00dclkelerin uluslararas\u0131 ili\u015fkiler sisteminde giri\u015ftikleri her yeni politik at\u0131l\u0131m ku\u015fkusuz riskler ve zorluklar i\u00e7erir. E\u011fer bu at\u0131l\u0131m olu\u015fmu\u015f ittifaklar a\u011f\u0131nda de\u011fi\u015fiklikler gerektiriyorsa, kar\u015f\u0131la\u015f\u0131lacak tehlikeler ya da olumsuzluklar daha da b\u00fcy\u00fck olabilir. Kald\u0131 ki, emperyalist \u00e7a\u011fda \u00fclkeler aras\u0131nda kurulmu\u015f olan hiyerar\u015fik yap\u0131n\u0131n belirli noktalar\u0131ndan kopmas\u0131; g\u00fc\u00e7 ili\u015fkilerinde radikal yer de\u011fi\u015ftirmelerin ger\u00e7ekle\u015fmesi; ya da devletlere empoze edilmi\u015f olan stat\u00fclerin bozulmas\u0131, \u00e7o\u011funlukla ciddi \u00e7at\u0131\u015fmal\u0131 s\u00fcre\u00e7ler sonucunda ger\u00e7ekle\u015fmektedir. \u00c7a\u011f\u0131n ba\u015flang\u0131c\u0131ndan itibaren ya\u015fanan iki d\u00fcnya sava\u015f\u0131, s\u00f6m\u00fcrge ayaklanmalar\u0131, isyanlar ve devrimler, i\u015fgaller ve darbeler, halen s\u00fcrmekte olan b\u00f6lgesel sava\u015flar&#8230; bu tip s\u00fcre\u00e7lerin neredeyse ka\u00e7\u0131n\u0131lmaz \u00f6rnekleridir. T\u00fcrkiye AKP \u00f6nderli\u011fi alt\u0131nda, \u201cYeni Osmanl\u0131c\u0131l\u0131k\u201d politikalar\u0131yla nereye y\u00f6nelmek istiyor? Ama\u00e7lar\u0131 i\u00e7in gerekli olan ara\u00e7lara sahip mi? Ve de en \u00f6nemlisi, \u201cyumu\u015fak\u201d da olsa bir \u201cg\u00fc\u00e7\u201d olabilmek i\u00e7in kendisini bu yolda bekleyen \u00e7at\u0131\u015fmalara istekli ve haz\u0131r m\u0131?<\/p>\n\n\n\n<p>Bir \u00fclkenin d\u0131\u015f politikas\u0131, devleti elinde bulunduran egemen kesimlerin ulusal politikalar\u0131n\u0131n uluslararas\u0131 alandaki a\u00e7\u0131l\u0131m\u0131d\u0131r. Devletin uluslararas\u0131 ittifaklar\u0131 ve b\u00f6lgesel ya da d\u00fcnya \u00f6l\u00e7e\u011finde ya\u015fanan \u00e7eli\u015fki ve \u00e7at\u0131\u015fmalarda tak\u0131naca\u011f\u0131 tutum, hakim s\u0131n\u0131f\u0131n (ya da s\u0131n\u0131flar\u0131n) iktidar s\u00fcreklili\u011fini g\u00fcvence alt\u0131na alacak bi\u00e7imde \u015fekillendirilir. Bu nedenle de d\u0131\u015f politika bir bak\u0131ma \u201ch\u00fck\u00fcmetler \u00fcst\u00fcd\u00fcr\u201d, egemen s\u0131n\u0131flar blo\u011funda nitel de\u011fi\u015fiklikler olmad\u0131\u011f\u0131 s\u00fcrece (kimi gelgitlere kar\u015f\u0131n) s\u00fcreklili\u011fini korur, yani bir \u201cdevlet politikas\u0131\u201d olarak kal\u0131r. Bu bak\u0131mdan, e\u011fer AKP iktidarlar\u0131yla birlikte T\u00fcrkiye\u2019nin d\u0131\u015f politikas\u0131nda ger\u00e7ekle\u015fen ya da \u00f6nerilen \u00f6nemli de\u011fi\u015fiklerden s\u00f6z edilecekse, bunun devletin tepesindeki hangi s\u0131n\u0131fsal doku ve (varsa) rejim de\u011fi\u015fimleriyle ili\u015fkili oldu\u011funu belirleyebilmemiz gerekiyor. Bu a\u00e7\u0131dan, \u0130slamc\u0131 politik ak\u0131m\u0131n Yeni Osmanl\u0131 utkusunun hangi tarihsel \u00e7er\u00e7eveye oturdu\u011funu an\u0131msayal\u0131m.<\/p>\n\n\n\n<p><strong>XX. Y\u00fczy\u0131l\u0131n Ba\u015flar\u0131<\/strong><\/p>\n\n\n\n<p>Osmanl\u0131 \u0130mparatorlu\u011fu XX. y\u00fczy\u0131la b\u00fcy\u00fck toprak kay\u0131plar\u0131yla girecekti. \u0130ngiltere ve Fransa\u2019n\u0131n ba\u015f\u0131n\u0131 \u00e7ekti\u011fi s\u00f6m\u00fcrgeci g\u00fc\u00e7ler, ard\u0131ndan Rusya ve Avusturya-Macaristan yay\u0131lmac\u0131l\u0131\u011f\u0131, \u0130mparatorlu\u011fun b\u00fcnyesinde s\u00fcrekli bir kanamaya yol a\u00e7m\u0131\u015f durumdad\u0131r. 1854-56 K\u0131r\u0131m sava\u015f\u0131, 1877-78 Osmanl\u0131-Rus sava\u015f\u0131, 1881\u2019de Fransa\u2019n\u0131n Tunus\u2019u, ertesi y\u0131l \u0130ngiltere\u2019nin M\u0131s\u0131r\u2019\u0131 ve 1885\u2019te Bulgaristan\u2019\u0131n Do\u011fu Rumeli\u2019yi ilhak\u0131, 1908\u2019de Bosna vilayetinin Avustura-Macaristam taraf\u0131ndan ilhak\u0131 ve Bulgaristan prensli\u011finin ba\u011f\u0131ms\u0131zl\u0131\u011f\u0131n\u0131 ilan etmesi (bunlar\u0131n ard\u0131ndan gelecek olan 1911-12\u2019de Trablusgarp sava\u015f\u0131, 1912-13 Balkan sava\u015flar\u0131 yenilgileri) saltanat\u0131 Anadolu\u2019ya do\u011fru gerilemeye zorlam\u0131\u015ft\u0131r. B\u00fct\u00fcn bu d\u00f6nem boyunca padi\u015fahl\u0131k rejimi, Avrupa\u2019daki B\u00fcy\u00fck G\u00fc\u00e7ler aras\u0131ndaki dengelerden ve\/veya \u00e7eli\u015fkilerden yararlanarak kendini korumaya \u00e7al\u0131\u015fmaktad\u0131r. Abd\u00fclhamit, s\u00f6m\u00fcrgeci Avrupa g\u00fc\u00e7lerinin empoze etti\u011fi uluslararas\u0131 d\u00fczeni kabul etmi\u015f durumdad\u0131r ve bu sistem i\u00e7inde imparatorlu\u011fu ayakta tutma, iktidar\u0131n\u0131n s\u00fcreklili\u011fini sa\u011flama gayretindedir.<\/p>\n\n\n\n<p>Asl\u0131nda saltanat\u0131n gelece\u011fi Osmanl\u0131 devletinin varl\u0131\u011f\u0131 ya da yoklu\u011fu sorununa ba\u011flanm\u0131\u015ft\u0131r. Ama devletin bek\u00e2s\u0131, yenilgilerin ba\u015fl\u0131ca sorumlulu\u011funu padi\u015fahl\u0131k d\u00fczeninin \u00e7\u00fcr\u00fcm\u00fc\u015fl\u00fc\u011f\u00fcne ba\u011flayan otokratik rejim muhaliflerini de ilgilendiren ba\u015fl\u0131ca konudur. Bu ba\u011flamda, devlet erk\u00e2n\u0131n\u0131n yan\u0131 s\u0131ra ayd\u0131n kesimleri aras\u0131nda da \u00e7e\u015fitli \u00f6neriler ileri s\u00fcr\u00fclmektedir. Ba\u015fl\u0131ca \u00fc\u00e7 grupta toplanan bu \u00f6neriler, daha sonralar\u0131 kurulacak olan Cumhuriyet rejiminin, hatta bug\u00fcn izlenmeye \u00e7al\u0131\u015f\u0131lan ulusal ve uluslararas\u0131 politiklar\u0131n anla\u015f\u0131lmas\u0131na da \u0131\u015f\u0131k tutacak \u00f6\u011feler i\u00e7ermektedir.<\/p>\n\n\n\n<p>D\u00f6nemin devlet tart\u0131\u015fmalar\u0131 T\u00fcrk\u00e7\u00fcl\u00fck ak\u0131m\u0131n\u0131n \u00f6nde gelen yazar ve siyaset\u00e7ilerinden Yusuf Ak\u00e7ura\u2019n\u0131n 1904\u2019te kaleme ald\u0131\u011f\u0131 <em>\u00dc\u00e7 Tarz-\u0131 Siyaset<\/em><strong><em>(3)<\/em><\/strong>&nbsp; adl\u0131, tez nitelikli \u00e7al\u0131\u015fmas\u0131nda \u00f6zetlenmektedir. Ak\u00e7ura\u2019ya g\u00f6re Osmanl\u0131 devletinin yeniden yap\u0131land\u0131r\u0131lmas\u0131na ili\u015fkin olarak geli\u015fen \u00fc\u00e7 d\u00fc\u015f\u00fcnce ak\u0131m\u0131 vard\u0131r. Bunlar, bir Osmanl\u0131 ulusunun olu\u015fturulmas\u0131n\u0131 savunan <em>Osmanl\u0131l\u0131k<\/em>; \u0130slam milletinin biraraya toplanaca\u011f\u0131 bir devleti \u00f6ng\u00f6ren <em>\u0130slamc\u0131l\u0131k<\/em> ve \u0131rka dayal\u0131 T\u00fcrk ulusculu\u011funu savunan <em>T\u00fcrk\u00e7\u00fcl\u00fck<\/em> anlay\u0131\u015flar\u0131d\u0131r. Osmanl\u0131l\u0131k, cins, din, mezhep ve \u0131rk ayr\u0131m\u0131 g\u00f6zetmeksizin, haklar ve \u00f6devler bak\u0131m\u0131ndan e\u015fit bireylerden olu\u015fan bir Osmanl\u0131 halk\u0131 yarat\u0131lmas\u0131 pe\u015findedir. Kendisine \u00f6rnek ald\u0131\u011f\u0131 olu\u015fum ise \u201cAmerikan ulusu\u201ddur. Ana hedef devletin par\u00e7alanmaktan kurtar\u0131lmas\u0131, verili s\u0131n\u0131rlar\u0131n korunmas\u0131d\u0131r. Tanzimat d\u00f6neminde (1839-1876) Sultan Abd\u00fclaziz\u2019in sadrazamlar\u0131 \u00c2l\u00ee ve Fuat pa\u015falar\u0131n ba\u015f\u0131n\u0131 \u00e7ekti\u011fi Osmanl\u0131l\u0131k taraftarlar\u0131, II. Mahmud d\u00f6neminde ba\u015flat\u0131lan liberal reformlar\u0131n s\u00fcrd\u00fcr\u00fclmesinden yanad\u0131r. Ba\u015fl\u0131ca destek\u00e7ileri ise III. Napolyon\u2019un y\u00f6netimi alt\u0131ndaki Fransa\u2019d\u0131r. Bu d\u00f6nemde ger\u00e7ekle\u015ftirilen \u201cFrans\u0131zvari\u201d reformlar ve bu reformlar\u0131n Mekteb-i Sultani (Galatasaray) benzeri \u00f6rnekleri bu ak\u0131m\u0131n \u00fcr\u00fcnleridir. Ama Ak\u00e7ura\u2019ya g\u00f6re bu \u00f6nerinin art\u0131k tarihsel zemini kalmam\u0131\u015ft\u0131r, zira ulusal devletler \u00e7a\u011f\u0131nda \u0131rka dayal\u0131 ulus anlay\u0131\u015f\u0131 \u00f6ncelik kazanm\u0131\u015ft\u0131r. Bu bak\u0131mdan olas\u0131 bir Osmanl\u0131 ulusunda T\u00fcrkler Arap \u00e7o\u011funluk i\u00e7inde eriyecektir. \u00dcstelik, Fransa\u2019n\u0131n 1870-71\u2019de, \u0131rk esas\u0131 \u00fczerine kurulmakta olan Alman devleti kar\u015f\u0131s\u0131nda yenilgiye u\u011framas\u0131, Osmanl\u0131l\u0131k ak\u0131m\u0131n\u0131 temel dayana\u011f\u0131ndan mahrum etmi\u015ftir. \u00d6te yandan Rusya ve \u00e7e\u015fitli Avrupa \u00fclkeleri dini ve mezhepsel nedenlerle b\u00f6yle bir olu\u015fuma olanak tan\u0131mayacaklard\u0131r. Ak\u00e7ura, <em>\u201cZann\u0131mca art\u0131k Osmanl\u0131 milleti meydana getirmekle u\u011fra\u015fmak bo\u015f bir yorgunluktur\u201d<\/em> der.<\/p>\n\n\n\n<p>\u0130slamc\u0131l\u0131k ak\u0131m\u0131n\u0131n \u00f6nc\u00fcleri ise, Osmanl\u0131l\u0131k savunucusu Gen\u00e7 Osmanl\u0131lar hareketinin i\u00e7inden \u00e7\u0131kar. Ak\u00e7ura\u2019ya g\u00f6re, kendi \u00fclkelerinde on sekizinci y\u00fczy\u0131l Bat\u0131 sosyal bilimcileri ve filozoflar\u0131n\u0131n etkisiyle yeti\u015fen ayd\u0131nlar Avrupa \u00fclkelerine ge\u00e7tiklerinde burada soy ve dinin \u00f6nemini kavrarlar, Frans\u0131z usul\u00fc bir Osmanl\u0131 ulusunun yarat\u0131lamayaca\u011f\u0131n\u0131, Saltanat topraklar\u0131nda ya\u015famakta olan farkl\u0131 \u0131rk ve dinlerden topluluklar\u0131n \u201cmenfaatleri de\u011filse bile, arzular\u0131\u201d gere\u011fi b\u00f6yle bir birli\u011fe yana\u015fmayacaklar\u0131n\u0131 kavrarlar. Bu t\u00fcr bir \u201culus\u201d Do\u011fu \u00fclkelerinde yarat\u0131lamaz sonucuna ula\u015f\u0131rlar. <em>S\u0131rat-\u0131 M\u00fcstakim<\/em> dergisi \u00e7evresinde toplanan \u015eehbenderz\u00e2de Ahmed Hilmi, Said Halim Pa\u015fa, Mehmed Akif, Mustafa Sabri, \u0130smail Fenni, Said Nursi gibi \u0130slamc\u0131 ayd\u0131nlar, \u0130slam unsurlar\u0131n\u0131n \u00f6nce Osmanl\u0131 \u00fclkelerinde, ard\u0131ndan t\u00fcm d\u00fcnya \u00f6l\u00e7e\u011finde soy farkl\u0131l\u0131klar\u0131na bakmaks\u0131z\u0131n birle\u015ftirilmesi d\u00fc\u015f\u00fcncesini i\u015flemeye koyulurlar. Onlara g\u00f6re din ve millet bir ve ayn\u0131 \u015feydir. \u00d6nceleri kuramsal d\u00fczeyde yaz\u0131l\u0131 bas\u0131nda i\u015flenen bu d\u00fc\u015f\u00fcnce Abd\u00fclaziz\u2019in son d\u00f6nemlerinde \u201cPanislamizm\u201d terimi bi\u00e7iminde diplomatik s\u00f6ylemin bir par\u00e7as\u0131n\u0131 olu\u015fturmaya ba\u015flad\u0131. Bunu devlet politikas\u0131 haline getiren ise Sultan Abd\u00fclhamid oldu. Ak\u00e7ura\u2019n\u0131n anlat\u0131m\u0131yla, Abd\u00fclhamid,<\/p>\n\n\n\n<p><em>G\u00fcn\u00fcm\u00fczdeki h\u00fck\u00fcmdar, sultan, padi\u015fah lak\u00e2blar\u0131 yerine halife din\u00ee s\u0131fat\u0131n\u0131 koymaya \u00e7al\u0131\u015ft\u0131; genel siyasetinde din, isl\u00e2m din\u00ee m\u00fchim bir mevki tuttu. Nizam\u00ee mekteplerin tedrisat\u0131nda din\u00ee maddelere ayr\u0131lan zaman artt\u0131r\u0131ld\u0131. Tedrisat\u0131n esas\u0131 de\u011fi\u015ftirilmek istendi&#8230; Y\u0131ld\u0131z saray-\u0131 h\u00fcmayunu; hocalar, imamlar, \u015feyhler, \u015fer\u00eefler ile doldu. Baz\u0131 m\u00fclki memurluklara sar\u0131kl\u0131lar tayin edilir oldu&#8230; Her tarafta tekkeler, zaviyeler, camiler yap\u0131m ve tamirine \u00e7al\u0131\u015f\u0131ld\u0131. Hac\u0131lar ehemmiyet kazand\u0131.<\/em><strong><em>(4)<\/em><\/strong><em>&nbsp;<\/em><\/p>\n\n\n\n<p>Abd\u00fclhamid bu politikas\u0131 do\u011frultusunda M\u00fcsl\u00fcman yo\u011funluklu Afrika ve Asya \u00fclkelerine el\u00e7iler g\u00f6nderir. Kutsal topraklarla ticari ve askeri ula\u015f\u0131m\u0131 kolayla\u015ft\u0131rmak amac\u0131yla \u015eam\u2019\u0131 Medine\u2019ye ba\u011flayacak olan Hamidiye Hicaz Demiryolu\u2019nun in\u015faat\u0131n\u0131 ba\u015flat\u0131r (1900)<strong>(5)<\/strong>. Ama \u201c\u0130slam milleti\u201dnin birli\u011fi projesi esas olarak imparatorlu\u011fun i\u00e7ine y\u00f6nelik bir politikad\u0131r. Sadece emperyalist Bat\u0131\u2019n\u0131n bas\u0131nc\u0131 alt\u0131nda gerilemekle kalmay\u0131p i\u00e7inden de \u00e7\u00fcr\u00fcm\u00fc\u015f ve da\u011f\u0131lmakta olan devleti ayakta tutmaya \u00e7al\u0131\u015fman\u0131n bir arac\u0131d\u0131r. Nitekim saltanat\u0131n hilafete d\u00f6n\u00fc\u015ft\u00fcr\u00fclmesi uygulamalar\u0131, \u00fclke halklar\u0131n\u0131 olu\u015fturan Ortodoks Rumlar, Apostolik ve Katolik Ermeniler, Musevi Yahudiler, Ezidiler, hatta Alevi M\u00fcsl\u00fcmanlar \u00fczerinde bask\u0131 ve katliamlar d\u00fczenlemenin \u00f6tesine ge\u00e7mez. Ayr\u0131ca, M\u00fcsl\u00fcman olmayan halklar\u0131n di\u011fer \u00fclkelerden korunma taleplerinde bulunmalar\u0131na ve bunun sonucunda Avrupa \u00fclkelerinin Osmanl\u0131 devleti \u00fczerindeki bask\u0131lar\u0131n\u0131 yo\u011funla\u015ft\u0131rmalar\u0131na zemin haz\u00a1rlar.&nbsp;<\/p>\n\n\n\n<p>T\u00fcrk\u00e7\u00fcl\u00fck ak\u0131m\u0131 ise Ak\u00e7ura\u2019n\u0131n \u00e7al\u0131\u015fmas\u0131n\u0131 haz\u0131rlad\u0131\u011f\u0131 d\u00f6nemde hen\u00fcz daha \u00e7ok yenidir, hatta onun bu ak\u0131m\u0131n Osmanl\u0131\u2019daki ilk kurucusu oldu\u011fu s\u00f6ylenebilir. Ak\u00e7ura, \u201cdevletin kurtar\u0131lmas\u0131\u201d ad\u0131na \u00f6nerdi\u011fi \u201cT\u00fcrk ulusunun yarat\u0131lmas\u0131\u201d d\u00fc\u015f\u00fcncesi, esas olarak Osmanl\u0131c\u0131l\u0131k \u00f6nerisini uygulanamaz g\u00f6r\u00fcyor olmas\u0131ndan kaynaklan\u0131r. Ona g\u00f6re \u00e7a\u011fda\u015f tarih \u201c\u0131rk\u201d esas\u0131 \u00fczerine kurulmu\u015f devletler taraf\u0131ndan yaz\u0131lmaktad\u0131r, din ise bu amaca y\u00f6nelik yard\u0131mc\u0131, tamamlay\u0131c\u0131 bir i\u015flev g\u00f6rebilir:<\/p>\n\n\n\n<p><em>Zaman\u0131m\u0131z tarihinde umum\u00ee cereyan \u0131rklardad\u0131r. Dinler, din olmak bak\u0131m\u0131ndan, gittik\u00e7e siyasi ehemmiyetlerini, kuvvetlerini kaybediyorlar. \u0130\u00e7tima\u00ee olmaktan ziyade \u015fahsile\u015fiyorlar. Cemiyetlerde vicdan serbestli\u011fi, din birli\u011finin yerini al\u0131yor. Dinler, cemiyetlerin ek i\u015fleri olmaktan vazge\u00e7erek, kalblerin h\u00e2di ve m\u00fcr\u015fitli\u011fini deruhte ediyor, ancak halik ile mahluk aras\u0131ndaki vicdan\u00ee rab\u0131ta haline ge\u00e7iyor. Dolay\u0131s\u0131yla dinler ancak \u0131rklarla birle\u015ferek, \u0131rklara yard\u0131mc\u0131 olarak siyasi ve i\u00e7tima\u00ee ehemmiyetlerini muhafaza edebiliyorlar.<\/em><strong><em>(6)<\/em><\/strong><em>&nbsp;<\/em><\/p>\n\n\n\n<p>Ak\u00e7ura, <em>T\u00fcrk gazetesi<\/em> \u00e7evresinde toplanm\u0131\u015f, ama siyasi olmay\u0131p sadece \u201cilmi bir mahfil\u201d olarak biraraya gelmi\u015f bir toplulu\u011fun bulundu\u011funun fark\u0131ndad\u0131r. Ne var ki o bu \u00e7evreyi, T\u00fcrkl\u00fc\u011f\u00fc sadece Osmanl\u0131 s\u0131n\u0131rlar\u0131 i\u00e7inde yer alan T\u00fcrk kavimine dayand\u0131r\u0131yor olmakla ele\u015ftirir. Oysa T\u00fcrkler, \u201cHanbal\u0131k\u2019tan, Karada\u011f\u2019a, Timur yar\u0131madas\u0131ndan Karalar \u0130line kadar Asya, Avrupa ve Afrika\u2019n\u0131n m\u00fchim birer k\u0131sm\u0131n\u0131 kaplayan b\u00fcy\u00fck \u0131rk\u0131n efrad\u0131(d\u0131r)\u201d. Bu s\u0131n\u0131rlar, Ak\u00e7ura\u2019n\u0131n yap\u0131t\u0131nda hen\u00fcz ad\u0131 ge\u00e7memekle birlikte daha sonralar\u0131 kendisinin de dahil oldu\u011fu baz\u0131 T\u00fcrk\u00e7\u00fc ideologlar ve siyasilerce (\u0130smail Gasp\u0131ral\u0131, Ahmet A\u011fao\u011flu, H\u00fcseyinzade Ali Bey, Ziya G\u00f6kalp) tan\u0131mlanacak olan Turan \u00fclkesini belirler.<strong>(7)<\/strong> &nbsp;<\/p>\n\n\n\n<p>T\u00fcrk\u00e7\u00fcler de di\u011fer Abd\u00fclhamit kar\u015f\u0131t\u0131 Osmanl\u0131c\u0131lar, Bat\u0131 yanl\u0131s\u0131 ayd\u0131nlar ve baz\u0131 M\u00fcsl\u00fcman olmayan gruplar gibi, \u0130ttihat ve Terakki\u2019nin \u00e7evresinde toplanarak d\u00fc\u015f\u00fcncelerini uygulamaya ge\u00e7irmeye \u00e7al\u0131\u015f\u0131rlar. Ama daha Turan hayaline varmadan \u00f6nce Osmanl\u0131 devletini ayakta tutmaya \u00e7al\u0131\u015fmakta olan \u0130ttihat\u00e7\u0131lar\u0131n d\u0131\u015f politika anlay\u0131\u015flar\u0131, Sultan\u2019\u0131n Bat\u0131l\u0131 emperyalist g\u00fc\u00e7ler aras\u0131nda de\u011fi\u015fen tercihler yapma ve birilerine kar\u015f\u0131 di\u011ferlerinden yard\u0131m bekleme \u00e7izgisinin pek \u00f6tesine ge\u00e7meyecektir. Onlar\u0131n elinde T\u00fcrk\u00e7\u00fcl\u00fck s\u00f6ylemi, t\u0131pk\u0131 \u0130slamc\u0131l\u0131k politikas\u0131nda oldu\u011fu gibi \u0130mparatorluk s\u0131n\u0131rlar\u0131 i\u00e7indeki T\u00fcrk olmayan di\u011fer halklar \u00fczerinde ayr\u0131mc\u0131l\u0131k, asimilasyon ve soyk\u0131r\u0131m malzemesi haline gelecektir.<\/p>\n\n\n\n<p><strong>\u0130ttihat ve Terakki ve \u0130mparatorlu\u011fun Sonu<\/strong><\/p>\n\n\n\n<p>Bu ak\u0131mlar genelde kitlelerden kopuk, belli bir toplumsal s\u0131n\u0131f\u0131n hareketlili\u011fine dayanmayan, ama kendileri kentsel alt s\u0131n\u0131flardan gelip \u00f6zellikle askeri okullara girebilmi\u015f reformcu ayd\u0131nlardan olu\u015fuyordu. \u201cReformcular\u0131n b\u00fcrokratik z\u00fcmrenin alt r\u00fctbelerinden \u00e7\u0131kt\u0131klar\u0131 s\u0131k s\u0131k \u00f6ne s\u00fcr\u00fclm\u00fc\u015ft\u00fcr. Tanzimat reformlar\u0131ndan sonra Enderun mektebinin yerini alarak devlet g\u00f6revlilerini yeti\u015ftirecek okullar kuruldu. Ama o zaman bile \u00f6\u011frenciler kentsel alt s\u0131n\u0131flardan gelmekteydiler. \u00c7ocuklar\u0131 kendileri kadar ba\u015far\u0131l\u0131 olmu\u015f tek bir y\u00fcksek b\u00fcrokrata rastlanmaz. B\u00fcrokratik rejim, \u00f6z\u00fcnde hep bir liyakatliler erki oldu.\u201d<strong>(8)<\/strong>&nbsp; \u00d6rg\u00fct\u00fcn derli toplu ve planlanm\u0131\u015f bir eylemi olmasa bile esas olarak \u0130ttihat ve Terakki\u2019nin etkisiyle ger\u00e7ekle\u015fen 1908 devriminin niteli\u011fini anlat\u0131rken Tro\u00e7ki, \u0130mparatorlu\u011fun o g\u00fcnk\u00fc durumunu ve reformcular\u0131n karakterini \u015f\u00f6yle \u00f6zetler:<\/p>\n\n\n\n<p><em>Bu \u00fclke y\u0131llard\u0131r durgunlu\u011fun, tutuculu\u011fun ve despotizmin simgesi oldu. \u00dclkenin \u0130stanbul\u2019daki Sultan\u0131, Saint Petersburg\u2019daki karde\u015fini aratmad\u0131, hatta onu geride b\u0131rakt\u0131. \u00c7e\u015fitli din ve \u0131rklardan gelen halklar (Slavlar, Ermeniler, Rumlar) korkun\u00e7 zul\u00fcmlere u\u011frad\u0131. Ama Sultan\u0131n kendi halk\u0131 da -M\u00fcsl\u00fcman T\u00fcrkler- mutluluk i\u00e7erisinde ya\u015fam\u0131yordu. K\u00f6yl\u00fcler, h\u00fck\u00fcmetin ajanlar\u0131 ve b\u00fcy\u00fck toprak sahipleri taraf\u0131ndan k\u00f6lele\u015ftirilmi\u015fti. Yoksul ve bilgisizlerdi, saplant\u0131l\u0131 inan\u00e7lar\u0131 vard\u0131. Okul say\u0131s\u0131 \u00e7ok azd\u0131. Proletaryan\u0131n geli\u015fece\u011finden korkan Sultan H\u00fck\u00fcmetinin ald\u0131\u011f\u0131 \u00f6nlemler, fabrikalar\u0131n kurulmas\u0131na engel oluyordu. Muhbirler her yerde ortal\u0131\u011f\u0131 k\u0131r\u0131p ge\u00e7iriyordu. Sultan b\u00fcrokrasisinin (\u00c7ar b\u00fcrokrasisi gibi) uygulad\u0131\u011f\u0131 ya\u011fma ve yolsuzluk s\u0131n\u0131r tan\u0131m\u0131yordu. B\u00fct\u00fcn bunlar devleti tam bir \u00e7\u00f6k\u00fc\u015fe g\u00f6t\u00fcr\u00fcyordu. Avrupa\u2019n\u0131n kapitalist h\u00fck\u00fcmetleri, \u00fczerinde soygun pazarl\u0131klar\u0131 yapt\u0131klar\u0131 T\u00fcrkiye\u2019nin \u00e7evresinde, a\u00e7 kurtlar gibi dola\u015f\u0131yordu. Ve Sultan Abd\u00fclhamit, kendi insanlar\u0131n\u0131n kan\u0131n\u0131n emilmesiyle \u00f6denmek \u00fczere, bor\u00e7lanmaya devam ediyordu. Halk\u0131n uzun s\u00fcredir artmakta olan ho\u015fnutsuzlu\u011fu bu d\u00f6nemde, \u0130ran ve Rusya\u2019daki olaylar\u0131n da etkisiyle, a\u00e7\u0131k\u00e7a ortaya \u00e7\u0131kt\u0131.&nbsp;<\/em><\/p>\n\n\n\n<p><em>Rusya\u2019da Devrimin temel sava\u015f\u00e7\u0131s\u0131 proletaryad\u0131r. T\u00fcrkiye\u2019de, daha \u00f6nce de belirtti\u011fim gibi, ancak embriyon halinde bir end\u00fcstri vard\u0131; proletarya zay\u0131f ve say\u0131ca yetersizdi. T\u00fcrk ayd\u0131nlar\u0131n\u0131n en yeti\u015fmi\u015f unsurlar\u0131, fabrikalarda ve okullarda yeteneklerini sergilemek i\u00e7in biraz olanak bulabilen \u00f6\u011fretmenler, m\u00fchendisler, vb. orduya girdiler. Aralar\u0131ndan pek \u00e7o\u011fu Bat\u0131 Avrupa\u2019da \u00f6\u011frenim g\u00f6rd\u00fc ve orada var olan rejimleri yak\u0131ndan tan\u0131d\u0131; T\u00fcrkiye\u2019ye d\u00f6nd\u00fcklerinde ise T\u00fcrk askerinin yoksullu\u011fu ve bilgisizli\u011fiyle ve devletin yozla\u015fmas\u0131yla kar\u015f\u0131la\u015ft\u0131lar. Bu durum duygular\u0131n\u0131 tetikledi ve subaylar, ho\u015fnutsuzlu\u011fun ve devrimin oda\u011f\u0131 oldular. <\/em><strong><em>(9)<\/em><\/strong><em>&nbsp;<\/em><\/p>\n\n\n\n<p>Rerformcu ayd\u0131nlar\u0131n ve subaylar\u0131n \u00f6nc\u00fcl\u00fc\u011f\u00fcndeki ordunun Abd\u00fclhamit\u2019e dayatmas\u0131yla ilan edilen II. Me\u015frutiyet, s\u0131rt\u0131n\u0131 demokratik bir burjuva toplumsal g\u00fcce dayamad\u0131\u011f\u0131 gibi, kar\u015f\u0131s\u0131nda kendisine \u015fiddetle direnecek bir geleneksel s\u0131n\u0131f kesimi de bulmad\u0131. Bu direni\u015fin beklenebilece\u011fi yegane kesim olan ayan z\u00fcmresinin g\u00fcc\u00fc, giderek merkezile\u015fen otokrasinin etkisiyle son derece zay\u0131flam\u0131\u015f durumdayd\u0131. Kentli burjuvaziyi olu\u015fturan t\u00fcccarlar ise (a\u011f\u0131rl\u0131kl\u0131 olarak Rum ve Ermeni k\u00f6kenliler) devrimin kar\u015f\u0131s\u0131nda de\u011fil, piyasa i\u015flerli\u011fini d\u00fczeltecek ekonomik ve siyasi reformlar beklentisiyle de\u011fi\u015fimin yan\u0131nda yer alacaklard\u0131. Bu durumda, Keyder\u2019in bizce do\u011fru olarak tespit etmi\u015f oldu\u011fu gibi, <em>\u201ckonjonkt\u00fcrel olarak reformcular\u0131n ba\u015far\u0131 ya da ba\u015far\u0131s\u0131zl\u0131\u011f\u0131n\u0131 belirleyen etken, rakip bat\u0131l\u0131 devletlerin \u0130stanbul politikas\u0131na yapt\u0131\u011f\u0131 m\u00fcdahaleler\u201d <\/em>olacakt\u0131.<strong>(10)<\/strong>&nbsp;<\/p>\n\n\n\n<p>Durumun b\u00f6yle olmas\u0131na kar\u015f\u0131l\u0131k \u0130ttihat\u00e7\u0131lar k\u00f6\u015feleri belirlenmi\u015f bir d\u0131\u015f politika \u00e7izgisi belirleyememi\u015flerdi. Bununla birlikte \u00f6zellikle II. Tanzimat (1908) \u00f6ncesi yay\u0131nlar\u0131nda g\u00fc\u00e7l\u00fc bir Bat\u0131 d\u00fc\u015fmanl\u0131\u011f\u0131 s\u00f6z konusudur. Her ne kadar \u0130ngiltere veya Fransa tipi bir parlamenter sistem \u00f6neriyor olsalar da, bu \u00fclkeleri Osmanl\u0131\u2019y\u0131 y\u0131kmaya \u00e7al\u0131\u015fan ba\u015fl\u0131ca g\u00fc\u00e7ler olarak tarif ederler. 1902 kongresinin ard\u0131ndan Ahmet R\u0131za Bey \u00e7evresinde toplanan Gen\u00e7 T\u00fcrkler, T\u00fcrk\u00e7\u00fc-\u0130slamc\u0131 bir \u201culusalc\u0131l\u0131k\u201d anlay\u0131\u015f\u0131 geli\u015ftirirler ve d\u00f6rt y\u0131l sonra da grubu gizli bir devrimci \u00f6rg\u00fct haline d\u00f6n\u00fc\u015ft\u00fcr\u00fcrler. B\u00fct\u00fcn bu d\u00f6nem boyunca t\u00fcm yay\u0131nlar\u0131nda, \u00f6zellikle de Fransa\u2019da yay\u0131mlad\u0131klar\u0131 <em>Mechveret Supplement Fran\u00e7ais<\/em> dergisinde Bat\u0131l\u0131 b\u00fcy\u00fck g\u00fc\u00e7lere kar\u015f\u0131 a\u00e7\u0131k bir d\u00fc\u015fmanl\u0131k sergilerler. Onlara g\u00f6re, bu \u00fclkeler Osmanl\u0131 \u0130mparatorlu\u011fu\u2019nu par\u00e7alamak istemekte; bu ama\u00e7la \u00f6zellikle T\u00fcrklere ve M\u00fcsl\u00fcmanlara kar\u015f\u0131 d\u00fc\u015fmanca politikalar izlemekte; \u00f6rne\u011fin Ermeni, Bulgar ve Makedon ayaklanmalar\u0131n\u0131 desteklemekte, hatta Araplar\u0131 T\u00fcrklere kar\u015f\u0131 k\u0131\u015fk\u0131rtmaktad\u0131rlar. Londra\u2019da kurulan ve \u201cen fanatik bir tak\u0131m kilise mensuplar\u0131 ve politikac\u0131lardan\u201d olu\u015fan Balkan Komitesi Osmanl\u0131\u2019n\u0131n Balkanlar\u2019daki egemenli\u011fini k\u0131rmaya \u00e7al\u0131\u015fmaktad\u0131r. 1904\u2019te \u0130ngilizler ile Frans\u0131zlar\u0131n imzalad\u0131klar\u0131 anla\u015fma Osmanl\u0131 i\u00e7in M\u0131s\u0131r\u2019\u0131n kesin kayb\u0131 anlam\u0131na gelmi\u015ftir. 1907\u2019deki \u0130ngiliz-Rus Antla\u015fmas\u0131\u2019n\u0131n imzalanmas\u0131 da \u0130ngiltere\u2019nin Balkanlar\u2019a y\u00f6nelik s\u00f6m\u00fcrgeci politikas\u0131n\u0131n bir \u00fcr\u00fcn\u00fcd\u00fcr. Sultan Abd\u00fclhamit ise Bat\u0131\u2019n\u0131n b\u00fct\u00fcn bu tehditleri kar\u015f\u0131s\u0131nda boyun e\u011fmektedir ve b\u00fct\u00fcn sorun onun korkakl\u0131\u011f\u0131ndan kaynaklanmaktad\u0131r.<strong>(11)<\/strong>&nbsp;<\/p>\n\n\n\n<p>\u0130ttihat\u00e7\u0131lar bir yandan yay\u0131nlar\u0131nda \u0130ngiliz ve Frans\u0131z d\u00fc\u015fmanl\u0131\u011f\u0131n\u0131 i\u015flerken, bir yandan da bu \u00fclkelerle gizli g\u00f6r\u00fc\u015fmeler ve pazarl\u0131klar yaparlar, onlara kar\u015f\u0131 dostluk beyanlar\u0131nda bulunurlar, ittifak \u00f6nerileri geli\u015ftirirler. Bu yakla\u015f\u0131mlar\u0131 ilgili h\u00fck\u00fcmetlerce reddedilince de bu kez Avusturya-Macaristan \u0130mparatorlu\u011fu\u2019na ba\u015fvururlar. 1908 Temmuzunda II. Me\u015frutiyetin ilan\u0131ndan birka\u00e7 ay sonra Bosna krizi patlak verir, Avusturya-Macaristan \u0130mparatorlu\u011fu zaten uzunca bir s\u00fcreden beri i\u015fgali alt\u0131nda tuttmakta oldu\u011fu Bosna vilayetini ilhak eder, bu arada Bulgaristan ba\u011f\u0131ms\u0131zl\u0131\u011f\u0131n\u0131 ilan eder. Ba\u015flang\u0131\u00e7ta \u0130ttihat\u00e7\u0131lar, Sadrazam Mehmet Kamil Pa\u015fa\u2019n\u0131n \u0130ngiltere\u2019den yard\u0131m isteme politikas\u0131n\u0131 desteklerler, ama k\u0131sa bir s\u00fcre sonra tutum de\u011fi\u015ftirerek Avusturya-Macaristan ile iyi ili\u015fkiler kurulmas\u0131 gerekti\u011fini savunmaya koyulurlar. Daha sonralar\u0131 pa\u015fa ve Harbiye Naz\u0131r\u0131 olacak olan Enver Bey, Avusturya-Macaristan\u2019\u0131n Selanik ba\u015fkonsolosu Von Rappaport ile g\u00f6r\u00fc\u015ferek \u0130stanbul ile Viyana aras\u0131nda iyi ili\u015fkilerin kurulmas\u0131ndan yana olduklar\u0131n\u0131, bu konuda Kamil Pa\u015fa h\u00fck\u00fcmetinin \u0130ngiliz yanl\u0131s\u0131 politikalar\u0131n\u0131 desteklemediklerini bildirir, Bosna krizine siyasi bir \u00e7\u00f6z\u00fcm bulunmas\u0131n\u0131 ister ve <em>\u201ckendilerinin b\u00fct\u00fcn Avrupal\u0131 B\u00fcy\u00fck G\u00fc\u00e7lerle iyi ge\u00e7inmek istediklerini, bilhassa, Balkan krizlerinde Osmanl\u0131 \u0130mparatorlu\u011fu\u2019na yard\u0131m edebilecek bir konumda bulunan Avusturya-Macaristan\u2019a \u00e7ok \u00f6nem verdiklerini\u201d<\/em> iletir.<strong>(12)<\/strong> &nbsp;<\/p>\n\n\n\n<p>\u00d6te yandan ayn\u0131 g\u00fcnlerde \u0130ttihat\u00e7\u0131 \u00f6nderlerden Ahmet R\u0131za ise Selanik\u2019teki Frans\u0131z ba\u015fkonsolosuyla ayn\u0131 i\u00e7erikli g\u00f6r\u00fc\u015fmeler yapar, ard\u0131ndan Paris\u2019e yapt\u0131\u011f\u0131 seyahatte bas\u0131na verdi\u011fi bir m\u00fclakatta Avusturya-Macaristan kar\u015f\u0131t\u0131 bir tutum sergiler ve Bosna ve Bulgaristan sorunlar\u0131ndan Viyana h\u00fck\u00fcmetini sorumlu tutar. Dahas\u0131, ayn\u0131 Ahmet R\u0131za bu kez bir ba\u015fka \u0130ttihat\u00e7\u0131 lider Doktor Naz\u0131m ile birlikte Kas\u0131m ay\u0131nda Londra\u2019da \u0130ngiltere\u2019ye do\u011frudan ittifak \u00f6nerirler, bu t\u00fcr bir ittifak\u0131 Fransa\u2019n\u0131n da destekledi\u011fini iddia ederler. B\u00fct\u00fcn bu d\u00f6nem boyunca Ahmet R\u0131za, Bulgaristan\u2019\u0131 da i\u00e7ine alacak bir Balkan Birli\u011fi projesini savunur ve b\u00f6ylesi bir birli\u011fin Balkanlar\u2019da Avusturya-Macaristan \u0130mparatorlu\u011fu\u2019na kar\u015f\u0131 bir denge unsuru olaca\u011f\u0131n\u0131 iddia eder. Bu \u00f6nerisi \u0130ngiltere taraf\u0131ndan reddedilince de Kas\u0131m\u2019da Paris\u2019teki Avusturya-Macaristan b\u00fcy\u00fckel\u00e7isi Khevenh\u00fcller\u2019le g\u00f6r\u00fc\u015ferek ona 100 milyon frank \u00f6demeleri halinde Bosna\u2019n\u0131n ilhak\u0131n\u0131 tan\u0131yabileceklerini iletir. \u0130ngiltere\u2019nin o d\u00f6nemdeki Balkan politikas\u0131, Almanya\u2019n\u0131n Avusturya-Macaristan \u0130mparatorlu\u011fu\u2019nun da katk\u0131s\u0131yla g\u00fcneydeki s\u0131cak denizlere inme \u00e7abalar\u0131n\u0131 engelleyebilmektir. Bu ama\u00e7la da Balkanlar\u2019da geli\u015fmekte olan milliyet\u00e7i ak\u0131mlar\u0131 destekliyor, ba\u011f\u0131ms\u0131zl\u0131klar\u0131n\u0131n Almanya taraf\u0131ndan engellenece\u011fi korkusunu yay\u0131yordu. Onun bu politikas\u0131 sonu\u00e7ta \u0130ttihat\u00e7\u0131lar\u0131n giderek Almanya\u2019ya yakla\u015fmalar\u0131na yol a\u00e7acakt\u0131.<\/p>\n\n\n\n<p>B\u00fct\u00fcn bu birbirini d\u0131\u015flayan ve rasgele politikalar \u0130ttihat\u00e7\u0131lar\u0131n bir \u00e7eli\u015fkisi olmaktan \u00e7ok, emperyalizm olgusunu kavrayamam\u0131\u015f, politikalar\u0131n\u0131 k\u00fc\u00e7\u00fck burjuva demokrasisi ideolojisine dayand\u0131rmaya \u00e7al\u0131\u015fan b\u00fcrokratik milliyet\u00e7i bir anlay\u0131\u015f\u0131n \u00e7aresizce devleti kurtarma aray\u0131\u015flar\u0131d\u0131r. Kapit\u00fclasyonlar\u0131n kald\u0131r\u0131lmas\u0131n\u0131 istemekte ama emperyalizmden kopamamakta; demokrasi talep etmekte ama me\u015fruti monar\u015finin \u00f6tesine ge\u00e7ememekte; Sultan\u2019\u0131 korkakl\u0131kla ele\u015ftirmekte, ama g\u00fc\u00e7ler aras\u0131 dengelere oynama pragmatizminden vazge\u00e7ememektedirler. Oysa emperyalizm, kapitalist geli\u015fimin ula\u015ft\u0131\u011f\u0131 en son a\u015famayd\u0131 ve zaten \u201cemperyal\u201d olanaklar\u0131n\u0131 birka\u00e7 y\u00fczy\u0131l \u00f6nce yitirmi\u015f olan Osmanl\u0131 Devleti bu yeni geli\u015fimin \u00e7ok gerilerinde kalm\u0131\u015ft\u0131. B\u00fcy\u00fck miktarlarda toprak kay\u0131plar\u0131na ra\u011fmen h\u00e2l\u00e2 elinde tutmakta oldu\u011fu -\u00e7a\u011f\u0131n ge\u00e7erli ulus devleti s\u0131n\u0131rlar\u0131n\u0131n \u00e7ok \u00f6tesine ta\u015fan- b\u00f6lgelerde egemen olan kapitalizm \u00f6ncesi ve son derece geri kapitalist \u00fcretim bi\u00e7imleri ve ili\u015fkilerinin, bu padi\u015fahl\u0131k devletini ileri kapitalist \u00fclkelerin ekonomik ve jeopolitik rekabeti kar\u015f\u0131s\u0131nda ayakta tutamayaca\u011f\u0131 belli olmu\u015ftu.<\/p>\n\n\n\n<p>\u00d6te yandan, bir yar\u0131 s\u00f6m\u00fcrge \u00fclkeyi salt siyasi reformlarla emperyalist rekabet d\u00fcnyas\u0131ndan ba\u011f\u0131\u015f\u0131k k\u0131lman\u0131n ya da B\u00fcy\u00fck G\u00fc\u00e7lerin a\u015f\u0131nd\u0131r\u0131c\u0131 sald\u0131r\u0131lar\u0131 kar\u015f\u0131s\u0131nda etkili bi\u00e7imde koruyabilmenin olanaks\u0131z oldu\u011fu da Tanzimat\u2019la ba\u015flay\u0131p \u0130ttihat ve Terakki iktidar\u0131yla sonu\u00e7lanan deneylerle ortaya \u00e7\u0131km\u0131\u015ft\u0131. Bu reformlar Osmanl\u0131 devletinin \u00fczerinde y\u00fckseldi\u011fi ekonomik ve sosyal dinamiklerde k\u00f6kl\u00fc d\u00f6n\u00fc\u015f\u00fcm ve s\u0131\u00e7ramalar yaratmad\u0131\u011f\u0131 gibi, emperyalizmin \u00fclkenin \u00fcretim ve m\u00fclkiyet dokusuna daha fazla s\u0131zmas\u0131n\u0131 kolayla\u015ft\u0131rm\u0131\u015ft\u0131.&nbsp;<\/p>\n\n\n\n<p>\u0130ttihat\u00e7\u0131lar\u0131n 1908\u2019de ba\u015flatt\u0131klar\u0131 demokratik devrim pek \u00e7ok sorunla kar\u015f\u0131 kar\u015f\u0131yayd\u0131. Bunlar\u0131n ba\u015f\u0131nda da ulusal sorun geliyordu. \u0130mparatorluk n\u00fcfusunu olu\u015fturan etnik ve dini gruplar\u0131n son derece zengin ve \u00e7e\u015fitli olu\u015fu ulus devletlerin ve milliyet\u00e7i ak\u0131mlar\u0131n yayg\u0131nla\u015ft\u0131\u011f\u0131 bir evrede sadece merkezka\u00e7 g\u00fc\u00e7ler yaratmakla kalm\u0131yor, ama ayn\u0131 zamanda Saltanat\u0131n bu bile\u015fimin \u201cbirli\u011fi\u201d ad\u0131na neredeyse sadece silahl\u0131 g\u00fcce ba\u015fvurmas\u0131 i\u00e7 sava\u015f dinamiklerine yol a\u00e7\u0131yordu. Bu durum Bat\u0131l\u0131 emperyalist g\u00fc\u00e7lerin toprak ve etkinlik alan\u0131 kapma giri\u015fimleriyle de birle\u015fince \u0130mparatorluk par\u00e7a par\u00e7a da\u011f\u0131l\u0131yordu.<\/p>\n\n\n\n<p><em>&#8230;bununla birlikte ekonomik geli\u015fmenin olmazsa olmaz ko\u015fulu ekonomik a\u00e7\u0131dan birle\u015fmi\u015f geni\u015f bir b\u00f6lgenin varl\u0131\u011f\u0131d\u0131r. Bu sadece T\u00fcrkiye i\u00e7in de\u011fil bir b\u00fct\u00fcn olarak Balkan yar\u0131madas\u0131 i\u00e7in de ge\u00e7erlidir. (\u00dclkenin) \u00fczerine bir bela gibi \u00e7\u00f6ken, onun ulusal \u00e7e\u015fitlili\u011fi de\u011fil bir dizi farkl\u0131 devlete par\u00e7alanm\u0131\u015f olmas\u0131d\u0131r. G\u00fcmr\u00fck s\u0131n\u0131rlar\u0131 onu yapay bi\u00e7imde farkl\u0131 par\u00e7alara b\u00f6lmektedir. Balkanlardaki hanedanlar aras\u0131 entrikalara b\u00fcy\u00fck kapitalist g\u00fc\u00e7lerin m\u00fcdahaleleri eklenmektedir. Bu ko\u015fullar devam etti\u011fi s\u00fcrece Balkanlar Pandora\u2019n\u0131n kutusu olarak kalacakt\u0131r. Balkanlara bar\u0131\u015f\u0131 getirecek ve \u00fcretici g\u00fc\u00e7lerin yayg\u0131n bi\u00e7imde geli\u015fmesini sa\u011flayacak olan yegane \u00e7\u00f6z\u00fcm t\u00fcm Balkan uluslar\u0131n\u0131n, \u0130svi\u00e7re veya Birle\u015fik Devletler\u2019dekine benzer bi\u00e7imde, demokratik ve federal temelde olu\u015fturacaklar\u0131 tek bir devlettir.<\/em><strong><em>(13)<\/em><\/strong><em>&nbsp;<\/em><\/p>\n\n\n\n<p>Buna kar\u015f\u0131l\u0131k \u0130ttihat\u00e7\u0131lar, T\u00fcrk ve M\u00fcsl\u00fcman olmayan kimi ulusalc\u0131 demokrat partilerle (Ermeni Devrimci Federasyonu -Ta\u015fnaksutyun- ve ihtilalci Bulgar partileri) temas kurmakla birlikte, Osmanl\u0131 birli\u011fini T\u00fcrk ve M\u00fcsl\u00fcman eksenli \u015fiddetli bir milliyet\u00e7i ve merkeziyet\u00e7i politikayla sa\u011flamaya y\u00f6nelirler. Bu politika 1914\u2019te patlayacak d\u00fcnya sava\u015f\u0131yla birlikte Ermeni ulusu \u00fczerinde soyk\u0131r\u0131m d\u00fczeyine ula\u015facakt\u0131r.<\/p>\n\n\n\n<p>Do\u011frudan kendileri h\u00fck\u00fcmette bulunmamakla birlikte iktidar\u0131 denetlemekte olan \u0130ttihat\u00e7\u0131lar\u0131n t\u00fcm gayreti, \u0130mparatorlu\u011fun ekonomik ya\u015fam\u0131na do\u011frudan m\u00fcdahale ederek bir \u201cmilli iktisat\u201d geli\u015ftirmekti. Onlar\u0131n tasarlad\u0131\u011f\u0131 bu ekonomik d\u00fczende, do\u011fu\u015f halindeki burjuvazinin yegane kesimlerini olu\u015fturan Rum ve Ermeni gruplara yer yoktu, zira \u0130ttihat\u00e7\u0131lara g\u00f6re bu kesimler Bat\u0131l\u0131 \u00e7\u0131karlara do\u011frudan ba\u011fl\u0131yd\u0131lar. Buradan hareketle de Yahudi ve M\u00fcsl\u00fcman k\u00f6kenlilerden olu\u015facak bir \u201culusal burjuvazinin\u201d yarat\u0131lmas\u0131na y\u00f6neldiler. Bu kesimlerin gereksinim duyduklar\u0131 sermaye birikimi s\u00fcrecini ise merkezi b\u00fcrokratik devlet ayg\u0131t\u0131 tetikleyecekti. \u015eerif Mardin, \u201culusal burjuvazi\u201d yaratma giri\u015fimini \u015f\u00f6yle a\u00e7\u0131klar:<\/p>\n\n\n\n<p><em>Yirminci y\u00fczy\u0131l\u0131n ba\u015flar\u0131na kadar T\u00fcrkler, \u0130mparatorlu\u011fun ekonomik ya\u015fam\u0131na, \u00f6nemli ekonomik giri\u015fim sahipleri olarak kat\u0131lmam\u0131\u015flard\u0131r. Bu i\u015fler yabanc\u0131lara ya da T\u00fcrk ve M\u00fcsl\u00fcman olmayan az\u0131nl\u0131klara b\u0131rak\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. Ulusal \u00fclk\u00fcler pe\u015finde ko\u015fan J\u00f6n T\u00fcrkler, yeni bir T\u00fcrk giri\u015fimci s\u0131n\u0131f\u0131 yaratmaya \u00e7al\u0131\u015ft\u0131lar. Ancak, ekonomik geli\u015fmenin laissez-faire siyasetine kapal\u0131 oldu\u011fu, T\u00fcrkler \u00fclkenin ekonomisini t\u00fcm\u00fcyle ele ge\u00e7irmi\u015f olsalar bile, herkes\u00e7e kabul edilmi\u015fti. Nitekim, J\u00f6n T\u00fcrklerin k\u0131sa bir tart\u0131\u015fmadan sonra benimsedikleri ekonomi felsefesi, dayan\u0131\u015fmac\u0131l\u0131k olmu\u015ftur.<\/em><strong><em>(14)<\/em><\/strong><em>&nbsp;<\/em><\/p>\n\n\n\n<p>\u0130ttihat\u00e7\u0131lar\u0131n bu politikas\u0131n\u0131n \u00f6n\u00fcndeki en b\u00fcy\u00fck engel \u0130mparatorlu\u011fun s\u0131rt\u0131na y\u00fcklenmi\u015f olan devasa bor\u00e7lar ve elbette \u00fclke ekonomisinin denetimini neredeyse t\u00fcm\u00fcyle elinde bulunduran D\u00fcyunu Umumiye \u0130daresi\u2019ydi. Bu idare devlet gelirlerinin t\u00fcm\u00fc \u00fczerinde emperyalist bir egemenli\u011fe sahipti ve onun d\u00f6rtte birine el koyuyordu. Devletin sistematik b\u00fct\u00e7e a\u00e7\u0131klar\u0131 ise, yeni bor\u00e7lanmalarla kapat\u0131lmaya \u00e7al\u0131\u015f\u0131l\u0131yor, bu da bor\u00e7 y\u00fck\u00fcn\u00fcn katlanarak artmas\u0131na yol a\u00e7\u0131yordu.&nbsp;<\/p>\n\n\n\n<p>\u00d6zellikle bu nokta \u0130ttihat ve Terakki\u2019nin neden I. D\u00fcnya Sava\u015f\u0131\u2019na kat\u0131lm\u0131\u015f oldu\u011funu a\u00e7\u0131klamaya yard\u0131mc\u0131 olur. Ku\u015fkusuz bu kat\u0131l\u0131m sadece kendi iradesinin bir sonucu de\u011fildi, zira \u0130ngiltere ve Fransa, Osmanl\u0131 \u0130mparatorlu\u011fu i\u00e7inde \u0130ttihat\u00e7\u0131lar\u0131n yaratmaya \u00e7al\u0131\u015ft\u0131\u011f\u0131 yeni olgunun fark\u0131ndayd\u0131lar. Yeni T\u00fcrk h\u00fck\u00fcmeti ulusal bir ekonomiyle daha sa\u011flam bir devlet yap\u0131s\u0131 olu\u015fturmaya \u00e7al\u0131\u015f\u0131yordu ve bu durum, \u0130mparatorluk i\u00e7inde zay\u0131f bir y\u00f6netimin s\u00fcrd\u00fcr\u00fclmesinden yana olan Bat\u0131l\u0131 emperyalistleri tedirgin ediyordu. \u00dcstelik \u0130ttihat\u00e7\u0131lar, \u0130ngiltere ve Fransa\u2019n\u0131n korumas\u0131 alt\u0131ndaki Ermeni ve Rum burjuvaziyi tasfiye etme \u00e7abas\u0131ndayd\u0131lar ve yabanc\u0131lara ayr\u0131cal\u0131klar tan\u0131yan kapit\u00fclasyonlar\u0131n kald\u0131r\u0131lmas\u0131 gerekti\u011finden s\u00f6z ediyorlard\u0131. \u00d6te yandan \u0130stanbul\u2019daki yeni y\u00f6netim b\u00fct\u00fcn bu tasfiye ve yeniden kurulu\u015f s\u00fcrecinde Almanya\u2019n\u0131n mali ve politik deste\u011fini yan\u0131na alm\u0131\u015ft\u0131. \u0130mparatorlu\u011fun Almanya\u2019n\u0131n yan\u0131nda sava\u015fa kat\u0131lmas\u0131, \u0130ttihat\u00e7\u0131lara \u201culusal\u201d politikalar\u0131n\u0131 engelsiz uygulama f\u0131rsat\u0131 verecekti. O halde Osmanl\u0131 i\u00e7in, kendi d\u0131\u015f\u0131nda patlak vermi\u015f olan B\u00fcy\u00fck Sava\u015f\u2019a kat\u0131lmak zorunlu hale gelmi\u015fti.<\/p>\n\n\n\n<p>Sava\u015fla birlikte iktidara do\u011frudan el koyan \u0130ttihat\u00e7\u0131lar 1914 sonlar\u0131nda kapit\u00fclasyonlar\u0131 kald\u0131racak, para basma yetkisini D\u00fcyunu Umumiye\u2019nin emrindeki Osmanl\u0131 Bankas\u0131\u2019n\u0131n elinden al\u0131p Devletin yetkisine aktaracak, yerli \u00fcretimi koruyucu yeni g\u00fcmr\u00fck tarifeleri uygulayacak ve (\u00e7o\u011fu sava\u015f vurguncular\u0131n\u0131n yarat\u0131lmas\u0131na yarayan) benzeri uygulamalarla ulusal ekonomiyi g\u00fc\u00e7lendirmeye \u00e7al\u0131\u015facaklard\u0131. Nitekim bu politikalar<strong>(15)<\/strong>&nbsp; k\u0131sa s\u00fcrede baz\u0131 sonu\u00e7lar verir: Rum ve Ermeni t\u00fcccarlar ba\u015far\u0131yla tasfiye edilir ve onlar\u0131n yerini, sava\u015f s\u0131ras\u0131nda h\u0131zla f\u0131rlayan enflasyonun, tay\u0131nlaman\u0131n ve h\u00fck\u00fcmet kay\u0131rmac\u0131l\u0131\u011f\u0131n\u0131n yard\u0131m\u0131yla t\u00fcreyen vurguncu T\u00fcrk t\u00fcccarlar al\u0131r. Bu anlamda ulusal sermaye birikiminin ko\u015fullar\u0131 yarat\u0131lm\u0131\u015f olur. \u00d6yle ki, <em>\u201cBir kestirime g\u00f6re anonim \u015firketlerde T\u00fcrk sermayesinin pay\u0131, 1908\u2019de yaln\u0131zca y\u00fczde 3 iken, sava\u015f s\u0131ras\u0131nda \u00e7ok say\u0131da ticari ve s\u0131nai \u015firketin kurulmas\u0131 sonunda, 1918\u2019de y\u00fczde 38\u2019e \u00e7\u0131kar\u201d.<\/em><strong><em>(16)<\/em><\/strong> &nbsp;<\/p>\n\n\n\n<p>Ama bu \u00f6nlemler art\u0131k iflas etmi\u015f ve \u00e7\u00f6kmekte olan \u0130mparatorlu\u011fu kurtaramayacakt\u0131. \u0130ttihat\u00e7\u0131lar\u0131n emperyalistler aras\u0131 sava\u015fta taraf olarak \u201cdevleti kurtarma\u201d ve \u201cmilli iktisat\u201d yaratma ad\u0131na y\u00fcz binlerce Osmanl\u0131 uyru\u011funu \u00f6l\u00fcme yollama bi\u00e7imini alan \u201cd\u0131\u015f politika\u201d \u00e7\u0131lg\u0131nl\u0131\u011f\u0131 \u201chasta adam\u0131n\u201d nihayet can vermesiyle sonu\u00e7lanacakt\u0131.<\/p>\n\n\n\n<p><strong>\u201cKemalist\u201d D\u0131\u015f Politika<\/strong><\/p>\n\n\n\n<p>1919\u2019da ba\u015flay\u0131p d\u00f6rt y\u0131l s\u00fcren bir \u201culusal kurtulu\u015f m\u00fccadelesinin\u201d ard\u0131ndan kurulan Ankara merkezli yeni T\u00fcrkiye Cumhuriyeti\u2019nin d\u0131\u015f d\u00fcnyayla ili\u015fkisi, resmi s\u00f6ylemin ard\u0131nda yatan toplumsal ve siyasi dinamiklerle a\u00e7\u0131klanabilir. \u00d6ncelikle bir sorunun yan\u0131tlanmas\u0131 gerekiyor: Kemalistler neden laik milliyet\u00e7ili\u011fi se\u00e7tiler ve bu bak\u0131mdan \u0130ttihat\u00e7\u0131 ak\u0131mdan ayr\u0131ld\u0131lar? Her \u015feyden \u00f6nce, \u0130ttihat\u00e7\u0131lar Osmanl\u0131 \u0130mparatorlu\u011fu\u2019nun kurtar\u0131lmas\u0131ndan, ayakta tutulmas\u0131ndan yanayd\u0131lar. Bu ama\u00e7la bir \u201cOsmanl\u0131 ulusunun\u201d yarat\u0131lamayaca\u011f\u0131n\u0131 anlad\u0131klar\u0131 andan itibaren de \u0130slam \u00f6gesi etraf\u0131nda kurulu bir birli\u011fe y\u00f6neldiler. \u201cMilli iktisat\u201d politikalar\u0131n\u0131n ard\u0131nda yatan hedef de, M\u00fcsl\u00fcman olmayan ticaret burjuvazisini tasfiye ederek onlar\u0131n mal ve sermaye varl\u0131klar\u0131 ile ticaret alanlar\u0131n\u0131 M\u00fcsl\u00fcman i\u015fadamlar\u0131na aktarmaya \u00e7al\u0131\u015fmaktan pek \u00f6teye gitmiyordu. T\u00fcrk ya da di\u011fer M\u00fcsl\u00fcman kesimlerden olu\u015facak yeni burjuvazinin elindeki yegane sermaye birikimi olana\u011f\u0131 neredeyse bundan ibaretti.<\/p>\n\n\n\n<p>Kemalistlerin laik milliyet\u00e7ili\u011fi bu gelenekten bir kopu\u015fu ifade ediyordu ve bunu yaratan ko\u015fullar da bizzat d\u00fcnya sava\u015f\u0131n\u0131n yaratt\u0131\u011f\u0131 y\u0131k\u0131m ortam\u0131nda olu\u015fmu\u015ftu. \u0130ttihat\u00e7\u0131lar Abd\u00fclhamid\u2019i iktidardan indirmi\u015flerdi ama saltanat rejimini yok etmeye y\u00f6nelmemi\u015flerdi. Bunun nedenleri de emperyalist \u00e7a\u011fdaki demokratik devrimlerin s\u0131n\u0131rl\u0131 karakterinde yat\u0131yordu. B\u00f6yle bir devrime \u00f6nc\u00fcl\u00fck edecek bir proletarya olmad\u0131\u011f\u0131 gibi, burjuva demokratik idealler ancak ordu okullar\u0131nda e\u011fitim g\u00f6rme \u015fans\u0131na eri\u015fen ayd\u0131n subaylar aras\u0131nda geli\u015fmi\u015fti. Ordunun genel kitlesini ise yoksul ama e\u011fitimsiz, herhangi bir devrimci k\u00f6yl\u00fc \u00f6nderli\u011finden yoksun, son derece muhafazak\u00e2r, ideolojik olarak dinlerine ve Halifelerine ba\u011fl\u0131 y\u00fcz binlerce k\u00f6yl\u00fc olu\u015fturuyordu. Demokratik ideallerini b\u00f6yle bir orduya dayanarak ger\u00e7ekle\u015ftirmek zorunda olan Gen\u00e7 T\u00fcrk subaylar, k\u00f6yl\u00fc kitleleri ger\u00e7ek bir kurtulu\u015fa ta\u015f\u0131yacak bir programa sahip de\u011fillerdi ve b\u00f6yle oldu\u011fu s\u00fcrece de Halifelik rejiminden kopamayacaklar, hatta \u0130slam birli\u011fini imparatorlu\u011fun temel zemini olarak kullanmaya devam edeceklerdi. Ayn\u0131 \u015fekilde monar\u015fi rejimini y\u0131kmaya kalkmak, bu rejimin din, adalet, e\u011fitim ve baz\u0131 idari kurumlar\u0131n\u0131 i\u015fgal eden ve toplumsal ayr\u0131cal\u0131klara sahip geni\u015f bir \u201cilmiyye\u201d s\u0131n\u0131f\u0131n\u0131 kar\u015f\u0131lar\u0131na almak olacakt\u0131. Dindar k\u00f6yl\u00fc erat \u00fczerinde ideolojik (dolay\u0131s\u0131yla politik) denetime sahip ilmiyye, arzulad\u0131klar\u0131 devrim i\u00e7in orduya dayanmak durumundaki \u0130ttihat\u00e7\u0131lar i\u00e7in d\u00fc\u015fman s\u0131n\u0131f ilan edilemiyordu.<\/p>\n\n\n\n<p>\u00d6te yandan, \u0130ttihat\u00e7\u0131lar\u0131n kopamad\u0131klar\u0131 bir ba\u015fka egemen kesim de ayanlard\u0131. \u0130mparatorlu\u011fun k\u0131rsal kesimini ekonomik ve toplumsal a\u00e7\u0131lardan egemenli\u011fi alt\u0131nda tutan bu s\u0131n\u0131f, me\u015frutiyet d\u00f6nemlerinde de kentlerde, \u00f6zellikle merkeze ta\u015f\u0131d\u0131klar\u0131 mebuslar arac\u0131l\u0131\u011f\u0131yla mecliste ve devlet y\u00f6netiminde a\u011f\u0131rl\u0131kl\u0131 bir g\u00fc\u00e7 haline d\u00f6n\u00fc\u015f\u00fcyordu. \u00dclke genelinde y\u00f6netimi ellerinde bulundurmak isteyen \u0130ttihat\u00e7\u0131lar\u0131n 1908\u2019deki parti program\u0131nda k\u00f6yl\u00fcye bir t\u00fcr toprak da\u011f\u0131t\u0131m\u0131ndan s\u00f6z edilirken, 1909 program\u0131nda bu hedefe hi\u00e7 yer vermemeleri, (politik a\u011f\u0131rl\u0131klar\u0131 nedeniyle ayanlara ku\u015fkuyla yakla\u015fmalar\u0131na kar\u015f\u0131n) bu s\u0131n\u0131fla i\u015fbirli\u011fi yapmak zorunda olmalar\u0131ndan kaynaklan\u0131yordu.<\/p>\n\n\n\n<p>\u0130ttihat\u00e7\u0131lar\u0131n kendilerini mahkum ettikleri tarihsel kurumlar ve olu\u015fumlar sava\u015fla birlikte tahrip oldu. Saltanat tamamen emperyalist \u00fclkelerin boyunduru\u011funa girdi, \u0130mparatorluk par\u00e7alan\u0131p yok oldu, b\u00fcy\u00fck b\u00f6l\u00fcm\u00fc Bat\u0131l\u0131 \u00fclkelerce i\u015fgal edildi, merkezi y\u00f6netimin y\u0131k\u0131l\u0131\u015f\u0131yla birlikte ayanl\u0131k sistemi i\u015flevsizle\u015fti, farkl\u0131 etnik gruplar\u0131n ve egemen kesimlerin temsil edildi\u011fi parlamento la\u011fvoldu. Sava\u015fla birlikte Arap ve Balkan eyaletlerinin ayr\u0131 devletler halinde \u0130mparatorluktan kopmu\u015f olmalar\u0131 ve Ermeni halka uygulanm\u0131\u015f olan tehcir ve soyk\u0131r\u0131m politikas\u0131n\u0131n sonu\u00e7lar\u0131 ve nihayet milli m\u00fccadele s\u0131ras\u0131nda Rum halk\u0131n Bat\u0131 Anadolu\u2019yu terk etmesi (geri kalanlanlar da m\u00fcbadele anla\u015fmalar\u0131yla en aza indirilecekti) Kemalistlere \u201cOsmanl\u0131 ulusu\u201d ya da \u201c\u0130slam birli\u011fi\u201d hayallerinden uzakla\u015fabilmeleri f\u0131rsat\u0131n\u0131 yarat\u0131yor, ayak bas\u0131lmam\u0131\u015f Asya topraklar\u0131na uzanacak \u201cTuran \u00fclkesi\u201d fantazisinden vazge\u00e7ilmesini olanakl\u0131 k\u0131l\u0131yordu. K\u00fcrt isyanlar\u0131n\u0131n da bast\u0131r\u0131lmas\u0131yla birlikte, T\u00fcrk \u0131rk\u0131na dayal\u0131 ulus devletin temelleri at\u0131lm\u0131\u015f oluyordu. Mustafa Kemal\u2019in ba\u015flang\u0131\u00e7ta milli m\u00fccadeleyi Padi\u015fahl\u0131\u011f\u0131 ve Hilafeti kurtarmak amac\u0131yla \u00f6rg\u00fctlemekte oldu\u011funu s\u00f6ylemesine kar\u015f\u0131l\u0131k bunun taktik bir propaganda oldu\u011fu a\u00e7\u0131kt\u0131. Kemalistlerin as\u0131l amac\u0131 yeniden \u00f6rg\u00fctledikleri orduyu ve onun temsil etti\u011fi egemen b\u00fcrokratik kast\u0131 Saltanat kurumlar\u0131n\u0131n s\u0131n\u0131rlay\u0131c\u0131l\u0131\u011f\u0131ndan tamamen kurtarmakt\u0131 ve bunun form\u00fcl\u00fc de Cumhuriyet sistemiydi. \u00d6te yandan Anadolu halk\u0131n\u0131n d\u0131\u015f\u0131ndaki M\u00fcsl\u00fcman halklar\u0131n \u0130stanbul\u2019la ba\u011flar\u0131n\u0131n kalmamas\u0131 (Ankara\u2019yla da dini a\u00e7\u0131dan hi\u00e7 olmayacakt\u0131) Hilafet kurumunun varl\u0131\u011f\u0131n\u0131 gereksizle\u015ftirmi\u015f ve ilmiyye s\u0131n\u0131f\u0131n\u0131n tasfiyesinin ko\u015fullar\u0131n\u0131 yaratm\u0131\u015ft\u0131. Laik devlet form\u00fcl\u00fc bir yandan Padi\u015fahl\u0131k sisteminden ve ilmiyye s\u0131n\u0131f\u0131ndan kurtulu\u015fun arac\u0131 olurken di\u011fer yandan da emperyalist \u00fclkelere, di\u011fer M\u00fcsl\u00fcman \u00fclkelere y\u00f6nelik yay\u0131lmac\u0131 politikalar\u0131n izlenmeyece\u011fine ve Misak\u0131 Milli s\u0131n\u0131rlar\u0131 i\u00e7inde kalacak olan gayrim\u00fcslimlerin \u00fczerinde bask\u0131 yap\u0131lmayaca\u011f\u0131na dair garanti verilmesinin arac\u0131 oluyordu. Bu anlamda yeni laik cumhuriyet rejimi, Kemalistlerin ideolojik y\u00f6neli\u015flerinden \u00e7ok politik pragmatizmlerinin bir \u00fcr\u00fcn\u00fc olarak ortaya \u00e7\u0131k\u0131yordu.<\/p>\n\n\n\n<p>Ayanl\u0131k sistemi tasfiye olmu\u015ftu ama ta\u015frada e\u015fraf varl\u0131\u011f\u0131n\u0131 s\u00fcrd\u00fcr\u00fcyordu. \u00dclkenin y\u0131k\u0131ma s\u00fcr\u00fcklenmi\u015f ve i\u015fgal edilmi\u015f olmas\u0131ndan \u0130ttihat ve Terakki\u2019yi sorumlu tutan ve bu nedenle de \u0130ttihat\u00e7\u0131lara di\u015f bileyen (hatta baz\u0131 b\u00f6lgelerde i\u015fgal g\u00fc\u00e7lerini \u0130ttihat\u00e7\u0131lara ye\u011fleyen)<strong>(17)<\/strong> ta\u015fra e\u015fraf\u0131n\u0131n Milli M\u00fccadele\u2019ye destek vermi\u015f olmas\u0131n\u0131n nedeni sadece Mustafa Kemal\u2019in kendi ak\u0131m\u0131n\u0131 \u0130ttihat ve Terakki\u2019den dikkatlice ay\u0131rmas\u0131 de\u011fildi (subay ve b\u00fcrokrat kadrolar\u0131n\u0131n \u00e7o\u011fu bu partinin eski \u00fcyeleri olmas\u0131na ra\u011fmen). Bat\u0131 Anadolu\u2019daki Yunan i\u015fgali buralardaki M\u00fcsl\u00fcman ticaret erbab\u0131n\u0131n i\u015flerini Rumlara kapt\u0131rmas\u0131na yol a\u00e7\u0131yordu. Do\u011fu\u2019da ise tehcir edilen Ermenilerin arazilerine, imalathanelerine ve i\u015flerine el koymu\u015f olan M\u00fcsl\u00fcman e\u015fraf, yenilgi ve i\u015fgalle birlikte \u015fimdi bunlar\u0131n geri d\u00f6nmesinden korkuyordu. \u00d6zellikle bu iki olgu, ta\u015fra e\u015fraf\u0131n\u0131n Kemalist hareketle birle\u015fmesinde \u00f6nemli bir rol oynad\u0131 (benzer nedenlerle \u0130stanbullu M\u00fcsl\u00fcman i\u015fadamlar\u0131 da Milli M\u00fccadeleyi desteklemeye ba\u015flayacaklard\u0131). Kemalistler bu deste\u011fin arac\u0131l\u0131\u011f\u0131yla muhafazakar yoksul k\u00f6yl\u00fc y\u0131\u011f\u0131nlar\u0131n\u0131 da kontrol etme ve asker toplama olana\u011f\u0131na da kavu\u015fuyorlard\u0131. Askeri disiplin ve e\u015fraf deste\u011finin yan\u0131 s\u0131ra topraks\u0131z k\u00f6yl\u00fcye toprak da\u011f\u0131t\u0131m\u0131 vaadi de Ankara h\u00fck\u00fcmetinin yoksul ta\u015fraya y\u00f6nelik politikas\u0131n\u0131n bir par\u00e7as\u0131yd\u0131.<\/p>\n\n\n\n<p>Kemalistlerin d\u0131\u015f politikas\u0131 da i\u015fgal olgusunun yan\u0131 s\u0131ra bu i\u00e7 ko\u015fullar \u00e7er\u00e7evesinde ve pragmatik bir temelde belirlendi. Yeniden in\u015fa edilmek durumunda olan ordunun finansman\u0131, \u0130stanbul t\u00fcccarlar\u0131, e\u015fraf ve yeni do\u011fmakta olan M\u00fcsl\u00fcman burjuvazi katmanlar\u0131ndan toplan\u0131yordu; ama as\u0131l kaynak, yeni T\u00fcrkiye\u2019deki ulusal m\u00fccadeleyi ba\u015flamakta olan antiemperyalist d\u00fcnya m\u00fccadelelerinin habercisi olarak g\u00f6ren Sovyetler Birli\u011fi\u2019ndeki Bol\u015fevik h\u00fck\u00fcmetti. Ankara h\u00fck\u00fcmetinin Sovyet rejimiyle kurdu\u011fu ve on y\u0131l kadar s\u00fcrecek olan s\u0131cak dayan\u0131\u015fma ili\u015fkisi ayn\u0131 zamanda Rus devriminin yayg\u0131nla\u015fmas\u0131ndan \u00fcrken sava\u015f galibi Bat\u0131l\u0131 g\u00fc\u00e7lere g\u00f6nderilen bir tehdit mesaj\u0131 niteli\u011fi ta\u015f\u0131yordu. \u00d6te yandan, b\u00fcy\u00fck sava\u015ftan galip \u00e7\u0131kmakla birlikte kendi i\u00e7lerinde ve aralar\u0131nda sorunlar ya\u015famakta olan \u0130ngiltere, Fransa ve \u0130talya\u2019n\u0131n Anadolu\u2019daki i\u015fgalleri konusunda fazlaca \u0131sararl\u0131 olamamalar\u0131 Kemalistler i\u00e7in bir avantaja d\u00f6n\u00fc\u015f\u00fcyordu. Frans\u0131zlar ve \u0130talyanlar, Bat\u0131 Anadolu\u2019daki Yunan i\u015fgalini buna onay vermi\u015f olan \u0130ngiltere\u2019nin b\u00f6lgedeki yay\u0131lmac\u0131 politikas\u0131n\u0131n bir par\u00e7as\u0131 olarak g\u00f6r\u00fcyor ve bundan ku\u015fkulan\u0131yord\u0131. Bu nedenle de tercihleri, i\u015fgalin s\u00fcrd\u00fcr\u00fclmesi yerine Ankara h\u00fck\u00fcmetiyle uygun s\u0131n\u0131r ko\u015fullar\u0131nda bir anla\u015fmaya varmakt\u0131. \u0130ngiltere ise Osmanl\u0131\u2019dan arta kalan b\u00f6lgelerde Balkan, Anadolu, Kafkas ve Ortado\u011fu Federasyonlar\u0131\u2019n\u0131n kurularak bunlar\u0131n kendi denetimi alt\u0131nda birle\u015ftirilece\u011fi bir konfederal devlet tezini uygulamak istemekle birlikte bir yandan Hindistan, M\u0131s\u0131r ve \u0130rlanda\u2019daki ba\u011f\u0131ms\u0131zl\u0131k hareketleriyle u\u011fra\u015f\u0131rken di\u011fer yandan da \u00fclke i\u00e7inde geli\u015fen ve Bol\u015fevik devriminden esinlenen grev ve genel grev hareketleriyle sars\u0131l\u0131yordu. Kom\u00fcnist Parti a\u011f\u0131rl\u0131kl\u0131 benzer grevler dalgas\u0131 Fransa i\u00e7in de ge\u00e7erliydi. \u0130talya\u2019da ise iktidar, 28 Ekim 1922\u2019de Kara G\u00f6mleklilerin Roma\u2019ya y\u00fcr\u00fcy\u00fc\u015f\u00fc sonunda \u00fclkeye el koyacak olan fa\u015fist hareketle me\u015fguld\u00fc.<\/p>\n\n\n\n<p>Bu uluslararas\u0131 konjonkt\u00fcrden yararlanan Kemalistler, \u0130ngiltere\u2019nin de aktif deste\u011fini \u00e7ekmesi sonucunda yaln\u0131z kalan i\u015fgalci Yunan ordular\u0131n\u0131 p\u00fcsk\u00fcrtmeyi ve 1923\u2019te \u0130ngiltere, Fransa ve \u0130talya (ve onlar\u0131n yan\u0131 s\u0131ra Japonya, Yunanistan, Romanya, Bulgaristan, Bel\u00e7ika ve Yugoslavya) ile Lozan\u2019da bir bar\u0131\u015f antla\u015fmas\u0131 imzalamay\u0131 ba\u015fard\u0131lar. Antla\u015fma yeni devletin sadece o d\u00f6nemdeki niyetlerini ve duyarl\u0131l\u0131klar\u0131n\u0131 g\u00f6stermekle kalmaz, ama ayn\u0131 zamanda bug\u00fcnlere kadar uzanan d\u0131\u015f politika projesinin temellerini olu\u015fturur. Kemalist rejimin en \u00f6nemli hedefi devletin siyasi ba\u011f\u0131ms\u0131zl\u0131\u011f\u0131d\u0131r ve ekonomik ba\u011f\u0131ml\u0131l\u0131\u011f\u0131n\u0131 da siyasi ba\u011f\u0131ms\u0131zl\u0131\u011f\u0131na en az zarar verecek d\u00fczeye indirgemektir. Bu a\u00e7\u0131lardan emperyalist d\u00fcnyan\u0131n i\u00e7inde bulundu\u011fu ko\u015fullar onlara yeni T\u00fcrk devletinin me\u015fruiyetini ve Misak\u0131 Milli s\u0131n\u0131rlar\u0131n\u0131 (Musul ve Hatay sorunlar\u0131 d\u0131\u015f\u0131nda) kabul ettirme bak\u0131m\u0131ndan elveri\u015flidir ve bu ba\u015far\u0131l\u0131r. \u00d6te yandan, kapit\u00fclasyonlar\u0131n kald\u0131r\u0131lmas\u0131 ve D\u00fcyunu Umumiye\u2019nin ilgas\u0131n\u0131n taraflarca kabul\u00fc emperyalist \u00fclkelerin \u00fclke ekonomisi \u00fczerinde ayr\u0131cal\u0131klara sahip olmalar\u0131na ve onu do\u011frudan denetlemelerine son verilmesi a\u00e7\u0131s\u0131ndan \u00f6nem ta\u015f\u0131r. Bunun kar\u015f\u0131l\u0131\u011f\u0131nda T\u00fcrk h\u00fck\u00fcmeti Ekim 1914\u2019ten \u00f6nce yabanc\u0131 firmalara tan\u0131nan t\u00fcm ayr\u0131cal\u0131klara uyulaca\u011f\u0131n\u0131 ve 1929\u2019a de\u011fin yap\u0131lacak ithalatlarda, Osmanl\u0131lar\u0131n Eyl\u00fcl 1916\u2019da ald\u0131klar\u0131 g\u00fcmr\u00fck vergisinin uygulanmaya devam edilece\u011fini taah\u00fct eder<strong>(18)<\/strong>. Osmanl\u0131 devletinin 170 milyon sterlin tutar\u0131ndaki d\u0131\u015f borcundan T\u00fcrkiye\u2019nin pay\u0131na d\u00fc\u015fen miktar 78 milyon olarak belirlenir ve \u00f6denmesi kabul edilir (bu bor\u00e7 1954\u2019e kadar \u00f6denmeye devam edecektir; Osmanl\u0131 borcunun geri kalan k\u0131sm\u0131 ise 1914 y\u0131l\u0131nda imparatorlu\u011fun par\u00e7as\u0131 olan di\u011fer yeni devletler aras\u0131nda payla\u015ft\u0131r\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r).&nbsp;<\/p>\n\n\n\n<p>Lozan antla\u015fmas\u0131, yeni T\u00fcrk devletinin uluslararas\u0131 g\u00fc\u00e7lerce tan\u0131nmas\u0131, Misaki Milli s\u0131n\u0131rlar\u0131n\u0131n kabul ettirilmesi, bu s\u0131n\u0131rlar i\u00e7inde Ermeni ve K\u00fcrt devletlerinin kurulmas\u0131na izin verilmemesi, az\u0131nl\u0131klar stat\u00fcs\u00fcn\u00fcn sadece gayr\u0131m\u00fcslimler i\u00e7in kabul\u00fc ve m\u00fcbadele esas\u0131n\u0131n getirilmesi a\u00e7\u0131lar\u0131ndan Kemalistler i\u00e7in bir ba\u015far\u0131 olmakla birlikte ve ayn\u0131 zamanda onlar\u0131n kapitalist sisteme entegrasyon arzular\u0131n\u0131n da ilk \u00f6nemli i\u015faretini olu\u015fturur. \u00d6yle ki, Mustafa Kemal emperyalist \u00fclkeleri bu niyeti konusunda ikna edebilmek i\u00e7in, Lozan g\u00f6r\u00fc\u015fmelerinin kesintiye u\u011frad\u0131\u011f\u0131 4 \u015eubat-23 Nisan 1923 tarihleri aras\u0131nda \u0130zmir \u0130ktisat Kongresini toplar ve bu kongreyle T\u00fcrkiye\u2019nin liberal ekonomi politikalar\u0131 uygulayarak kapitalist Bat\u0131 kamp\u0131nda kalaca\u011f\u0131, ama bunu kendi istedi\u011fi ko\u015fullarda, yani kapit\u00fclasyonlar\u0131n kald\u0131r\u0131lmas\u0131 durumunda ger\u00e7ekle\u015ftirece\u011fi mesaj\u0131n\u0131 g\u00f6nderir. Mustafa Kemal kongrede yapt\u0131\u011f\u0131 konu\u015fmalarda \u00fclkenin \u00e7ok miktarda d\u0131\u015f krediye gereksinimi oldu\u011funu vurgular ve \u201cyasalara sayg\u0131l\u0131 olmak ko\u015fuluyla yabanc\u0131 sermayeye gereken g\u00fcvenceyi vermeye haz\u0131r oldu\u011funu\u201d ilan eder. Cumhuriyetin ilan\u0131 g\u00fcnlerinde de Ankara\u2019da bulunan ABD\u2019li gazeteci Marcossen\u2019le yapt\u0131\u011f\u0131 g\u00f6r\u00fc\u015fmede T\u00fcrkiye\u2019nin ticari ve ekonomik alanlarda Amerika\u2019yla i\u015fbirli\u011fi yapabilece\u011fini, Amerikan sermayesinin T\u00fcrkiye\u2019ye girmesini iyi kar\u015f\u0131layacaklar\u0131n\u0131 belirtecekti.<strong>(19)<\/strong>&nbsp; T\u00fcrkiye \u201canti-sistem\u201d de\u011fildir, emperyalist d\u00fczene ba\u011fl\u0131 kalacakt\u0131r.<\/p>\n\n\n\n<p>B\u00f6ylece yeni T\u00fcrk h\u00fck\u00fcmeti i\u00e7in d\u0131\u015f politika \u00e7izgisi s\u0131n\u0131r g\u00fcvenli\u011finin korunmas\u0131 ve bu meyanda \u201cMilli \u0130ktisat\u201d politikalar\u0131n\u0131n (\u00f6nce liberal ekonomi temelinde) uygulanmas\u0131 eksenine oturur. Mustafa Kemal\u2019in \u00e7evresinde birle\u015fen asker ve sivil b\u00fcrokrasi, liberal ve \u0130slamc\u0131 muhaliflerini tasfiye ederek ve K\u00fcrt isyanlar\u0131n\u0131 bast\u0131rarak Bonapartist nitelikli rejimi sa\u011flamla\u015ft\u0131rma f\u0131rsat\u0131 bulur. 1929 d\u00fcnya ekonomik kriziyle birlikte \u00fclkede devlet kapitalizmi ekonomi politikalar\u0131 uygulanmaya ba\u015flad\u0131\u011f\u0131nda da, emperyalist \u00fclkeler aras\u0131nda artan gerginlikler Ankara h\u00fck\u00fcmetinin g\u00fcvenlik kayg\u0131lar\u0131n\u0131 \u015fiddetlendirir. 1930\u2019lu y\u0131llarda Almanya ve \u0130talya\u2019n\u0131n ba\u015f\u0131n\u0131 \u00e7ekti\u011fi \u201crevizyonist\u201d \u00fclkeler grubunun Avrupa\u2019da kurulu olan stat\u00fckoyu de\u011fi\u015ftirme y\u00f6n\u00fcndeki istekleri ve giri\u015fimleri, T\u00fcrk h\u00fck\u00fcmetini \u00f6zellikle Balkanlar\u2019daki s\u0131n\u0131rlar\u0131n\u0131 koruyabilme konusunda endi\u015feye s\u00fcr\u00fckler. Bu ama\u00e7la bir yandan Balkan \u00fclkeleri aras\u0131nda sald\u0131rmazl\u0131k paktlar\u0131 imzalamaya y\u00f6nelirken, di\u011fer yandan da 19. y\u00fczy\u0131l\u0131n klasik Osmanl\u0131 d\u0131\u015f politikas\u0131na benzer bi\u00e7imde, b\u00fcy\u00fck g\u00fc\u00e7lerle ili\u015fkilerinde dengeler ve kar\u015f\u0131l\u0131kl\u0131 ittifaklar aray\u0131\u015f\u0131na giri\u015fir.&nbsp;<\/p>\n\n\n\n<p>Rejimin bu aray\u0131\u015flar\u0131 iki noktada kendini belli eder: Bir yandan \u00fclkenin Almanya ile olan ticaret haddi h\u0131zla art\u0131p di\u011fer \u00fclkelerin toplam\u0131n\u0131n \u00fczerine \u00e7\u0131kar, \u00f6te yandan Mustafa Kemal \u0130ngiltere ile ittifak aray\u0131\u015flar\u0131n\u0131 h\u0131zland\u0131r\u0131r. \u00d6zellikle Almanya\u2019n\u0131n m\u00fcttefiki fa\u015fist \u0130talya\u2019n\u0131n elinde bulundurdu\u011fu 12 adalar\u0131 silahland\u0131rarak Akdeniz\u2019i bir <em>Mare nostrum<\/em>\u2019a (Bizim Deniz) d\u00f6n\u00fc\u015ft\u00fcrmek istemesi Ankara\u2019y\u0131 \u0130ngiltere\u2019den bir sald\u0131r\u0131 halinde yard\u0131m garantisi istemeye iter. Hatta, 1936\u2019da Montr\u00f6 antla\u015fmas\u0131yla Bo\u011fazlar\u2019daki egemenlik s\u0131n\u0131rlamas\u0131 kalk\u0131nca, h\u00fck\u00fcmet Bo\u011fazlar\u2019\u0131n silahland\u0131r\u0131lmas\u0131 ihalesini \u0130ngiltere\u2019ye verir; \u00f6te yandan Karab\u00fck\u2019te bir demir-\u00e7elik fabrikas\u0131 kurulmas\u0131n\u0131 bir \u0130ngiliz \u015firkete ihale ederken, gene denge politikalar\u0131 uyar\u0131nca, fabrikan\u0131n kontrol\u00f6rl\u00fc\u011f\u00fcn\u00fc bir Alman firmas\u0131na b\u0131rak\u0131r.&nbsp;<\/p>\n\n\n\n<p>T\u00fcrk h\u00fck\u00fcmetinin \u201chaysiyetli d\u0131\u015f politika\u201d ad\u0131n\u0131 verdi\u011fi bu denge politikas\u0131 1930\u2019lar\u0131n sonuna do\u011fru ilgin\u00e7 bir karakter kazan\u0131r. Ekonomik ili\u015fkilerde, Almanya ile olan ba\u011flant\u0131 \u00e7ok daha g\u00fc\u00e7l\u00fcd\u00fcr: \u00dclke ihracat\u0131nda Almanya\u2019n\u0131n pay\u0131 y\u00fczde 42.9 iken \u0130ngiltere\u2019ninki y\u00fczde 3.4 d\u00fczeyindedir; ithalat\u0131n ise y\u00fczde 47\u2019si Almanya\u2019dan yap\u0131l\u0131rken, \u0130ngiltere\u2019den yap\u0131lan ithalat toplam\u0131n y\u00fczde 11.2\u2019sinden ibarettir.<strong>(20)<\/strong>&nbsp; Almanya, \u00f6zellikle <em>kliring<\/em><strong><em>(21)<\/em><\/strong>&nbsp; politikas\u0131 nedeniyle T\u00fcrkiye\u2019nin d\u0131\u015f ticaretinde neredeyse tekel kurmu\u015f durumdad\u0131r. Buna kar\u015f\u0131l\u0131k h\u00fck\u00fcmet politika alan\u0131nda Almanya\u2019dan uzakta durmaya gayret eder, \u0130ngiltere ile ittifak aray\u0131\u015flar\u0131n\u0131 s\u00fcrd\u00fcr\u00fcr.<\/p>\n\n\n\n<p>Ba\u015flang\u0131\u00e7ta \u0130ngiltere, bir yandan \u0130talya\u2019y\u0131 yan\u0131na kazanabilece\u011fini umdu\u011fundan, di\u011fer yandan da Hitler Almanyas\u0131\u2019na kar\u015f\u0131 \u201cyat\u0131\u015ft\u0131rma\u201d politikalar\u0131 izledi\u011finden T\u00fcrkiye\u2019nin ittifak talebine olumlu yan\u0131t vermez, ama 1939\u2019da Almanya\u2019n\u0131n \u00c7ekoslovakya\u2019y\u0131 i\u015fgaliyle birlikte tavr\u0131n\u0131 de\u011fi\u015ftirir ve T\u00fcrkiye ile Fransa\u2019n\u0131n da dahil oldu\u011fu bir pakt imzalamay\u0131 kabul eder. T\u00fcrkiye b\u00fct\u00fcn bu \u00e7abalar\u0131 s\u0131ras\u0131nda Sovyetler Birli\u011fi\u2019nin de bu ittifaka dahil olmas\u0131n\u0131 isteyerek \u00e7evresinde g\u00fcvenlikli bir b\u00f6lge yaratmak i\u00e7in u\u011fra\u015f\u0131r. Bu denge ve ittifak politikalar\u0131, uluslararas\u0131 konjonkt\u00fcr\u00fcn de yard\u0131m\u0131yla sonu\u00e7 verir ve T\u00fcrkiye II. D\u00fcnya Sava\u015f\u0131\u2019n\u0131n d\u0131\u015f\u0131nda kalmay\u0131 ba\u015far\u0131r. Ama sava\u015f\u0131n son g\u00fcnlerinde Almanya\u2019ya sava\u015f ilan ederek de galip emperyalist blokun saf\u0131nda oldu\u011funu ilan eder.<\/p>\n\n\n\n<p><strong>\u201c\u00c7ok Partili\u201d D\u00f6nem<\/strong><\/p>\n\n\n\n<p>1920\u2019ler boyunca \u00fclke kalk\u0131nmas\u0131 i\u00e7in \u00e7ok arzulanan ve beklenen d\u0131\u015f yat\u0131r\u0131mlar\u0131n, gerek uluslararas\u0131 sermayenin T\u00fcrkiye\u2019deki devrimci s\u00fcre\u00e7ten duydu\u011fu kayg\u0131lar, gerekse a\u011f\u0131rla\u015fmakta olan d\u00fcnya bunal\u0131m\u0131 nedeniyle gelmeyi\u015fi, Ankara h\u00fck\u00fcmetlerinin liberal politikalardan vazge\u00e7erek merkezden denetimli kapal\u0131 bir ekonomiye y\u00f6nelmesine neden olur. \u00dcstelik, Ankara\u2019n\u0131n nimetlerinden yararlanmakta olan ticaret burjuvazisinin gereksinim duydu\u011fu yeni kaynaklar, devletin bu do\u011frultuda seferber olmas\u0131n\u0131 gerektiriyordu. \u0130lk be\u015f y\u0131ll\u0131k kalk\u0131nma plan\u0131 1933 uygulanmaya konur, b\u00fct\u00e7e a\u00e7\u0131klar\u0131 kapat\u0131l\u0131r ve sanayide b\u00fcy\u00fcme oran\u0131 y\u00fczde 9 d\u00fczeyine ula\u015f\u0131r<strong>(22)<\/strong>. B\u00f6ylece ekonomiyi de s\u0131k\u0131 denetimine alarak Bonapartist niteli\u011fini iyiden iyiye sa\u011flamla\u015ft\u0131ran rejim, d\u0131\u015f politika alan\u0131nda bir yandan Bat\u0131 \u00fclkeleriyle ili\u015fkilerini geli\u015ftirirken, di\u011fer yandan da Sovyetler Birli\u011fi\u2019yle \u00f6zellikle ekonomik alandaki ili\u015fkilerini s\u0131k\u0131la\u015ft\u0131r\u0131r. Bu y\u0131llar, T\u00fcrkiye\u2019nin ba\u011f\u0131ms\u0131z bir devlet g\u00f6r\u00fcn\u00fcm\u00fcne en fazla yakla\u015ft\u0131\u011f\u0131 d\u00f6nemi olu\u015fturur.<\/p>\n\n\n\n<p>Ne var ki sava\u015f sonras\u0131 ko\u015fullar T\u00fcrkiye\u2019nin bu g\u00f6r\u00fcn\u00fcmden h\u0131zla uzakla\u015f\u0131p emperyalist kamp i\u00e7indeki konumunu g\u00fc\u00e7lendirmesinin zeminini haz\u0131rlar. Bir yandan sava\u015ftan d\u00fcnya egemen g\u00fcc\u00fc olarak \u00e7\u0131kan ABD\u2019nin Sovyetler Birli\u011fi\u2019ni \u00e7evrelemek ve Avrupa pazarlar\u0131n\u0131 kendi mallar\u0131na a\u00e7mak do\u011frultusunda izledi\u011fi politikalar, \u00f6te yandan SSCB\u2019nin T\u00fcrkiye\u2019ye y\u00f6nelik olarak ileri s\u00fcrd\u00fc\u011f\u00fc talepler<strong>(23)<\/strong>, \u0130smet \u0130n\u00f6n\u00fc\u2019nun Cumhurba\u015fkanl\u0131\u011f\u0131 alt\u0131ndaki CHP h\u00fck\u00fcmetlerini ABD ile olan ili\u015fkilerini g\u00fc\u00e7lendirmeye iter. Bunda, ulusal ekonominin in\u015fas\u0131na ba\u015flanmas\u0131yla birlikte olu\u015fan yeni burjuva kesimlerin Bat\u0131 kapitalizmiyle daha fazla b\u00fct\u00fcnle\u015filmesi do\u011frultusunda bask\u0131lar\u0131n\u0131n da etkisi vard\u0131r. \u00d6te yandan Bat\u0131 da Ankara ile ili\u015fkilerin g\u00fc\u00e7lendirilmesini Ankara\u2019daki tek parti rejimine son verilmesine ba\u011flamaya ba\u015flam\u0131\u015ft\u0131r. Nihayet rejim 1946 ba\u015f\u0131nda yeni partilerin kurulmas\u0131na izin verir, b\u00f6ylece \u201c\u00e7ok partili\u201d bir d\u00fczene ge\u00e7ilmi\u015f olur. Bu \u201ca\u00e7\u0131l\u0131ma\u201d ekonomi alan\u0131ndaki liberalle\u015fme giri\u015fimleri de e\u015flik etmeye ba\u015flar ve T\u00fcrkiye 1947\u2019de Uluslararas\u0131 Para Fonu (IMF) ve D\u00fcnya Bankas\u0131\u2019na \u00fcye olur.<\/p>\n\n\n\n<p>Bu arada ABD\u2019de Mart 1947\u2019de Ba\u015fkan Harry Truman Kongre\u2019de yapt\u0131\u011f\u0131 konu\u015fmada d\u00fcnyan\u0131n iki ideolojik ve politik tutum \u00e7evresinde b\u00f6l\u00fcnmekte oldu\u011funu belirtir. Daha sonralar\u0131 \u201cTruman Doktrini\u201d olarak an\u0131lacak olan bu g\u00f6r\u00fc\u015fe g\u00f6re ABD t\u00fcm d\u00fcnyada \u201cdemokrasiyi ve liberal ekonomiyi\u201d korumak g\u00f6revini \u00fcstlenmek zorundad\u0131r. Bu doktrin \u201ckom\u00fcnizmin \u00e7evrelenmesini\u201d ve bu ama\u00e7la \u201cH\u00fcr Avrupa\u201dn\u0131n yeniden in\u015fas\u0131n\u0131, bu arada SSCB\u2019nin \u00e7evresindeki \u00fclkelere yard\u0131m yap\u0131larak buralardaki ABD varl\u0131\u011f\u0131n\u0131n g\u00fc\u00e7lendirilmesini i\u00e7erir. Bu \u201cdoktrin\u201d Ankara taraf\u0131ndan heyecanla benimsenir ve ayn\u0131 y\u0131l\u0131n May\u0131s ay\u0131 sonlar\u0131nda T\u00fcrkiye\u2019ye gelen ABD heyetiyle yard\u0131m anla\u015fmas\u0131 g\u00f6r\u00fc\u015fmeleri ba\u015flat\u0131l\u0131r. Sonu\u00e7ta ABD T\u00fcrkiye\u2019ye 100 milyon dolarl\u0131k askeri yard\u0131mda bulunmay\u0131 kabul eder, ama kar\u015f\u0131l\u0131\u011f\u0131nda bu yard\u0131mlar\u0131n nerede ve nas\u0131l kullan\u0131ld\u0131\u011f\u0131n\u0131 denetleme hakk\u0131n\u0131 ko\u015ful olarak koyar. Yard\u0131mlar\u0131n b\u00fcy\u00fck b\u00f6l\u00fcm\u00fc sava\u015f art\u0131\u011f\u0131 askeri ara\u00e7 ve malzemelerden olu\u015fur; \u00f6yle ki T\u00fcrkiye bu ara\u00e7 ve malzemelerin bak\u0131m\u0131 ve yedek par\u00e7a gereksinimleri i\u00e7in b\u00fct\u00e7eden her y\u0131l 140 milyon dolar ay\u0131rmak zorunda kalarak ileriki y\u0131llarda ciddi bir b\u00fct\u00e7e a\u00e7\u0131\u011f\u0131na do\u011fru s\u00fcr\u00fcklenecektir.<\/p>\n\n\n\n<p>II. D\u00fcnya Sava\u015f\u0131\u2019ndan egemen emperyalist g\u00fc\u00e7 olarak \u00e7\u0131kan ABD\u2019yi sava\u015f sonras\u0131nda kayg\u0131land\u0131ran ana konu, gene bu sava\u015f\u0131n en \u00f6nemli galiplerinden biri olan SSCB\u2019nin etkisinin o d\u00f6nemde kaos ortam\u0131 i\u00e7inde bulunan Avrupa k\u0131tas\u0131na yay\u0131lmas\u0131 ve Bat\u0131 \u00fclkelerinde sosyalist iktidarlar\u0131n i\u015fba\u015f\u0131na gelerek kapitalizmin k\u0131tadaki varl\u0131\u011f\u0131n\u0131 tehlikeye d\u00fc\u015f\u00fcrmesidir. \u00dcstelik Avrupa pazarlar\u0131 var olmad\u0131\u011f\u0131 s\u00fcrece ABD kapitalizmi de ya\u015famsal alanlar\u0131ndan mahrum kalacakt\u0131r. Bunu ABD D\u0131\u015fi\u015fleri Bakan Yard\u0131mc\u0131s\u0131 Dan Acheson, <em>\u201cABD\u2019nin \u00fcretimi ile d\u00fcnyan\u0131n di\u011fer b\u00f6lgelerindeki \u00fcretim aras\u0131nda \u00e7ok b\u00fcy\u00fck bir ba\u011f vard\u0131r. Amerika\u2019n\u0131n kendi \u00e7\u0131karlar\u0131 a\u00e7\u0131s\u0131ndan, di\u011fer \u2018zor durumdaki\u2019 \u00fclkelere yard\u0131m etmesi gerekmektedir. D\u00fcnyada istikrar sa\u011flanmadan ve baz\u0131 d\u0131\u015f \u00fclkeler kendi kendilerine ekonomik olarak yeterli hale gelmeden, ABD i\u00e7in uzun s\u00fcreli bir bar\u0131\u015f ve refah s\u00f6z konusu olamaz&#8230; Amerika acilen, ithalat\u0131n\u0131 ve Avrupa \u00fclkelerindeki \u00fcretimi art\u0131rmal\u0131 ve Avrupal\u0131lar\u0131n gelir d\u00fczeyinin artmas\u0131na yard\u0131mc\u0131 olmal\u0131d\u0131r\u201d<\/em><strong><em>(24)<\/em><\/strong>&nbsp; diyerek dile getiriyordu. Bu kayg\u0131yla ABD h\u00fck\u00fcmeti Avrupa\u2019n\u0131n ekonomik a\u00e7\u0131dan yeniden in\u015fas\u0131n\u0131 g\u00fcndemine al\u0131r. 1947 ortalar\u0131nda ABD D\u0131\u015fi\u015fleri Bakan\u0131 George Marshall \u00fclkesinin \u201cd\u00fcnyan\u0131n ekonomik sa\u011fl\u0131\u011f\u0131 i\u00e7in elinden geleni yapaca\u011f\u0131n\u0131\u201d ilan eder. Bunun \u00fczerine T\u00fcrkiye\u2019nin de dahil oldu\u011fu \u00e7e\u015fitli Avrupa \u00fclkeleri<strong>(25)<\/strong>, gereksinim duyduklar\u0131 yard\u0131m miktar\u0131n\u0131 ve niteli\u011fini belirlemek \u00fczere Avrupa Ekonomik \u0130\u015fbirli\u011fi Konferens\u0131\u2019n\u0131 (CEEC) kurarlar.&nbsp;<\/p>\n\n\n\n<p>ABD\u2019nin T\u00fcrkiye\u2019nin Marshall yard\u0131m plan\u0131na kabul\u00fc i\u00e7in ileri s\u00fcrd\u00fc\u011f\u00fc ko\u015fullar ise, yard\u0131m\u0131n tar\u0131m \u00fcretiminin art\u0131r\u0131lmas\u0131, tar\u0131m aletlerinin modernizasyonu ve ula\u015f\u0131m sisteminin yenilenmesine y\u00f6nelik kullan\u0131lmas\u0131d\u0131r. ABD, T\u00fcrkiye\u2019yi Avrupa\u2019ya tar\u0131m ve hammadde sa\u011flayan bir kaynak olarak y\u00f6nlendirmek istemektdir. Sanayi alan\u0131nda ise baz\u0131 madenlerin, \u00f6zellikle de ABD sanayisi i\u00e7in \u00f6nem ta\u015f\u0131yan krom cevherinin \u00e7\u0131kar\u0131lmas\u0131n\u0131 \u00f6ne s\u00fcrer. T\u00fcrkiye\u2019nin bu ko\u015fullar\u0131 kabul etmesi \u00fczerine de yard\u0131mlar gelmeye ba\u015flar. Bu \u00e7er\u00e7evede T\u00fcrkiye ABD\u2019den 1948-1952 y\u0131llar\u0131 aras\u0131nda toplam 352 milyon dolar tutar\u0131nda yard\u0131m al\u0131r. Bu miktar\u0131n 175 milyon dolarl\u0131k k\u0131sm\u0131 T\u00fcrkiye\u2019nin ABD\u2019den, 177 milyon dolar\u0131 ise yard\u0131m alan di\u011fer Avrupa \u00fclkelerinden yapaca\u011f\u0131 ithalat i\u00e7in ayr\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r.&nbsp;<\/p>\n\n\n\n<p>T\u00fcrk h\u00fck\u00fcmetinin ABD emperyalizmine bu bi\u00e7imde ba\u011flanmaya ba\u015flamas\u0131 kendini derhal i\u00e7 ve d\u0131\u015f politika alanlar\u0131nda da hissettirir. \u00dclke i\u00e7inde \u201ckom\u00fcnist av\u0131\u201d ba\u015flat\u0131l\u0131r, ileri gelen ayd\u0131nlar tutuklan\u0131r ve\/veya g\u00f6revlerinden uzakla\u015ft\u0131r\u0131l\u0131r, bu arada sol yay\u0131nlar yapan Tan matbaas\u0131 bir grup sa\u011fc\u0131 taraf\u0131ndan bas\u0131larak yak\u0131l\u0131r. D\u0131\u015f politika alan\u0131nda ise ilk belirgin emperyalizm yanl\u0131s\u0131 uygulama, T\u00fcrkiye\u2019nin 1949\u2019da \u0130srail\u2019i resmen tan\u0131mas\u0131 ve \u00fclkesindeki Musevilerin \u0130srail\u2019e g\u00f6\u00e7 etmesine izin vermesi olur. T\u00fcrkiye\u2019nin Filistin kar\u015f\u0131t\u0131 bu politikas\u0131 Arap \u00fclkeleriyle aras\u0131n\u0131n daha da a\u00e7\u0131lmas\u0131na katk\u0131da bulunacakt\u0131r. \u00d6te yandan 1949\u2019da toplanan Asya Devletleri Kongresine T\u00fcrkiye, \u201cAsya de\u011fil Avrupa \u00fclkesi\u201d oldu\u011fu gerk\u00e7esiyle kat\u0131lmay\u0131 reddedecekti, zira ayn\u0131 y\u0131l kurulan Avrupa Konseyi\u2019nin kurucu \u00fcyesi olmu\u015ftur.<\/p>\n\n\n\n<p>Ama \u00f6te yandan rejimin i\u00e7indeki ilk \u00e7atlaklar da bu d\u00f6nemde ortaya \u00e7\u0131kacakt\u0131. \u0130\u015f\u00e7i s\u0131n\u0131f\u0131n\u0131 grev yasaklar\u0131yla \u015fiddetli bask\u0131 alt\u0131nda tutan, tar\u0131m fiyatlar\u0131n\u0131n d\u00fcnya fiyatlar\u0131yla birlikte d\u00fc\u015fmesine izin vererek yoksul k\u00f6yl\u00fclerin daha da yoksulla\u015fmas\u0131na neden olan, merkezi otoriter y\u00f6netime muhalif t\u00fcm kentli liberal orta s\u0131n\u0131f kesimlerini sistemin d\u0131\u015f\u0131na iten rejim, sanayi mallar\u0131 fiyatlar\u0131n\u0131 y\u00fcksek tutarak do\u011fmakta olan sanayi burjuvazisinin sermaye birikimini daha da h\u0131zland\u0131rmaya y\u00f6neliyordu. B\u00fcrokrasi ile sanayi burjuvazisi (ve sava\u015f s\u0131ras\u0131nda do\u011fan vurguncular k\u00fcmesi) aras\u0131nda olu\u015fan bu koalisyonun d\u0131\u015f\u0131nda kalan her kesim rejimin kar\u015f\u0131s\u0131nda konumlanmaya ba\u015flam\u0131\u015ft\u0131. Bu koalisyonun karaborsa vurgunlar\u0131 \u00fczerindeki \u015fiddetli kap\u0131\u015fmas\u0131 k\u00fc\u00e7\u00fck burjuvazinin de yoksulla\u015fmas\u0131na neden oluyordu. Sava\u015f sonras\u0131nda rejimi temsil eden Cumhuriyet Halk Partisi iktidar\u0131n\u0131n k\u00f6yl\u00fclerin deste\u011fini kazanabilmek i\u00e7in, devlete ait topraklar ile ortak\u00e7\u0131l\u0131k yoluyla i\u015fletilen m\u00fclklerin topraks\u0131z ve yoksul k\u00f6yl\u00fcye da\u011f\u0131t\u0131lmas\u0131na dayal\u0131 olarak yapmay\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcnd\u00fc\u011f\u00fc toprak reformu da, CHP i\u00e7indeki toprak sahibi vekillerin b\u00fcy\u00fck tepkisiyle kar\u015f\u0131la\u015facakt\u0131; reform sonu\u00e7ta i\u011fdi\u015f edilerek sadece bir miktar devlet topra\u011f\u0131n\u0131n da\u011f\u0131t\u0131lmas\u0131yla uygulamaya konacak, ama bu da geni\u015f yoksul k\u00f6yl\u00fcleri tatmin etmeye yetmeyecekti.<\/p>\n\n\n\n<p>B\u00f6ylece \u00f6zellikle Bat\u0131 Anadolu b\u00fcy\u00fck toprak sahiplerinin kurdu\u011fu Demokrat Parti, serbest piyasa ideolojisini ve politikalar\u0131n\u0131 savunan zengin \u00e7ift\u00e7ileri; siyasi, ekonomik ve dini bask\u0131lardan yorulmu\u015f orta ve yoksul k\u00f6yl\u00fcleri; sava\u015ftan sonra k\u0131s\u0131tlay\u0131c\u0131 bir y\u00fck haline d\u00f6n\u00fc\u015fm\u00fc\u015f olan devlet vesayetinden kurtulmay\u0131 arzulayan kentli zengin t\u00fcccarlar\u0131; liberal ekonomi politikalar\u0131n\u0131n uygulanmas\u0131n\u0131 ve devlet i\u015fletmelerinin \u00f6zel sekt\u00f6re aktar\u0131lmas\u0131n\u0131 talep eden burjuva kesimleri kendi \u00e7evresinde toplar. 1946 se\u00e7imlerini CHP iktidar\u0131n\u0131n sand\u0131klara m\u00fcdahalesi sonucunda yitiren DP, 1950 se\u00e7imlerinde birinci parti olarak h\u00fck\u00fcmet olur. Bu, Kemalist Bonapartizm\u2019de a\u00e7\u0131lan ilk gediktir.<\/p>\n\n\n\n<p>DP h\u00fck\u00fcmeti daha ba\u015f\u0131ndan itibaren, gerek kendisini iktidara ta\u015f\u0131yan k\u00f6yl\u00fc oylar\u0131 \u00fczerindeki egemenli\u011fini korumak ve ticaret burjuvazisini memnun etmek i\u00e7in, gerekse ABD\u2019nin Marshall yard\u0131mlar\u0131 i\u00e7in koydu\u011fu ko\u015fullar nedeniyle tar\u0131m alan\u0131nda h\u0131zl\u0131 bir yat\u0131r\u0131m ve kalk\u0131nma politikas\u0131 uygulamaya ba\u015flar. \u00dc\u00e7 y\u0131l boyunca birbiri ard\u0131na s\u00fcren iyi hava ko\u015fullar\u0131n\u0131n yard\u0131m\u0131yla da tar\u0131msal \u00fcretim ve ihracat h\u0131zla artar, d\u00f6nemin deyi\u015fiyle \u201ck\u00f6yl\u00fcn\u00fcn cebi parar g\u00f6r\u00fcr\u201d. \u00c7a\u011flar Keyder, DP iktidar\u0131n\u0131n ilk \u00fc\u00e7 y\u0131l\u0131 boyunca ekonominin durumunu \u015f\u00f6yle \u00f6zetler:<\/p>\n\n\n\n<p><em>1950\u2019lerin ba\u015flar\u0131ndaki iktisadi kalk\u0131nma ve tar\u0131msal ticarile\u015fme f\u0131rsatlar\u0131, h\u00fck\u00fcmetin ve k\u0131rlardaki destek\u00e7ilerinin bekleyi\u015flerini c\u00f6mert\u00e7e ger\u00e7ekle\u015ftirdi. T\u00fcrkiye, ihracat gelirlerinin y\u00fckseldi\u011fi istisnai bir konjonkt\u00fcrden yararland\u0131: Kore Sava\u015f\u0131\u2019n\u0131n yaratt\u0131\u011f\u0131 iktisadi patlama s\u0131ras\u0131nda \u00fclke, geleneksel ihra\u00e7 kalemlerinin yan\u0131 s\u0131ra artan miktarda tah\u0131l ve maden cevherini yurt d\u0131\u015f\u0131na satabildi. Fiyat te\u015fvikleri, i\u015flenen topraklar\u0131n geni\u015fletilmesi iste\u011fini do\u011furdu ve birka\u00e7 y\u0131l i\u00e7erisinde ekilen alan %50\u2019den fazla artt\u0131. Bu toprak kazan\u0131m\u0131, \u00e7o\u011funlukla, yeni ithal edilen trakt\u00f6rlerin kullan\u0131lmas\u0131yla ger\u00e7ekle\u015ftirildi. 1950\u2019yi izleyen \u00fc\u00e7 y\u0131l i\u00e7erisinde, h\u00fck\u00fcmetin ald\u0131\u011f\u0131 yard\u0131m ile ihra\u00e7 gelirleri, 35.000 trakt\u00f6re d\u00f6n\u00fc\u015ft\u00fcr\u00fcld\u00fc.<\/em><strong><em>(26)<\/em><\/strong><em>&nbsp;<\/em><\/p>\n\n\n\n<p>D\u0131\u015f politika alan\u0131nda DP h\u00fck\u00fcmeti, kendinden \u00f6nceki CHP iktidarlar\u0131n\u0131n ba\u015flatm\u0131\u015f oldu\u011fu ve bir \u201cdevlet politikas\u0131\u201d haline d\u00f6n\u00fc\u015fmekte olan ABD emperyalizmine tutunma \u00e7izgisini geli\u015ftirerek s\u00fcrd\u00fcrecekti. Bu ba\u011flamda T\u00fcrkiye, 1949\u2019da ABD\u2019nin \u00f6nc\u00fcl\u00fc\u011f\u00fcnde kurulmu\u015f olan Kuzey Atlantik \u0130ttifak\u0131 \u00d6rg\u00fct\u00fc\u2019ne (NATO)<strong>(27)<\/strong>&nbsp; b\u00fcy\u00fck ilgi duyuyor ve ona kat\u0131lman\u0131n yollar\u0131n\u0131 ar\u0131yordu. Bu ilginin alt\u0131nda, Kemalist b\u00fcrokrasinin Sovyetler Birli\u011fi\u2019nin T\u00fcrkiye\u2019ye y\u00f6nelik taleplerinden duydu\u011fu endi\u015fenin yan\u0131 s\u0131ra ticaret burjuvazisinin uluslararas\u0131 ticaret kayg\u0131lar\u0131 ile sanayi burjuvazisinin Marshall yard\u0131mlar\u0131n\u0131n ve d\u0131\u015f kredi ak\u0131\u015f\u0131 ve yat\u0131r\u0131mlar\u0131n\u0131n s\u00fcreklili\u011finin NATO \u00fcyeli\u011fiyle garanti alt\u0131na al\u0131nmas\u0131 iste\u011fi de yat\u0131yordu. Ayn\u0131 ilgiye, \u00fclkeye siyasal demokrasinin liberal Bat\u0131 d\u00fcnyas\u0131n\u0131n yard\u0131m\u0131yla gelece\u011fine inanan, \u00f6zellikle kentli yeni ku\u015fak k\u00fc\u00e7\u00fck burjuva ayd\u0131n \u00e7evreler de kat\u0131l\u0131yordu.<\/p>\n\n\n\n<p>NATO\u2019dan bu ilgiye olumlu bir yan\u0131t\u0131n gelmesi zaman alacakt\u0131. Kuzey Atlantik \u0130ttifak\u0131 \u00e7al\u0131\u015fmalar\u0131 ba\u015flad\u0131\u011f\u0131nda T\u00fcrkiye\u2019nin bu \u00e7al\u0131\u015fmalara kat\u0131lma iste\u011fi geri \u00e7evrilir. Son g\u00fcnlerini ya\u015famakta olan CHP h\u00fck\u00fcmetinin t\u00fcm \u00e7abas\u0131 ise Sovyetler Birli\u011fi\u2019ne kar\u015f\u0131 bu ittifaka girebilmek, bu olmazsa Yunanistan, \u0130talya, Fransa ve \u0130ngiltere ile birlikte bir Akdeniz savunma ittifak\u0131 ger\u00e7ekle\u015ftirmekti. Bu \u00e7abay\u0131 NATO\u2019ya \u00fcyelik do\u011frultusunda 1950\u2019de i\u015fba\u015f\u0131na gelen Demokrat Parti h\u00fck\u00fcmeti devral\u0131r ve ayn\u0131 y\u0131l\u0131n ortalar\u0131nda Kore\u2019de patlak veren i\u00e7 sava\u015fa asker g\u00f6ndermeye karar vererek giri\u015fimlerini g\u00fc\u00e7lendirmeye y\u00f6nelir, hemen ard\u0131ndan da yeni bir \u00fcyelik ba\u015fvurusunda bulunur. Ba\u015flang\u0131\u00e7ta T\u00fcrkiye\u2019yi b\u00f6lge stratejisinde \u00f6nemli bir oyuncu olarak g\u00f6rmeyen ABD emperyalizminin zamanla g\u00f6r\u00fc\u015f de\u011fi\u015ftirmesinde, T\u00fcrk askerlerinin Kore\u2019deki \u201ckahramanl\u0131klar\u0131ndan\u201d \u00e7ok ba\u015fka etmenler belirleyici olacakt\u0131. Bunlar\u0131n ba\u015f\u0131nda Sovyetler Birli\u011fi\u2019nin atom bombas\u0131n\u0131 geli\u015ftirmi\u015f oldu\u011funu ilan etmesi ve ABD\u2019ye d\u00fcnya egemenli\u011fini sadece atom bombas\u0131 tehdidiyle s\u00fcrd\u00fcremeyece\u011finin i\u015faretini vermi\u015f olmas\u0131 geliyordu. 1949 sonlar\u0131nda \u00c7in\u2019de Kom\u00fcnist Parti\u2019nin iktidara gelmesi ve ayn\u0131 geli\u015fmenin Kore\u2019de ya\u015fan\u0131yor olmas\u0131 da Washington\u2019u ittifak \u00e7emberini geli\u015ftirmeye zorluyordu. Gene bu \u00e7er\u00e7evede sosyalist Yugoslavya\u2019n\u0131n Kominform\u2019dan at\u0131lmas\u0131 ve Sovyetler Birli\u011fi ile aras\u0131ndaki artan gerginlik, emperyalizmin \u201cAvrupa\u2019n\u0131n g\u00fcvenli\u011fini\u201d Balkanlar\u2019daki stat\u00fckonun korunmas\u0131na ba\u011flamas\u0131na neden oluyordu. Bu nedenlerle ABD sonunda Yunanistan ve T\u00fcrkiye\u2019nin de NATO ittifak\u0131na dahil edilmesine karar verecekti.<\/p>\n\n\n\n<p>T\u00fcrkiye\u2019nin 1950\u2019lerin ba\u015flar\u0131ndaki ilk \u00fc\u00e7 y\u0131l boyunca ekonomisi esas olarak tar\u0131m \u00fcr\u00fcnlerine dayal\u0131 bir t\u00fcr \u201cihracat ekonomisidir\u201d. Ama bunun ard\u0131ndan, bir yandan \u00fclke genelinde h\u00fck\u00fcm s\u00fcrmeye ba\u015flayan kurakl\u0131k, ama \u00f6te yandan daha da \u00f6nemlisi d\u00fcnya temel madde fiyatlar\u0131ndaki ani ve h\u0131zl\u0131 d\u00fc\u015f\u00fc\u015fler, bu \u201ckalk\u0131nma\u201d t\u00fcr\u00fcn\u00fc akamete u\u011frat\u0131r. \u00dcretim durgunla\u015f\u0131r, ihracat gelirleri d\u00fc\u015fer, d\u00f6viz rezervleri erir, enflasyon y\u00fckselmeye ba\u015flar. \u0130hracat\u0131n azalmas\u0131, ithalatta da k\u0131s\u0131nt\u0131lara yol a\u00e7ar, b\u00f6ylece burjuvazi i\u00e7 t\u00fcketime y\u00f6nelik yat\u0131r\u0131mlara (\u00f6zellikle gida ve tekstil sanayilerinde) ve ithal ikamesi ekonomi politikalar\u0131na y\u00f6nelir. Bir yandan da Menderes h\u00fck\u00fcmeti i\u00e7 ticareti canland\u0131rmak ve in\u015faat sekt\u00f6r\u00fcn\u00fc desteklemek amac\u0131yla yayg\u0131n bir yol yap\u0131m\u0131 projesini ba\u015flat\u0131r. Ama sermaye birikiminin yetersizli\u011fi, bir yandan yeni yat\u0131r\u0131mlar i\u00e7in, di\u011fer yandan da ihracat\u0131n d\u00fc\u015fmesiyle b\u00fcy\u00fcyen b\u00fct\u00e7e a\u00e7\u0131klar\u0131n\u0131n kapat\u0131lmas\u0131 i\u00e7in d\u0131\u015f yard\u0131ma ve kredilere olan ihtiyac\u0131 b\u00fcy\u00fcterek art\u0131r\u0131r. Buna kar\u015f\u0131l\u0131k 1950\u2019lerin ortalar\u0131ndan itibaren d\u0131\u015f yard\u0131mlarda ve kredilerde ciddi bir d\u00fc\u015f\u00fc\u015f olur, bunun \u00fczerine h\u00fck\u00fcmet b\u00fct\u00e7e a\u00e7\u0131klar\u0131n\u0131 kapatabilmek i\u00e7in k\u0131sa d\u00f6nemli bor\u00e7lanmalara y\u00f6nelir, bu da d\u0131\u015f bor\u00e7 ve faiz y\u00fck\u00fcn\u00fcn kald\u0131r\u0131lmaz bi\u00e7imde a\u011f\u0131rla\u015fmas\u0131na neden olur. Artan bu ekonomik s\u0131k\u0131nt\u0131lar nedeniyle Menderes h\u00fck\u00fcmeti IMF\u2019ye ba\u015fvurur ve 300 milyon dolar tutar\u0131nda bir kredi ister. ABD\u2019li uzmanlar ise kredi verme kar\u015f\u0131l\u0131\u011f\u0131nda T\u00fcrkiye\u2019nin tar\u0131m sekt\u00f6r\u00fcne y\u00f6nelik kredi ve destek al\u0131mlar\u0131n\u0131n durdurulmas\u0131n\u0131, acil bir vergi reformunun d\u00fczenlenmesini ve T\u00fark liras\u0131n\u0131n deval\u00fce edilmesi ko\u015fullar\u0131n\u0131 \u00f6ne s\u00fcrerler. DP\u2019nin oy taban\u0131n\u0131 tehdit edecek olan bu istekler kabul edilmeyince de g\u00f6r\u00fc\u015fmeler kesilir. Ama giderek politik bir kriz yaratmaya ba\u015flayan ekonomik darbo\u011faz kar\u015f\u0131s\u0131nda h\u00fck\u00fcmet daha fazla dayanamaz ve 1958\u2019de T\u00fcrk liras\u0131n\u0131 deval\u00fce ederek dolar\u0131 2,80 liradan 9 liraya y\u00fckseltir, kredi tavanlar\u0131 belirler, ithalat kotalar\u0131 koyar. Bunun \u00fczerine ABD, D\u00fcnya Bankas\u0131 ve Avrupa \u00d6demeler Birli\u011fi\u2019nden 260 milyon dolar d\u0131\u015f yard\u0131m sa\u011flan\u0131r. ABD de d\u0131\u015f bor\u00e7lar\u0131 erteler. B\u00fct\u00fcn bunlara ra\u011fmen 1960 b\u00fct\u00e7esi 387 milyon dolar a\u00e7\u0131k vermekten kurtulamaz.<strong>(28)<\/strong> B\u00fct\u00fcn bu s\u00fcre\u00e7, T\u00fcrkiye\u2019nin \u00f6zellikle ABD emperyalizmine ba\u011f\u0131ml\u0131 bir yar\u0131 s\u00f6m\u00fcrge \u00fclke olma stat\u00fcs\u00fcn\u00fc iyiden iyiye g\u00fc\u00e7lendirecektir.<\/p>\n\n\n\n<p>Bu duruma ilk tepki g\u00f6steren, 1950 ortalar\u0131nda DP\u2019den koparak ba\u015far\u0131s\u0131z bir parti (H\u00fcrriyet Partisi) kurma giri\u015fiminde bulunan sanayi burjuvazisi olacakt\u0131. Bu kesim, DP h\u00fck\u00fcmetinin sistemli olarak tar\u0131m ve ticaret burjuvazisini kollamas\u0131ndan ve fonlar\u0131 \u00f6zel sekt\u00f6r yerine devlet i\u015fletmelerine aktarmas\u0131ndan \u015fikayet ediyordu. \u00d6te yandan 1958\u2019de y\u00fczde 40 d\u00fczeyine ula\u015fan enflasyon oran\u0131, b\u00fcrokrasinin, \u00f6zellikle de asker kesimin ger\u00e7ek gelirlerinde ciddi d\u00fc\u015f\u00fc\u015fler yaratarak onlar\u0131n da h\u00fck\u00fcmete kar\u015f\u0131 tepki duymaya ba\u015flamalar\u0131na neden oluyordu. Eskiden DP\u2019nin \u00e7evresinde olu\u015fan koalisyona kat\u0131lm\u0131\u015f olup \u015fimdi ondan kopmaya ba\u015flayan bu kesimlerden biri de, Menderes h\u00fck\u00fcmetinin muhalefet kar\u015f\u0131s\u0131nda giderek daha bask\u0131c\u0131 bir politika izlemesinden \u015fikayet\u00e7i olan liberal ayd\u0131nlard\u0131. Ger\u00e7i DP\u2019nin muhalefet \u00fczerindeki uygulamalar\u0131 tek parti rejimi s\u0131ras\u0131ndaki bask\u0131lar d\u00fczeyine ula\u015fmam\u0131\u015ft\u0131, ama rejimin temelinde yatan Bonapartist karakter bu kez sivil bir h\u00fck\u00fcmet arac\u0131l\u0131\u011f\u0131yla tekrar y\u00fczeye \u00e7\u0131k\u0131yordu. \u00d6yle ki, anayasa d\u0131\u015f\u0131 bir meclis komisyonuna kar\u015f\u0131 tepkilerini dile getiren \u00f6\u011frenci hareketi kar\u015f\u0131s\u0131nda s\u0131k\u0131y\u00f6netim ilan edecek d\u00fczeye ula\u015fan h\u00fck\u00fcmet bask\u0131lar\u0131 nihayet ayd\u0131nlar\u0131n orduyu yard\u0131ma \u00e7a\u011f\u0131rmalar\u0131na neden olacak ve 27 May\u0131s 1960 g\u00fcn\u00fc ger\u00e7ekle\u015ftirilen darbeyle ordu iktidara el koyacakt\u0131.<\/p>\n\n\n\n<p>B\u00fct\u00fcn bu d\u00f6nem boyunca (1946-1960) T\u00fcrkiye\u2019nin d\u0131\u015f politikas\u0131, DP iktidar\u0131 s\u0131ras\u0131nda d\u0131\u015f yard\u0131m ve kredi aray\u0131\u015f\u0131 endeksli olmakla birlikte, esas olarak jeostratejik savunma ve s\u0131n\u0131r g\u00fcvenli\u011fi temeline dayan\u0131yordu. Bu anlay\u0131\u015fa g\u00f6re T\u00fcrkiye \u201ctarihi d\u00fc\u015fmanlar\u0131nca\u201d \u00e7evrelenmi\u015f durumdayd\u0131: Rusya (\u015fimdi SSCB ve onun m\u00fcttefikleri), Yunanistan, \u0130ran ve Arap \u00fclkeleri. Tabii bunlar\u0131n ba\u015f\u0131nda \u201cas\u0131l tehlike\u201d olan kom\u00fcnist \u00fclkeler gelmekteydi. Bu anlamda T\u00fcrkiye Cumhuriyeti, Osmanl\u0131\u2019n\u0131n son d\u00f6nemlerinden kalma devlet politikas\u0131 olan \u201cb\u00fcy\u00fck g\u00fc\u00e7ler\u201d aras\u0131nda dengeler arama \u00e7izgisini s\u00fcrd\u00fcrmek istemi\u015f, bir yandan SSCB ile ili\u015fkilerini koparmam\u0131\u015f, hatta ba\u015flang\u0131\u00e7ta ondan yard\u0131m da alm\u0131\u015f, ama esas olarak da ona kar\u015f\u0131 Bat\u0131 emperyalizmi ile ittifak aray\u0131\u015f\u0131na girmi\u015fti. Buna kar\u015f\u0131l\u0131k ABD emperyalizmi \u00f6zellikle II. D\u00fcnya Sava\u015f\u0131\u2019ndan sonra ve 1950\u2019lerin ba\u015flar\u0131nda t\u00fcm ilgisini Latin Amerika \u00fczerinde yo\u011funla\u015ft\u0131rm\u0131\u015f durumdayd\u0131 ve T\u00fcrkiye\u2019yi kendi \u00e7\u0131karlar\u0131 a\u00e7\u0131s\u0131ndan jeostratejik \u00f6neme sahip olarak g\u00f6rm\u00fcyordu. Ne var ki, 1952\u2019de ABD ba\u015fkanl\u0131\u011f\u0131na se\u00e7ilen NATO eski genel komutan\u0131 David Eisenhower ve onun d\u0131\u015f i\u015fleri bakan\u0131 John Foster Dulles, Yeni Bak\u0131\u015f Stratejisi adl\u0131 bir Ulusal G\u00fcvenlik Konseyi karar\u0131 \u00e7\u0131kartarak, Truman d\u00f6neminde uygulamaya konan \u201c\u00e7evreleme\u201d (containment) politikas\u0131n\u0131 Ortado\u011fu ve Asya-Pasifik b\u00f6lgesinde geni\u015fletmeye y\u00f6nelmi\u015flerdi. Bu anlamda T\u00fcrkiye ile ABD\u2019nin stratejik bak\u0131\u015flar\u0131 \u00e7ak\u0131\u015fm\u0131\u015f ve T\u00fcrkiye NATO\u2019ya dahil edilmi\u015fti. Ayn\u0131 d\u00f6nemde pek \u00e7ok yeni ba\u011f\u0131ms\u0131zl\u0131\u011f\u0131n\u0131 kazanm\u0131\u015f \u00fclke, ba\u011flant\u0131s\u0131z \u00fclkeler hareketine kat\u0131larak siyasi ve bir anlamda da ekonomik ba\u011f\u0131ms\u0131zl\u0131\u011f\u0131n\u0131 korumaya \u00e7al\u0131\u015f\u0131rken, T\u00fcrkiye emperyalist sisteme daha derinden entegre oluyordu.<\/p>\n\n\n\n<p><strong>May\u0131s 2015<\/strong><\/p>\n\n\n\n<p><strong>Dipnotlar:<\/strong><\/p>\n\n\n\n<p><strong>1.)<\/strong> A. Davuto\u011flu, <em>Stratejik Derinlik &#8211; T\u00fcrkiye\u2019nin Uluslararas\u0131 Konumu<\/em>, K\u00fcre Yay\u0131nlar\u0131, \u0130stanbul, 2001.<\/p>\n\n\n\n<p><strong>2.)<\/strong> 19 A\u011fustos 2013\u2019te d\u00f6nemin ba\u015fbakan\u0131 Erdo\u011fan\u2019\u0131n d\u0131\u015f politika ba\u015f dan\u0131\u015fman\u0131 \u0130brahim Kal\u0131n, T\u00fcrkiye\u2019nin uluslararas\u0131 politikada yaln\u0131zla\u015ft\u0131\u011f\u0131 iddialar\u0131na ili\u015fkin olarak Twitter hesab\u0131nda \u201cT\u00fcrkiye Ortado\u011fu\u2019da yaln\u0131z kald\u0131 iddias\u0131 do\u011fru de\u011fil ama e\u011fer bu bir ele\u015ftiri ise o zaman s\u00f6ylemek gerekir; bu, de\u011ferli bir yaln\u0131zl\u0131kt\u0131r\u201d yan\u0131t\u0131n\u0131 vermi\u015fti. Bak.: http:\/\/www.hurriyet.com.tr\/gundem\/24552615.asp.<\/p>\n\n\n\n<p><strong>3.)<\/strong> <em>Y. Ak\u00e7ura, \u00dc\u00e7 Tarz-\u0131 Siyaset, T\u00fcrk Tarih Kurumu, Ankara, 1976.<\/em><\/p>\n\n\n\n<p><strong>4.)<\/strong><em> ibid. s.22.<\/em><\/p>\n\n\n\n<p><strong>5.)<\/strong> Alman m\u00fchendisleri ve teknik adamlar\u0131n\u0131n yard\u0131m\u0131yla ger\u00e7ekle\u015ftirilen bu demiryolu asl\u0131nda Almanya\u2019n\u0131n Ortado\u011fu\u2019daki geni\u015fleme planlar\u0131n\u0131n bir par\u00e7as\u0131d\u0131r ve Britanya h\u00fck\u00fcmetince tepkiyle kar\u015f\u0131lan\u0131r.<\/p>\n\n\n\n<p><strong>6.)<\/strong> Y. Ak\u00e7ura, <em>agy.,<\/em> s.34.<\/p>\n\n\n\n<p><strong>7.)<\/strong> Bak.: Mohammad Sadiq, <em>T\u00fcrk\u00e7\u00fcl\u00fck Cereyan\u0131-T\u00fcrk Mill\u00eeyet\u00e7ili\u011finin E\u015fi\u011finde (1908-1918)<\/em>, Ayy\u0131ld\u0131z Matbaas\u0131, Ankara, 1972.<\/p>\n\n\n\n<p><strong>8.)<\/strong> \u00c7a\u011flar Keyder, \u201cT\u00fcrkiye Demokrasisinin Ekonomi Politi\u011fi\u201d, <em>Ge\u00e7i\u015f S\u00fcrecinde T\u00fcrkiye<\/em> i\u00e7inde, s.39, derleyenler A. Tonak ve I. C. Schick, Belge Yay\u0131nlar\u0131, \u0130stanbul, 2001.<\/p>\n\n\n\n<p><strong>9.)<\/strong> L. Tro\u00e7ki, \u2018\u20181908 T\u00fcrkiye Devrimi ve Proletaryan\u0131n G\u00f6revleri\u2019\u2019, bak.: http:\/\/www.sendika.org\/2008\/09\/1908-turkiye-devrimi-ve-proletaryanin-gorevleri-leon-trocki\/. Keyder, 1908 i\u00e7in \u201cS\u00fcrekli \u2018yukardan devrimin\u2019 ba\u015flang\u0131\u00e7 tarihi\u201d der, <em>agy.<\/em> s.40.<\/p>\n\n\n\n<p><strong>10.)<\/strong> \u00c7. Keyder, <em>agy.<\/em> s. 40.<\/p>\n\n\n\n<p><strong>11.)<\/strong> <em>Mechveret Supplement Fran\u00e7ais<\/em> dergisiyle ilgili bilgiler ve al\u0131nt\u0131lar i\u00e7in bak.: \u201c\u0130ttihat-Terakki ve D\u0131\u015f Politika (1906-1909)\u201d, Do\u00e7. Dr. Hasan Unal, http:\/\/www.tarihtarih.com\/?Syf=26&amp;Syz=283218.<\/p>\n\n\n\n<p><strong>12.)<\/strong> Ibid.<\/p>\n\n\n\n<p><strong>13.)<\/strong> Leon Trotsky, \u201cLa nueva Turqu\u00eda\u201d (\u201cYeni T\u00fcrkiye\u201d), bak.: https:\/\/www.marxists.org\/espanol\/trotsky\/1900s\/19090103.htm.<\/p>\n\n\n\n<p><strong>14.)<\/strong> \u015eerif Mardin, \u201cTabakala\u015fman\u0131n Tarihsel Belirleyicileri\u201d, <em>YAZKO Felsefe Yaz\u0131lar\u0131 <\/em>i\u00e7inde, No.5, \u0130stanbul, 1985.<\/p>\n\n\n\n<p><strong>15.)<\/strong> \u0130ttihat ve Terakki\u2019nin \u201cmilli iktisat\u201d yaratma politikalar\u0131n\u0131n geni\u015f bir \u00f6zeti i\u00e7in bak., Do\u011fan Avc\u0131o\u011flu, <em>T\u00fcrkiye\u2019nin D\u00fczeni, cilt 1<\/em>, Tekin Yay\u0131nevi, \u0130stanbul, 1976.<\/p>\n\n\n\n<p><strong>16.) <\/strong>\u00c7a\u011flar Keyder, <em>agy.<\/em>, s.42.<\/p>\n\n\n\n<p><strong>17.)<\/strong> M. \u015eefik Aker, \u0130stikl\u00e2l Harbinde 57. T\u00fcmen ve Ayd\u0131n Mill\u00ee Cidali, \u0130stanbul (Asker\u00ee Matbaa), 1937, s. 108.<\/p>\n\n\n\n<p><strong>18.)<\/strong> Treaty of Peace with Turkey and Other Instruments Signed at Lausanne on July 24, 1923, HMSO, Londra, Cmd 1929, s.203.<\/p>\n\n\n\n<p><strong>19.)<\/strong> <em>Vatan Gazetesi,<\/em> 29 Ekim 1953; aktaran Sabahattin \u00d6zel, http:\/\/ataturkilkeleri.istanbul.edu.tr\/wp-content\/uploads\/2013\/03\/ydta-02-ozel.pdf, s.241.<\/p>\n\n\n\n<p><strong>20.)<\/strong> <em>T\u00fcrk D\u0131\u015f Polirikas\u0131<\/em>, Ed. Bask\u0131n Oran, \u0130leti\u015fim Yay\u0131nlar\u0131, \u0130stanbul, 2009, cilt 1, s.256.<\/p>\n\n\n\n<p><strong>21.)<\/strong> T\u00fcrkiye o d\u00f6nemde mallar\u0131n\u0131 d\u00f6vizle satmaktan yoksun oldu\u011fundan ithalat ve ihracat i\u015flemlerini mahsup ve takas yoluyla de\u011fi\u015fime dayal\u0131 kliring yoluyla ve kliring ajanslar\u0131 arac\u0131l\u0131\u011f\u0131yla ger\u00e7ekle\u015ftiriyordu.<\/p>\n\n\n\n<p><strong>22.)<\/strong> Sabahattin \u00d6zel, \u201cAtat\u00fcrk D\u00f6neminde T\u00fcrkiye Ekonomisi\u201d, http:\/\/ataturkilkeleri.istanbul.edu.tr\/wp-content\/uploads\/2013\/03\/ydta-02-ozel.pdf, s.247.<\/p>\n\n\n\n<p><strong>23.)<\/strong> SSCB 1945\u2019te T\u00fcrkiye\u2019den Kars ve Ardahan\u2019\u0131n yan\u0131 s\u0131ra Bo\u011fazlar \u00fczerinde denetim hakk\u0131 talep eder.<\/p>\n\n\n\n<p><strong>24.)<\/strong> USA Council on Foreign Relations, The United States in the World Affairs, 1947-1948, Harper and Brothers, New York, 1948. s.57.<\/p>\n\n\n\n<p><strong>25.)<\/strong> Avusturya, Danimarka, Yunanistan, \u0130zlanda, \u0130rlanda, \u0130talya, Luxembourg, Hollanda, Norve\u00e7, Portekiz, \u0130sve\u00e7, \u0130svi\u00e7re, \u0130ngiltere, Fransa.<\/p>\n\n\n\n<p><strong>26.)<\/strong> \u00c7. Keyder, <em>agy.<\/em> s.57.<\/p>\n\n\n\n<p><strong>27.)<\/strong> \u00d6rg\u00fct\u00fcn kurucu \u00fcyeleri ABD, Kanada, \u0130ngiltere, Fransa, Bel\u00e7ika, Hollanda, L\u00fcksemburg, ltalya, Danimarka, Norve\u00e7, Portekiz ve \u0130zlanda idi.<\/p>\n\n\n\n<p><strong>28.)<\/strong> <em>Olaylarla T\u00fcrk D\u0131\u015f Politikas\u0131 1919-1973<\/em>, 5. Bask\u0131, A\u00dcSBF D\u0131\u015f M\u00fcnasebetler Enstit\u00fcs\u00fc yay\u0131n\u0131, Ankara, 1982, s.452-459.<\/p>\n","protected":false},"excerpt":{"rendered":"<p>A\u011fustos 1914\u2019te Bol\u015fevizm, t\u0131pk\u0131 Orta\u00e7a\u011f\u2019da eyalet g\u00fcmr\u00fcklerinin uluslar\u0131n olu\u015fumunu engellemi\u015f oldu\u011fu gibi bug\u00fcn de kapitalist devletlerin g\u00fcmr\u00fckleri, ordular\u0131 ve sava\u015flar\u0131yla birlikte d\u00fcnya ekonomisinin geli\u015fimini engellemekte oldu\u011funu ilan etti. Bol\u015fevizm, tarihi g\u00f6revinin, ulusal s\u0131n\u0131rlar\u0131 ortadan kald\u0131rarak Avrupa ve d\u00fcnya birle\u015fik Sovyet devletlerini kurmak oldu\u011funu kavram\u0131\u015ft\u0131. Kas\u0131m 1917\u2019de Bol\u015fevik h\u00fck\u00fcmet, politik sistemini ay\u0131rt etmeksizin t\u00fcm burjuva devletlere [&hellip;]<\/p>\n","protected":false},"author":3,"featured_media":350,"comment_status":"open","ping_status":"open","sticky":false,"template":"","format":"standard","meta":{"_exactmetrics_skip_tracking":false,"_exactmetrics_sitenote_active":false,"_exactmetrics_sitenote_note":"","_exactmetrics_sitenote_category":0,"footnotes":""},"categories":[645],"tags":[430,431,366,109,311],"class_list":["post-349","post","type-post","status-publish","format-standard","has-post-thumbnail","hentry","category-devlet-ve-rejim","tag-dis","tag-i","tag-politikasi","tag-tarihi","tag-turk"],"_links":{"self":[{"href":"https:\/\/trockist.net\/index.php\/wp-json\/wp\/v2\/posts\/349","targetHints":{"allow":["GET"]}}],"collection":[{"href":"https:\/\/trockist.net\/index.php\/wp-json\/wp\/v2\/posts"}],"about":[{"href":"https:\/\/trockist.net\/index.php\/wp-json\/wp\/v2\/types\/post"}],"author":[{"embeddable":true,"href":"https:\/\/trockist.net\/index.php\/wp-json\/wp\/v2\/users\/3"}],"replies":[{"embeddable":true,"href":"https:\/\/trockist.net\/index.php\/wp-json\/wp\/v2\/comments?post=349"}],"version-history":[{"count":1,"href":"https:\/\/trockist.net\/index.php\/wp-json\/wp\/v2\/posts\/349\/revisions"}],"predecessor-version":[{"id":351,"href":"https:\/\/trockist.net\/index.php\/wp-json\/wp\/v2\/posts\/349\/revisions\/351"}],"wp:featuredmedia":[{"embeddable":true,"href":"https:\/\/trockist.net\/index.php\/wp-json\/wp\/v2\/media\/350"}],"wp:attachment":[{"href":"https:\/\/trockist.net\/index.php\/wp-json\/wp\/v2\/media?parent=349"}],"wp:term":[{"taxonomy":"category","embeddable":true,"href":"https:\/\/trockist.net\/index.php\/wp-json\/wp\/v2\/categories?post=349"},{"taxonomy":"post_tag","embeddable":true,"href":"https:\/\/trockist.net\/index.php\/wp-json\/wp\/v2\/tags?post=349"}],"curies":[{"name":"wp","href":"https:\/\/api.w.org\/{rel}","templated":true}]}}