{"id":330,"date":"2008-01-27T23:20:54","date_gmt":"2008-01-27T20:20:54","guid":{"rendered":"http:\/\/94.237.85.66\/?p=330"},"modified":"2019-02-16T01:50:32","modified_gmt":"2019-02-15T22:50:32","slug":"rejim-nereye-gidiyor","status":"publish","type":"post","link":"https:\/\/trockist.net\/index.php\/2008\/01\/27\/rejim-nereye-gidiyor\/","title":{"rendered":"Rejim nereye gidiyor?"},"content":{"rendered":"\n<p>T\u00fcrkiye\u2019de bir rejim krizinin ya\u015fanmakta oldu\u011funu herkes s\u00f6yl\u00fcyor. Bu konuya ili\u015fkin olarak kendisini demokrasi ve sosyalizm kamp\u0131nda tan\u0131mlayan \u00e7evreler i\u00e7inde ve aras\u0131nda bir s\u00fcreden beri ya\u015fanan tart\u0131\u015fmalar \u00f6zellikle h\u00fck\u00fcmetin baz\u0131 Anayasa maddelerinde \u00f6ng\u00f6rd\u00fc\u011f\u00fc de\u011fi\u015fiklikleri referanduma sunmas\u0131 s\u0131ras\u0131nda iyiden iyiye yo\u011funla\u015ft\u0131. Bu anla\u015f\u0131labilir bir durumdu, zira her se\u00e7im ya da halk oylamas\u0131 sadece politik \u00e7evrelerde de\u011fil, kitleler aras\u0131nda da politik tansiyonun y\u00fckselmesine ve \u00fclkedeki en \u00f6nemli sorunlar\u0131n acil g\u00fcndeme \u00e7ekilip tart\u0131\u015f\u0131lmas\u0131na f\u0131rsat yarat\u0131r. Ne var ki, bug\u00fcn bu tart\u0131\u015fmalarda ciddi bir d\u00fc\u015f\u00fc\u015f g\u00f6ze \u00e7arp\u0131yor. Referandum \u00f6ncesi \u00fc\u00e7 ana tutumun \u2013Evet, Hay\u0131r, Boykot- savunucular\u0131 kendi iddialar\u0131n\u0131n bilan\u00e7osunu \u00e7\u0131karmakla birlikte, halk oylamas\u0131yla birlikte baz\u0131 Anayasa maddelerinde ger\u00e7ekle\u015ftirilen de\u011fi\u015fikliklerin rejimin yap\u0131s\u0131nda ne t\u00fcr bir de\u011fi\u015fiklik yaratt\u0131\u011f\u0131n\u0131 veya yarataca\u011f\u0131n\u0131 pek a\u00e7\u0131klam\u0131yorlar. \u00dcstelik ne Evet\u00e7iler rejimin demokratikle\u015fmesi do\u011frultusunda \u00f6nemli bir ad\u0131m\u0131n at\u0131ld\u0131\u011f\u0131, ne de Hay\u0131rc\u0131lar \u201csivil diktat\u00f6rl\u00fc\u011fe\u201d ge\u00e7ildi\u011fi iddias\u0131ndalar. K\u00fcrdistan\u2019da Boykot oylar\u0131n\u0131n beklenildi\u011fi gibi y\u00fcksek \u00e7\u0131kmas\u0131n\u0131n da rejimin niteli\u011finde bir d\u00f6n\u00fc\u015f\u00fcm yaratt\u0131\u011f\u0131n\u0131 iddia edene rastlanm\u0131yor. Oysa oylama \u00f6ncesi tart\u0131\u015fmalar\u0131n \u015fiddeti, kar\u015f\u0131l\u0131kl\u0131 su\u00e7lamalar\u0131n keskinli\u011fi, 12 Eyl\u00fcl 2010\u2019un T\u00fcrkiye\u2019deki rejim i\u00e7in bir Milat olu\u015fturaca\u011f\u0131 san\u0131s\u0131n\u0131 uyand\u0131r\u0131yordu. Ama bug\u00fcn her politik \u00e7evre 12 Eyl\u00fcl \u00f6ncesi politik s\u00f6ylemini tekrarlamaya devam ediyor. O halde bunca tart\u0131\u015fmaya ne gerek vard\u0131?<\/p>\n\n\n\n<p>Ku\u015fkusuz devlet kurumlar\u0131ndaki her d\u00fczenleme sonu\u00e7lar\u0131n\u0131 bug\u00fcnden yar\u0131na vermeyebilir. \u00d6rne\u011fin Anayasa Mahkemesinin \u00fcye bile\u015fiminin belirlenmesinde h\u00fck\u00fcmetin s\u00f6z sahibi olmas\u0131n\u0131n rejimin niteli\u011finde ne t\u00fcrl\u00fc de\u011fi\u015fikliklere yol a\u00e7aca\u011f\u0131n\u0131 g\u00f6rebilmek i\u00e7in, bu \u00fcyelerin atanmas\u0131n\u0131 beklemek ve yeni \u00fcye bile\u015fimiyle Mahkemenin Anayasayla ilgili \u00f6nemli konularda alaca\u011f\u0131 kararlar\u0131 g\u00f6rmek gerekebilir. Ama bug\u00fcnden sorulabilecek sorular da var. \u00d6rne\u011fin, baz\u0131lar\u0131n\u0131n iddia etti\u011fi gibi, h\u00fck\u00fcmet atamalar\u0131n\u0131n Mahkemenin \u00fcye yap\u0131s\u0131nda belirleyici olmas\u0131 yarg\u0131 erkini y\u00fcr\u00fctmenin denetimine tabi k\u0131lmak anlam\u0131na m\u0131 geliyor? E\u011fer \u00f6yleyse, rejimin karakterinde burjuva demokrasisinden Bonapartizme do\u011fru bir kayma m\u0131 s\u00f6z konusu olmakta? Yoksa bu de\u011fi\u015fiklik, \u201cyeterli olmamakla birlikte\u201d tam tersine, H\u00e2kimler ve Savc\u0131lar Y\u00fcksek Kurulu\u2019nun g\u00f6zetimi alt\u0131ndaki diktatoryal bir rejimden burjuva demokrasisine do\u011fru at\u0131lm\u0131\u015f bir ad\u0131m\u0131 m\u0131 temsil ediyor? Bir ba\u015fka soru ise \u015fu: E\u011fer CHP ve MHP\u2019yi Kemalist bask\u0131 rejiminin savunucular\u0131 olarak g\u00f6r\u00fcyorsak, ileride bu partilerin iktidarda olaca\u011f\u0131 bir d\u00f6nemde Anayasa Mahkemesinin \u00fcye yap\u0131s\u0131n\u0131 kendi tercihleri do\u011frultusunda belirlemeleri durumunda, bu kez burjuva demokrasisinden Bonapartizme do\u011fru bir \u201cbar\u0131\u015f\u00e7\u0131l\u201d d\u00f6n\u00fc\u015f m\u00fc ya\u015fanacak, yoksa \u201csivil diktat\u00f6rl\u00fck\u201d daha da m\u0131 a\u011f\u0131rla\u015facak ve\/veya fa\u015fizan bir karakter mi kazanacak? Bu sorular bizce \u00f6nemli ve rejimin niteli\u011finin do\u011fru bir bi\u00e7imde belirlenmesiyle ilgili. Proletaryan\u0131n ve \u00f6zellikle de onun \u00f6nc\u00fcs\u00fcn\u00fcn \u00f6n\u00fcndeki g\u00f6revler bu sorulara verilecek do\u011fru yan\u0131tlarla belirlenecektir.<\/p>\n\n\n\n<p>Biz T\u00fcrkiye\u2019deki rejimin Bonapartist olarak tan\u0131mlanmas\u0131n\u0131n do\u011fru oldu\u011funu d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcyoruz. Esasen, Kemalizm olarak adland\u0131r\u0131lan sistem Marksist literat\u00fcrde Bonapartizm olarak ifade edilen geni\u015f bir asker-polis denetimli rejimler yelpazesinin i\u00e7inde yer al\u0131yor; tabii, kendine \u00f6zg\u00fc nitelikleriyle birlikte. Bu a\u00e7\u0131dan, \u00f6nce Bonapartizmin temel \u00f6zelliklerini s\u0131ralamak, ard\u0131ndan da \u201ckendine \u00f6zg\u00fc\u201d bir Bonapartizm t\u00fcr\u00fc olarak Kemalizmi tan\u0131mlamak, g\u00fcn\u00fcm\u00fczde s\u00fcrmekte olan rejim krizinin nereye do\u011fru evrilmekte oldu\u011funu kavrayabilmek a\u00e7\u0131s\u0131ndan yararl\u0131 olacakt\u0131r.<\/p>\n\n\n\n<p><strong>\u201cKlasik\u201d ve Gerici Bonapartizm<\/strong><\/p>\n\n\n\n<p>Marksizm a\u00e7\u0131s\u0131ndan ta\u015fla\u015fm\u0131\u015f genellemeler son derece tehlikeli olmakla birlikte, olgular\u0131n niteli\u011finin belirlenmesinde tarihin deneyiminden ba\u015far\u0131yla ge\u00e7mi\u015f kavramlar\u0131n ve tan\u0131mlar\u0131n ara\u00e7 olarak kullan\u0131lmas\u0131 olduk\u00e7a ayd\u0131nlat\u0131c\u0131 olabiliyor. \u00d6rne\u011fin, rejimlerin tan\u0131mlanmas\u0131nda yararlan\u0131lan liberalizm, burjuva demokrasisi (parlamenter demokrasi), fa\u015fizm gibi kategoriler, o rejimlerin genel niteliklerinin tarifinde oldu\u011fu kadar, onlara kar\u015f\u0131 y\u00fcr\u00fct\u00fclen s\u0131n\u0131f m\u00fccadelesinin \u00f6n\u00fcndeki tarihsel sorunlar\u0131n ve hedeflerin belirlenmesinde de son derece i\u015flevseldir. Ku\u015fkusuz hi\u00e7bir rejim bir di\u011fer benzerinin t\u0131pat\u0131p ayn\u0131s\u0131 de\u011fildir. Dolay\u0131s\u0131yla Marksistler ayn\u0131 kategori alt\u0131nda toplanabilecek \u00e7e\u015fitli \u00fclke rejimlerinin aralar\u0131ndaki farkl\u0131l\u0131klar\u0131, her birinin tarihsel ve \u00f6zg\u00fcn yanlar\u0131n\u0131 tahlil edebilmek zorundad\u0131rlar. Emperyalist Britanya krall\u0131\u011f\u0131n\u0131n burjuva demokrasisi ile emperyalist bas\u0131n taraf\u0131ndan \u201cd\u00fcnyan\u0131n en b\u00fcy\u00fck demokrasisi\u201d olarak adland\u0131r\u0131lan, ama son on y\u0131ld\u0131r GSMH\u2019s\u0131ndaki devasa b\u00fcy\u00fcmeye ra\u011fmen h\u00e2l\u00e2 yar\u0131s\u00f6m\u00fcrge olan ve kast sistemine mahk\u00fbm durumdaki Hindistan\u2019\u0131n parlamenter sistemi aras\u0131nda do\u011fu ile bat\u0131 kadar fark vard\u0131r. Modern s\u0131n\u0131flar\u0131n olu\u015fum ve geli\u015fim tarz\u0131yla birlikte s\u0131n\u0131f m\u00fccadelelerinin tarihsel \u00f6zellikleri, ayn\u0131 kategori alt\u0131nda toplanabilecek rejimlerin kurumsal, politik, toplumsal, k\u00fclt\u00fcrel, vb. a\u00e7\u0131lardan farkl\u0131 \u00f6zellikler kazanmas\u0131na neden olur.<\/p>\n\n\n\n<p>Her burjuva rejimi gibi demokrasi de bir burjuva diktat\u00f6rl\u00fc\u011f\u00fc olarak bask\u0131 \u00f6\u011fesini i\u00e7inde ta\u015f\u0131r; buna kar\u015f\u0131l\u0131k, fa\u015fizmin yaratt\u0131\u011f\u0131 \u201c\u00f6zg\u00fcrl\u00fcklerden\u201d yararlanan egemen s\u0131n\u0131f kesimleri de vard\u0131r. Ama yeg\u00e2ne burjuva rejim t\u00fcrleri bu ikisiyle s\u0131n\u0131rl\u0131 de\u011fildir. Nahuel Moreno\u2019nun ifadesiyle, demokrasi ile fa\u015fizmi bir tren hatt\u0131n\u0131n iki u\u00e7 istasyonu olarak d\u00fc\u015f\u00fcnecek olursak, arada bir de <em>Bonapartizm<\/em> dura\u011f\u0131 bulunur. Bonapartizm, fa\u015fizm ile burjuva demokrasisinin bir kar\u0131\u015f\u0131m\u0131 de\u011fil, s\u0131n\u0131fsal ve kurumsal yap\u0131lanma a\u00e7\u0131s\u0131ndan farkl\u0131 bir rejim bi\u00e7imidir. Politik bir kategori olarak bu kavram\u0131n Karl Marx\u2019\u0131n <em>Louis Bonaparte\u2019\u0131n 18 Brumaire\u2019i<\/em> adl\u0131 yap\u0131t\u0131ndan miras kald\u0131\u011f\u0131n\u0131 biliyoruz. Marx bu yap\u0131t\u0131nda, uygulamalar\u0131yla g\u00f6r\u00fcn\u00fcrde s\u0131n\u0131flar\u0131n \u00fczerine y\u00fckselen, b\u00fct\u00fcn s\u0131n\u0131flar ad\u0131na hareket eden, ama \u201cbirinden almadan di\u011ferine veremeyen\u201d bir rejim bi\u00e7iminin do\u011fdu\u011funu anlat\u0131r. <em>\u201c\u0130kinci Bonaparte alt\u0131nda devlet tamamen \u00f6zerkmi\u015f gibi bir g\u00f6r\u00fcn\u00fcm kazan\u0131r.\u201d<\/em><strong>(1) <\/strong>Marks bunu \u015f\u00f6yle a\u00e7\u0131mlar:<\/p>\n\n\n\n<p><em>Ba\u011f\u0131ms\u0131z bir g\u00fc\u00e7 haline d\u00f6n\u00fc\u015fm\u00fc\u015f y\u00fcr\u00fctme erki olarak, Bonaparte, misyonunun \u201cburjuva d\u00fczenini\u201d g\u00fcvence alt\u0131na almak oldu\u011funa inan\u0131yor. Ama bu burjuva d\u00fczeninin g\u00fcc\u00fc orta s\u0131n\u0131fta yatar. Bu nedenle kendisine orta s\u0131n\u0131f\u0131n temsilcisi g\u00f6z\u00fcyle bak\u0131yor ve bu anlay\u0131\u015fla kararnameler yay\u0131nl\u0131yor. Ama Bonaparte\u2019\u0131n kendisi bir \u015feyse e\u011fer, bu, orta s\u0131n\u0131f\u0131n siyasal etkinli\u011fini k\u0131rd\u0131\u011f\u0131 ve her g\u00fcn de k\u0131rmakta oldu\u011fu i\u00e7indir\u2026<\/em><\/p>\n\n\n\n<p><em>Zat\u0131n bu \u00e7eli\u015fik g\u00f6revi, onun h\u00fck\u00fcmetinin \u00e7eli\u015fkilerini, sa\u011fa sola yalpalamalar\u0131n\u0131, \u015fimdi bu s\u0131n\u0131f\u0131 sonra bir \u00f6tekini, bir yan\u0131na \u00e7ekip bir a\u015fa\u011f\u0131lamas\u0131n\u0131, b\u00f6ylece hepsini birden kar\u015f\u0131s\u0131na almas\u0131n\u0131 a\u00e7\u0131klar. Uygulamadaki karars\u0131zl\u0131klar\u0131, amcas\u0131n\u0131 taklit ederek \u00f6zendi\u011fi buyurgan ve kategorik y\u00f6netim tarz\u0131yla son derece komik bir tezat olu\u015fturmakta.<\/em><strong><em>(2)<\/em><\/strong><\/p>\n\n\n\n<p>\u201cT\u00fcm s\u0131n\u0131flar\u0131n \u00fczerine y\u00fckselmi\u015f gibi g\u00f6r\u00fcnen\u201d bir rejim t\u00fcr\u00fc olarak Bonapartizm tan\u0131m\u0131n\u0131 Lev Tro\u00e7ki, Louis Bonaparte\u2019\u0131n amcas\u0131 Napolyon Bonaparte\u2019\u0131n iktidar\u0131n\u0131 da i\u00e7erecek bi\u00e7imde geli\u015ftirir ve o d\u00f6nemde bu rejimin \u00fcstlendi\u011fi i\u015flevi izah eder:<\/p>\n\n\n\n<p><em>K\u00fc\u00e7\u00fck Korsikal\u0131\u2019n\u0131n (Napolyon Bonaparte-Y.B.) kendisini gen\u00e7 bir burjuva ulusun \u00fczerine y\u00fckseltebilmesi i\u00e7in devrimin temel g\u00f6revini \u2013topraklar\u0131n k\u00f6yl\u00fclere devri- tamamlam\u0131\u015f ve yeni toplumsal temel \u00fczerinde muzaffer bir ordunun yarat\u0131lm\u0131\u015f olmas\u0131 gerekiyordu. 18. y\u00fczy\u0131lda bir devrim daha \u00f6te bir noktaya gidemezdi: ancak bu noktadan sekip geriye do\u011fru gidebilirdi. Ama bu geri sekme onun temel kazan\u0131mlar\u0131n\u0131 tehlikeye sokuyordu. Bunlar her ne pahas\u0131na korunmal\u0131yd\u0131. Burjuvazi ile proletarya aras\u0131ndaki giderek derinle\u015fen ama hen\u00fcz \u00e7ok ham haldeki antagonizma, temellerine kadar sars\u0131lm\u0131\u015f haldeki ulusu m\u00fcthi\u015f bir gerilim alt\u0131nda tutuyordu. Bu ko\u015fullar alt\u0131nda bir ulusal \u201chakem\u201din varl\u0131\u011f\u0131 zorunluydu. Napolyon b\u00fcy\u00fck burjuvaziye zenginle\u015fme, k\u00f6yl\u00fclere kendi toprak par\u00e7alar\u0131n\u0131 elde etme, k\u00f6yl\u00fclerin \u00e7ocuklar\u0131na ve serserilere de sava\u015f ganimetleri kazanma garantisi verdi. Hakemin elinde k\u0131l\u0131\u00e7 vard\u0131 ve ayn\u0131 zamanda infaz memuru g\u00f6revini \u00fcstlenmi\u015fti. Birinci Bonaparte\u2019\u0131n Bonapartizmi sa\u011flam bir bi\u00e7imde kurulmu\u015ftu.<\/em><strong><em>(3)<\/em><\/strong><\/p>\n\n\n\n<p>Tro\u00e7ki\u2019nin bu tarifi 18. ve 19. y\u00fczy\u0131llar\u0131n Bonapartizmine aittir. Burjuva devrimleri yayg\u0131nla\u015fmakta ve ama feodal gericili\u011fin ve monar\u015filerin tepkisiyle \u00e7at\u0131\u015fmakta, elde etti\u011fi kazan\u0131mlardan her an geri d\u00f6nme tehlikesiyle kar\u015f\u0131 kar\u015f\u0131ya kalmaktad\u0131r. Bu sadece kapitalizm \u00f6ncesi s\u0131n\u0131flar\u0131n gericili\u011finden de\u011fil, burjuvazi aras\u0131nda \u201chen\u00fcz tam olgula\u015fmam\u0131\u015f olmakla birlikte giderek derinle\u015fen\u201d \u00e7eli\u015fkilerin ulusu temellerinden sarsmas\u0131ndan kaynaklanmaktad\u0131r. Devrimin \u00f6nc\u00fcl\u00fc\u011f\u00fcn\u00fc yapan burjuvazi y\u00f6netim aczi i\u00e7indedir, proletarya ise b\u00fct\u00fcn isyanlar\u0131na kar\u015f\u0131n kendi rejimini kurma tarihsel g\u00fcc\u00fcne hen\u00fcz ula\u015famam\u0131\u015ft\u0131r: burjuva devriminin kazan\u0131mlar\u0131 tehlikededir. Bu noktada, \u201cburjuva d\u00fczeni\u201d koruyacak, devrimin kazan\u0131mlar\u0131n\u0131 garanti alt\u0131na al\u0131p kapitalist \u00f6zel m\u00fclkiyet sistemini \u201cherkese ra\u011fmen\u201d ve g\u00f6r\u00fcn\u00fcrde \u201cherkesin \u00fczerinde ve \u00f6tesinde\u201d sa\u011flamla\u015ft\u0131racak bir bask\u0131 rejimine, bir \u201chakeme\u201d ihtiya\u00e7 do\u011far. Bonapart(lar) ve onlar\u0131n ad\u0131yla an\u0131lan rejim t\u00fcr\u00fc bu ihtiyac\u0131n \u00fcr\u00fcn\u00fc olarak do\u011far. Bu, \u201cklasik\u201d Bonapartizmdir. Amac\u0131, burjuva devrimlerin kazan\u0131mlar\u0131n\u0131 feodal gericili\u011fe kar\u015f\u0131 korumak ve yayg\u0131nla\u015ft\u0131rmakt\u0131r.<\/p>\n\n\n\n<p>20. y\u00fczy\u0131lda a\u00e7\u0131lan emperyalist \u00e7a\u011fda ise Bonapartizmin bu g\u00f6reli \u201cilerici\u201d niteli\u011finde ve i\u015flevinde k\u00f6kl\u00fc bir de\u011fi\u015fiklik ger\u00e7ekle\u015fir. Bu \u00e7a\u011fda kapitalizm \u00e7\u00fcr\u00fcmeye y\u00fcz tutmu\u015f, burjuvazi ilerici niteli\u011fini yitirmi\u015f, burjuvazi ile proletarya aras\u0131ndaki \u00e7eli\u015fkiler tam anlam\u0131yla olgunla\u015fm\u0131\u015f ve proletarya kendi devrimini yapma tarihsel d\u00fczeyine ula\u015farak kapitalizmin mezar kaz\u0131c\u0131s\u0131 haline gelmi\u015ftir. Burjuva d\u00fczen art\u0131k feodal gericili\u011fin \u201cgeri d\u00f6n\u00fc\u015f\u201d tehdidi de\u011fil, proletaryan\u0131n toplumu \u00f6zel m\u00fclkiyetin ve ulusal s\u0131n\u0131rlar\u0131n \u00f6tesine do\u011fru ileri \u00e7ekme iste\u011fi ve bilinciyle kar\u015f\u0131 kar\u015f\u0131yad\u0131r. Bu dinamik alt\u0131nda demokratik parlamenter rejimin y\u0131k\u0131lma tehlikesi kar\u015f\u0131s\u0131nda (ve fa\u015fizmin hen\u00fcz bir se\u00e7enek haline gelmedi\u011fi ya da getirilmesinin daha b\u00fcy\u00fck tehlikelere yol a\u00e7abilece\u011fi durumlarda), Bonapartizm bir kez daha kendini burjuva d\u00fczenin koruyucusu olarak \u00f6ne s\u00fcrer. Ama bu kez i\u015flevi, \u00f6nceki y\u00fczy\u0131llardakinden daha farkl\u0131d\u0131r:<\/p>\n\n\n\n<p><em>Bu \u00e7\u00fcr\u00fcme \u00e7a\u011f\u0131 Bonapartizmi ile, sadece burjuva devrimin politik ilkelerinin mezar kaz\u0131c\u0131s\u0131 olmay\u0131p ayn\u0131 zamanda onun toplumsal kazan\u0131mlar\u0131n\u0131n savunucusu olan gen\u00e7, ilerleyen Bonapartizmi her zaman net bir bi\u00e7imde birbirinden ay\u0131rd\u0131k.<\/em><strong><em>(4)<\/em><\/strong><\/p>\n\n\n\n<p><em>Tarihsel olarak Bonapartizm burjuva toplumun kriz d\u00f6nemlerinde ortaya \u00e7\u0131kan burjuva y\u00f6netimiydi ve halen de \u00f6yledir. Burjuva devrimin saf kapitalist kazan\u0131m\u0131n\u0131 sa\u011flamla\u015ft\u0131ran \u201cilerici\u201d Bonapartizm ile kapitalist toplumun \u00e7\u00fcr\u00fcme d\u00f6neminin Bonapartizmi, \u00e7a\u011f\u0131m\u0131z\u0131n \u00e7alkant\u0131l\u0131 Bonapartizmi (von Papen, Schleicher, Dollfuss ve Hollanda Bonapartizminin aday\u0131 Colijn, vb.) aras\u0131nda ayr\u0131m yap\u0131labilir ve yap\u0131lmal\u0131d\u0131r.<\/em><strong><em>(5)<\/em><\/strong><\/p>\n\n\n\n<p>Dolay\u0131s\u0131yla emperyalist \u00e7a\u011fda Bonapartizmin niteli\u011fini ve i\u015flevini yeniden ve bu kez ortaya \u00e7\u0131kan yeni tarihsel \u00f6rneklerinin \u0131\u015f\u0131\u011f\u0131 alt\u0131nda tan\u0131mlamak gerekiyordu. Tro\u00e7ki bunu \u015f\u00f6yle yapar:<\/p>\n\n\n\n<p><em>Bonapartizmden, ekonomik olarak egemen s\u0131n\u0131f\u0131n, demokratik y\u00f6ntemlerle h\u00fck\u00fcmet etmek i\u00e7in gerekli ara\u00e7lara sahip olmakla birlikte, -m\u00fclkiyetini elinde tutabilmek i\u00e7in- iktidar\u0131n bir asker ve polis ayg\u0131t\u0131n\u0131n, ta\u00e7land\u0131r\u0131lm\u0131\u015f bir \u201ckurtar\u0131c\u0131\u201dn\u0131n denetimsiz egemenli\u011finde olmas\u0131na g\u00f6z yummak zorunda kald\u0131\u011f\u0131 rejimi anl\u0131yoruz. Bu tip bir durum, s\u0131n\u0131f \u00e7eli\u015fkileri \u00f6zel bir keskinlik kazand\u0131\u011f\u0131 zaman do\u011far; Bonapartizmin hedefi, patlamalar\u0131 \u00f6nlemektir. Burjuva toplumu bu tip d\u00f6nemlerden birden \u00e7ok kez ge\u00e7mi\u015ftir; ama bunlar, deyim yerindeyse, sadece denemelerdi. Kapitalizmin bug\u00fcnk\u00fc \u00e7\u00fcr\u00fcm\u00fc\u015fl\u00fc\u011f\u00fc sadece demokrasinin t\u00fcm destek temelini nihai olarak yok etmekle kalmad\u0131; ayn\u0131 zamanda eski Bonapartizmin tamamen yetersiz oldu\u011funu a\u00e7\u0131\u011fa \u00e7\u0131kard\u0131; onun yerini fa\u015fizm ald\u0131. Bununla birlikte, demokrasi ile fa\u015fizm aras\u0131nda bir k\u00f6pr\u00fc olarak (1917\u2019de Rusya\u2019da demokrasi ile Bol\u015fevizm aras\u0131nda bir \u201ck\u00f6pr\u00fc\u201d olarak), demokrasinin \u00fczerine y\u00fckselen ve her iki kesimle uzla\u015fan, bir yandan da ayn\u0131 zamanda egemen s\u0131n\u0131f\u0131n \u00e7\u0131karlar\u0131n\u0131 koruyan bir \u201cki\u015fisel rejim\u201d ortaya \u00e7\u0131kmakta. Bonapartizm teriminin tamamen ayd\u0131nlat\u0131labilmesi i\u00e7in bu tan\u0131m yeterlidir.<\/em><strong><em>(6)<\/em><\/strong><\/p>\n\n\n\n<p>Tro\u00e7ki\u2019nin Bonapartist rejime ili\u015fkin olarak yapt\u0131\u011f\u0131, \u201ckurtar\u0131c\u0131n\u0131n denetimsiz egemenli\u011fi\u201d, \u201cher iki kesimle uzla\u015fma\u201d gibi tan\u0131mlamalardan bu y\u00f6netim tarz\u0131n\u0131n s\u0131n\u0131f temelinden yoksun oldu\u011fu, t\u00fcm\u00fcyle s\u0131n\u0131flar\u0131n \u00fczerine y\u00fckseldi\u011fi ya da salt bir k\u00fc\u00e7\u00fck burjuva diktat\u00f6rl\u00fc\u011f\u00fc oldu\u011fu sonu\u00e7lar\u0131n\u0131 \u00e7\u0131karmamak gerekiyor.<\/p>\n\n\n\n<p><em>H\u00fck\u00fcmet, parlamento \u00e7o\u011funlu\u011funun y\u00fcr\u00fctme g\u00fcc\u00fc olarak de\u011fil, m\u00fccadele halindeki iki taraf\u0131n aras\u0131ndaki bir h\u00e2kim-hakem bi\u00e7iminde kar\u015f\u0131m\u0131za \u00e7\u0131k\u0131yor.<\/em><\/p>\n\n\n\n<p><em>Bununla birlikte, ulusun \u00fczerine y\u00fckselmi\u015f bir h\u00fck\u00fcmet havada as\u0131l\u0131 halde de\u011fildir. Mevcut h\u00fck\u00fcmetin ger\u00e7ek ekseni polisten, b\u00fcrokrasiden ve askeri z\u00fcmreden ge\u00e7mektedir. Parlamentarizm dekoru ard\u0131nda k\u00f6t\u00fc bir bi\u00e7imde gizlenmi\u015f bir asker-polis diktat\u00f6rl\u00fc\u011f\u00fc ile kar\u015f\u0131 kar\u015f\u0131yay\u0131z. Ulusun h\u00e2kimi-hakemi olarak k\u0131l\u0131c\u0131n y\u00f6netimi: Bonapartizm i\u015fte tam da budur.<\/em><\/p>\n\n\n\n<p><em>K\u0131l\u0131c\u0131n kendi ba\u015f\u0131na ba\u011f\u0131ms\u0131z bir program\u0131 yoktur. O, \u201cd\u00fczenin\u201d arac\u0131d\u0131r. Var olan\u0131 korumak i\u00e7in \u00e7a\u011f\u0131r\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. Bonapartizm, kendi \u00f6nc\u00fcl\u00fc Sezarizm gibi kendini politik olarak s\u0131n\u0131flar\u0131n \u00fczerine y\u00fckselterek, <\/em>toplumsal a\u00e7\u0131dan<em> her zaman ve b\u00fct\u00fcn \u00e7a\u011flarda s\u00f6m\u00fcrenlerin en g\u00fc\u00e7l\u00fcs\u00fcn\u00fcn ve en kararl\u0131s\u0131n\u0131n temsilcisi olmu\u015ftur; bu nedenle g\u00fcn\u00fcm\u00fcz Bonapartizmi, b\u00fcrokrasinin, polisin, subaylar kast\u0131n\u0131n ve bas\u0131n\u0131n en \u00fcst kesimlerini y\u00f6nlendiren, esinlendiren ve yozla\u015ft\u0131ran mali sermayenin h\u00fck\u00fcmeti olmaktan ba\u015fka bir \u015fey olamaz.<\/em><\/p>\n\n\n\n<p><em>Mali sermayenin g\u00fcc\u00fc, herhangi bir anda ve herhangi bir bi\u00e7imde kendi iste\u011fine uygun bir h\u00fck\u00fcmet olu\u015fturabilmek yetene\u011finde yatmaz; o bu yetene\u011fe sahip de\u011fildir. Onun g\u00fcc\u00fc, proleter olmayan b\u00fct\u00fcn h\u00fck\u00fcmetlerin mali sermayeye hizmet etmek zorunda kalmas\u0131 olgusunda yatar; daha iyi bir deyi\u015fle, mali sermaye, kendisine ait \u00e7\u00fcr\u00fcyen her egemenlik sistemini, de\u011fi\u015fen ko\u015fullara daha uygun bir ba\u015fka sistemle de\u011fi\u015ftirme olana\u011f\u0131na sahiptir.<\/em><strong><em>(7)<\/em><\/strong><\/p>\n\n\n\n<p>Tro\u00e7ki\u2019nin emperyalist \u00e7a\u011f Bonapartizmine ili\u015fkin bu s\u00f6yledikleri bu rejim tipinin tan\u0131mlanmas\u0131 a\u00e7\u0131s\u0131ndan olduk\u00e7a ayd\u0131nlat\u0131c\u0131 ve yeterlidir. \u00dcstelik emperyalist \u00e7a\u011f\u0131n asker-polis-b\u00fcrokrasi diktat\u00f6rl\u00fc\u011f\u00fc olarak, Kemalist rejimi bu genel tan\u0131m i\u00e7ine yerle\u015ftirmemize yard\u0131mc\u0131 olur. Ama biraz daha ilerleyelim.<\/p>\n\n\n\n<p><strong><em>Sui Generis<\/em> Bonapartizm Olarak Kemalizm<\/strong><\/p>\n\n\n\n<p>Tro\u00e7ki\u2019nin yukar\u0131da yapt\u0131\u011f\u0131, Bonapartizmin \u201culusun \u00fczerine y\u00fckselen\u201d, \u201cdenetimsiz egemenlik sahibi\u201d, \u201ch\u00e2kim-hakem\u201d rol\u00fc \u00fcstlenen bir \u201casker-polis-b\u00fcrokrasi\u201d diktat\u00f6rl\u00fc\u011f\u00fc oldu\u011funa ili\u015fkin a\u00e7\u0131klamalar\u0131, Kemalizmin tarifine neredeyse tamamen denk d\u00fc\u015fmektedir. Bununla birlikte bu rejim tan\u0131m\u0131n\u0131n iki unsuru, yani \u201cmali sermayeye hizmet ediyor\u201d olmas\u0131 ve h\u00e2kim-hakem rol\u00fcn\u00fc \u201c\u00e7arp\u0131\u015fmakta olan iki kamp\u0131n aras\u0131nda\u201d oynamas\u0131, kurulu\u015f an\u0131nda (daha sonra kazanaca\u011f\u0131 bi\u00e7imiyle de\u011fil; buna daha sonra de\u011finece\u011fiz) bu tip bir burjuvaziden yoksun olan ve burjuvazi ile proletaryan\u0131n aras\u0131ndaki m\u00fccadelenin de\u011fil, Osmanl\u0131 \u0130mparatorlu\u011fu\u2019nun y\u0131k\u0131lma ko\u015fullar\u0131n\u0131n ve I. D\u00fcnya Sava\u015f\u0131\u2019n\u0131n \u00fcr\u00fcn\u00fc olan Kemalist y\u00f6netim sistemini ortaya \u00e7\u0131karan toplumsal ve politik dinamiklere kar\u015f\u0131l\u0131k gelmez. Asl\u0131nda, Tro\u00e7ki\u2019den yukar\u0131da al\u0131nt\u0131 yapt\u0131\u011f\u0131m\u0131z tan\u0131mlamalar, daha \u00e7ok Almanya, \u0130talya ve Fransa gibi emperyalist Avrupa \u00fclkelerinde beliren Bonapartist rejimlerin genel karakterine ili\u015fkindir. Tro\u00e7ki, 1929-33 aras\u0131nda \u0130stanbul\u2019da s\u00fcrg\u00fcnde bulunmu\u015f olmas\u0131na kar\u015f\u0131n -s\u00fcrg\u00fcnl\u00fc\u011f\u00fcn\u00fcn temel ko\u015fulu olarak- T\u00fcrkiye\u2019nin i\u00e7 politikas\u0131na ili\u015fkin bir de\u011ferlendirmede bulunmam\u0131\u015f, Kemalizme ili\u015fkin bir tarif getirmemi\u015ftir. Bununla birlikte daha sonra, \u00f6zellikle 1937 ba\u015f\u0131nda Meksika\u2019ya ge\u00e7i\u015finden itibaren, Latin Amerika\u2019daki s\u00f6m\u00fcrge ve yar\u0131s\u00f6m\u00fcrge \u00fclkelerdeki rejimleri yak\u0131ndan incelemi\u015f ve Bonapartizmin bu \u00fclkelerde ald\u0131\u011f\u0131 bi\u00e7ime ili\u015fkin g\u00f6r\u00fc\u015fler geli\u015ftirmi\u015ftir. Onun bu yeni tan\u0131mlamalar\u0131 bizi Kemalizm olgusunun do\u011fru tarifine bir ad\u0131m daha yakla\u015ft\u0131r\u0131r.<\/p>\n\n\n\n<p>Bu tip s\u00f6m\u00fcrge ve yar\u0131s\u00f6m\u00fcrge \u00fclkelerde ulusal burjuvazi son derece zay\u0131ft\u0131r ve as\u0131l s\u00f6m\u00fcr\u00fcc\u00fc unsur emperyalizmdir. Ulusal sermaye birikiminin son derece s\u0131n\u0131rl\u0131 ve burjuvazinin halk kitleleri aras\u0131nda hen\u00fcz \u201c\u00e7\u00f6z\u00fcn\u00fck\u201d halde bulundu\u011fu bir evrede, s\u00f6m\u00fcr\u00fcc\u00fc emperyalizm ile ulusal burjuvazi d\u00e2hil halk kitleleri aras\u0131nda bir \u201chakeme\u201d ihtiya\u00e7 do\u011far ve b\u00f6ylece <em>sui generis<\/em> (kendine \u00f6zg\u00fc) bir Bonapartizm tipi ortaya \u00e7\u0131kar. Bu tip h\u00fck\u00fcmetler esas olarak emperyalizmin arac\u0131 olarak gerici bir karakter ta\u015f\u0131rlar. Ama baz\u0131 \u00f6rneklerinde, tarihsel uzakl\u0131klar\u0131na kar\u015f\u0131n, 19. y\u00fczy\u0131l\u0131n klasik Bonapartizmi i\u015flevini \u00fcstlenerek g\u00f6rece \u201cilerici\u201d baz\u0131 \u00f6zellikler \u00fcstlenirler. Buna kar\u015f\u0131l\u0131k, b\u00fct\u00fcn bu Bonapartist ya da yar\u0131 Bonapartist rejimlerin esas i\u015flevi, proletaryan\u0131n iktidara do\u011fru ilerlemesini frenlemek ve emperyalizm ile olan s\u00fcrt\u00fc\u015fmeleri burjuva m\u00fclkiyetin s\u0131n\u0131rlar\u0131 i\u00e7inde tutmakt\u0131r.<\/p>\n\n\n\n<p><em>Sanayi a\u00e7\u0131s\u0131ndan geri \u00fclkelerde yabanc\u0131 sermaye belirleyici bir rol oynar. Ulusal burjuvazinin ulusal proletaryaya ili\u015fkin olarak g\u00f6rece zay\u0131fl\u0131\u011f\u0131 buradan kaynaklan\u0131r.<\/em><\/p>\n\n\n\n<p><em>Bu durum devlet y\u00f6netiminde \u00f6zel durumlara yol a\u00e7ar. H\u00fck\u00fcmet yabanc\u0131 sermaye ile ulusal sermaye aras\u0131nda, g\u00f6rece zay\u0131f ulusal burjuvazi ile g\u00f6rece g\u00fc\u00e7l\u00fc proletarya aras\u0131nda sal\u0131n\u0131r. Bu, h\u00fck\u00fcmete kendine \u00f6zg\u00fc Bonapartist bir nitelik, \u00f6zel bir do\u011fa kazand\u0131r\u0131r. Diyebiliriz ki, onu s\u0131n\u0131flar\u0131n \u00fczerine y\u00fckseltir. Ger\u00e7ekte y\u00f6netimini, ya kendini yabanc\u0131 sermayenin bir arac\u0131 haline d\u00f6n\u00fc\u015ft\u00fcrerek ve proletaryay\u0131 bir polis diktat\u00f6rl\u00fc\u011f\u00fcn\u00fcn zincirleri alt\u0131nda boyun e\u011fdirerek, ya da proletarya kar\u015f\u0131s\u0131nda manevralar yaparak, hatta ona tavizler vererek, b\u00f6ylece yabanc\u0131 sermayedarlar kar\u015f\u0131s\u0131nda belirli bir \u00f6zg\u00fcrl\u00fck elde etme olana\u011f\u0131na sahip olarak s\u00fcrd\u00fcrebilir.<\/em><strong><em>(8)<\/em><\/strong><\/p>\n\n\n\n<p>&nbsp; Tro\u00e7ki\u2019ye g\u00f6re Meksika\u2019da demiryollar\u0131n\u0131 ve petrol \u015firketlerini millile\u015ftiren Cardenas h\u00fck\u00fcmeti ikinci se\u00e7enek i\u00e7inde yer al\u0131yordu. Bu haliyle \u201ckendine \u00f6zg\u00fc ve g\u00f6rece ilerici\u201d diye tarif edilebilecek olan Cardenas\u00e7\u0131 Bonapartizm, deste\u011fini arad\u0131\u011f\u0131 k\u00f6yl\u00fc y\u0131\u011f\u0131nlara toprak da\u011f\u0131tarak, ulusal sermayeyi emperyalist mali sermaye kar\u015f\u0131s\u0131nda korumaya \u00e7al\u0131\u015farak ve proletaryaya k\u0131smi demokratik ve politik tavizler vererek demokratik devrimin belirli s\u0131n\u0131rlar i\u00e7inde de olsa ilerletilmesinde etkin olabilmekte ve bir anlamda 19. y\u00fczy\u0131l klasik Bonapartizminin \u00fcstlendi\u011fi i\u015flevi an\u0131\u015ft\u0131rmaktad\u0131r. Ama bu sadece bir an\u0131\u015ft\u0131rmad\u0131r, zira emperyalist \u00e7a\u011fda, emperyalizmle olan b\u00fct\u00fcn diplomatik ve politik s\u00fcrt\u00fc\u015fmelerine kar\u015f\u0131n yar\u0131s\u00f6m\u00fcrge bir kapitalist \u00fclkede burjuvazinin ya da herhangi bir Bonapartist rejimin demokratik devrimin temel sorunlar\u0131n\u0131 (toprak devrimi, uluslar sorunu, ulusal ba\u011f\u0131ms\u0131zl\u0131k, demokrasi) nihai bir bi\u00e7imde \u00e7\u00f6zmesi olanakl\u0131 de\u011fildir. G\u00fcn\u00fcm\u00fcz Meksika\u2019s\u0131n\u0131n oldu\u011fu kadar \u201cilerici\u201d Bonapartizme g\u00f6sterilebilecek di\u011fer \u00f6rnekler olan Nas\u0131rc\u0131l\u0131\u011f\u0131n ya da Peronculu\u011fun egemenli\u011fi alt\u0131nda ileri at\u0131l\u0131mlar yapan M\u0131s\u0131r\u2019\u0131n ve Arjantin\u2019in bug\u00fcn h\u00e2l\u00e2 emperyalizme ba\u011f\u0131ml\u0131 yar\u0131s\u00f6m\u00fcrge \u00fclkeler olmalar\u0131 ger\u00e7e\u011fi, emperyalist \u00e7a\u011fda demokratik devrimin g\u00f6revlerinin ancak proletaryan\u0131n iktidar\u0131 alt\u0131nda yerine getirilebilece\u011fini \u00f6ng\u00f6ren S\u00fcrekli Devrim kuram\u0131n\u0131n t\u00fcm ge\u00e7erlili\u011fini korumakta oldu\u011funa i\u015faret eder.<\/p>\n\n\n\n<p>&nbsp;T\u00fcrkiye\u2019de ise Kemalist rejim tamamen farkl\u0131 bir dinamik i\u00e7inde ve Tro\u00e7ki\u2019nin tarif etti\u011fi \u201ckendine \u00f6zg\u00fc\u201d Bonapartizmin birinci bi\u00e7imi halinde, \u201ckendini yabanc\u0131 sermayenin bir arac\u0131 haline d\u00f6n\u00fc\u015ft\u00fcrerek\u201d ve proletaryay\u0131 ve halk kitlelerini asker-polis diktat\u00f6rl\u00fc\u011f\u00fcn\u00fcn zincirleriyle ba\u011flayarak kuruldu. Bu nokta, Kemalist rejimi klasik ya da \u201cilerici\u201d Bonapartizmden ay\u0131ran ve onu \u201ckendine \u00f6zg\u00fc\u201d k\u0131lan \u00f6zelliklerini anlamam\u0131za yard\u0131mc\u0131 olur. \u00d6ncelikle Kemalizmin birdenbire ve salt askeri nedenlerle 1919-23 d\u00f6neminde ortaya \u00e7\u0131km\u0131\u015f bir politik-ideolojik ak\u0131m de\u011fil, ama Gen\u00e7 T\u00fcrk hareketinin ve ard\u0131ndan \u0130ttihat ve Terakki\u2019nin Cumhuriyet rejimi alt\u0131nda devam\u0131 oldu\u011funu an\u0131msamal\u0131y\u0131z. Bu ak\u0131m\u0131n mutlak\u0131yet\u00e7i Sultanl\u0131k rejimine kar\u015f\u0131 modern bir devlet yaratma do\u011frultusundaki m\u00fccadelesi, Osmanl\u0131 \u0130mparatorlu\u011fu i\u00e7inde burjuva demokratik devrimin \u201ctarihsel bak\u0131mdan\u201d ileri do\u011fru bir at\u0131l\u0131m\u0131 olmakla birlikte, bir politik rejim olarak onun burjuvazi ile proletarya aras\u0131nda keskinle\u015fen s\u0131n\u0131f m\u00fccadelesinin bir \u00fcr\u00fcn\u00fc olarak her iki kamp\u0131n da \u00fczerine y\u00fckselen ve demokratik devrimin sorunlar\u0131n\u0131 burjuvazi ad\u0131na ve k\u0131l\u0131\u00e7 zoruyla \u00e7\u00f6zen bir \u201ch\u00e2kim-hakem\u201d i\u015flevi \u00fcstlendi\u011fini s\u00f6ylemek olanakl\u0131 de\u011fil. \u0130ttihat\u00e7\u0131lar\u0131 ve ard\u0131ndan Kemalistleri yaratan toplumsal ve politik dinamik, ekonomik a\u00e7\u0131dan egemen s\u0131n\u0131f olarak burjuvazinin politik yetersizli\u011fi de\u011fil, Saltanat b\u00fcrokrasisinin (askeri ve sivil) \u00f6nemlice bir kesiminin bizzat kendi toplumsal var olu\u015funu s\u00fcrd\u00fcrebilmek i\u00e7in, kendi \u201cm\u00fclkiyetini\u201d, yani devleti ayakta tutabilme giri\u015fimi ve \u00e7abas\u0131yd\u0131.<\/p>\n\n\n\n<p>Gen\u00e7 T\u00fcrklerin ve \u0130ttihat\u00e7\u0131lar\u0131n (ve daha sonra Kemalistlerin) kapitalist \u00f6zel m\u00fclkiyet ve sonunda \u0131rk\u00e7\u0131 anlay\u0131\u015fa gelip dayanan ulusal devlet anlay\u0131\u015flar\u0131 ve bu temelde geli\u015ftirdikleri politik y\u00f6neli\u015fleri elbette burjuva ideolojisinin kapsam\u0131 d\u00e2hilindedir. Ama bu tarihsel perspektif, Osmanl\u0131 burjuvazisinin dayatmas\u0131yla de\u011fil, bir anlamda bizzat do\u011fabilecek bir modern burjuva s\u0131n\u0131f\u0131n tahribine y\u00f6nelik olarak do\u011fmu\u015f ve geli\u015fmi\u015ftir. Yar\u0131s\u00f6m\u00fcrge bir imparatorlukta d\u00f6nemin ko\u015fullar\u0131 alt\u0131nda birikebilecek yeg\u00e2ne sermayeyi elinde bulunduran Yahudi, Ermeni ve Rum burjuvaziyi politik a\u00e7\u0131dan had\u0131m, ekonomik a\u00e7\u0131dan tahrip ve hatta fiziki a\u00e7\u0131dan imha eden bir politik ak\u0131m\u0131n iktidar\u0131 tabii ki havada as\u0131l\u0131 kalm\u0131\u015f, \u201cdevleti kurtarma\u201d \u00e7abalar\u0131n\u0131n toplumsal temeli bo\u015falm\u0131\u015f ve sonu\u00e7ta ayakta durma \u00e7abalar\u0131, Alman emperyalizminin yan\u0131nda halk kitlelerini k\u0131r\u0131ma s\u00fcren bir macera ve devletin da\u011f\u0131lmas\u0131yla sonu\u00e7lanm\u0131\u015ft\u0131r.<\/p>\n\n\n\n<p>B\u00f6yle bir ak\u0131m\u0131n devamc\u0131s\u0131 olan Kemalizmin kurdu\u011fu \u201cmodern ulusal devlet\u201d her \u015feyden \u00f6nce kendine bir toplumsal temel yaratma zorunlulu\u011fuyla kar\u015f\u0131 kar\u015f\u0131ya kalm\u0131\u015ft\u0131r. Kemalizm, sivil ve asker b\u00fcrokrasinin ulusun \u00fczerine y\u00fckselen diktat\u00f6rl\u00fc\u011f\u00fc olarak do\u011fmam\u0131\u015f, bu b\u00fcrokrasinin elinde tutmay\u0131 ba\u015fard\u0131\u011f\u0131 topraklarda kendisi i\u00e7in bir \u201culus yaratma\u201d giri\u015fiminin arac\u0131 olmu\u015ftur. T\u00fcrk Bonapartizminin en ay\u0131rt edici \u00f6\u011felerinden biri, K\u00fcrtlerin imhas\u0131 ve ink\u00e2r\u0131, Ermenilerin soyk\u0131r\u0131ma u\u011frat\u0131lmas\u0131, Rumlar\u0131n zorunlu g\u00f6\u00e7e maruz b\u0131rak\u0131lmas\u0131 ve Yahudilerin toplumdan d\u0131\u015flanmas\u0131 temeline dayal\u0131, \u0131rk\u00e7\u0131 ulus in\u015fas\u0131 projesi ve uygulamas\u0131d\u0131r. Bu uygulama ayn\u0131 zamanda rejimin modern bir burjuvazi yaratma \u00e7abalar\u0131n\u0131n da temeli olurken, \u00f6zellikle Yahudi, Ermeni ve Rum sermayedarlar\u0131n ya\u011fmalanan m\u00fclkiyeti \u201cT\u00fcrk burjuvazisinin\u201d ilksel sermaye birikimini olu\u015fturmu\u015ftur. B\u00fct\u00fcn bunlar dikkate al\u0131nd\u0131\u011f\u0131nda Kemalizmin, burjuvazi ile proletarya aras\u0131ndaki \u00e7eli\u015fkilerin itmesiyle ulusun \u00fczerine y\u00fckselen de\u011fil, elinde bulundurdu\u011fu devlet arac\u0131yla yukar\u0131dan a\u015fa\u011f\u0131ya bir ulus ve burjuvazi in\u015fa etmeye giri\u015fen ve bu y\u00f6nleriyle <em>kendine \u00f6zg\u00fc<\/em> bir Bonapartizm oldu\u011funu s\u00f6yleyebiliriz.<\/p>\n\n\n\n<p>Onun bu tarihsel \u00f6zelli\u011fi emperyalizmle olan ili\u015fkisini de belirlemi\u015ftir. Kemalizm kurmaya \u00e7al\u0131\u015ft\u0131\u011f\u0131 devleti ger\u00e7ekle\u015ftirebilmek i\u00e7in halk y\u0131\u011f\u0131nlar\u0131n\u0131 askeri a\u00e7\u0131dan seferber etmekle birlikte, bunu elde ettikten sonra onlar\u0131 her bak\u0131mdan, \u00f6zellikle politik a\u00e7\u0131dan \u201cterhis\u201d etmi\u015ftir. Osmanl\u0131\u2019dan kendi pay\u0131na d\u00fc\u015fen d\u0131\u015f bor\u00e7lar\u0131 emperyalist \u00fclkelere iman\u0131 yerinde bir yar\u0131s\u00f6m\u00fcrge \u00fclke olarak \u00f6demeye devam eden ve daha ba\u015f\u0131ndan itibaren \u00fclkenin kap\u0131lar\u0131n\u0131 emperyalist sermayeye a\u00e7an T\u00fcrk Bonapartizmi, <em>\u201ckendini yabanc\u0131 sermayenin bir arac\u0131 haline d\u00f6n\u00fc\u015ft\u00fcrerek ve proletaryay\u0131 bir polis diktat\u00f6rl\u00fc\u011f\u00fcn\u00fcn zincirleri alt\u0131nda boyun e\u011fdirerek\u201d <\/em>s\u00fcrd\u00fcrm\u00fc\u015ft\u00fcr. Rejimin 1930\u2019larda ger\u00e7ekle\u015ftirdi\u011fi devletle\u015ftirmeler ise emperyalizme olan kar\u015f\u0131tl\u0131\u011f\u0131n\u0131n de\u011fil, askeri stratejik gerek\u00e7elerin yan\u0131 s\u0131ra, kapitalizmin d\u00fcnya krizi ko\u015fullar\u0131 alt\u0131nda yabanc\u0131 sermayenin bir t\u00fcrl\u00fc \u00fclkeye gelmeyi\u015fi ve ulusal burjuvazinin sermaye birikimi yetersizli\u011fi kar\u015f\u0131s\u0131nda bir se\u00e7enek olarak y\u00f6neldi\u011fi devlet kapitalizmi in\u015fas\u0131 projesinin temelini olu\u015fturmu\u015ftur. Bir \u201cba\u011f\u0131ms\u0131z \u00fclke\u201d g\u00f6r\u00fcn\u00fcm\u00fcne en fazla yakla\u015ft\u0131\u011f\u0131 bu d\u00f6nemde bile Kemalist rejim Nazilerin y\u00f6netimi alt\u0131ndaki Alman emperyalizmiyle olan ili\u015fkilerini daha da g\u00fc\u00e7lendirmi\u015f, \u00fclke ithalat\u0131n\u0131n ve ihracat\u0131n\u0131n neredeyse yar\u0131s\u0131n\u0131 bu \u00fclkeye endekslemi\u015ftir. \u00d6zetle, T\u00fcrk Bonapartizminin bir di\u011fer ay\u0131rt edici \u00f6zelli\u011fi de, d\u0131\u015f bor\u00e7 \u00f6demeleriyle ba\u015flay\u0131p NATO ittifak\u0131na giri\u015fle per\u00e7inlenen emperyalizme ba\u011f\u0131ml\u0131l\u0131\u011f\u0131d\u0131r.<\/p>\n\n\n\n<p><strong>\u201cDemokrasi\u201d Kesintileri<\/strong><\/p>\n\n\n\n<p>T\u00fcrkiye\u2019deki politik s\u00f6ylemde zaman zaman kullan\u0131lan \u201cdemokrasinin kesintiye u\u011framas\u0131\u201d ifadesinin asl\u0131nda tersinden okunmas\u0131 daha a\u00e7\u0131klay\u0131c\u0131 olur: T\u00fcrk Bonapartizmi zaman zaman parlamenter demokrasi denemeleriyle kesintiye u\u011framak durumunda kalm\u0131\u015ft\u0131r. Mustafa Kemal\u2019in in\u015fa edilen rejimin temel felsefesini ifade eti\u011fi \u201cimtiyazs\u0131z, s\u0131n\u0131fs\u0131z, kayna\u015fm\u0131\u015f tek bir kitle olarak T\u00fcrk milleti\u201d slogan\u0131 devlet iktidar\u0131n\u0131n ancak 21. y\u00fczy\u0131l\u0131n e\u015fi\u011finde \u00e7atlamaya ba\u015flayan zeminini olu\u015fturmu\u015f, burjuva demokrasisinde birbirinden ayr\u0131 olmas\u0131 gereken \u00fc\u00e7 asal g\u00fcc\u00fcn (yasama, y\u00fcr\u00fctme, yarg\u0131) s\u00fcrekli bir bi\u00e7imde ulusun \u2013ve tabii s\u0131n\u0131flar\u0131n- \u00fczerinde konumlanan asker-polis diktat\u00f6rl\u00fc\u011f\u00fcn\u00fcn elinde toplanmas\u0131n\u0131n ideolojik ve politik gerek\u00e7esi olmu\u015ftur. Bu Bonapartist rejimin <em>belirleyici \u00f6zellikleriyle<\/em> birlikte g\u00fcn\u00fcm\u00fcze kadar s\u00fcregelmi\u015f olmas\u0131 ku\u015fkusuz bizi, ulusal ve uluslararas\u0131 \u00f6l\u00e7ekteki s\u0131n\u0131f m\u00fccadelelerinin bas\u0131nc\u0131ndan ve etkisinden ba\u011f\u0131\u015f\u0131k bir \u201cs\u00fcrekli Bonapartizm\u201d kuram\u0131 icat etmemizi gerektirmez. Ama rejimin parlamenter i\u015flerlikle donat\u0131ld\u0131\u011f\u0131 d\u00f6nemlerde bile siyasi partilerin ve Meclis\u2019in perde arkas\u0131nda, B\u00fclent Ecevit\u2019in deyi\u015fiyle \u201cd\u00fcd\u00fck \u00e7al\u0131p oyunu bitirmeye haz\u0131r\u201d silahl\u0131 muhaf\u0131zlar\u0131n beklemekte oldu\u011funu an\u0131msayacak olursak, sistemin burjuva demokrasisinden \u00e7ok yar\u0131 Bonapartist (ya da yar\u0131 demokratik) olman\u0131n \u00f6tesine ge\u00e7medi\u011fini g\u00f6rebilmemiz gerekiyor. Dolay\u0131s\u0131yla, d\u00fcn oldu\u011fu gibi bug\u00fcn de rejimin ana ekseninin Bonapartizm oldu\u011funu, bu eksenin s\u0131n\u0131f m\u00fccadelelerinin etkisiyle e\u011filip b\u00fck\u00fclmesine kar\u015f\u0131n bug\u00fcne de\u011fin k\u0131r\u0131lmadan varl\u0131\u011f\u0131n\u0131 s\u00fcrd\u00fcrd\u00fc\u011f\u00fcn\u00fc s\u00f6ylemek yanl\u0131\u015f olmaz.<\/p>\n\n\n\n<p>\u201cDemokrasi kesintileri\u201d, de\u011fi\u015fen ve geli\u015fen toplumsal dokunun ve s\u0131n\u0131f m\u00fccadelelerinin etkisi alt\u0131nda Kemalist rejimin kendisini yeni ko\u015fullara uydurma ve farkl\u0131 s\u0131n\u0131fsal kesimlere tavizler vermek zorunda kald\u0131\u011f\u0131 d\u00f6nemler olmu\u015ftur. 1945\u2019e de\u011fin s\u00fcren (birka\u00e7 ayl\u0131k sahte Serbest F\u0131rka ve Terakkiperver F\u0131rka denemelerinin d\u0131\u015f\u0131nda) tek parti diktat\u00f6rl\u00fc\u011f\u00fc devrinde Bonapartizm en ar\u0131 bi\u00e7imiyle kar\u015f\u0131m\u0131za \u00e7\u0131kar. Bu d\u00f6nemde rejim, t\u00fcm \u201cimtiyazs\u0131z, s\u0131n\u0131fs\u0131z, kayna\u015fm\u0131\u015f kitle\u201d s\u00f6ylemine kar\u015f\u0131n toplumsal ayr\u0131\u015fmas\u0131n\u0131 s\u00fcrd\u00fcren \u201culusun\u201d i\u00e7inde kendi s\u0131n\u0131fsal dayanaklar\u0131n\u0131 da olu\u015fturmaya y\u00f6nelir. Bunlar\u0131n ba\u015f\u0131nda elbette ba\u015fta b\u00fcy\u00fck kentler olmak \u00fczere devlet y\u00f6netiminin ve ekonomik etkinli\u011fin yo\u011funla\u015ft\u0131\u011f\u0131 merkezlerde toplanm\u0131\u015f, \u201claik ve modern\u201d bir ya\u015fam k\u00fclt\u00fcr\u00fc geli\u015ftirmekte olduklar\u0131n\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcnen k\u00fc\u00e7\u00fck burjuvalardan olu\u015fan sivil ve asker b\u00fcrokrasi kitlesi geliyordu. Ama \u201cdevlet biziz\u201d diyen bu b\u00fcrokratlar y\u0131\u011f\u0131n\u0131na zamanla, el koyduklar\u0131 az\u0131nl\u0131k mallar\u0131yla ger\u00e7ekle\u015ftirdikleri ilk sermaye birikimlerini devlet kapitalizminin ihsan etti\u011fi olanaklarla b\u00fcy\u00fcten i\u015fadamlar\u0131n\u0131n olu\u015fturdu\u011fu bir burjuvalar y\u0131\u011f\u0131n\u0131 da eklenmeye ba\u015flam\u0131\u015ft\u0131. Bu iki kesimin (b\u00fcrokratlar ve i\u015fadamlar\u0131) kesi\u015fim alan\u0131 ise tabii ki iktidar partisi olan CHP ve Meclis idi. Dr. Hikmet K\u0131v\u0131lc\u0131ml\u0131 o d\u00f6nemde 28 sanayi \u015firketinde 20, 38 bankada ise 31 milletvekili bulundu\u011funu, <em>\u201cyani hemen hemen her b\u00fcy\u00fck \u015firketin Millet Meclisi\u2019nde bir mebusu\u201d<\/em> oldu\u011funu s\u00f6yler.<strong>(9)<\/strong> Rejimin kendisine toplumsal taban haline getirmeye \u00e7al\u0131\u015ft\u0131\u011f\u0131 \u00fc\u00e7\u00fcnc\u00fc kesim ise, ekonomik a\u00e7\u0131dan Toprak Mahsulleri Ofisi, ideolojik ve politik a\u00e7\u0131lardan ise K\u00f6y Enstit\u00fcleri arac\u0131l\u0131\u011f\u0131yla y\u00f6neldi\u011fi \u201cmilletin efendileri\u201d, yani k\u0131r k\u00fc\u00e7\u00fck burjuvazisi k\u00f6yl\u00fclerdi. Ne var ki, TMO\u2019nun devlet s\u00fcbvansiyonlu hububat al\u0131mlar\u0131 sadece toprak a\u011falar\u0131n\u0131 ve tar\u0131m burjuvazisini memnun edecek, sava\u015f ekonomisi alt\u0131nda iyiden iyiye h\u0131rpalanan yoksul k\u00f6yl\u00fc y\u0131\u011f\u0131nlar\u0131n toprak reformu gereksinimini gideremeyecek; Enstit\u00fcler ise, y\u00fczy\u0131llardan beri s\u00fcregelen kapal\u0131 ekonominin \u00fcr\u00fcn\u00fc muhafazak\u00e2rl\u0131\u011f\u0131n yerini salt resmi ideolojinin propagandas\u0131yla laik modern toplum k\u00fclt\u00fcr\u00fcne b\u0131rakmayaca\u011f\u0131 ger\u00e7e\u011fi kar\u015f\u0131s\u0131nda yok olup gidecekti.<\/p>\n\n\n\n<p>T\u00fcrk Bonapartizminin ba\u015flang\u0131\u00e7taki bu \u201car\u0131\u201d bi\u00e7iminde ilk de\u011fi\u015fikli\u011fe yol a\u00e7an, II. D\u00fcnya Sava\u015f\u0131 sonras\u0131nda ABD\u2019nin emperyalist kamp\u0131n \u00f6nderli\u011fini eline ge\u00e7irmesiyle olu\u015fan yeni d\u00fcnya durumu oldu. Sava\u015ftan kendisini peki\u015ftirerek \u00e7\u0131kan, Avrupa\u2019n\u0131n do\u011fu yakas\u0131n\u0131 denetimi alt\u0131na alan ve bu arada T\u00fcrkiye\u2019den de toprak talep etmeye ba\u015flayan Sovyetler Birli\u011fi kar\u015f\u0131s\u0131nda ABD emperyalizmiyle askeri ve politik ili\u015fkilerini g\u00fc\u00e7lendiren Kemalist rejim, \u201cBat\u0131\u201d d\u00fcnyas\u0131ndaki bu yeni konumlan\u0131\u015f\u0131n\u0131 onun demokratik normlar\u0131na en az\u0131ndan g\u00f6r\u00fcn\u00fcrde uygun hale getirmek gere\u011fini hissedecekti. Bunlar\u0131n ba\u015f\u0131nda da, Bat\u0131 Avrupa\u2019da fa\u015fizme kar\u015f\u0131 direni\u015ften muzaffer \u00e7\u0131kan proletaryan\u0131n \u00e7ok g\u00fc\u00e7l\u00fc bi\u00e7imde temsil edildi\u011fi parlamenter sistem geliyordu. B\u00f6ylece Kemalist tek parti rejimi \u201c\u00e7ok partili sisteme\u201d ge\u00e7meye, Bonapartist yap\u0131ya parlamenter bir g\u00f6r\u00fcn\u00fcm kazand\u0131rmaya; ard\u0131ndan emperyalizme olan ba\u011f\u0131ml\u0131l\u0131\u011f\u0131n\u0131 askeri olarak da takviye etmek amac\u0131yla 1949\u2019da kurulan NATO emperyalist askeri ittifak\u0131na kat\u0131lmaya; ve nihayet ayn\u0131 y\u0131l (1952) i\u015f\u00e7i sendikalar\u0131n\u0131n kurulmas\u0131n\u0131 \u201cserbest b\u0131rakmaya\u201d karar verecekti.&nbsp;<\/p>\n\n\n\n<p>Rejimin kendi \u00e7\u0131karlar\u0131na i\u015flerli\u011fini g\u00fc\u00e7lendirebilmek amac\u0131yla \u201ctek parti\u201d CHP\u2019den ilk kopan \u201c\u00f6nc\u00fc\u201d kesim, baz\u0131 toprak a\u011falar\u0131, Ege ve G\u00fcney Anadolulu tar\u0131m burjuvazisi ve k\u0131rsal kesimde devlet kapitalizmi kar\u015f\u0131s\u0131nda \u201cserbest ticaret\u201d talep eden ticaret burjuvazisi oldu. Rejimin i\u00e7inden gelen \u2013Celal Bayar gibi baz\u0131lar\u0131 onun kurulu\u015funa aktif olarak kat\u0131lm\u0131\u015f olan- milletvekillerinin, sivil k\u0131yafet giyinmi\u015f baz\u0131 askerlerin ve sivil b\u00fcrokratlar\u0131n ba\u015f\u0131n\u0131 \u00e7ekti\u011fi Demokrat Parti politik a\u00e7\u0131dan t\u00fcm g\u00fc\u00e7s\u00fczl\u00fc\u011f\u00fcne kar\u015f\u0131n, b\u00fcrokratik diktat\u00f6rl\u00fck kar\u015f\u0131s\u0131ndaki ezilmi\u015fli\u011fini sand\u0131\u011fa att\u0131\u011f\u0131 oylarla protesto eden milyonlarca k\u00f6yl\u00fcn\u00fcn itmesiyle bir anda kendisini iktidarda buldu. Bonapartist sistem ilk kez b\u00f6yle bir \u201cdemokratik\u201d bas\u0131nc\u0131n alt\u0131na girmi\u015f oluyordu. DP, bu bas\u0131nc\u0131n sayesinde \u2013ve hevesiyle- temsil etti\u011fi s\u0131n\u0131fsal kesimlerin \u00e7\u0131karlar\u0131n\u0131 g\u00fc\u00e7lendirmek i\u00e7in elinden geleni yapt\u0131, ama emperyalist d\u00fcnya sistemi \u00e7\u00f6z\u00fclmeye ba\u015flayan T\u00fcrk devlet kapitalizmi kar\u015f\u0131s\u0131nda alan\u0131, tar\u0131m ve ticaret burjuvazisine de\u011fil, Bonapartist rejimin kendi elleriyle b\u00fcy\u00fctt\u00fc\u011f\u00fc ve sanayi ile birlikte ticaret ve finans d\u00fcnyas\u0131n\u0131 kendi denetiminde yo\u011funla\u015ft\u0131rmaya ba\u015flayan tekelci burjuvaziye a\u00e7\u0131yordu. Demokrasi oyunuyla iktidara gelen DP\u2019nin bu geli\u015fmeye verdi\u011fi yan\u0131t ise, resmi Bonapartizme kendi bask\u0131 y\u00f6ntemleriyle direnmeye, bu ama\u00e7la \u201cvatan cepheleri\u201d vb. kurmaya y\u00f6nelmesi oldu. 1960\u2019ta T\u00fcrk Bonapartizmi iktidar\u0131n \u201cAnayasal d\u00fczenin d\u0131\u015f\u0131na \u00e7\u0131km\u0131\u015f\u201d oldu\u011funu ilan ederek ba\u015fbakan ile d\u0131\u015fi\u015fleri ve maliye bakanlar\u0131n\u0131 dara\u011fac\u0131na yollad\u0131.<\/p>\n\n\n\n<p>Rejimin ilan etmi\u015f oldu\u011fu 1961 Anayasas\u0131n\u0131n Cumhuriyet\u2019in \u201cen demokratik\u201d d\u00f6nemini ba\u015flatt\u0131\u011f\u0131 iddias\u0131 esas olarak Bonapartizmin DP deneyiminden hareketle, sivil y\u00fcr\u00fctmenin b\u00fcrokratik diktat\u00f6rl\u00fck kar\u015f\u0131s\u0131nda \u201chaddinden fazla\u201d g\u00fc\u00e7lenmemesi i\u00e7in ald\u0131\u011f\u0131 \u00f6nlemler \u00e7er\u00e7evesinde Anayasada parlamenter i\u015flerli\u011fe ve dolay\u0131s\u0131yla da \u201cdemokratik \u00f6zg\u00fcrl\u00fcklere\u201d \u00f6zel bir \u00f6nem vermi\u015f olmas\u0131ndan kaynaklan\u0131r. Burada esas hedef, yar\u0131 demokratik rejimin Bonapartist ekseninin herhangi bir k\u0131r\u0131lmaya u\u011framamas\u0131d\u0131r. Yoksa ne 1960 \u00f6ncesinde rejimin i\u00e7inden gelen DP (tar\u0131m ve ticaret burjuvazisi) Bonapartizm kar\u015f\u0131s\u0131nda demokratik devrimin \u00f6nc\u00fcs\u00fcyd\u00fc, ne de \u0131rk\u00e7\u0131 Cemal G\u00fcrsel ile fa\u015fist T\u00fcrke\u015f\u2019in ba\u015f\u0131n\u0131 \u00e7ekti\u011fi darbeci subaylar kendi rejimlerini demokratik d\u00f6n\u00fc\u015f\u00fcme u\u011fratma hevesindeydiler. \u00d6yle ki, G\u00fcrsel diktat\u00f6rl\u00fc\u011f\u00fc K\u00fcrt halk\u0131na kar\u015f\u0131 en vah\u015fi sald\u0131r\u0131lardan birini daha ba\u015flat\u0131rken, k\u00f6yl\u00fc kitleler 27 May\u0131s darbesinin \u201cdemokrasi\u201d s\u00f6ylemine kar\u015f\u0131 bu kez, DP\u2019nin devam\u0131 g\u00f6r\u00fcn\u00fcm\u00fc veren \u201cdemir k\u0131rat\u201d Adalet Partisi\u2019ni iktidara itecekti.<\/p>\n\n\n\n<p>AP kendisine DP\u2019nin devam\u0131 s\u00fcs\u00fc veriyordu, ama de\u011fi\u015fmekte olan d\u00fcnya ve T\u00fcrkiye konjonkt\u00fcrleri ondan daha fazlas\u0131n\u0131 talep ediyordu. \u201cAmerikan ya\u015fam tarz\u0131n\u0131n\u201d yan\u0131 s\u0131ra, proletaryan\u0131n bask\u0131s\u0131yla Bat\u0131 Avrupa\u2019da geli\u015fmekte olan \u201csosyal devletin\u201d yaratt\u0131\u011f\u0131 t\u00fcketim toplumlar\u0131, emperyalizmle i\u00e7 i\u00e7e haldeki T\u00fcrkiye tekelci burjuvazisi i\u00e7in yepyeni ufuklar a\u00e7\u0131yordu. 1963\u2019te ba\u015flat\u0131lan planl\u0131 d\u00f6nem kalk\u0131nma s\u00fcrecinde bir yandan ithal ikamesi sanayinin (\u00f6zellikle makine, imalat, kimya, elektrikli malzemeler ve ard\u0131ndan otomotiv alanlar\u0131nda) \u00f6zel sekt\u00f6r arac\u0131l\u0131\u011f\u0131yla yo\u011funla\u015ft\u0131r\u0131lmas\u0131n\u0131 \u00f6ng\u00f6r\u00fcl\u00fcrken, bir yandan da yat\u0131r\u0131mlar\u0131n finansman\u0131nda yabanc\u0131 sermayenin \u00fclkeye giri\u015fini kolayla\u015ft\u0131rman\u0131n \u00f6nlemleri al\u0131n\u0131yordu. Dolay\u0131s\u0131yla, gene rejimin i\u00e7inden gelen b\u00fcrokratlar\u0131n \u00f6nderli\u011finde kurulmu\u015f olan AP, ka\u00e7\u0131n\u0131lmaz olarak emperyalizm-tekelci burjuvazi ittifak\u0131n\u0131n antikom\u00fcnist ve \u201cAtat\u00fcrk\u00e7\u00fc kalk\u0131nma\u201d program\u0131n\u0131n uygulay\u0131c\u0131l\u0131\u011f\u0131n\u0131 \u00fcstleniyordu. Ayn\u0131 d\u00f6nemde kendisi de dev bir tekelci \u015firket halinde b\u00fcy\u00fcyen askeri b\u00fcrokrasinin esasen bu s\u00fcrece bir itiraz\u0131 yoktu; tam tersine, kendi ayr\u0131cal\u0131klar\u0131n\u0131n da g\u00fc\u00e7lenmesine katk\u0131da bulunuyordu kapitalist geli\u015fme.<\/p>\n\n\n\n<p>AP\u2019nin \u201cmodern\u201d burjuvazinin \u00f6nderli\u011fini \u00fcstlenmesi, eski DP\u2019ye hayat veren baz\u0131 s\u0131n\u0131fsal kesimlerin rejim ve kitleler i\u00e7indeki konumunu zedelerken, egemen s\u0131n\u0131flar aras\u0131ndaki par\u00e7alanmalar\u0131n da sinyallerini veriyordu. 1961\u2019de DP\u2019nin \u201cbo\u015flu\u011funu\u201d doldurmak i\u00e7in kurulan Yeni T\u00fcrkiye Partisi toprak a\u011falar\u0131n\u0131n s\u00f6zc\u00fcs\u00fc olarak AP d\u0131\u015f\u0131nda kalmay\u0131 tercih edip 1973\u2019te varl\u0131\u011f\u0131na son verirken, \u201cDemirel liberalizmine\u201d kar\u015f\u0131 tepki duyan tar\u0131m ve ticaret burjuvazisinin kimi kesimleri 1970\u2019te AP\u2019den kopup gene k\u0131sa \u00f6m\u00fcrl\u00fc Demokratik Parti\u2019yi kuracaklard\u0131. Bununla birlikte Silahl\u0131 Kuvvetler\u2019in 12 Mart 1971 darbesine zemin olu\u015fturan temel dinamik, sadece burjuva partilerin yar\u0131 demokratik rejime \u00f6nderlik etme yetersizli\u011fi de\u011fil, daha \u00f6nemlisi 1960\u2019lar boyunca geli\u015fip g\u00fc\u00e7lenen i\u015f\u00e7i s\u0131n\u0131f\u0131 seferberlikleri oldu.<\/p>\n\n\n\n<p><strong>Rejim ve \u0130\u015f\u00e7i S\u0131n\u0131f\u0131<\/strong><\/p>\n\n\n\n<p>Kemalist rejim, \u00e7at\u0131\u015fan burjuva ve proleter kamplar\u0131n \u00fczerine y\u00fckselen bir diktat\u00f6rl\u00fck olarak de\u011fil, eski Osmanl\u0131 b\u00fcrokrasisinin (asker ve sivil) cumhuriyet\u00e7i kanad\u0131n\u0131n, d\u00fcnya sava\u015f\u0131n\u0131n yarat\u0131\u011f\u0131 \u00f6zel ko\u015fullarda asker \u00fcniformas\u0131 giydirilmi\u015f k\u00f6yl\u00fclerin sayesinde elinde tutmay\u0131 ba\u015fard\u0131\u011f\u0131 topraklarda, bir \u201culus devlet\u201d yaratmaya y\u00f6nelen Bonapartist iktidar\u0131 olarak kurulmu\u015ftu. Osmanl\u0131 d\u00f6neminin burjuva s\u0131n\u0131f\u0131 a\u011f\u0131rl\u0131kl\u0131 olarak H\u0131ristiyan ve Yahudi k\u00f6kenli etnik unsurlardan olu\u015ftu\u011fu gibi, sanayi proleterleri ve vas\u0131fl\u0131 i\u015f\u00e7ileri de benzer nitelik ta\u015f\u0131yordu. <em>\u201cSanayi i\u015f\u00e7ilerinin en niteliklileri, i\u015fin sevk ve idaresinden sorumlu olanlar genellikle yabanc\u0131 uyruklulard\u0131, ustalar ve vas\u0131fl\u0131 i\u015f\u00e7iler genellikle Osmanl\u0131 gayrim\u00fcslimleriydi. M\u00fcsl\u00fcman Osmanl\u0131lar ise genellikle vas\u0131fs\u0131z ve ge\u00e7ici i\u015f\u00e7ileri olu\u015fturuyordu.\u201d<\/em><strong><em>(10)<\/em><\/strong> 1915 sanayi say\u0131m\u0131na g\u00f6re sermayenin ve eme\u011fin yaln\u0131zca y\u00fczde 15\u2019i T\u00fcrkt\u00fc, y\u00fczde 60\u2019\u0131n\u0131 Rumlar, y\u00fczde 15\u2019ini Ermeniler ve y\u00fczde 10\u2019unu Yahudiler olu\u015fturuyordu. Sanayinin bir b\u00f6l\u00fcm\u00fcn\u00fcn yitirilen Balkan topraklar\u0131nda kalmas\u0131n\u0131n yan\u0131 s\u0131ra, Kemalistlerin gayrim\u00fcslim burjuvaziye uygulad\u0131\u011f\u0131 \u0131rk\u00e7\u0131 politikalardan ayn\u0131 k\u00f6kenli proleterlerin de nasiplerini almas\u0131 sonucunda, Bonapartist diktat\u00f6rl\u00fc\u011f\u00fcn alt\u0131nda yarat\u0131lmaya \u00e7al\u0131\u015f\u0131lan ulusun s\u0131n\u0131f bile\u015fenleri de (ulusal burjuvazi ve i\u015f\u00e7i s\u0131n\u0131f\u0131) ba\u015flang\u0131\u00e7ta son derece zay\u0131ft\u0131 ve bu bile\u015fenler diktat\u00f6rl\u00fc\u011f\u00fcn kanatlar\u0131 alt\u0131nda geli\u015fecekti.<\/p>\n\n\n\n<p>T\u00fcrkiye\u2019de geli\u015fen Bonapartist rejimin bu \u201ckendine \u00f6zg\u00fc\u201d niteli\u011fi, onun s\u00f6m\u00fcrge ve yar\u0131s\u00f6m\u00fcrge \u00fclkelerde benzer rejim tiplerinin i\u015f\u00e7i s\u0131n\u0131f\u0131yla kurduklar\u0131 ili\u015fkinin bir benzerini kendi \u00f6zelinde in\u015fa edebilmesini kolayla\u015ft\u0131rm\u0131\u015ft\u0131r. Tro\u00e7ki, s\u00f6m\u00fcrge ve yar\u0131s\u00f6m\u00fcrge \u00fclkelerde Bonapartist rejimler ile proletarya aras\u0131ndaki ili\u015fkiyi, \u00f6zellikle sendikalar ba\u011flam\u0131nda \u015f\u00f6yle a\u00e7\u0131klar:<\/p>\n\n\n\n<p><em>Emperyalist kapitalizm gerek s\u00f6m\u00fcrge gerekse yar\u0131s\u00f6m\u00fcrge \u00fclkelerde bir i\u015f\u00e7i aristokrasisi ve b\u00fcrokrasisi yaratt\u0131\u011f\u0131 gibi, bunlar da bir koruyucu, patron ve bazen de hakem olarak s\u00f6m\u00fcrge ve yar\u0131s\u00f6m\u00fcrge h\u00fck\u00fcmetlerin deste\u011fine ihtiya\u00e7 duyarlar. S\u00f6m\u00fcrgelerdeki ve genel olarak geri \u00fclkelerdeki h\u00fck\u00fcmetlerin Bonapartist ve yar\u0131 Bonapartist niteli\u011finin en \u00f6nemli toplumsal temelini olu\u015fturur. Bu ayn\u0131 \u015fekilde reformist sendikalar\u0131n devlete ba\u011f\u0131ml\u0131l\u0131\u011f\u0131n\u0131n temelini de olu\u015fturur\u2026<\/em><\/p>\n\n\n\n<p><em>B\u00f6ylece, ulusal burjuvazinin zay\u0131fl\u0131\u011f\u0131, yerel \u00f6zy\u00f6netim gelene\u011finin bulunmamas\u0131, yabanc\u0131 kapitalizmin bas\u0131nc\u0131 ve proletaryan\u0131n g\u00f6rece h\u0131zl\u0131 geli\u015fimi, herhangi t\u00fcrden istikrarl\u0131 bir demokratik rejimin alt\u0131ndaki zemini yok eder. Geri, yani s\u00f6m\u00fcrge ve yar\u0131s\u00f6m\u00fcrge \u00fclkelerin h\u00fck\u00fcmetleri, b\u00fcy\u00fck oranda Bonapartist ya da yar\u0131 Bonapartist bir nitelik kazan\u0131r ve bunlar birbirlerinden, baz\u0131lar\u0131 demokratik do\u011frultuya y\u00f6nelip i\u015f\u00e7iler ve k\u00f6yl\u00fcler aras\u0131nda kendine destek ararken, di\u011ferlerinin asker-polis diktat\u00f6rl\u00fc\u011f\u00fcne yak\u0131n bir bi\u00e7im \u00fcstlenmesiyle ayr\u0131l\u0131rlar. Bu ayn\u0131 \u015fekilde sendikalar\u0131n da kaderini tayin eder. Bunlar ya devletin \u00f6zel korumas\u0131 alt\u0131na girerler, ya da ac\u0131mas\u0131z bir takibata u\u011frarlar. Devletin sundu\u011fu koruma iki amaca y\u00f6neliktir: Birincisi, i\u015f\u00e7i s\u0131n\u0131f\u0131n\u0131 yak\u0131n\u0131na \u00e7ekerek ondan emperyalizmin a\u015f\u0131r\u0131 emellerine kar\u015f\u0131 direnebilmek i\u00e7in destek almak ve ayn\u0131 zamanda, i\u015f\u00e7ileri b\u00fcrokrasinin denetimi alt\u0131na sokarak disipline etmek.<\/em><strong><em>(11)<\/em><\/strong><\/p>\n\n\n\n<p>Kemalist rejim, Tro\u00e7ki\u2019nin yukar\u0131daki anlatt\u0131\u011f\u0131 tarzda geri \u00fclkelerdeki Bonapartist rejimlerin i\u015f\u00e7i s\u0131n\u0131f\u0131n\u0131 \u201cyak\u0131n\u0131na \u00e7ekmek\u201d \u00e7abalar\u0131 gibi bir zorunlulu\u011fa maruz kalmadan, do\u011frudan bir asker-polis diktat\u00f6rl\u00fc\u011f\u00fc olarak i\u015f\u00e7i s\u0131n\u0131f\u0131n\u0131 kendi \u201calt\u0131nda ve denetiminde\u201d olu\u015fturman\u0131n ko\u015fullar\u0131na sahip olmu\u015ftur. Devlet kapitalizmi uygulamas\u0131 alt\u0131nda, memurlar\u0131n yan\u0131 s\u0131ra vas\u0131fl\u0131 i\u015f\u00e7ilere ve teknik elemanlara \u00fclke ko\u015fullar\u0131 a\u00e7\u0131s\u0131ndan bak\u0131ld\u0131\u011f\u0131nda ayr\u0131cal\u0131kl\u0131 \u00fccretler ve sosyal olanaklar sundu, devlet i\u015fletmelerine i\u015f\u00e7i al\u0131m\u0131 politikalar\u0131yla \u201cdevlete\u201d (kendisine) ba\u011fl\u0131 ve ba\u011f\u0131ml\u0131 bir \u201ci\u015f\u00e7i aristokrasisi\u201d olu\u015fturman\u0131n ko\u015fullar\u0131n\u0131 yaratt\u0131. Bu \u201caristokrasiyi\u201d kendi denetiminde olu\u015fturdu\u011fu \u201ci\u015f\u00e7i \u00f6rg\u00fctlerinin\u201d ba\u015f\u0131ndaki b\u00fcrokratlarca y\u00f6nlendirdi, \u201csand\u0131k\u201d tipi yard\u0131mla\u015fma derne\u011fi bi\u00e7iminde \u00e7al\u0131\u015fan bu \u00f6rg\u00fctlerle korporatif \u201cdikey sendikac\u0131l\u0131k\u201d uygulamas\u0131n\u0131 yayg\u0131nla\u015ft\u0131rd\u0131.<\/p>\n\n\n\n<p>Ama II. D\u00fcnya Sava\u015f\u0131 ve sonras\u0131nda olu\u015fan d\u00fcnya ko\u015fullar\u0131 bu modelde gedikler a\u00e7acakt\u0131. Sava\u015f ekonomisi emek g\u00fcc\u00fcn\u00fcn neredeyse militarizasyonunu gerektiriyordu; nitekim 1940\u2019ta rejimin \u00e7\u0131kard\u0131\u011f\u0131 Milli Koruma Kanunuyla pek \u00e7ok \u201chak\u201d bir kalemde silindi: \u00dccretler yar\u0131 yar\u0131ya d\u00fc\u015f\u00fcr\u00fcld\u00fc, g\u00fcnl\u00fck \u00e7al\u0131\u015fma s\u00fcresi 11 saate \u00e7\u0131kar\u0131ld\u0131, hafta tatili kald\u0131r\u0131ld\u0131, zorunlu \u00e7al\u0131\u015fma uygulamas\u0131 y\u00fcr\u00fcrl\u00fc\u011fe girdi. Bu uygulamalar askeri seferberlik ko\u015fullar\u0131nda s\u0131n\u0131f m\u00fccadelesi patlamalar\u0131na yol a\u00e7mam\u0131\u015f olmakla birlikte, e\u015fitlik\u00e7i ve sosyalist d\u00fc\u015f\u00fcncelerin gen\u00e7 i\u015f\u00e7i s\u0131n\u0131f\u0131 i\u00e7ine s\u0131zmaya ba\u015flamas\u0131n\u0131n zeminini haz\u0131rlayacakt\u0131. Nitekim 1946\u2019dan itibaren seferberlik d\u00f6neminin kapanmas\u0131yla birlikte T\u00fcrkiye Sosyalist Partisi ve T\u00fcrkiye Sosyalist Emek\u00e7i ve K\u00f6yl\u00fc Partisi gibi \u00f6rg\u00fctlerin giri\u015fimleriyle, rejimin denetimi d\u0131\u015f\u0131nda sendikal \u00f6rg\u00fctlenme deneyimleri ya\u015fanacak, ama bu geli\u015fme yukarda and\u0131\u011f\u0131m\u0131z \u201cdemokrasi kesintisi\u201d ile akamete u\u011frayacakt\u0131.<\/p>\n\n\n\n<p>II. D\u00fcnya Sava\u015f\u0131 sonras\u0131nda \u00f6nce CHP, ard\u0131ndan DP iktidarlar\u0131 alt\u0131nda geli\u015ftirilmeye \u00e7al\u0131\u015f\u0131lan yar\u0131 demokratik rejim, o d\u00f6neme kadar uygulanan korporatif dikey i\u015f\u00e7i \u00f6rg\u00fctlerine emperyalist \u00fclkelerdeki i\u015f\u00e7i s\u0131n\u0131f\u0131n\u0131n demokratik kazan\u0131mlar\u0131 \u00e7er\u00e7evesinde geli\u015fen sendikal normlara daha uygun bir bi\u00e7im kazand\u0131rabilmek i\u00e7in 1947\u2019de bir sendikalar yasas\u0131 \u00e7\u0131kard\u0131. Ama bunu yapmadan \u00f6nce tabii, s\u0131n\u0131f\u0131n kendi \u00e7abalar\u0131yla zay\u0131f da olsa geli\u015ftirmeyi ba\u015fard\u0131\u011f\u0131 devletten ba\u011f\u0131ms\u0131z t\u00fcm sendikal \u00f6rg\u00fctlenmeleri ve bu m\u00fccadelelerde belirli bir etkiye sahip olan TSP ve TSEKP\u2019yi kapatacakt\u0131. Yeni yasa uyar\u0131nca devletin korumas\u0131 ve denetimi alt\u0131nda kurulan, ama toplu s\u00f6zle\u015fme ve grev yapma haklar\u0131ndan yoksun yeni sendikalar ise, 1952\u2019de T\u00fcrk-\u0130\u015f konfederasyonu alt\u0131nda birle\u015ftirilerek proletarya \u00fczerindeki Bonapartist egemenli\u011fe ABD \u201csendika uzmanlar\u0131n\u0131n\u201d yard\u0131m\u0131yla \u201cmodern\u201d bir g\u00f6r\u00fcn\u00fcm verilecekti.<\/p>\n\n\n\n<p>S\u00fcmerbank tekstil, T\u00fcrk Petrolleri, \u015feker, demir-\u00e7elik, k\u00e2\u011f\u0131t fabrikalar\u0131 ve maden i\u015fletmeleri gibi devlet i\u015fletmelerindeki istihdam politikalar\u0131yla yarat\u0131lan i\u015f\u00e7i aristokrasisinin i\u00e7inden \u00e7\u0131k\u0131p sendikalar\u0131n y\u00f6netimine getirilen b\u00fcrokratlar ve onlar\u0131n bir b\u00fct\u00fcn olarak olu\u015fturdu\u011fu T\u00fcrk-\u0130\u015f b\u00fcrokrasisi daha ortaya \u00e7\u0131kt\u0131\u011f\u0131 andan itibaren Bonapartizmin proletarya \u00fczerindeki denetim arac\u0131 olacak, sadece g\u00fcndelik emek ya\u015fam\u0131nda de\u011fil, her ciddi kriz an\u0131nda rejimin yan\u0131nda yer alacakt\u0131. Konfederasyonun i\u00e7inde zaman zaman ortaya \u00e7\u0131kan sosyal demokrat ya da muhafazak\u00e2r g\u00f6r\u00fcn\u00fcml\u00fc ayr\u0131\u015fmalar ise, rejimin i\u00e7inde birbirine muhalif politik gruplar\u0131n sendikalar i\u00e7indeki izd\u00fc\u015f\u00fcm\u00fcnden \u00f6teye ge\u00e7meyecekti. T\u00fcrk-\u0130\u015f i\u00e7indeki ilk ciddi \u00e7atlak ise, proletaryan\u0131n rejimden ba\u011f\u0131ms\u0131zla\u015fma e\u011filimine girdi\u011fi 1960\u2019lar\u0131n sonlar\u0131nda Devrimci \u0130\u015f\u00e7i Sendikalar\u0131 Konfederasyonu\u2019nun (D\u0130SK) kurulmas\u0131yla ortaya \u00e7\u0131kacakt\u0131.<\/p>\n\n\n\n<p>Rejimin 1961\u2019de kendisine, Sovyetler Birli\u011fi\u2019ne kar\u015f\u0131 NATO\u2019ya ba\u011fl\u0131 antikom\u00fcnist ve\/ama demokratik bir \u00fclke g\u00f6r\u00fcn\u00fcm\u00fc vermenin yan\u0131 s\u0131ra, DP deneyiminde oldu\u011fu gibi kendi denetiminden \u00e7\u0131kma e\u011filimi g\u00f6steren h\u00fck\u00fcmetlere kar\u015f\u0131 kitleleri kendi etraf\u0131nda (\u00f6zellikle d\u00f6nemin CHP\u2019si etraf\u0131nda) toplamay\u0131 g\u00f6zeterek olu\u015fturdu\u011fu Anayasa\u2019da i\u015f\u00e7i sendikalar\u0131na grev hakk\u0131 da tan\u0131nm\u0131\u015ft\u0131. Bununla birlikte bu hakk\u0131n ancak y\u00fcz bin ki\u015filik Sara\u00e7hane mitingi (1961) ve Kavel Kablo (1963) direni\u015finin ard\u0131ndan Temmuz 1963\u2019te 274 ve 275 say\u0131l\u0131 toplu s\u00f6zle\u015fme ve grev yasalar\u0131n\u0131n kabul\u00fcyle y\u00fcr\u00fcrl\u00fc\u011fe girmi\u015f olmas\u0131, rejim ile i\u015f\u00e7i s\u0131n\u0131f\u0131 aras\u0131ndaki denetim\/ba\u011f\u0131ml\u0131l\u0131k ili\u015fkisinin tam da b\u00fcrokrasinin istedi\u011fi bi\u00e7imde olmayaca\u011f\u0131n\u0131n ilk i\u015faretini olu\u015fturuyordu.<\/p>\n\n\n\n<p>\u0130\u015f\u00e7i s\u0131n\u0131f\u0131n\u0131n ideolojik ve politik a\u00e7\u0131lardan rejimden tam olarak kopmamakla birlikte, devlete ba\u011fl\u0131 sendikal yap\u0131da ciddi bir gedik a\u00e7mas\u0131na zemin haz\u0131rlayan en \u00f6nemli etmenlerden biri de, devlet eliyle b\u00fcy\u00fct\u00fclen burjuvazinin iyiden iyiye tekelci bir nitelik kazanarak ve korumac\u0131 ekonomi politikalar\u0131n\u0131n yard\u0131m\u0131yla \u00f6zellikle imalat sanayisinde h\u0131zl\u0131 bir yat\u0131r\u0131m ve \u00fcretim s\u00fcreci ba\u015flatm\u0131\u015f olmas\u0131yd\u0131. Her y\u0131l y\u00fcz binlerce k\u00f6yl\u00fcn\u00fcn geli\u015fen emek pazar\u0131n\u0131n ihtiya\u00e7lar\u0131na yan\u0131t vermek i\u00e7in kentlere akmas\u0131, ama daha \u00f6nemlisi bu y\u0131\u011f\u0131nlar\u0131n yeni proleterler olarak ciddi b\u00fcy\u00fckl\u00fckteki \u00f6zel sekt\u00f6r i\u015fletmelerinde yo\u011funla\u015fmas\u0131, bunlar\u0131n \u00f6rg\u00fctlenip denetlenmesi a\u00e7\u0131s\u0131ndan sendikalar \u00fczerinde b\u00fcy\u00fck bas\u0131n\u00e7lar yarat\u0131yordu. Ama \u00f6nemli bir etmen daha bulunuyordu: Birbiri ard\u0131na kurulan yeni ve modern fabrikalar\u0131n i\u015fletimi i\u00e7in kalifiye i\u015fg\u00fcc\u00fcne ihtiya\u00e7 vard\u0131 ve bunun kayna\u011f\u0131 da yayg\u0131nla\u015fan teknik meslek okullar\u0131n\u0131n yan\u0131 s\u0131ra devlet i\u015fletmelerindeki yeti\u015fmi\u015f i\u015fg\u00fcc\u00fcyd\u00fc. Yabanc\u0131 \u00fcr\u00fcnlere kar\u015f\u0131 y\u00fcksek koruma duvarlar\u0131yla \u00e7evrelenmi\u015f i\u00e7 pazara y\u00f6nelik \u00fcretim yapan i\u015fletmelerin y\u00fcksek k\u00e2rl\u0131l\u0131k oranlar\u0131 bu maliyeti kar\u015f\u0131layacak d\u00fczeydeydi, ama bu durum ayn\u0131 zamanda sendikal m\u00fccadelede yeni y\u00fcksek \u00fccret imk\u00e2nlar\u0131n\u0131n do\u011fmas\u0131na ve buna y\u00f6nelik grev ve direni\u015fler s\u00fcrecinin a\u00e7\u0131lmas\u0131na neden olacakt\u0131.<\/p>\n\n\n\n<p>H\u0131zla b\u00fcy\u00fcyen i\u015f\u00e7i s\u0131n\u0131f\u0131n\u0131n, hen\u00fcz k\u0131r k\u00f6kenli muhafazak\u00e2r geleneklerini s\u00fcrd\u00fcrmekle birlikte, m\u00fccadele ve bilin\u00e7 d\u00fczeylerinde ba\u011f\u0131ms\u0131z s\u0131n\u0131f e\u011filimleriyle temas etmeye ba\u015flamas\u0131n\u0131n alt\u0131nda, T\u00fcrk-\u0130\u015f b\u00fcrokrasisi i\u00e7inden \u00e7\u0131k\u0131p 1961\u2019de T\u00fcrkiye \u0130\u015f\u00e7i Partisi\u2019ni kuran ve hemen sonra onlara kat\u0131lan sol sosyal demokrat ayd\u0131nlar\u0131n ve halk cepheci Stalinistlerin hep birlikte olu\u015fturduklar\u0131 ve t\u00fcm halk\u00e7\u0131 ve \u201cAtat\u00fcrk\u00e7\u00fc\u201d i\u00e7eri\u011fine kar\u015f\u0131n rejimin ana partilerinkinden farkl\u0131 \u201csosyalist\u201d s\u00f6ylemin ve propagandan\u0131n da etkisi vard\u0131. 1965 genel se\u00e7imlerinde y\u00fczde 3 oy oran\u0131na kar\u015f\u0131l\u0131k Meclis\u2019e 15 milletvekili sokmas\u0131, T\u0130P\u2019in etkili bir muhalefet g\u00fcc\u00fcyle emek\u00e7i y\u0131\u011f\u0131nlar i\u00e7inde \u00f6nemli bir \u00f6nc\u00fc g\u00fc\u00e7 olmas\u0131n\u0131 sa\u011flam\u0131\u015ft\u0131. Bu etmen yayg\u0131nla\u015fan grev ve direni\u015flerle birle\u015fince (\u00f6zellikle 1963 Kavel, 1964 Berec, 1965 Zonguldak, 1966 Pa\u015fabah\u00e7e), rejimin sendikal \u00e7er\u00e7evesi \u00e7atlad\u0131 ve 1967\u2019de metal, maden, lastik, g\u0131da ve bas\u0131n sekt\u00f6r\u00fcndeki sendikalar\u0131n \u00f6nc\u00fcl\u00fc\u011f\u00fcnde Devrimci \u0130\u015f\u00e7i Sendikalar\u0131 Konfederasyonu (D\u0130SK) kuruldu.<\/p>\n\n\n\n<p>T\u00fcrk-\u0130\u015f\u2019in devlete tamamen ba\u011f\u0131ml\u0131 kat\u0131 Bonapartist yap\u0131s\u0131n\u0131n d\u0131\u015f\u0131na \u00e7\u0131km\u0131\u015f olmakla birlikte D\u0130SK y\u00f6netimi, rejimin \u201cdemokratik\u201d (yar\u0131 Bonapartist) \u00f6\u011felerine tutunan bir \u201csol b\u00fcrokrasi\u201d olman\u0131n \u00f6tesine ge\u00e7emeyecekti. Bununla birlikte D\u0130SK\u2019in en \u00f6nemli \u00f6zelli\u011fi, militan bir i\u015f\u00e7i seferberli\u011fi \u00fczerinde kurulmu\u015f olmas\u0131yd\u0131 ve bu, b\u00fcrokrasi \u00fczerinde \u00e7ok b\u00fcy\u00fck bir bas\u0131n\u00e7 yarat\u0131yordu. Bu bas\u0131n\u00e7 nihayet 1970\u2019te 15\u201316 Haziran patlamas\u0131na neden olacakt\u0131. D\u0130SK\u2019in h\u0131zla g\u00fc\u00e7lenmesini engellemek i\u00e7in rejimin ana partilerinin (CHP ve AP) Meclis\u2019te kabul ettikleri sendikalar ve i\u015f yasalar\u0131ndaki de\u011fi\u015fikli\u011fe tepki g\u00f6steren D\u0130SK y\u00f6netiminin \u00e7a\u011fr\u0131s\u0131yla \u0130stanbul\u2019u bir anda i\u015fgal eden proletarya (Ankara, Adana, Bursa ve \u0130zmir\u2019de de seferberlikler ya\u015fanacakt\u0131), nesnel olarak bir devrimci durumun do\u011fmas\u0131na yol a\u00e7acak ve ancak kendi b\u00fcrokratlar\u0131n\u0131n \u0131srarl\u0131 yalvarmalar\u0131 ve ihaneti sonucunda geri \u00e7ekilecekti. D\u0130SK b\u00fcrokrasisi kendi \u201caristokrasisinin\u201d \u00e7\u0131karlar\u0131n\u0131 rejimin s\u0131n\u0131rlar\u0131 i\u00e7inde savunaca\u011f\u0131n\u0131 belli ediyordu. Soruna Anayasa Mahkemesi bir \u00e7\u00f6z\u00fcm bulmal\u0131yd\u0131!<\/p>\n\n\n\n<p>D\u0130SK b\u00fcrokrasisi bu ihanetinin sonu\u00e7lar\u0131ndan asla ders \u00e7\u0131kartmayacakt\u0131, ama rejim daha deneyimliydi. Anayasa Mahkemesi daha sonra yasalardaki de\u011fi\u015fiklikleri iptal edecekti, ama h\u00fck\u00fcmet D\u0130SK b\u00fcrokrasisinin yard\u0131m\u0131yla i\u015f\u00e7i hareketinin geri \u00e7ekilmesini sa\u011flam\u0131\u015f ve pek \u00e7ok \u00f6nc\u00fc i\u015f\u00e7i i\u015ften at\u0131lm\u0131\u015ft\u0131. Bu arada 1968\u2019de Sovyet b\u00fcrokrasisinin \u00c7ekoslovakya i\u015fgali kar\u015f\u0131s\u0131nda farkl\u0131 tutumlar nedeniyle i\u00e7inden b\u00f6l\u00fcnmeye u\u011frayan, se\u00e7im yasas\u0131ndaki de\u011fi\u015fiklik sonucunda 1969 se\u00e7imlerinde ayn\u0131 oy oran\u0131na kar\u015f\u0131l\u0131k Meclis\u2019e ancak iki milletvekili sokabilen ve nihayet k\u00fc\u00e7\u00fck burjuva radikal solun darbeleri ve yaratt\u0131\u011f\u0131 kopu\u015flar nedeniyle T\u0130P \u00f6l\u00fcmc\u00fcl yaralar alarak g\u00fcc\u00fcn\u00fc yitirmi\u015fti. Bu ko\u015fullar alt\u0131nda Bonapartizmin rejimin yap\u0131s\u0131nda yeni bir \u201cd\u00fczeltme\u201d ger\u00e7ekle\u015ftirmesi zor olmayacak ve bu g\u00f6revi 12 Mart darbesiyle ger\u00e7ekle\u015ftirecekti.<\/p>\n\n\n\n<p><strong>Bir Birikim S\u00fcrecinin Sonucu<\/strong><\/p>\n\n\n\n<p>1961\u20131971 aras\u0131ndaki geli\u015fmeler 1973\u20131980 d\u00f6neminde de bir bak\u0131ma tekrar edecek, ama bu kez s\u00fcrece, egemen s\u0131n\u0131flar aras\u0131nda ortaya \u00e7\u0131kan yeni toplumsal ve politik olu\u015fumlar, d\u00fcnya ekonomik krizi, emperyalizmin yeni y\u00f6neli\u015fleri gibi ba\u015fka etmenler de kat\u0131lacak ve bunlar\u0131n sonucunda Bonapartist rejim, 1980 askeri diktat\u00f6rl\u00fc\u011f\u00fcyle \u00e7\u0131plak y\u00fcz\u00fcn\u00fc bir kez daha a\u00e7\u0131\u011fa vuracakt\u0131. Bu s\u00fcrecin alt\u0131nda yatan temel ekonomi politikalar\u0131 dinami\u011fini ve onun t\u00fckeni\u015fini an\u0131msamam\u0131z, bize 12 Eyl\u00fcl\u2019\u00fc daha iyi anlamam\u0131z\u0131n yan\u0131 s\u0131ra rejim ile burjuvazi aras\u0131ndaki ili\u015fkileri daha iyi kavramam\u0131za yard\u0131mc\u0131 olacakt\u0131r.<\/p>\n\n\n\n<p>T\u00fcrkiye\u2019de 1960\u201380 aras\u0131nda uygulanan ithal ikameci sanayile\u015fme politikas\u0131, emperyalizmin II. D\u00fcnya Sava\u015f\u0131 sonras\u0131nda kurdu\u011fu yeni birikim s\u00fcreci ve s\u00f6m\u00fcr\u00fc sistemiyle yak\u0131ndan ili\u015fkiliydi. Emperyalizm, sava\u015f\u0131n yarat\u0131\u011f\u0131 m\u00fcthi\u015f y\u0131k\u0131m\u0131n kendisine yarat\u0131\u011f\u0131 \u201cf\u0131rsattan\u201d yararlanarak, k\u00e2r oranlar\u0131n\u0131 yeni ba\u015ftan y\u00fcksek d\u00fczeylerde tutabilecek alanlara yat\u0131r\u0131m yapmaya y\u00f6nelmi\u015fti. Bunlar\u0131n ba\u015f\u0131nda da, \u201ckom\u00fcnizm tehdidine\u201d kar\u015f\u0131 h\u0131zla uygulamaya konan <em>\u201chigh-tec\u201d<\/em> sava\u015f sanayisi ile \u201cuzay yar\u0131\u015f\u0131\u201d olarak adland\u0131r\u0131lan rekabetin sonucunda geli\u015ftirilen uzay ve havac\u0131l\u0131k sekt\u00f6rlerinin yan\u0131 s\u0131ra, \u00fcretim mallar\u0131 ve ara mallar alanlar\u0131ndaki yat\u0131r\u0131mlar geliyordu. Bu, d\u00fcnya kapitalizminin yeniden organizasyonunda azgeli\u015fmi\u015f yar\u0131s\u00f6m\u00fcrge \u00fclkeleri \u2013ya da bunlardan, T\u00fcrkiye\u2019nin de i\u00e7inde bulundu\u011fu baz\u0131lar\u0131n\u0131- \u00f6zellikle t\u00fcketim mallar\u0131n\u0131n \u00fcretimine y\u00f6nelik yeni bir sanayile\u015fme yoluna itecek; bu \u00fclkeleri, teknoloji, makine ve ara mallar\u0131 ithalat\u00e7\u0131s\u0131 olma konumuna do\u011fru y\u00f6nlendirecekti.<\/p>\n\n\n\n<p>Bu d\u00f6nemde Ekonomik Kalk\u0131nma ve \u0130\u015fbirli\u011fi \u00d6rg\u00fct\u00fc\u2019n\u00fcn (OECD)<strong>(12)<\/strong> ABD\u2019nin \u00f6nc\u00fcl\u00fc\u011f\u00fcnde \u201ckalk\u0131nmakta olan \u00fclkeleri\u201d sanayile\u015fmeye ve bu do\u011frultuda h\u00fck\u00fcmetleri merkezi planlamalar geli\u015ftirmeye \u00f6zendirmi\u015f olmas\u0131n\u0131n temelinde de, emperyalist \u00fclkelerin kendilerine yat\u0131r\u0131m mallar\u0131 ve ara mallar pazarlar\u0131 yaratma gayreti yat\u0131yordu. Geri kalm\u0131\u015f \u00fclkelerin kendi i\u00e7 t\u00fcketim mallar\u0131 pazarlar\u0131n\u0131 geli\u015ftirmeleri, hatta bu ama\u00e7la kendi \u00fcr\u00fcnlerini y\u00fcksek g\u00fcmr\u00fck duvarlar\u0131n\u0131n ard\u0131nda korumalar\u0131 ve paralar\u0131n\u0131n de\u011ferlerini \u201cserbest\u00e7e\u201d belirleyebilmeleri sadece ho\u015f g\u00f6r\u00fclmekle kalm\u0131yor, te\u015fvik bile edilebiliyordu. Emperyalizm, kendisi yeni ve y\u00fcksek teknolojili yat\u0131r\u0131m mallar\u0131 \u00fcretimine y\u00f6nelirken, \u00e7evre \u00fclkeleri bu \u00fcr\u00fcnlere ihtiya\u00e7 duyan geleneksel sekt\u00f6rlerde sanayile\u015fmeye \u00e7a\u011f\u0131r\u0131yordu. Bu strateji elbette yetersiz birikimin s\u00f6z konusu oldu\u011fu ba\u011f\u0131ml\u0131 \u00fclkelerde devletin sermaye birikimi ve \u00fcretim alanlar\u0131na aktif m\u00fcdahalesini zorunlu k\u0131l\u0131yordu.<\/p>\n\n\n\n<p>T\u00fcrkiye\u2019de devlet eliyle geli\u015ftirilen finans kapitalin ihtiyac\u0131 da tam bu do\u011frultudayd\u0131: DP\u2019nin tar\u0131m ve ticaret burjuvazisinin \u00e7\u0131karlar\u0131 do\u011frultusunda uygulad\u0131\u011f\u0131 \u201cserbest pazar\u201d politikalar\u0131n\u0131n yerine bir sanayi d\u00fczenlemesinin ge\u00e7irilmesi; k\u0131t kredi ve d\u00f6viz kaynaklar\u0131n\u0131n siyasi otorite taraf\u0131ndan se\u00e7meci bir bi\u00e7imde finans kapitalin hizmetine sunulmas\u0131; i\u00e7 pazar\u0131n geli\u015ftirilebilmesi i\u00e7in g\u00fc\u00e7l\u00fc g\u00fcmr\u00fck ve kota sistemlerinin uygulanmas\u0131. B\u00fct\u00fcn bunlar\u0131n ger\u00e7ekle\u015febilmesi devletin ekonomik ya\u015fama aktif m\u00fcdahalesini gerektiriyordu; yani finans kapital Bonapartist rejimi \u201cg\u00f6reve \u00e7a\u011f\u0131r\u0131yordu\u201d. Bu a\u00e7\u0131dan, 27 May\u0131s 1960 askeri darbesinin, DP iktidar\u0131 d\u00f6neminde toplumsal konumu zedelenmi\u015f asker-sivil b\u00fcrokrasinin \u00e7\u0131karlar\u0131 ile yeni bir birikim s\u00fcrecine gereksinim duyan burjuvazinin beklentilerine bir kez daha birlikte yan\u0131t vermi\u015f oldu\u011funu s\u00f6yleyebiliriz.<\/p>\n\n\n\n<p>B\u00f6ylece 1960\u2019lar\u0131n ba\u015flar\u0131ndan itibaren, be\u015f y\u0131ll\u0131k kalk\u0131nma planlar\u0131 \u00e7er\u00e7evesinde ithal ikamecili\u011fine dayal\u0131 sanayile\u015fme s\u00fcreci ba\u015flat\u0131lacakt\u0131. \u0130thalata s\u0131k\u0131 kotalar kondu ve yerli sanayinin gerektirdi\u011fi \u00fcretim mallar\u0131n\u0131n ve baz\u0131 hammaddelerin d\u0131\u015f\u0131ndaki mallar\u0131n giri\u015fi \u00e7ok y\u00fcksek g\u00fcmr\u00fck vergileriyle neredeyse t\u00fcm\u00fcyle engellendi; yat\u0131r\u0131m yap\u0131lacak sanayi alanlar\u0131 kredilerle ve di\u011fer te\u015fviklerle desteklendi; \u201cdevlet kapitalizmi\u201d d\u00f6neminde yarat\u0131lan imalat sanayisi yeni sanayile\u015fme at\u0131l\u0131m\u0131n\u0131n teknoloji ve k\u0131smen ara mal (\u00f6zellikle metal, tekstil ve in\u015faat sekt\u00f6rlerinde) ihtiya\u00e7lar\u0131n\u0131n hizmetine sunuldu. B\u00fct\u00fcn bu mekanizmalar, finans kapitalin egemen bile\u015feni olan sanayi burjuvazisinin iyiden iyiye g\u00fc\u00e7lenerek kendini tekelci burjuvazi halinde per\u00e7inlemesini olanakl\u0131 k\u0131ld\u0131.<\/p>\n\n\n\n<p>\u0130\u00e7 pazara y\u00f6nelik ithalat korumal\u0131 bu \u00fcretim ve birikim sistemi ayn\u0131 zamanda \u00fclke i\u00e7i t\u00fcketim kapasitesinin de art\u0131r\u0131lmas\u0131n\u0131 gerektiriyordu. Yukar\u0131da 27 May\u0131s anayasas\u0131n\u0131n \u00fclke tarihinde g\u00f6r\u00fclen en geni\u015f hak ve \u00f6zg\u00fcrl\u00fckleri sa\u011flam\u0131\u015f olan anayasa oldu\u011fu yolundaki yayg\u0131n kan\u0131n\u0131n temelinde, Bonapartist rejimin kendinden ba\u011f\u0131ms\u0131zla\u015fma e\u011filimi g\u00f6steren politik iktidarlar \u00fczerinde denetim ara\u00e7lar\u0131na sahip olma ihtiyac\u0131 yatt\u0131\u011f\u0131n\u0131 s\u00f6ylemi\u015ftik. Bu tip bir anayasan\u0131n ikinci bir i\u015flevi de, yeni sanayile\u015fme s\u00fcrecinin gereksinim duydu\u011fu i\u00e7 talep yaratma zorunlulu\u011funa, yeni bir gelir b\u00f6l\u00fc\u015f\u00fcm\u00fcne olanak sa\u011flayarak yan\u0131t vermek olmu\u015ftur. Yeni sanayi alanlar\u0131nda sendikalar arac\u0131l\u0131\u011f\u0131yla y\u00fcksek \u00fccret taleplerine izin verilmesi ve bu taleplerin \u00f6nemli \u00f6l\u00e7\u00fcde kar\u015f\u0131lanmas\u0131; bu \u00fccret art\u0131\u015flar\u0131n\u0131n k\u0131smen de olsa devlet i\u015fletmelerine yayg\u0131nla\u015ft\u0131r\u0131lmas\u0131; memur maa\u015flar\u0131nda yap\u0131lan iyile\u015ftirmeler; yeni \u00fcretim ve t\u00fcketim kal\u0131plar\u0131yla \u00f6zellikle b\u00fcy\u00fck kentlerde orta s\u0131n\u0131flar\u0131n g\u00fc\u00e7lendirilmesi; ve nihayet k\u0131rdaki k\u00fc\u00e7\u00fck \u00fcreticilere sa\u011flanan s\u00fcbvansiyonlar, tekelci burjuvazinin arzulad\u0131\u011f\u0131 i\u00e7 t\u00fcketiciler toplulu\u011funun olu\u015fmas\u0131na ve g\u00fc\u00e7lenmesine olanak sa\u011flayacakt\u0131.&nbsp;<\/p>\n\n\n\n<p>Ku\u015fkusuz bu yeni birikim ve sanayile\u015fme s\u00fcreci \u00e7eli\u015fkilerden ar\u0131nm\u0131\u015f de\u011fildi; bu \u00e7eli\u015fkilerden baz\u0131lar\u0131 rejim taraf\u0131ndan \u00fcstesinden gelinebilir t\u00fcrdendi, ama baz\u0131lar\u0131 da sistemin kendisi i\u00e7in \u00f6l\u00fcmc\u00fcl \u00f6zellikler ta\u015f\u0131yordu. Bunlardan birisi, \u201cBat\u0131l\u0131 normlara\u201d uygun g\u00f6r\u00fcn\u00fcmde kurulacak parlamenter bir sistemde burjuvazinin iktidar\u0131n\u0131n, yeni birikim s\u00fcrecinden olumsuz olarak etkilenen \u00f6zellikle k\u0131r k\u00fc\u00e7\u00fck burjuvazisinin oylar\u0131na ihtiya\u00e7 duymas\u0131yd\u0131. Geni\u015f k\u00f6yl\u00fc y\u0131\u011f\u0131nlar, tabii bu arada tar\u0131m ve ticaret burjuvazisi sadece kendi iktidar\u0131 olarak bakm\u0131\u015f oldu\u011fu DP h\u00fck\u00fcmetinin askeri darbeyle devrilmi\u015f olmas\u0131 kar\u015f\u0131s\u0131nda rejime y\u00f6nelik bir h\u0131n\u00e7 duymakla kalm\u0131yor, ama ayn\u0131 zamanda yeni sanayile\u015fme s\u00fcrecinin t\u00fcm finansman a\u011f\u0131rl\u0131\u011f\u0131n\u0131 omuzlar\u0131nda hissediyordu. Zira sanayinin gerektirdi\u011fi ve ba\u011f\u0131ml\u0131 oldu\u011fu t\u00fcm yat\u0131r\u0131m mallar\u0131 ve ara mallar\u0131n ithalat\u0131nda kullan\u0131lacak d\u00f6viz, d\u0131\u015f bor\u00e7lanman\u0131n ve o d\u00f6nemde \u00e7ok s\u0131n\u0131rl\u0131 olarak giri\u015f yapan yabanc\u0131 sermayenin d\u0131\u015f\u0131nda, esas olarak \u00fclke tar\u0131m \u00fcr\u00fcnlerinin ihracat\u0131ndan elde edilen d\u00f6vizden sa\u011flan\u0131yor; bu durum, t\u00fcm s\u00fcbvansiyonlara ra\u011fmen k\u00f6yl\u00fc y\u0131\u011f\u0131nlar\u0131n kendine yeterli ekonominin d\u0131\u015f\u0131na \u00e7\u0131karak yoksulla\u015fmas\u0131na neden oluyordu. \u00d6te yandan, \u201cserbest piyasa\u201d kurallar\u0131n\u0131n d\u0131\u015f\u0131nda i\u015fleyen, kredilerin da\u011f\u0131t\u0131m\u0131ndan k\u00e2r hadlerinin belirlenmesine kadar pek \u00e7ok alanda ekonomi d\u0131\u015f\u0131 etmenlerin y\u00fcr\u00fcrl\u00fckte oldu\u011fu ve bunun sonucunda tekelci burjuvazinin iyiden iyiye ekonomik ya\u015fam\u0131n denetimini eline ge\u00e7irdi\u011fi bir s\u00fcre\u00e7, k\u00fc\u00e7\u00fck sermaye kesimlerini tepki vermeye itiyordu.&nbsp;<\/p>\n\n\n\n<p>Bu tepkiler kendisini parlamento ve h\u00fck\u00fcmetler d\u00fczeyinde belli edecekti. K\u00f6yl\u00fcl\u00fc\u011f\u00fcn \u201c27 May\u0131s\u2019\u0131n r\u00f6van\u015f\u0131\u201d olarak iktidara itti\u011fi AP, ithal ikameci sermaye birikimi s\u00fcrecinden olumsuz olarak etkilenen s\u0131n\u0131f kesimlerinin bas\u0131nc\u0131n\u0131 kendi i\u00e7inde a\u011f\u0131r olarak hissetmekle birlikte, tekelci burjuvazinin program\u0131n\u0131 icra ederek Bonapartist rejime ba\u011fl\u0131l\u0131\u011f\u0131n\u0131 ispat edecek, ama ayn\u0131 zamanda bu \u00e7eli\u015fkinin kurban\u0131 olacakt\u0131. Bir yandan 1960\u2019lar\u0131n ikinci yar\u0131s\u0131ndan itibaren y\u00fckselen i\u015f\u00e7i s\u0131n\u0131f\u0131 m\u00fccadeleleri, \u00f6b\u00fcr yandan k\u00fc\u00e7\u00fck burjuvazinin ho\u015fnutsuzluklar\u0131, CHP\u2019yi de etkileyerek burjuva partilerinin iktidar yetene\u011finde kriz yaratacak, politik kutupla\u015fmay\u0131 sanayi s\u00fcrecini tehlikeye sokacak bir d\u00fczeye \u00e7\u0131kartacakt\u0131. Bu ko\u015fullarda 12 Mart 1971 darbesi, bu ke\u015fmeke\u015fi bir s\u00fcreli\u011fine \u00f6nleyip tekelci burjuvazinin birikim s\u00fcrecinin \u00f6n\u00fcndeki engelleri temizleme giri\u015fimi olarak g\u00fcndeme gelecekti. \u0130ki y\u0131ll\u0131k \u00e7\u0131plak bir Bonapartizm uygulamas\u0131n\u0131n ard\u0131ndan, ayn\u0131 birikim ve rejim s\u00fcrecine tekrar parlamenter bir g\u00f6r\u00fcnt\u00fcn\u00fcn ard\u0131nda devam edilecekti.<\/p>\n\n\n\n<p>\u0130thal ikameci sanayile\u015fmenin \u00f6l\u00fcmc\u00fcl \u00e7eli\u015fkisi ise, kendisine ya\u015fam veren dinami\u011fin bizzat kendisiydi. Sanayi \u00fcretiminin s\u00fcrmesi ve yeni yat\u0131r\u0131mlar d\u0131\u015far\u0131dan ithal edilecek yat\u0131r\u0131m mallar\u0131 ile ara mallar\u0131n\u0131n -hatta baz\u0131 sekt\u00f6rlerde hammaddelerin- elde edilebilmesine ve bunun i\u00e7in gerekli olan d\u00f6viz kaynaklar\u0131n\u0131n varl\u0131\u011f\u0131na ba\u011fl\u0131yd\u0131. Bu ihtiya\u00e7 1970\u2019lerin ba\u015f\u0131na de\u011fin tar\u0131m \u00fcr\u00fcnleri ihracat\u0131, devlet bor\u00e7lanmalar\u0131, yabanc\u0131 \u00fclkelerde ya\u015fayan i\u015f\u00e7ilerin yollad\u0131\u011f\u0131 d\u00f6vizler ve ABD yard\u0131mlar\u0131 ve ucuz kredileriyle kar\u015f\u0131land\u0131. Ama d\u00fcnya ekonomisinin 1960 sonlar\u0131ndaki krizi ve 1974 petrol bunal\u0131m\u0131yla birlikte bu kaynaklar erimeye, hatta kurumaya ba\u015flad\u0131. T\u00fcrk liras\u0131n\u0131n de\u011ferinde yap\u0131lan oynamalarla tar\u0131m \u00fcr\u00fcnleri ihracat sistemi bir s\u00fcre daha ayakta tutulmakla birlikte, bunun sonucunda do\u011fan hiperenflasyon yoksulla\u015fan kitlelerin t\u00fcketim kapasitesini s\u0131n\u0131rlad\u0131\u011f\u0131 gibi toplumsal tepkilerinin yo\u011funla\u015fmas\u0131na da neden oldu. D\u00fcnya kapitalizminin i\u00e7ine s\u00fcr\u00fcklendi\u011fi bunal\u0131m nedeniyle ABD yard\u0131mlar\u0131nda ve kredilerinde ciddi d\u00fc\u015f\u00fc\u015fler g\u00f6r\u00fcl\u00fcrken, \u00f6zellikle Almanya\u2019da ya\u015fayan i\u015f\u00e7ilerin g\u00f6nderdikleri d\u00f6viz miktar\u0131 erimeye y\u00fcz tuttu.<strong>(13)<\/strong><\/p>\n\n\n\n<p>1977\u2019ye gelindi\u011finde sanayi \u00fcretimi durma sinyalleri vermeye ba\u015flad\u0131, h\u00fck\u00fcmetler ve halk pek \u00e7ok mal\u0131n k\u0131tl\u0131\u011f\u0131yla kar\u015f\u0131 kar\u015f\u0131ya kald\u0131. Merkez Bankas\u0131\u2019n\u0131n d\u00f6viz rezervleri 1977\u2019de t\u00fckendi ve kamu ve \u00f6zel sekt\u00f6r\u00fcn d\u0131\u015f bor\u00e7lar\u0131 \u00f6denemez hale geldi. Sanayiciler \u00fcretimlerini bir s\u00fcre daha s\u00fcrd\u00fcrebilmek i\u00e7in ka\u00e7ak ithalat yoluna ba\u015fvurdular, ama bu da genel olarak ka\u00e7ak\u00e7\u0131l\u0131\u011f\u0131n ve karaborsa piyasan\u0131n deh\u015fet verici \u015fekilde yayg\u0131nla\u015fmas\u0131na, tekelci burjuvazinin denetimi d\u0131\u015f\u0131na ta\u015fan bir rant ekonomisinin do\u011fmas\u0131na yol a\u00e7t\u0131, gelir da\u011f\u0131l\u0131m\u0131nda bozulmalara neden oldu. Burjuvazi h\u0131zla eriyen k\u00e2r oranlar\u0131n\u0131 koruyabilmek i\u00e7in i\u015f\u00e7i \u00fccretlerine sald\u0131rd\u0131 ve tensikatlara y\u00f6neldi, ama bir yandan i\u015f\u00e7i s\u0131n\u0131f\u0131na g\u00f6reli koruma sa\u011flayan i\u015f mevzuat\u0131n\u0131n s\u0131n\u0131rlamalar\u0131, \u00f6b\u00fcr yandan militan sendikal m\u00fccadele bu sald\u0131r\u0131lar\u0131 belirli oranda engelledi.<strong>(14)<\/strong><\/p>\n\n\n\n<p>1978\u2019de h\u00fck\u00fcmet Uluslararas\u0131 Para Fonu\u2019nu (IMF) yard\u0131ma \u00e7a\u011f\u0131rd\u0131, ne var ki IMF y\u00f6netimi ve tekelci burjuvazi art\u0131k T\u00fcrkiye\u2019de ithal ikameci birikim d\u00fczeninin sona erdi\u011fine karar vermi\u015fti. B\u00f6ylece, 24 Ocak 1980\u2019de h\u00fck\u00fcmet ihracata y\u00f6nelik yeni bir birikim ve \u00fcretim modelini y\u00fcr\u00fcrl\u00fc\u011fe soktu. Ama \u00f6ncelikli olarak bu yeni modelin \u00f6n\u00fcndeki yap\u0131sal engellerin temizlenmesi gerekiyordu: \u00f6rg\u00fctl\u00fc i\u015f\u00e7i s\u0131n\u0131f\u0131 direni\u015fi ezilmek ve da\u011f\u0131lan burjuva \u00f6nderli\u011fe yeni bir \u00e7eki d\u00fczen verilmek durumundayd\u0131. Bu g\u00f6revi gene Bonapartizm \u00fcstlenecek ve 12 Eyl\u00fcl 1980\u2019de iktidara do\u011frudan el koyarak t\u00fcm muhalefet ve \u201ciktidars\u0131zl\u0131k\u201d odaklar\u0131n\u0131 ezecek, asker-polis rejimini bir kez daha emperyalizmin ve finans kapitalin ihtiya\u00e7lar\u0131n\u0131 kar\u015f\u0131lamak \u00fczere t\u00fcm \u00e7\u0131plakl\u0131\u011f\u0131yla i\u015flerli\u011fe sokacakt\u0131.<\/p>\n\n\n\n<p><strong>Yeni Birikim Modeli, Yeni Rejim<\/strong><\/p>\n\n\n\n<p>Yukar\u0131da anlatageldi\u011fimiz gibi T\u00fcrkiye\u2019deki Bonapartist rejim sadece finans kapitalin olu\u015fup g\u00fc\u00e7lenmesinde aktif, \u00f6nc\u00fc bir rol oynamakla kalmam\u0131\u015f, \u00fclkede kapitalizmin bi\u00e7imlenerek geli\u015fmesinde ve sermaye birikimi s\u00fcre\u00e7lerinin \u015fekillendirilmesinde belirleyici bir g\u00f6rev \u00fcstlenmi\u015ftir. Bu, 1980 sonras\u0131nda da aynen s\u00fcrecek ve bir kez daha kapitalist ekonominin yan\u0131 s\u0131ra toplumsal dokunun de\u011fi\u015fmesinde etkili olacakt\u0131.<\/p>\n\n\n\n<p>1970\u2019lerin sonlar\u0131nda yap\u0131sal kriz ya\u015famaya ba\u015flayan d\u00fcnya kapitalizmi, k\u00e2r oranlar\u0131ndaki d\u00fc\u015f\u00fc\u015f e\u011filimini frenleyebilmek ve e\u011frinin y\u00f6n\u00fcn\u00fc yukar\u0131ya do\u011fru \u00e7evirebilmek i\u00e7in eme\u011fin \u00fcretim sisteminde k\u00f6kl\u00fc de\u011fi\u015fikliler yapmaya y\u00f6neldi. Art\u0131k de\u011fer oranlar\u0131n\u0131 y\u00fckseltebilmek i\u00e7in bir yandan \u00fccretlerde ve \u00e7al\u0131\u015fma saatlerinde esneklik uygulamas\u0131n\u0131 g\u00fcndeme getirmek, \u00f6b\u00fcr yandan da \u00f6rg\u00fctl\u00fc eme\u011fi fiziksel mek\u00e2nda par\u00e7alayarak sendikal m\u00fccadeleyi zay\u0131flatmak amac\u0131yla, \u201cpost-Fordizm\u201d diye adland\u0131r\u0131lan ta\u015feronluk sistemine do\u011fru bir d\u00f6n\u00fc\u015f\u00fcm ba\u015flatt\u0131. H\u00fck\u00fcmetler birbiri ard\u0131na \u201creformlar\u201d yaparak verili \u00fccret, sosyal haklar ve s\u00f6zle\u015fme d\u00fczenlerini i\u015f\u00e7iler aleyhine de\u011fi\u015ftirirken, i\u015fletmeler de \u00fcretimin t\u00fcm y\u00f6nleriyle ayn\u0131 i\u015fletme b\u00fcnyesinde ger\u00e7ekle\u015ftirilmesine son vererek \u00fcretimi farkl\u0131 a\u015famalara b\u00f6ld\u00fcler ve her a\u015famay\u0131 ta\u015feron firmalara ihale etmeye ba\u015flad\u0131lar. \u00dcretimin bu farkl\u0131 a\u015famalar\u0131 sadece o \u00fclke i\u00e7indeki ba\u015fka i\u015fletmelere devredilmekle kalmad\u0131, emek s\u00f6m\u00fcr\u00fcs\u00fcn\u00fcn \u00e7ok daha yo\u011fun oldu\u011fu geri \u00fclkelere do\u011fru kayd\u0131r\u0131ld\u0131, hatta bir b\u00fct\u00fcn olarak fabrikalar bu \u201cta\u015feron \u00fclkelere\u201d ta\u015f\u0131n\u0131r oldu.&nbsp;<\/p>\n\n\n\n<p>Ve tabii b\u00fct\u00fcn bu uygulamalar, sermayenin k\u00fcreselle\u015fmesi \u00e7er\u00e7evesinde ger\u00e7ekle\u015ftiriliyordu. IMF ve D\u00fcnya Bankas\u0131\u2019n\u0131n \u00f6nc\u00fcl\u00fc\u011f\u00fcnde ve zorlamalar\u0131 alt\u0131nda devletler aras\u0131ndaki mal, sermaye ve para hareketlili\u011fini s\u0131n\u0131rlayan t\u00fcm engeller ortadan kald\u0131r\u0131l\u0131yor, her \u00fclkenin i\u00e7 pazar\u0131 d\u00fcnya pazar\u0131n\u0131n bir par\u00e7as\u0131 haline getiriliyordu. \u00dcr\u00fcnlerin fiyat\u0131 art\u0131k i\u00e7 piyasan\u0131n arz ve talep dengeleri ve h\u00fck\u00fcmet m\u00fcdahaleleriyle de\u011fil, d\u00fcnya piyasalar\u0131ndaki rekabet ko\u015fullar\u0131 alt\u0131nda belirleniyordu. Devlet korumac\u0131l\u0131\u011f\u0131 ve Keynes\u00e7i ekonomi politikalar\u0131n\u0131n g\u00f6r\u00fcn\u00fcrde art\u0131k sonu gelmi\u015fti (g\u00f6r\u00fcn\u00fcrde diyoruz, zira 2008\u2019de ba\u015flayan yeni d\u00fcnya krizi h\u00fck\u00fcmetlerin nas\u0131l korumac\u0131 ve m\u00fcdahaleci politikalara ba\u015f vurmaya haz\u0131r olduklar\u0131n\u0131 ortaya \u00e7\u0131karm\u0131\u015ft\u0131r). K\u00fcreselle\u015fme ku\u015fkusuz yeni bir sermaye birikimi modeli yaratacak ve sermayenin yo\u011funla\u015fmas\u0131nda ve merkezile\u015fmesinde yeni bir evre ba\u015flatacakt\u0131.<\/p>\n\n\n\n<p>D\u00f6viz kaynaklar\u0131 t\u00fckenmi\u015f ve \u00fcretimi durma noktas\u0131na gelmi\u015f T\u00fcrkiye kapitalizminin de bu k\u00fcreselle\u015fme ve yeni sermaye birikimi s\u00fcrecine kat\u0131lmaktan ba\u015fka se\u00e7ene\u011fi yoktu. 24 Ocak kararlar\u0131, 12 Eyl\u00fcl askeri diktat\u00f6rl\u00fc\u011f\u00fc ve onun ard\u0131ndan \u00d6zal\u2019\u0131n (\u00f6nce ba\u015fbakan, ard\u0131ndan cumhurba\u015fkan\u0131 olarak) \u00f6nderli\u011findeki ANAP h\u00fck\u00fcmetleri bu s\u00fcrecin uygulay\u0131c\u0131l\u0131\u011f\u0131n\u0131 \u00fcstlendiler. \u0130thalat \u00fczerindeki kotalar kald\u0131r\u0131lmaya ba\u015fland\u0131 ve yerli \u00fcr\u00fcnler d\u00fcnya rekabetine a\u00e7\u0131ld\u0131. Yat\u0131r\u0131mlar ve ekonomik faaliyetlerin s\u00fcrd\u00fcr\u00fclebilmesi i\u00e7in gerekli d\u00f6viz kaynaklar\u0131n\u0131n elde edilebilmesine y\u00f6nelik olarak ihracat te\u015fvikleri kondu, bu te\u015fviklerle birlikte yat\u0131r\u0131mlar\u0131n y\u00fcksek k\u00e2r oranl\u0131 alanlara sevk edilmesi sa\u011fland\u0131. \u0130lk a\u015famada turizm, uluslararas\u0131 ta\u015f\u0131mac\u0131l\u0131k ve ticaret alanlar\u0131nda bir canlanma ya\u015fanacakt\u0131. Ama o d\u00f6neme de\u011fin ciddi b\u00fcy\u00fckl\u00fcklerde i\u015fletmeler kurmu\u015f olan \u00fcretici sermayenin faaliyetlerini s\u00fcrd\u00fcrebilmesi i\u00e7in, sadece \u00fcretim s\u00fcre\u00e7lerindeki yenilikler yetmiyordu; teknolojik yenilenmelere ve sermayenin b\u00fcy\u00fcmesi zorunlulu\u011funa yan\u0131t verebilmek i\u00e7in yeni finans kaynaklar\u0131na ihtiyac\u0131 vard\u0131. Bu, finans kapitalin en b\u00fcy\u00fck kesimlerince belirli oranda \u00e7okuluslu \u015firketlerle kurulan ortakl\u0131klarca sa\u011flanmaya \u00e7al\u0131\u015f\u0131l\u0131yordu, ama yabanc\u0131 sermayenin T\u00fcrkiye\u2019ye gelmekte h\u00e2l\u00e2 \u00e7ekingen davrand\u0131\u011f\u0131 bir evrede bu yeterli de\u011fildi.<\/p>\n\n\n\n<p>Burjuvazinin bu yeni finans kayna\u011f\u0131 gereksinimini gene devlet kar\u015f\u0131layacakt\u0131. Finans kapital daha 1940\u2019lar\u0131n ortalar\u0131nda bankac\u0131l\u0131k sekt\u00f6r\u00fcne girmi\u015f ve en b\u00fcy\u00fck holdingler kendi bankalar\u0131na sahip olmaya y\u00f6nelmi\u015flerdi. Akbank, Pamukbank, Yap\u0131 Kredi Bankas\u0131, Garanti Bankas\u0131 bunlar\u0131n \u00f6nde gelenleriydi ve bu bankalar i\u015ftirakler ve ucuz kredilerle holdinglerin sermaye birikimine katk\u0131da bulunmaktayd\u0131lar.<strong>(15) <\/strong>Holdinglerin bu kendi bankalar\u0131n\u0131 kurma ya da sat\u0131n alma yoluyla sahip olma s\u00fcreci 1980\u2019lerde h\u0131zla yayg\u0131nla\u015fmaya ba\u015flad\u0131, \u00f6yle ki 1990\u2019lar\u0131n sonlar\u0131nda 40\u2019a yak\u0131n holdingin kendisine ait bir bankas\u0131 vard\u0131. Bu bankalar holdinglerinin sermayesini uluslararas\u0131 sermaye ile b\u00fct\u00fcnle\u015ftirmekte arac\u0131 i\u015flevi g\u00f6r\u00fcyorlar ve negatif faiz yoluyla holding i\u015fletmelerine ucuz kredi aktar\u0131yorlard\u0131. Ama bu bankalar\u0131n as\u0131l para kayna\u011f\u0131 s\u0131n\u0131rl\u0131 bireysel mevduatlar de\u011fildi. As\u0131l kaynak devletti. Bankalar \u201ctoptanc\u0131\u201d para piyasalar\u0131ndan elde ettikleri sermaye ile devletin i\u00e7 bor\u00e7lanma amac\u0131yla \u00e7\u0131kard\u0131\u011f\u0131 y\u00fcksek faizli tahvilleri topluyorlar ve bu yolla elde ettikleri fonlar\u0131 holding \u015firketlerine aktar\u0131yorlard\u0131. Yani, \u201cdevlet hortumlan\u0131yordu\u201d, bunun y\u00fck\u00fcn\u00fc ise bu bor\u00e7lanmay\u0131 \u00f6demek zorunda b\u0131rak\u0131lan emek\u00e7i y\u0131\u011f\u0131nlar \u00fcstleniyordu.<\/p>\n\n\n\n<p>Rejimin finans kapitalin hizmetine sundu\u011fu bu yo\u011fun devlet soygunu s\u00fcrecinin sonuna 1990\u2019lar\u0131n sonlar\u0131nda, devletin art\u0131k i\u00e7 bor\u00e7 y\u00fck\u00fcn\u00fc kald\u0131ramaz hale geldi\u011fi ve iflas\u0131n e\u015fi\u011fine s\u00fcr\u00fcklendi\u011fi d\u00f6nemde ula\u015f\u0131lacakt\u0131. Ama o d\u00f6neme de\u011fin, finans kapitalin \u00f6nemli bir ihtiyac\u0131, ihracata y\u00f6nelik \u00fcretim yapabilme olana\u011f\u0131 sa\u011flanm\u0131\u015f oluyordu. Holdingler bankalar\u0131ndan elde ettikleri fonlar\u0131, \u00fcretkenli\u011fi art\u0131r\u0131c\u0131 teknolojik d\u00f6n\u00fc\u015f\u00fcmleri ger\u00e7ekle\u015ftirmekten \u00e7ok, mutlak art\u0131k de\u011fer s\u00f6m\u00fcr\u00fcs\u00fcne dayal\u0131 yat\u0131r\u0131mlarda kulland\u0131lar. K\u0131sa s\u00fcrede k\u00e2r getiren bu tip bir \u00fcretim tarz\u0131, d\u00fc\u015f\u00fck \u00fccret ve sendikal \u00f6rg\u00fcts\u00fczl\u00fck ortam\u0131nda, d\u00fcnya piyasalar\u0131nda rekabet edebilecek mal ve hizmetlerin sa\u011flanabilmesini olanakl\u0131 k\u0131l\u0131yordu. Bu s\u00fcrece kamu i\u015fletmelerinin \u00f6zelle\u015ftirilmesi e\u015flik ediyordu: Devlet kaynaklar\u0131n\u0131 so\u011furan finans kapital, bu fonlarla devlet i\u015fletmelerini \u201csat\u0131n al\u0131yordu\u201d; yani rejim asl\u0131nda kamu i\u015fletmelerini \u201cbedava\u201d finans kapitale aktar\u0131yordu.<\/p>\n\n\n\n<p>Bu ya\u011fmadan pay almak isteyen ba\u015fkalar\u0131 da vard\u0131. \u0130hracat te\u015fvikli \u00fcretim, d\u00fcnya \u00f6l\u00e7e\u011finde ya\u015fanan ta\u015feronla\u015fma d\u00f6n\u00fc\u015f\u00fcm\u00fcn\u00fc T\u00fcrkiye \u00f6l\u00e7e\u011finde de ger\u00e7ekle\u015ftiriyor, sanayi imalat\u0131 s\u00fcrecinin \u00e7e\u015fitli a\u015famalar\u0131, Anadolu\u2019nun belirli b\u00f6lgelerinde \u00f6ne \u00e7\u0131kmaya ba\u015flayan orta ve k\u00fc\u00e7\u00fck \u00f6l\u00e7ekli sermaye kesimlerine aktar\u0131yordu. Gaziantep, Kahramanmara\u015f, Kayseri, Malatya, Denizli, Konya gibi kentlerde belirli bir yo\u011funla\u015fma g\u00f6stermi\u015f olan ticari sermaye, ula\u015fabildikleri belirli \u00f6l\u00e7\u00fcdeki kredilerle birlikte, KOB\u0130 olarak adland\u0131r\u0131lan k\u00fc\u00e7\u00fck ve orta b\u00fcy\u00fckl\u00fckteki i\u015fletmeler kuruyor ve imalat sanayisi alan\u0131nda yeni yat\u0131r\u0131mlara y\u00f6neliyordu. \u201cYerel\u201d ya da Anadolu burjuvazisi olarak adland\u0131r\u0131lan bu burjuvazi, b\u00f6lgelerinde sadece ekonomik canlanma yaratmakla kalmayacak, imalat sanayisinde ve ihracattaki paylar\u0131n\u0131 da zamanla art\u0131racakt\u0131. En b\u00fcy\u00fck avantajlar\u0131 ise, i\u015f\u00e7i s\u0131n\u0131f\u0131n\u0131n en yo\u011fun, en \u00f6rg\u00fctl\u00fc kesimlerinden co\u011frafi olarak uzak, sendikal m\u00fccadele gelene\u011fine hen\u00fcz ula\u015famam\u0131\u015f emek g\u00fcc\u00fcnden son derece yo\u011fun art\u0131k de\u011fer so\u011furumu yapabilmeleriydi. Bu kesimler zamanla, sadece b\u00fcy\u00fck holdinglerin ta\u015feronlu\u011funu yapmakla kalmayacak, kamu ihalelerine kat\u0131lacak, yerel y\u00f6netimlerin kentsel d\u00f6n\u00fc\u015f\u00fcm planlar\u0131ndan paylar\u0131n\u0131 almaya y\u00f6nelecek, kamu tesislerinin i\u015fletimlerini \u00fcstlenmeye \u00e7al\u0131\u015facakt\u0131. Ku\u015fkusuz b\u00fct\u00fcn bu faaliyetler yerel burjuvazinin rejim ve h\u00fck\u00fcmetle belirli bir ili\u015fki, m\u00fcmk\u00fcnse i\u015fbirli\u011fi ger\u00e7ekle\u015ftirmesini zorunlu k\u0131lacakt\u0131. Yani, Anadolu burjuvalar\u0131n\u0131n finans kapitalin egemenli\u011findeki ekonomi s\u00fcrecinde varl\u0131klar\u0131n\u0131 geli\u015ferek s\u00fcrd\u00fcrebilmek i\u00e7in bir \u201cs\u0131n\u0131f olarak\u201d \u00f6rg\u00fctlenmesi gerekiyordu.<\/p>\n\n\n\n<p>Bunu iki d\u00fczeyde ger\u00e7ekle\u015ftirdi Anadolu burjuvazisi. Birincisi, en b\u00fcy\u00fck holdingleri b\u00fcnyesinde toplam\u0131\u015f olan T\u00dcS\u0130AD\u2019\u0131n \u2013cepheden kar\u015f\u0131s\u0131nda olmasa bile- yan\u0131 s\u0131ra kendi s\u0131n\u0131fsal ekonomik taleplerini dile getirebilmek, ayr\u0131ca \u00fcyeleri aras\u0131nda kredi ve pazar konular\u0131nda dayan\u0131\u015fma a\u011f\u0131 \u00f6rmek amac\u0131yla 1990\u2019da M\u00fcstakil \u0130\u015fadamlar\u0131 Derne\u011fi\u2019ni (M\u00dcS\u0130AD) kurdu. \u00d6zellikle \u00d6zal iktidar\u0131n\u0131n 1980\u2019lerin ikinci yar\u0131s\u0131nda h\u0131z verdi\u011fi neoliberal ekonomi politikalar\u0131 d\u00f6neminde ta\u015frada serpilip geli\u015fen, bir yandan b\u00fcy\u00fck holdinglerin ta\u015feronlu\u011funu yapan, ama bununla yetinmeyip ihracat te\u015fviklerinden yararlanarak \u00f6zellikle Ortado\u011fu ve ard\u0131ndan eski SSCB kal\u0131nt\u0131s\u0131 yeni T\u00fcrk\u00ee devletlere mal satmaya y\u00f6nelen Anadolu k\u00f6kenli kapitalistler, yirmi y\u0131l i\u00e7inde 30\u2019u a\u015fk\u0131n ilde M\u00dcS\u0130AD \u015fubeleri kurmay\u0131 ve 3 bin kadar \u00fcyeyi birle\u015ftirmeyi ba\u015fard\u0131lar. Bug\u00fcn M\u00dcS\u0130AD, kendisi hakk\u0131nda verdi\u011fi bilgiye g\u00f6re, <em>\u201cGSMH\u2019ya yakla\u015f\u0131k 35 milyar dolar, ihracata ise yakla\u015f\u0131k 10 milyar dolar katk\u0131s\u0131 olan, yakla\u015f\u0131k 750.000 ki\u015fiye istihdam sa\u011flayan ve y\u0131ll\u0131k ortalama 3 milyar dolara yak\u0131n yat\u0131r\u0131m yapan 15.000 i\u015fletmeyi temsil etmektedir\u201d.<\/em><strong><em>(16)<\/em><\/strong> Bu i\u015fletmelerin bir b\u00f6l\u00fcm\u00fc bug\u00fcn T\u00dcS\u0130AD \u00f6l\u00e7e\u011fine eri\u015fen holdingler haline gelmi\u015f olsa bile M\u00dcS\u0130AD esas olarak KOB\u0130\u2019lerin topland\u0131\u011f\u0131 sermaye grubunu temsil etmektedir.<\/p>\n\n\n\n<p>Anadolu burjuvazisinin ikinci \u00f6rg\u00fctlenme d\u00fczeyi ise politik alandayd\u0131. Yukar\u0131da anlatmaya \u00e7al\u0131\u015ft\u0131\u011f\u0131m\u0131z gibi T\u00fcrkiye\u2019de burjuvazi rejimin sa\u011flad\u0131\u011f\u0131 devlet olanaklar\u0131yla geli\u015fip g\u00fc\u00e7l\u00fc bir finans kapital haline d\u00f6n\u00fc\u015fm\u00fc\u015ft\u00fc ve neoliberal evrede de sermaye birikimini ve s\u00fcreklili\u011fini devletin sundu\u011fu kaynaklardan yararlanarak s\u00fcrd\u00fcr\u00fcyordu. Bu a\u00e7\u0131dan ta\u015fra burjuvalar\u0131n\u0131n bu kaynaklara ula\u015fabilmeleri, rejim ve h\u00fck\u00fcmetler \u00fczerinde politik etkiye sahip olabilmelerine ba\u011fl\u0131yd\u0131. Ta\u015fra burjuvazisi bu aray\u0131\u015f\u0131n\u0131, \u0130slami politik kimlik alt\u0131nda, muhafazak\u00e2r ve \u0130slamc\u0131 ideolojiye dayanan partiler arac\u0131l\u0131\u011f\u0131yla s\u00fcrd\u00fcrmeye y\u00f6neldi. Asker-polis rejimi alt\u0131nda korunan devlet yap\u0131s\u0131na s\u0131zabilmenin yolu \u2013e\u011fer bu bir \u0130slami devrim olmayacaksa- parlamentoya kendi temsilcilerini sokabilmekten ve m\u00fcmk\u00fcnse iktidara gelebilmekten ge\u00e7iyordu. \u0130\u015fte bu zorunluluk Anadolu burjuvazisini rejim kar\u015f\u0131s\u0131nda bir demokrasi s\u00f6ylemi kurmaya itecek ve Bonapartist rejimin kar\u015f\u0131s\u0131ndaym\u0131\u015f gibi g\u00f6r\u00fcnen bir konum almaya zorlayacakt\u0131. Ta\u015fra kentlerinde toplanan muhafazak\u00e2r kitlelerin oylar\u0131n\u0131 y\u00f6nlendirme kapasitesi, yerel burjuvalara politik partiler ve h\u00fck\u00fcmetler \u00fczerinde bask\u0131 olu\u015fturma olana\u011f\u0131 yarat\u0131yordu; ye\u015fil renkli bir demokrasi ve sosyal adalet s\u00f6ylemi de b\u00fcy\u00fck kentlerin yoksul y\u0131\u011f\u0131nlar\u0131ndan yan\u0131t buluyordu.<\/p>\n\n\n\n<p>2000\u2019lerin ba\u015flar\u0131na de\u011fin devlet ya\u011fmal\u0131 kredi olanaklar\u0131n\u0131, finans kapitalin en b\u00fcy\u00fck holdinglerinin elinde bulundurdu\u011fu bankalar denetliyor ve para sermayeyi kendi holding \u015firketlerine aktar\u0131yordu; bu ko\u015fullarda da KOB\u0130\u2019ler ya\u011fmadan kendilerine yetecek kredileri \u00e7ekip alam\u0131yorlard\u0131. Ger\u00e7ekle\u015ftirilen \u00f6zelle\u015ftirmelerde Anadolu sermayesi, kamu \u015firketlerinin b\u00fcy\u00fckl\u00fc\u011f\u00fc kar\u015f\u0131s\u0131nda birikim ve kredi g\u00fcc\u00fc a\u00e7\u0131s\u0131ndan yeterli \u015fansa sahip de\u011fildi ama ta\u015feron firma olarak i\u015flev \u00fcstlenebilirdi; \u00f6te yandan h\u00fck\u00fcmet ihaleyi kazanan firmalar\u0131n ta\u015feron \u015firketler se\u00e7iminde s\u00f6z sahibiydi ve yerel sermayenin bu politik alana s\u0131zabilmesi gerekiyordu. Di\u011fer bir kaynak da, kamu y\u00f6netimleri, \u00f6zellikle de belediyelerdi. Kamu y\u00f6netimleri yeni yasal d\u00fczenlemeler sonucunda \u015firket kurma olana\u011f\u0131na kavu\u015fmu\u015ftu ve \u00f6zellikle b\u00fcy\u00fck kent belediyeleri merkez\u00ee y\u00f6netimin baz\u0131 yetkilerini kullanarak \u00f6zel sekt\u00f6re kaynak aktar\u0131m\u0131nda bulunabilmekte, yerel i\u015fadamlar\u0131n\u0131n sermaye birikimlerine katk\u0131da bulunabilmekteydiler. Yerel m\u00fcteahhitler de Toplu Konut \u0130daresi Ba\u015fkanl\u0131\u011f\u0131\u2019n\u0131n (TOK\u0130) projelerinden yararlanma olanaklar\u0131n\u0131 aramaktayd\u0131lar. Devlet kaynaklar\u0131n\u0131n h\u00fck\u00fcmetler taraf\u0131ndan burjuvaziye da\u011f\u0131t\u0131ld\u0131\u011f\u0131 bu ortamda ve ko\u015fullarda, yerel burjuvazi politik partiler ve rejim \u00fczerindeki bask\u0131lar\u0131n\u0131 yo\u011funla\u015ft\u0131rd\u0131 ve g\u00f6r\u00fcn\u00fcrde \u201c\u0130slamc\u0131 demokratlar\u201d ile \u201cKemalist stat\u00fckocular\u201d aras\u0131nda bir gerilim ortaya \u00e7\u0131kt\u0131.<strong>(17)<\/strong><\/p>\n\n\n\n<p><strong>Burjuva \u00d6nderli\u011fin Yeniden \u00d6rg\u00fctlenmesi<\/strong><\/p>\n\n\n\n<p>\u201c\u0130slami sermaye\u201d olarak adland\u0131r\u0131lan yerel burjuvazinin devlet kaynaklar\u0131na ve olanaklar\u0131na ula\u015fabilmek amac\u0131yla rejim \u00fczerindeki bask\u0131lar\u0131 \u00f6nce geleneksel burjuva partileri \u00fczerinde da\u011f\u0131t\u0131c\u0131 bir etki yaratt\u0131. Finans kapitale do\u011frudan ba\u011fl\u0131, ama iktidarda olabilmek i\u00e7in Anadolu\u2019nun oy deposuna ba\u015fvurmak durumunda olan, bu arada Bonapartist rejimin s\u00fcreklili\u011fini \u00fcstlenmi\u015f halde bulunan ANAP ve DYP gibi partiler, Anadolu burjuvazisinin taleplerine yeterli yan\u0131t\u0131 getiremedikleri oranda, \u0130slami kesimin \u201chas\u201d partisi g\u00f6r\u00fcn\u00fcm\u00fcndeki Refah Partisi (daha sonralar\u0131 Fazilet ve Saadet partileri) aleyhine kitleler aras\u0131nda oy ve parlamento i\u00e7inde g\u00fc\u00e7 yitirmeye ba\u015flad\u0131lar. Asker-polis rejiminin politik partisi g\u00f6r\u00fcn\u00fcm\u00fcndeki CHP ise (DSP ve di\u011fer merkez sol varyasyonlar\u0131yla birlikte) bir dizi par\u00e7alanma sonucunda politik haritadan silinir duruma geldi. Burjuva partilerindeki bu da\u011f\u0131n\u0131kl\u0131k bir dizi g\u00fc\u00e7s\u00fcz koalisyon h\u00fck\u00fcmetinin kurulmas\u0131na yol a\u00e7\u0131yor, bu da finans kapitalin oldu\u011fu kadar Anadolu burjuvalar\u0131n\u0131n da ihtiya\u00e7lar\u0131na yan\u0131t verecek ekonomik bir istikrar\u0131n yakalanmas\u0131n\u0131 engelliyordu. 1995\u2019te Refah Partisi 6 milyon oy alarak (%21,38) parlamentoya g\u00fc\u00e7l\u00fc bir bi\u00e7imde girdi ve ertesi y\u0131l Necmettin Erbakan\u2019\u0131n ba\u015fbakanl\u0131\u011f\u0131nda \u201cRefahyol\u201d h\u00fck\u00fcmetini (RP-DYP koalisyonu) kurdu. Ne var ki, RP\u2019nin militan \u0130slamc\u0131 kesimlerinin bask\u0131s\u0131 bu partiyi, sadece finans kapital i\u00e7in de\u011fil, Anadolu burjuvazisi a\u00e7\u0131s\u0131ndan da yeterince \u201cpragmatik\u201d olmayan, rejim ile olan \u00e7eli\u015fkiyi sermayeyi rahats\u0131z edecek bir d\u00fczeye s\u00fcr\u00fckl\u00fcyordu. Sonu\u00e7ta Bonapartist \u201carka plan\u201d 28 \u015eubat 1997 darbesiyle Erbakan\u2019\u0131 iktidardan uzakla\u015ft\u0131racak ve partisini de Anayasa Mahkemesi kapatacakt\u0131.<\/p>\n\n\n\n<p>Ama rejimin \u201cistikrar\u0131n\u0131\u201d bozan as\u0131l (veya sadece) \u00f6\u011fe \u0130slamc\u0131 ak\u0131m de\u011fildi. Gerekli ekonomik temellerine oturtulamam\u0131\u015f liberal politikalar yaln\u0131zca holding bankalar\u0131n\u0131n de\u011fil, devletin i\u00e7inde veya \u00e7evresinde \u00e7\u00f6reklenmi\u015f, politik partiler ve \u015fahsiyetler arac\u0131l\u0131\u011f\u0131yla h\u00fck\u00fcmetlerin ve bakanl\u0131klar\u0131n karar merkezlerine kadar s\u0131zm\u0131\u015f pek \u00e7ok mafya grubunun devlet olanaklar\u0131n\u0131 so\u011furabilmesini olanakl\u0131 k\u0131l\u0131yordu. \u00d6te yandan K\u00fcrt ulusal hareketine kar\u015f\u0131 rejimin s\u00fcrd\u00fcrd\u00fc\u011f\u00fc sava\u015f, silah ve uyu\u015fturucu ka\u00e7ak\u00e7\u0131l\u0131\u011f\u0131ndan K\u00fcrt illerinde (hatta \u0130stanbul\u2019da) ekonomik ve toplumsal ya\u015fam\u0131 ekonomi ve politika d\u0131\u015f\u0131 y\u00f6ntemlerle teslim almaya kadar uzanan bir yelpazede faaliyet g\u00f6steren \u0131rk\u00e7\u0131-fa\u015fizan \u00e7etelerin olu\u015fmas\u0131na yol a\u00e7\u0131yordu. \u00d6zetle, g\u00fcvenlik kurumlar\u0131n\u0131n i\u00e7ine kadar s\u0131zmay\u0131 ve bu kurumlar\u0131n belirli par\u00e7alar\u0131n\u0131 kendi y\u00f6neli\u015fleri do\u011frultusunda kullanmay\u0131 bile ba\u015faran bu mafya tipi \u00f6rg\u00fctlenmeler ve \u00e7eteler, bask\u0131, denetim ve \u201c\u00f6zg\u00fcrl\u00fckler\u201d ayg\u0131tlar\u0131n\u0131 kullanma tekelini elinde bulunduran \u2013ya da hep \u00f6yle olmas\u0131n\u0131 isteyen- Bonapartist rejimin dengelerini sars\u0131yor, ipleri elinden ka\u00e7\u0131rarak, nas\u0131l sonu\u00e7lanaca\u011f\u0131 pek belli olmayan bir krize do\u011fru s\u00fcr\u00fcklenmesine neden oluyordu.<\/p>\n\n\n\n<p>Emperyalist sermayeyle i\u015fbirlikleri arayan ve onu kendi i\u00e7 birikim s\u00fcrecine katmaya \u00e7al\u0131\u015fan, bu yolla d\u00fcnya pazarlar\u0131nda rekabet olanaklar\u0131 arayan finans kapitalin en g\u00fc\u00e7l\u00fc kesimlerinin; ayr\u0131ca, birikimleri, yat\u0131r\u0131mlar\u0131 ve faaliyet s\u00fcreklilikleri bak\u0131m\u0131ndan devlet deste\u011fine, eri\u015filebilir krediye ve istikrarl\u0131 \u00fcretim ve piyasa ortamlar\u0131na ihtiya\u00e7 duyan yerel burjuvazinin bu kaotik politik ve toplumsal dinamikten \u015fik\u00e2yet etmemesi olanakl\u0131 de\u011fildi ve s\u00fcrecin ard\u0131nda \u201claik-dinci\u201d \u00e7eki\u015fmesi g\u00f6ren kesimleri olduk\u00e7a \u015fa\u015f\u0131rtan bir bi\u00e7imde, T\u00dcS\u0130AD ile M\u00dcS\u0130AD rejime y\u00f6nelik olarak ortak talepler ileri s\u00fcrmeye ba\u015flad\u0131lar. Bunlar\u0131n ba\u015f\u0131nda, \u201chortumlama\u201d sonucunda i\u00e7 bor\u00e7lanmas\u0131n\u0131 art\u0131k \u00f6deyemez konuma s\u00fcr\u00fcklenen devletin, t\u00fcm sistem kendi a\u011f\u0131rl\u0131\u011f\u0131yla \u00e7\u00f6kmeden \u00f6nce banka-holding ili\u015fkilerine bir son vermesi, i\u015flevleri kendi holdinglerine para aktarma mekanizmas\u0131 olmaktan \u00f6teye ge\u00e7meyen \u201csahte\u201d bankalar\u0131 piyasadan temizlemesi, \u201cger\u00e7ek\u201d bankalar\u0131 ger\u00e7ek bankac\u0131l\u0131kla u\u011fra\u015fan ve piyasada rekabet edebilecek g\u00fcvenirlikte t\u00fcm i\u015fletmelere kredi sa\u011flayan kurumlar haline d\u00f6n\u00fc\u015ft\u00fcrmesi geliyordu. K\u0131sacas\u0131, devlet ile finans sekt\u00f6r\u00fc aras\u0131ndaki ili\u015fki yeniden d\u00fczenlenmeli, sermayenin istikrarl\u0131 b\u00fcy\u00fcme ortam\u0131 yarat\u0131lmal\u0131, bir yandan k\u00fcresel ekonomi normlar\u0131 hayata ge\u00e7irilirken (T\u00dcS\u0130AD) bir yandan da KOB\u0130\u2019lere mali destek ve piyasa yard\u0131m\u0131 sunulmal\u0131yd\u0131 (M\u00dcS\u0130AD).<\/p>\n\n\n\n<p>Finans kapitalin ve yerel burjuvazinin bu bask\u0131lar\u0131, T\u00fcrkiye ekonomisinin d\u00fcnya piyasalar\u0131yla tam b\u00fct\u00fcnle\u015fmesini ama\u00e7layan IMF\u2019nin bas\u0131nc\u0131yla da birle\u015ferek, h\u00fck\u00fcmetler \u00fczerinde yapt\u0131r\u0131m g\u00fcc\u00fcne d\u00f6n\u00fc\u015ft\u00fc ve IMF ile Haziran 1998\u2019de (Anasol-D h\u00fck\u00fcmeti) \u201cYak\u0131n \u0130zleme\u201d, 2000 ba\u015f\u0131nda da (DSP-ANAP-MHP h\u00fck\u00fcmeti) \u00fc\u00e7 y\u0131ll\u0131k <em>stand-by<\/em> anla\u015fmalar\u0131 imzaland\u0131 ve nihayet ayn\u0131 h\u00fck\u00fcmet May\u0131s 2001\u2019de \u201cT\u00fcrkiye\u2019de G\u00fc\u00e7l\u00fc Ekonomiye Ge\u00e7i\u015f Program\u0131\u201dn\u0131 ilan etti. B\u00fct\u00fcn bu anla\u015fmalar ve programlar sonucunda, bankac\u0131l\u0131k sekt\u00f6r\u00fcnde devasa bir \u201ctemizlik\u201d s\u00fcreci ba\u015flayacak ve \u00fclkedeki sermaye birikimi modeli bir kez daha ve bu sefer uluslararas\u0131 piyasa normlar\u0131 uyar\u0131nca yeniden d\u00fczenlenecekti. \u00d6nlemlerin ba\u015fl\u0131ca amac\u0131 piyasadaki banka enflasyonuna son verip finans kapitalin en g\u00fc\u00e7l\u00fc kesimlerinin \u00e7\u0131kar\u0131na olarak sermayenin yo\u011funla\u015fmas\u0131n\u0131 ve merkezile\u015fmesini ger\u00e7ekle\u015ftirmek, bankalar\u0131 holding besleyicisi \u201chortumlama\u201d kurulu\u015flar\u0131 olmaktan \u00e7\u0131kar\u0131p d\u00fcnya finans sekt\u00f6r\u00fcyle b\u00fct\u00fcnle\u015fmi\u015f ve ger\u00e7ek bankac\u0131l\u0131k faaliyeti s\u00fcrd\u00fcren kurumlar haline getirmek, sanayi yap\u0131s\u0131nda <em>\u201cbilgi ve teknoloji yo\u011fun mallara do\u011fru\u201d<\/em><strong><em>(18)<\/em><\/strong> bir d\u00f6n\u00fc\u015f\u00fcm ger\u00e7ekle\u015ftirerek imalat sanayisini k\u00fcresel rekabetin ihtiya\u00e7lar\u0131na uygun bir yap\u0131ya kavu\u015fturmakt\u0131.<\/p>\n\n\n\n<p>M\u00dcS\u0130AD\u2019\u0131n bu programa baz\u0131 itirazlar\u0131 vard\u0131. D\u00f6nemin Ekonomi Bakan\u0131 Kemal Dervi\u015f\u2019in T\u00dcS\u0130AD k\u00f6kenli dar bir finans kapital kesimiyle \u00e7al\u0131\u015ft\u0131\u011f\u0131ndan yak\u0131n\u0131yor, IMF\u2019nin faiz d\u0131\u015f\u0131 b\u00fct\u00e7e fazlas\u0131n\u0131n art\u0131r\u0131lmas\u0131 talebini ele\u015ftiriyor, vergi art\u0131r\u0131mlar\u0131n\u0131n geri \u00e7ekilmesini istiyor ve kaynaklar\u0131n bankac\u0131l\u0131k sistemi arac\u0131l\u0131\u011f\u0131yla t\u00fcketime ve yat\u0131r\u0131mlara aktar\u0131lmas\u0131n\u0131 istiyordu. Ama d\u00f6n\u00fc\u015f\u00fcm\u00fcn hedefleri konusunda hemfikirdi ve s\u00fcrecin h\u0131zland\u0131r\u0131larak devlet ile bankac\u0131l\u0131k sekt\u00f6r\u00fc aras\u0131ndaki \u00e7arp\u0131k ili\u015fkinin radikal \u00f6nlemlerle d\u00fczeltilmesinden yanayd\u0131. Devlet, \u00f6zelle\u015ftirmelerden, vergi gelirlerinden ve kamu harcamalar\u0131ndaki kesintilerden elde edilen gelirleri bor\u00e7 faizi \u00f6demelerine \u2013dolay\u0131s\u0131yla finans kapitalin en g\u00fc\u00e7l\u00fc ve rejimle i\u00e7 i\u00e7e olan holdinglerine- y\u00f6neltti\u011fi s\u00fcrece orta ve k\u00fc\u00e7\u00fck \u00f6l\u00e7ekli sermaye kredi ve birikim olanaklar\u0131ndan mahrum kalmaya devam edecekti.<\/p>\n\n\n\n<p>Farkl\u0131 b\u00fcy\u00fckl\u00fckteki sermaye gruplar\u0131n\u0131 ve dolay\u0131s\u0131yla s\u0131n\u0131f kesimlerini temsil etme iddias\u0131ndaki bu iki \u00e7evre aras\u0131ndaki bir ba\u015fka ortakla\u015fma noktas\u0131 da, eme\u011fe y\u00f6nelik sald\u0131r\u0131n\u0131n niteli\u011fiydi. Gerek finans kapital d\u00fcnya pazarlar\u0131nda rekabet edebilmek ve yabanc\u0131 sermayeyi \u00fclkeye daha kolay davet edebilmek amac\u0131yla; gerekse KOB\u0130\u2019ler, s\u0131n\u0131rl\u0131 \u00f6l\u00e7ekteki sermayelerinden en y\u00fcksek verimi elde edebilmek ve m\u00fcmk\u00fcnse Ortado\u011fu ve Orta Asya pazarlar\u0131na ihracat olana\u011f\u0131na kavu\u015fabilmek hedefiyle, emek g\u00fcc\u00fcn\u00fcn de\u011ferinin d\u00fc\u015f\u00fcr\u00fclmesi ve g\u00f6reli ve mutlak art\u0131k de\u011fer s\u00f6m\u00fcr\u00fcs\u00fc oranlar\u0131n\u0131n art\u0131r\u0131lmas\u0131ndan yanayd\u0131. Toplu i\u015ften \u00e7\u0131karmalar, zorunlu \u00fccretsiz izinler, k\u0131smi ya da k\u0131sa s\u00fcreli \u00e7al\u0131\u015fma gibi \u201cesnek i\u015fg\u00fcc\u00fc piyasas\u0131\u201d uygulamalar\u0131yla i\u015f\u00e7i s\u0131n\u0131f\u0131n\u0131n \u00f6rg\u00fctl\u00fc hak arama olanaklar\u0131na darbe indiren ve reel \u00fccretlerde indirim sa\u011flayan 4857 say\u0131l\u0131 yeni \u00c7al\u0131\u015fma Yasas\u0131 da May\u0131s 2003\u2019te (I. Erdo\u011fan h\u00fck\u00fcmeti) parlamentoda kabul g\u00f6recekti.<\/p>\n\n\n\n<p>Birikim sisteminin yeni bir d\u00fczene oturtulmas\u0131 konusunda g\u00f6r\u00fc\u015f birli\u011finde olmakla birlikte, \u0130stanbul k\u00f6kenli finans kapital ile Anadolu k\u00f6kenli yerel burjuvazinin rejim ve h\u00fck\u00fcmet konusuna yakla\u015f\u0131mlar\u0131 farkl\u0131 oldu. Bonapartist rejimin do\u011frudan \u00fcr\u00fcn\u00fc olan finans kapital, geleneksel partilerin farkl\u0131 h\u00fck\u00fcmet bile\u015fimleriyle siyasi \u00f6nderlik sorununa rejimi sarsmadan \u00e7\u00f6z\u00fcm getirmesini bekliyordu; ne var ki, 1990\u2019lar\u0131n sonlar\u0131nda a\u011f\u0131rla\u015fan krizin ve 2001\u2019deki mali \u00e7\u00f6k\u00fcnt\u00fcn\u00fcn kitleler nezdinde yol a\u00e7t\u0131\u011f\u0131 sonu\u00e7lar, bu partilerin iktidar olabilmesini olanakl\u0131 k\u0131lan k\u00fc\u00e7\u00fck burjuva kitlelerin o \u00f6nderliklere olan g\u00fcvenini hemen t\u00fcm\u00fcyle yerle bir etmi\u015fti. Anadolu burjuvazisi ise, kendisini kredi ve birikim olanaklar\u0131ndan uzak tutan holdinglerin ve bankalar\u0131n rejimle olan i\u00e7i\u00e7eli\u011fini do\u011fru olarak tespit ederek, bu ittifak\u0131 bozmaya \u00e7al\u0131\u015f\u0131yor ve bu ama\u00e7la da \u201cmazlumcu \u0130slami\u201d kimlik alt\u0131nda oklar\u0131n\u0131 rejimin belirli kurumlar\u0131na y\u00f6neltiyordu. Devlet kaynaklar\u0131na ula\u015fabilmesinin yeg\u00e2ne yolu h\u00fck\u00fcmet olmak \u2013ya da onun \u00fczerinde etkili bir konuma y\u00fckselmek- oldu\u011fundan parlamenter ara\u00e7lara sar\u0131l\u0131yor, bunun \u00f6n\u00fcne dikilen \u201cperde arkas\u0131\u201d silahl\u0131 ve silahs\u0131z muhaf\u0131zlar\u0131 Kemalist demokrasi kar\u015f\u0131tlar\u0131, kendisini de \u0130slamc\u0131 liberal demokratlar olarak ilan ediyordu. Ortaya tuhaf bir \u201ccephe\u201d \u00e7\u0131kmaya ba\u015flam\u0131\u015ft\u0131: Tamamen burjuva s\u0131n\u0131fsal ama\u00e7larla iktidar kat\u0131na y\u00fckselmek isteyen ve bunun i\u00e7in elinde tuttu\u011funu d\u00fc\u015f\u00fcnd\u00fc\u011f\u00fc Anadolu \u201coy deposunu\u201d kullanmak arzusundaki Anadolu k\u00f6kenli sermaye gruplar\u0131 ve tarikatlar\u0131; bu gruplar\u0131n \u0130slami s\u00f6ylemini ve k\u00fc\u00e7\u00fck burjuvazinin muhafazak\u00e2r e\u011filimlerini, T\u00fcrkiye\u2019de demokrasinin \u00f6n\u00fcnde engel olu\u015fturan Bonapartist rejimi -y\u0131kmasa bile- a\u015f\u0131nd\u0131rabilecek temel g\u00fc\u00e7 olarak g\u00f6ren liberal sol ayd\u0131nlar; \u201csiyasalla\u015fma\u201d karar\u0131 do\u011frultusunda rejimin askeri a\u011f\u0131rl\u0131\u011f\u0131na kar\u015f\u0131 kendisine m\u00fcttefik arayan K\u00fcrt ulusal hareketi kesimleri; ya\u015fam ko\u015fullar\u0131nda, kamu hizmetlerinde ve sosyal g\u00fcvenlik sistemindeki bozulma ve k\u00f6t\u00fcle\u015fmeleri, burjuvazinin sald\u0131r\u0131s\u0131ndan ziyade \u201cdevleti hortumlayanlara\u201d ve onun politika alan\u0131ndaki temsilcilerinin yozla\u015fm\u0131\u015fl\u0131\u011f\u0131na ba\u011flayan kentli yoksul s\u0131n\u0131flar\u2026&nbsp;<\/p>\n\n\n\n<p>Bu karma\u015f\u0131k s\u00fcrecin i\u00e7inden \u201cistikrar, demokrasi ve geli\u015fme\u201d s\u00f6ylemiyle \u00f6ne \u00e7\u0131karak hemen her kesime hitap eden AKP, tamamen burjuva liberal bir program \u00e7er\u00e7evesinde (ku\u015fkusuz kitlelerin diliyle konu\u015fmay\u0131 beceren karizmatik ve pop\u00fclist \u00f6nderinin de etkisiyle) 2002\u2019de iktidar olmay\u0131 ba\u015fard\u0131. AKP iktidar\u0131n\u0131 esas olarak rejimin neredeyse y\u00fczy\u0131ll\u0131k bask\u0131lar\u0131 alt\u0131nda ezilip horlanm\u0131\u015f, demokratik kat\u0131l\u0131m ve m\u00fccadele olanaklar\u0131ndan sistematik olarak ve cebren uzak tutulmu\u015f; b\u00fct\u00fcn kanatlar\u0131yla burjuvazinin sermaye birikimi h\u0131rs\u0131n\u0131 ve zorunlulu\u011funu \u201cvatan, millet\u201d s\u00f6ylemleri alt\u0131nda kendi yoksullu\u011fuyla beslemek zorunda b\u0131rak\u0131lm\u0131\u015f; pa\u015fas\u0131ndan e\u015fraf\u0131na, polisinden mafyas\u0131na kadar b\u00fct\u00fcn zorbalar\u0131n her t\u00fcrl\u00fc gaddarl\u0131\u011f\u0131na maruz kalm\u0131\u015f; se\u00e7ti\u011fi politikac\u0131lar\u0131n \u00e7\u00fcr\u00fcm\u00fc\u015fl\u00fc\u011f\u00fcne ve ikiy\u00fczl\u00fcl\u00fc\u011f\u00fcne her seferinde tan\u0131k olmu\u015f kitlelerin oylar\u0131na bor\u00e7luydu ve iktidar olma g\u00fcc\u00fcn\u00fc bu kitlelerin biraz daha iyi bir ya\u015fam \u00f6zlemlerinden al\u0131yordu. Demokratik i\u015flerlik i\u00e7inde bu g\u00fc\u00e7 onu rejim kar\u015f\u0131s\u0131nda sa\u011flam bir konuma yerle\u015ftiriyordu. Ama iktidar\u0131n\u0131n s\u00fcreklili\u011fi, asker-polis ayg\u0131t\u0131, finans kapital ve yerel burjuvaziyi kendi \u00e7evresinde birle\u015ftirip birle\u015ftirememesine ba\u011fl\u0131yd\u0131. AKP i\u015fte bunu ger\u00e7ekle\u015ftirerek kendisini burjuvazinin yeni \u00f6nderli\u011fi olarak peki\u015ftirmeyi ba\u015faracakt\u0131.<\/p>\n\n\n\n<p>Zay\u0131f koalisyonlar sonucunda do\u011fan h\u00fck\u00fcmet krizleri ve b\u00f6ylece a\u011f\u0131rla\u015fan politik bunal\u0131m s\u00fcrecinde denetimin elinden ka\u00e7makta oldu\u011funu g\u00f6zlemleyen asker-sivil b\u00fcrokrasi ayg\u0131t\u0131n\u0131n, \u0130slami e\u011filimleri belli olan bir partinin ciddi bir oy ve milletvekili y\u00fck\u00fcyle iktidar olmas\u0131 kar\u015f\u0131s\u0131nda tedirgin olmamas\u0131 m\u00fcmk\u00fcn de\u011fildi. Devletin burjuvazinin talepleri do\u011frultusunda \u201ck\u00fc\u00e7\u00fclt\u00fclmesinin\u201d rejimin silahl\u0131 ve sivil muhaf\u0131zlar\u0131n\u0131n ekonomik ve toplumsal ayr\u0131cal\u0131klar\u0131n\u0131 zedeleyecek kerteye varmas\u0131, bizzat o rejimin ilgas\u0131 anlam\u0131na gelecekti ve bu, darbeden i\u00e7 sava\u015fa kadar uzanabilecek bir olas\u0131l\u0131klar yelpazesi yarat\u0131yordu. Bu kayg\u0131yla hareket eden b\u00fcrokrasi, asker kesimin Web sayfas\u0131nda yay\u0131mlanan bildirilerden y\u00fcksek mahkeme ba\u015fkanlar\u0131n\u0131n, \u00fcniversite rekt\u00f6rlerinin vb. deme\u00e7lerine, parti kapatma ve parlamentoda Cumhurba\u015fkan\u0131 se\u00e7imi iptali davalar\u0131na, hatta h\u00fck\u00fcmet\u00e7e d\u00fczenlenen kutlama kokteyllerinin boykotuna kadar uzanan bir \u201cuyar\u0131lar\u201d sistemine ba\u015fvuracakt\u0131. Rejimin halk taraf\u0131ndan se\u00e7ilmeyip kendisince atanm\u0131\u015f muhaf\u0131zlar\u0131n\u0131n, burjuva demokrasisi kurallar\u0131nca se\u00e7imle i\u015fba\u015f\u0131na gelmi\u015f bir h\u00fck\u00fcmet \u00fczerindeki tehditleri, \u00f6te yandan AKP\u2019nin \u201cmazlum demokrat\u201d pop\u00fclizmi, \u201cKemalist stat\u00fckocular\u201d ile \u201c\u0130slamc\u0131 demokratlar\u201d \u00e7eki\u015fmesi g\u00f6r\u00fcnt\u00fcs\u00fcn\u00fc g\u00fc\u00e7lendiriyordu. Bu g\u00f6r\u00fcnt\u00fcy\u00fc politik bir ger\u00e7eklik olarak alg\u0131layanlar\u0131n g\u00f6zden ka\u00e7\u0131rd\u0131klar\u0131 ise, emperyalizme ba\u011f\u0131ml\u0131, Bonapartist rejimle y\u00f6netilen bir yar\u0131s\u00f6m\u00fcrge \u00fclkede, liberal demokrasinin tarihsel s\u0131n\u0131rl\u0131l\u0131\u011f\u0131yd\u0131. Kitlelerin demokratik devrimci at\u0131l\u0131m\u0131yla y\u0131k\u0131lmad\u0131\u011f\u0131 ve yerini bir i\u015f\u00e7i-emek\u00e7i h\u00fck\u00fcmetine b\u0131rakmad\u0131\u011f\u0131 s\u00fcrece, burjuva demokrasisinin s\u0131n\u0131rlar\u0131n\u0131n da Bonapartist sistemin ta\u015f\u0131y\u0131c\u0131 s\u00fctunlar\u0131nca \u00e7evrelenip \u00e7izilece\u011fi ger\u00e7e\u011fi g\u00f6r\u00fclemiyordu.<\/p>\n\n\n\n<p>Finans kapitalin AKP iktidar\u0131 kar\u015f\u0131s\u0131ndaki tutumu ise bir hayli \u00e7eli\u015fkiliydi. Teknoloji yo\u011fun art\u0131k de\u011fer s\u00f6m\u00fcr\u00fcs\u00fcne y\u00f6nelik ve d\u00fcnya piyasalar\u0131nda rekabet etme g\u00fcc\u00fcne dayal\u0131 ekonomi politikalar\u0131 finans kapital i\u00e7inde yer alan ama devlet rant\u0131yla beslenen gruplar\u0131 a\u00e7\u0131k\u00e7a rahats\u0131z ediyordu. Bu kesimler, kendi bankalar\u0131ndan K\u0130T\u2019lere y\u00fcksek faizlerle kredi vermeyi ve K\u0130T\u2019lerden kendi i\u015fletmelerine ucuz girdi almay\u0131 s\u00fcrd\u00fcrebilmek amac\u0131yla \u00f6zelle\u015ftirmelere kar\u015f\u0131 \u00e7\u0131k\u0131yor, bunun sonucunda da Bonapartist rejimin geleneksel \u201cdevlet\u00e7i\u201d \u00e7izgisini destekler bir g\u00f6r\u00fcn\u00fcm al\u0131yorlard\u0131. Gene bu kesimler, yurt d\u0131\u015f\u0131ndaki kendi \u015firketlerine para aktar\u0131m\u0131 yap\u0131yor, sonra bu \u015firketlerden yurt i\u00e7indeki i\u015fletmeleri i\u00e7in \u201cbor\u00e7\u201d al\u0131yorlard\u0131 (<em>back to back<\/em> bor\u00e7 sistemi); ard\u0131ndan da h\u00fck\u00fcmetten bu a\u011f\u0131r bor\u00e7lar\u0131n \u00f6denebilmesi i\u00e7in yard\u0131m talep ediyorlar, bu ama\u00e7la IMF\u2019den devletin bor\u00e7 almas\u0131n\u0131 istiyorlard\u0131. Kredi olanaklar\u0131na kavu\u015fmay\u0131 arzulayan Anadolu k\u00f6kenli yeni sermaye gruplar\u0131n\u0131n tepkisini \u00e7eken ve finans kapitalin en g\u00fc\u00e7l\u00fc kesimlerinin ekonominin k\u00fcresel normlara uygun olarak \u00e7al\u0131\u015ft\u0131r\u0131lmas\u0131 arzusuna ters d\u00fc\u015fen bu rant so\u011furumu uygulamalar\u0131, finans kapitalin rantiye kesimleri ile birikim s\u00fcrecini burjuvazi aras\u0131nda \u201csosyalle\u015ftirmeye\u201d y\u00f6nelik politikalar izlemek hevesindeki AKP aras\u0131nda \u00e7at\u0131\u015fmal\u0131 bir ortam do\u011furuyordu. Ve bu gerginlik kamuoyuna b\u00fcrokrasi-T\u00dcS\u0130AD ittifak\u0131 ile AKP aras\u0131ndaki bir kap\u0131\u015fma olarak yans\u0131yordu.<\/p>\n\n\n\n<p>Oysa AKP h\u00fck\u00fcmeti finans kapitalin sermaye, teknoloji ve pazar kapasiteleri bak\u0131m\u0131ndan en g\u00fc\u00e7l\u00fc kesimleri ile KOB\u0130\u2019ler d\u00e2hil Anadolu k\u00f6kenli yerel burjuvazinin ortak taleplerini harfiyen yerine getirmekteydi. Erdo\u011fan, Kemal Dervi\u015f ile IMF\u2019nin haz\u0131rlam\u0131\u015f oldu\u011fu program\u0131 aynen uygulamay\u0131 s\u00fcrd\u00fcrd\u00fc. Daha aya\u011f\u0131n\u0131n tozuyla emek\u00e7ilerin aleyhine olan yeni \u00c7al\u0131\u015fma Yasas\u0131\u2019n\u0131 meclisten ge\u00e7irdi, kamu harcamalar\u0131n\u0131 k\u0131sarak b\u00fct\u00e7e a\u00e7\u0131\u011f\u0131n\u0131 geriletti, reel faiz oranlar\u0131n\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcrd\u00fc, \u00f6zelle\u015ftirmelere devam etti, Avrupa Birli\u011fi ile b\u00fct\u00fcnle\u015fme s\u00fcrecini ilerletti, bu politikalar\u0131 sayesinde yabanc\u0131 sermayenin \u00fclkeye akmas\u0131n\u0131 sa\u011flad\u0131 ve b\u00f6ylece firmalar\u0131n\u0131n de\u011feri d\u00fc\u015fen finans kapital kesimlerinin servetlerini kurtard\u0131, daha da zenginle\u015fmelerine katk\u0131da bulundu. T\u00fcrkiye kapitalizmini k\u00fcresel i\u015fleyi\u015f normlar\u0131na yakla\u015ft\u0131ran bu uygulamalar ve \u00f6te yandan Anadolu k\u00f6kenli belirli sermaye gruplar\u0131n\u0131n g\u00fc\u00e7lenerek finans kapitalin i\u00e7inde yer almaya ba\u015flamas\u0131, devlet rant\u0131yla birikim yapmaya al\u0131\u015fm\u0131\u015f ve i\u015fletmelerini uluslararas\u0131 piyasalarda rekabet edebilecek bi\u00e7imde d\u00f6n\u00fc\u015ft\u00fcrmeyi ba\u015faramayan baz\u0131 geleneksel sermaye gruplar\u0131n\u0131n eski g\u00fc\u00e7lerini yitirmeye ba\u015flamalar\u0131na neden oluyor ve bu kesimleri AKP kar\u015f\u0131t\u0131 bir tutum almaya itiyordu. Bu gruplar\u0131n bask\u0131lar\u0131yla T\u00dcS\u0130AD\u2019\u0131n zaman zaman h\u00fck\u00fcmet kar\u015f\u0131t\u0131 \u00e7\u0131k\u0131\u015flar yapmas\u0131 ise stat\u00fckocu (T\u00dcS\u0130AD) burjuvazi ile liberal (M\u00dcS\u0130AD) burjuvazi aras\u0131ndaki \u00e7eki\u015fme g\u00f6r\u00fcnt\u00fcs\u00fcn\u00fc peki\u015ftiriyordu.<\/p>\n\n\n\n<p>Oysa AKP, finans kapitalin dinamik kesimleri ile giderek g\u00fc\u00e7lenen ve art\u0131k \u201cAnadolu\u201d ya da \u201cyerel\u201d s\u0131fatlar\u0131n\u0131 yitirmeye ba\u015flayan yeni sermaye gruplar\u0131n\u0131n ortakl\u0131\u011f\u0131 \u00fczerinden politikalar izlemekteydi. AKP i\u00e7in sorun T\u00dcS\u0130AD de\u011fil, onun i\u00e7indeki devlet rant\u00e7\u0131s\u0131 gruplar\u0131n direni\u015fiydi. Kald\u0131 ki, finans kapitalin en b\u00fcy\u00fck geleneksel (ama dinamik d\u00f6n\u00fc\u015f\u00fcmc\u00fc) kesimleri AKP h\u00fck\u00fcmetince d\u0131\u015flanmak bir yana, tam tersine ekonomik d\u00f6n\u00fc\u015f\u00fcm\u00fcn en \u00f6nemli olanaklar\u0131ndan yararland\u0131r\u0131lmay\u0131 s\u00fcrd\u00fcr\u00fcyorlard\u0131. \u00d6rne\u011fin, en \u00f6nemli ihaleleri gene bu kesimler kazan\u0131yor, T\u00dcPRA\u015e Ko\u00e7 grubuna, Erdemir OYAK\u2019a, elektrik da\u011f\u0131t\u0131m ihaleleri T\u00dcS\u0130AD\u2019l\u0131 i\u015fadamlar\u0131na gidiyordu. \u00d6te yandan T\u00dcS\u0130AD yerel giri\u015fimcilerle ili\u015fkilerini g\u00fc\u00e7lendirmek amac\u0131yla kurdu\u011fu T\u00dcRKONFED (T\u00fcrk Giri\u015fim ve \u0130\u015f D\u00fcnyas\u0131 Konfederasyonu) arac\u0131l\u0131\u011f\u0131yla Anadolu\u2019ya yay\u0131l\u0131yor ve b\u00fcnyesinde 10 binin \u00fczerinde \u00fcyesi bulunan 105 yerel giri\u015fimci derne\u011fini topluyordu. Finans kapitalin bu yeniden yap\u0131lanma s\u00fcrecinin di\u011fer aya\u011f\u0131 ise \u2013t\u00fcm \u0130slamc\u0131 s\u00f6ylemine kar\u015f\u0131n- art\u0131k AB ile b\u00fct\u00fcnle\u015fmeyi savunan M\u00dcS\u0130AD\u2019\u0131n pek \u00e7ok \u00fcyesinin finans kapitalin i\u00e7inde yer almaya ba\u015flamas\u0131yd\u0131. 2008 itibariyle 25 M\u00dcS\u0130AD \u00fcyesi firma \u0130stanbul Sanayi Odas\u0131\u2019n\u0131n \u201cT\u00fcrkiye\u2019nin ilk 500 sanayi kurulu\u015fu\u201d listesine girmi\u015f, 30 \u00fcye ise ikinci be\u015f y\u00fcz i\u00e7ine yerle\u015fmi\u015fti. Bu gruplar\u0131n talepleri ve e\u011filimleri, finans kapitalin geleneksel \u00f6rg\u00fct\u00fcn\u00fcn beklentilerinden farkl\u0131 de\u011fildi, s\u0131n\u0131f \u00e7\u0131karlar\u0131 a\u00e7\u0131s\u0131ndan olamazd\u0131 da.<\/p>\n\n\n\n<p>T\u00fcrkiye ekonomisinin k\u00fcreselle\u015fme do\u011frultusunda yeniden yap\u0131lanmas\u0131 s\u00fcrecinde, g\u00fc\u00e7ten d\u00fc\u015fen belirli sermaye gruplar\u0131n\u0131n AKP h\u00fck\u00fcmetine kar\u015f\u0131 tutum almalar\u0131n\u0131, hatta bu ama\u00e7la asker ya da sivil b\u00fcrokrasiyi kendi yanlar\u0131nda hareket etmeye \u00e7a\u011f\u0131rmalar\u0131n\u0131, AKP ile Bonapartist rejim aras\u0131ndaki bir sava\u015f olarak yorumlamak yanl\u0131\u015f olacakt\u0131r. Bu kesimler AKP d\u0131\u015f\u0131ndaki ba\u015fka partiler arac\u0131l\u0131\u011f\u0131yla iktidar olanaklar\u0131n\u0131 aramay\u0131 s\u00fcrd\u00fcreceklerdir. S\u0131n\u0131f m\u00fccadelesi perspektifi a\u00e7\u0131s\u0131ndan g\u00f6r\u00fclmesi gereken, AKP\u2019nin finans kapitalin ihtiya\u00e7lar\u0131 do\u011frultusunda Bonapartist rejimi bir yeniden yap\u0131lanma i\u00e7ine sokmu\u015f oldu\u011fudur. Kendi \u00fcyelerinin en g\u00fc\u00e7l\u00fc, dinamik ve uluslararas\u0131la\u015fm\u0131\u015f kesimlerini temsil eden T\u00dcS\u0130AD ve M\u00dcS\u0130AD y\u00f6netimleri bu s\u00fcrecin par\u00e7as\u0131 ve destek\u00e7idir.&nbsp;<\/p>\n\n\n\n<p>AKP iktidar\u0131n\u0131n \u201ctek bayrak, tek vatan, tek dil\u201d s\u00f6yleminin ard\u0131nda bir ba\u015fka program saklamad\u0131\u011f\u0131n\u0131 K\u00fcrt ulusuna y\u00f6nelik sald\u0131r\u0131lar\u0131yla kan\u0131tlamas\u0131; \u201claik ve demokratik T\u00fcrkiye\u201d iddias\u0131n\u0131n do\u011frulu\u011funu emperyalist bas\u0131na \u201c\u0130slam\u2019\u0131n demokrasi ile uyu\u015fabilece\u011finin en g\u00fczel \u00f6rne\u011fi\u201d olarak onaylatmas\u0131; silahl\u0131 b\u00fcrokrasinin ekonomik ve toplumsal konumuna zarar vermeyece\u011fini OYAK\u2019\u0131 \u201c\u0130lk 500\u201d aras\u0131nda 3. konuma \u00e7\u0131kararak ispat etmesi; i\u015f\u00e7i ve emek\u00e7i kitleler \u00fczerindeki \u015fiddet uygulamalar\u0131ndan vazge\u00e7ilmeyece\u011fini her seferinde kan\u0131tlamas\u0131\u2026 b\u00fct\u00fcn bunlar, rejimin silahl\u0131 ve silahs\u0131z bek\u00e7ilerinin AKP iktidar\u0131n\u0131n mevcut d\u00fczene olan sadakatinin \u201csamimiyetine\u201d inanmaya ba\u015flamalar\u0131na yard\u0131mc\u0131 olmaktad\u0131r. AKP\u2019nin finans kapitalin ihtiya\u00e7lar\u0131 do\u011frultusunda ekonomi d\u0131\u015f\u0131 rant kesimlerini tasfiyeye y\u00f6nelmesi (Ergenekon, vb. davalar\u0131), kapitalist i\u015fleyi\u015fe istikrar kazand\u0131rabilmek amac\u0131yla K\u00fcrt sorununa bir \u201c\u00e7\u00f6z\u00fcm\u201d aramas\u0131, bask\u0131lar\u0131n yan\u0131 s\u0131ra demokratik gericilik politikalar\u0131 do\u011frultusunda \u201cistikrara ve bar\u0131\u015fa\u201d katk\u0131da bulunacak baz\u0131 demokratik yasal de\u011fi\u015fiklikler ger\u00e7ekle\u015ftirmesi, Bonapartist rejimi \u00e7\u00f6kertip yerine art\u0131k \u00e7a\u011f\u0131m\u0131zda olanaks\u0131z bir liberal demokrasi kurmaya de\u011fil, o rejimi d\u00f6nemin emperyalist ihtiya\u00e7lar\u0131na ve finans kapitalin \u00e7\u0131karlar\u0131na uygun hale getirecek bir reforma tabi tutmaya y\u00f6neliktir. AKP\u2019yi burjuvazinin yeni \u00f6nderli\u011fi haline getiren, onun \u00fcstlenmi\u015f oldu\u011fu bu misyondur.<\/p>\n\n\n\n<p><strong>Nereye Do\u011fru?<\/strong><\/p>\n\n\n\n<p>Teori ger\u00e7ekli\u011fi hep bir ad\u0131m geriden izler. Biz devrimci Marksistler i\u00e7in ise teori, politik \u00f6ng\u00f6r\u00fclerde bulunabilmemiz i\u00e7in bir ara\u00e7t\u0131r. Yukar\u0131daki b\u00f6l\u00fcmlerde, T\u00fcrkiye\u2019deki rejimin niteli\u011fine ili\u015fkin s\u0131n\u0131f temelli bir teorik kurguyla onu \u201ckendine \u00f6zg\u00fc Bonapartizm\u201d olarak tan\u0131mlad\u0131k ve \u00f6zellikle AKP iktidar\u0131yla birlikte yeni bir yap\u0131 kazanmaya y\u00f6neldi\u011fini s\u00f6yledik. AKP\u2019yi de, asker-sivil b\u00fcrokrasi, finans kapital ve Anadolu k\u00f6kenli yeni sermaye kesiminin tarihsel \u00e7\u0131karlar\u0131na yan\u0131t getiren, onlar\u0131 rejim i\u00e7inde ve \u00e7evresinde yeniden toplayan yeni burjuva \u00f6nderlik olarak tarif ettik. Ku\u015fkusuz bu s\u00fcre\u00e7 tamamlanm\u0131\u015f de\u011fildir, \u00e7eli\u015fkilerle doludur ve gelece\u011fi s\u0131n\u0131f m\u00fccadelesine ba\u011fl\u0131d\u0131r. Ama bunun devam eden bir dinamik olmas\u0131, politik \u00f6ng\u00f6r\u00fclerde bulunmay\u0131 yasaklamaz; tam tersine, s\u0131n\u0131f m\u00fccadelesine do\u011fru taktik ve sloganlarla m\u00fcdahale edebilmek ve kitlelerin m\u00fccadelesi i\u00e7inde devrimci partiyi in\u015fa edebilmek i\u00e7in bu zorunlu bir g\u00f6revdir.<\/p>\n\n\n\n<p>\u00d6ncelikle liberal sol ve \u0130slamc\u0131 ak\u0131mlar aras\u0131nda yayg\u0131n olan, hatta kendini devrimci sol olarak tan\u0131mlayan kesimlerin bile i\u00e7ine s\u0131zan, T\u00fcrkiye\u2019de son y\u0131llarda s\u00fcrmekte olan \u201cdemokratik a\u00e7\u0131l\u0131mlar\u0131n\u201d, Anadolu burjuvazisinin \u00f6nderli\u011fi olan \u201c\u0130slami liberal\u201d AKP\u2019nin eseri oldu\u011fu yolundaki yarg\u0131ya kar\u015f\u0131 m\u00fccadele etmek zorunday\u0131z. Bu yarg\u0131, i\u00e7erdi\u011fi b\u00fct\u00fcn \u00f6nermelerle yanl\u0131\u015ft\u0131r. Her \u015feyden \u00f6nce, \u201cAnadolu burjuvazisi\u201d ya da \u201cyerel burjuvazi\u201d gibi ifadeler, e\u011fer son yirmi y\u0131l i\u00e7inde ta\u015fra kentlerinde serpilip geli\u015fen orta ve k\u00fc\u00e7\u00fck \u00f6l\u00e7ekli sermaye gruplar\u0131n\u0131n belirtilmesinde bir kolayl\u0131k sa\u011flamak amac\u0131yla kullan\u0131l\u0131yorsa, bunun \u201ck\u00f6kenleri\u201d -Anadolu\u2019da biriken ticari sermayenin, devletin de yard\u0131m\u0131yla sanayi sermayesine d\u00f6n\u00fc\u015fmesi- itibariyle kabul edilebilir oldu\u011funu belirtsek bile (ki biz de zaman zaman bu ama\u00e7la kulland\u0131k bu ifadeyi), bu durumun co\u011frafi a\u00e7\u0131dan da art\u0131k pek ge\u00e7erli olmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 g\u00f6rmemiz gerekiyor. Bug\u00fcn, \u0130stanbul, Kocaeli gibi b\u00fcy\u00fck sanayi merkezlerinin \u00e7evresinde de daha k\u00fc\u00e7\u00fck \u00f6l\u00e7ekli imalat birimleri yayg\u0131nla\u015fm\u0131\u015f durumdad\u0131r. \u00d6te yandan pek \u00e7ok Anadolu sermaye grubu merkezini \u0130stanbul\u2019a ta\u015f\u0131makla kalmam\u0131\u015f, sermaye birikimlerinde ger\u00e7ekle\u015ftirdikleri s\u0131\u00e7ramalar sonucunda geleneksel finans kapitalin bir par\u00e7as\u0131 haline gelmi\u015ftir. Ku\u015fkusuz Anadolu\u2019nun pek \u00e7ok eyaletinde KOB\u0130\u2019ler kurulmaya ve yayg\u0131nla\u015fmaya devam ediyor, ancak bu sermaye gruplar\u0131n\u0131n s\u0131n\u0131f \u00e7\u0131karlar\u0131n\u0131n ve beklentilerinin \u0130stanbul ve Kocaeli gibi metropol b\u00f6lgelerin benzer \u00f6l\u00e7ekteki sermaye kesimlerinden farkl\u0131 oldu\u011funu d\u00fc\u015f\u00fcnmemize neden olacak bir gereklilik bulunmamaktad\u0131r. Biz, KOB\u0130\u2019lerde toplanm\u0131\u015f sermayeyi, burjuvazinin finans kapital d\u0131\u015f\u0131ndaki kesimi olarak tarif etmenin daha do\u011fru oldu\u011funa inan\u0131yoruz. Bu kesimin, finans kapitalin aksine emperyalist sermayeyle i\u00e7 i\u00e7e olmamas\u0131 ve onun piyasa bask\u0131s\u0131na maruz kalmas\u0131 bak\u0131m\u0131ndan \u201culusal sermaye\u201d veya \u201culusal burjuvazi\u201d olarak da adland\u0131r\u0131labilece\u011fini d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcyoruz.<strong>(19)<\/strong><\/p>\n\n\n\n<p>\u0130kincisi, Anadolu k\u00f6kenli sermaye gruplar\u0131n\u0131n, devlet eliyle ve onun korumas\u0131 alt\u0131nda zenginle\u015fen finans kapitalin tersine, \u201cliberal piyasa\u201d ko\u015fullar\u0131nda rekabet ederek kendisini olu\u015fturmu\u015f ve g\u00fc\u00e7lenmi\u015f burjuvazi oldu\u011fu da ger\u00e7eklikle uyu\u015fmamaktad\u0131r. Bu kesimler de, \u00f6zellikle ilk ANAP ve daha sonralar\u0131 AKP h\u00fck\u00fcmetlerince desteklenmi\u015f, te\u015fviklerle, ihalelerle beslenmi\u015ftir. Bu konuda Halk\u0131n Sesi Partisi y\u00f6neticilerinden Mehmet Bekaro\u011flu\u2019nun, M\u00dcS\u0130AD kurucular\u0131ndan Erol Yarar\u2019\u0131n iddialar\u0131na verdi\u011fi yan\u0131t olduk\u00e7a a\u00e7\u0131klay\u0131c\u0131d\u0131r:<\/p>\n\n\n\n<p><em>(M\u00dcS\u0130AD\u2019\u00e7\u0131lar\u2026) Anadolu\u2019dan yola \u00e7\u0131k\u0131p T\u00fcrkiye toplumunun sosyolojisine yaslanarak merkeze do\u011fru y\u00fcr\u00fcyen, merkezde toplanan iktidar nimetlerine uzanan, daha evvel merkezde yuvalananlara ortak olan, onlar\u0131n elinden baz\u0131 imk\u00e2nlar\u0131 alan yeni zenginlerdir, Yarar\u2019\u0131n \u201cde\u011fi\u015fimi yapanlar\u201d diye y\u00fcceltti\u011fi. \u201cT\u00dcS\u0130AD\u2019\u0131n devletten nemaland\u0131\u011f\u0131\u201d do\u011frudur, ancak M\u00dcS\u0130AD\u2019\u0131n farkl\u0131 bir yerden nemaland\u0131\u011f\u0131n\u0131 kim s\u00f6yl\u00fcyor! \u201cSermaye birikiminde devlet g\u00fcc\u00fcn\u00fcn kullan\u0131lmad\u0131\u011f\u0131 bir zaman ve yer var m\u0131?\u201d diye sorabiliriz. T\u00fcrkiye prati\u011finden konu\u015fursak sermaye birikimi, her zaman devlet g\u00fcc\u00fc kullan\u0131larak olmu\u015ftur.<\/em><\/p>\n\n\n\n<p><em>T\u00dcS\u0130AD\u2019\u00e7\u0131lar da M\u00dcS\u0130AD\u2019\u00e7\u0131lar da devlet g\u00fcc\u00fcn\u00fc arkalar\u0131na alarak sermaye biriktiriyor. D\u00fcn merkezi h\u00fck\u00fcmetin kontrol\u00fcndeki imk\u00e2nlar\u0131 ya\u011fmal\u0131yorlard\u0131; neo-liberal d\u00f6n\u00fc\u015f\u00fcm ve \u201cDervi\u015f uygulamalar\u0131\u201dndan sonra imk\u00e2nlar ve rant alanlar\u0131 yerel y\u00f6netimlere kayd\u0131r\u0131ld\u0131, \u015fimdi sermaye birikimi daha \u00e7ok yerel y\u00f6netimler arac\u0131l\u0131\u011f\u0131 ile oluyor. Yarar, T\u00dcS\u0130AD\u2019a g\u00f6nderme ile \u201csermaye devlet eliyle olu\u015fturuldu\u201d derken merkezi y\u00f6netimlerin da\u011f\u0131t\u0131m\u0131n\u0131 kast ediyor. Do\u011fru, o d\u00f6nem daha \u00e7ok \u0130stanbul sermayesi semiriyordu. \u015eimdi de yine devlet eliyle, yani yerel y\u00f6netimlerin olu\u015fturdu\u011fu rantlar payla\u015f\u0131larak sermaye birikimi yap\u0131l\u0131yor. Yarar her halde yerel y\u00f6netimleri \u2018devlet\u2019 olarak g\u00f6rm\u00fcyor. \u201cM\u00dcS\u0130AD \u00e7evresinin \u00e7al\u0131\u015farak, \u015f\u00fckrederek, azken \u00e7ok vererek, Allah\u2019\u0131n l\u00fctf\u00fcyle b\u00fcy\u00fcd\u00fc\u011f\u00fc\u201d palavrad\u0131r.<\/em><strong><em>(20)<\/em><\/strong><\/p>\n\n\n\n<p>Bu ger\u00e7eklik, finans kapitalin oldu\u011fu kadar yerel sermaye gruplar\u0131n\u0131n da \u201cdemokrasi yanl\u0131s\u0131\u201d olmalar\u0131n\u0131n s\u0131n\u0131r\u0131n\u0131 belirler. Anadolu k\u00f6kenli ulusal sermaye, rant ve kredi imk\u00e2nlar\u0131na ula\u015fabilmek i\u00e7in finans kapitalin asker-polis rejimiyle olan yak\u0131n ili\u015fkisini zay\u0131flatmaya \u00e7al\u0131\u015fm\u0131\u015f, bu ama\u00e7la muhafazakar \u0130slamc\u0131 bir s\u00f6ylemle AKP\u2019yi iktidara itmi\u015f ve bu durum finans kapital ile Bonapartist b\u00fcrokrasinin tepkisiyle kar\u015f\u0131la\u015f\u0131p bir \u201cmevzi sava\u015f\u0131\u201d ba\u015flatm\u0131\u015ft\u0131r. Ama zamanla, yukar\u0131da anlatmaya \u00e7al\u0131\u015ft\u0131\u011f\u0131m\u0131z gibi (sermaye birikimi modelinin de\u011fi\u015fikli\u011fe u\u011framas\u0131, yerel sermayenin mali kaynaklara ula\u015fmaya ba\u015flamas\u0131, onun g\u00fc\u00e7l\u00fc kesimlerinin finans kapital ile b\u00fct\u00fcnle\u015fmesi, vb.) bu \u00e7at\u0131\u015fma, 2000\u2019lerin olumlu d\u00fcnya ekonomik konjonkt\u00fcr\u00fcn\u00fcn ve ulusal ekonomide ya\u015fanan b\u00fcy\u00fcmenin de etkisiyle genel olarak burjuvazinin bir \u00e7\u0131kar birli\u011fine d\u00f6n\u00fc\u015fm\u00fc\u015f, yerini \u201ciki cephenin\u201d de\u011fil, finans kapital i\u00e7indeki farkl\u0131 sermaye gruplar\u0131n\u0131n rekabetine ve \u00e7eki\u015fmesine b\u0131rakm\u0131\u015ft\u0131r. Erdo\u011fan h\u00fck\u00fcmetlerinin K\u00fcrt ulusal sorunu kar\u015f\u0131s\u0131ndaki T\u00fcrk milliyet\u00e7isi tutumunun, rejimin temel silahl\u0131 kurumlar\u0131na sadakatinin ve emek\u00e7i kitlelerin m\u00fccadelesi kar\u015f\u0131s\u0131nda ald\u0131\u011f\u0131 bask\u0131c\u0131 rejim yanl\u0131s\u0131 uygulamalar\u0131n\u0131n her g\u00fcn biraz daha belirginle\u015fmesiyle birlikte de, AKP Bonapartist rejime onun bir par\u00e7as\u0131, hatta bug\u00fcn i\u00e7in en \u00f6nemli bek\u00e7isi oldu\u011funu kan\u0131tlam\u0131\u015ft\u0131r.<\/p>\n\n\n\n<p>Farkl\u0131 kesimlerin (finans kapital, ulusal burjuvazi, asker-sivil b\u00fcrokrasi) AKP iktidar\u0131 alt\u0131ndaki bu tarihsel kavu\u015fumunun, bu birlikteli\u011fin \u00e7eli\u015fkilerden ve muhtemel yeni \u00e7at\u0131\u015fmalardan muaf oldu\u011fu anlam\u0131na gelmiyor. Sermaye gruplar\u0131 ve \u00e7\u0131kar \u00e7evrelerinin aralar\u0131ndaki rekabetler, onlar\u0131n h\u00fck\u00fcmetler d\u00fczeyinde etkili olma m\u00fccadeleleri s\u00fcrecek ve her egemen grup kendisi i\u00e7in \u201cdemokrasi\u201d isteyecek, baz\u0131lar\u0131 ise rejimin se\u00e7imle i\u015fba\u015f\u0131na gelmemi\u015f ya da gizli ayg\u0131tlar\u0131na ba\u015fvurmaya y\u00f6nelebilecektir. Her h\u00fck\u00fcmet idari ve yarg\u0131 organlar\u0131nda kendi taraftarlar\u0131yla egemen olmaya \u00e7al\u0131\u015facak, bu organlar i\u00e7inde \u00e7o\u011funlukta olanlar az\u0131nl\u0131ktaki kesimleri \u201cdevlet kar\u015f\u0131t\u0131\u201d olarak karalamaya giri\u015febilecektir. Ama bunlar\u0131n hi\u00e7biri, birinin \u00f6b\u00fcr\u00fcnden daha \u201chakiki demokrat\u201d oldu\u011fu anlam\u0131na gelmeyecek, kendileri i\u00e7in talep ettikleri demokrasi, kitlelerin kar\u015f\u0131s\u0131nda rejimin ortak ve ko\u015fulsuz savunusuna d\u00f6n\u00fc\u015fecektir.<\/p>\n\n\n\n<p>Egemen s\u0131n\u0131flar\u0131n demokratl\u0131\u011f\u0131n\u0131n ortak paydas\u0131 nedir, hangi d\u00fczeydedir? Yeni sermaye birikimi modeli ve T\u00fcrkiye ekonomisinin giderek daha fazla k\u00fcreselle\u015fme s\u00fcrecine kat\u0131lmas\u0131, sermayeler aras\u0131ndaki rekabet h\u0131rs\u0131n\u0131 ve zorunlulu\u011funu kam\u00e7\u0131lamakta ve taraflar \u201cekonomi d\u0131\u015f\u0131\u201d fakt\u00f6rlerin en aza indirilerek bu yar\u0131\u015fa e\u015fit ko\u015fullar alt\u0131nda kat\u0131lmak istemektedirler. Dolay\u0131s\u0131yla, iktidara gelen h\u00fck\u00fcmetlerin, temsil ettikleri sermaye gruplar\u0131n\u0131 kay\u0131rmakla birlikte, devletin kaynaklar\u0131n\u0131 burjuvazi aras\u0131nda daha \u201cadil\u201d da\u011f\u0131tmaya zorlanacaklar\u0131 bir partiler, parlamento ve denetim sisteminin kurulmas\u0131 istenmektedir. Burjuvazinin bu \u201ci\u00e7 demokrasisi\u201d elbette kitlelere, emek\u00e7i s\u0131n\u0131flara kapal\u0131 olacak, ama burjuvazinin farkl\u0131 gruplar\u0131n\u0131n k\u00fc\u00e7\u00fck burjuva ve halk y\u0131\u011f\u0131nlar\u0131n\u0131n oylar\u0131n\u0131 toplama rekabetine izin verecek kertede \u015fekillenecektir. \u00d6te yandan, yeni \u00fcretim ve geli\u015fme modelleri yerel idarelerin kaynak da\u011f\u0131t\u0131m\u0131 a\u00e7\u0131s\u0131ndan \u00f6nemini g\u00fc\u00e7lendirmektedir; bu da, rejimin bug\u00fcne kadarki merkeziyet\u00e7i yap\u0131s\u0131n\u0131n gev\u015fetilmesini getirecek, sermaye gruplar\u0131 aras\u0131ndaki yar\u0131\u015f \u00e7evreye do\u011fru geli\u015ferek Ankara merkezli politik rekabetin yerini daha geni\u015f \u00f6l\u00e7ekli ve \u201ckat\u0131l\u0131mc\u0131\u201d g\u00f6r\u00fcn\u00fcml\u00fc yerel m\u00fccadeleler alacakt\u0131r.<\/p>\n\n\n\n<p>B\u00fct\u00fcn bu gereklilikler burjuvazinin bir b\u00fct\u00fcn olarak \u201cistikrar\u201d talebiyle birle\u015fmektedir. Bu konuda T\u00fcrkiye burjuvazisinin \u00f6n\u00fcndeki en b\u00fcy\u00fck sorun, K\u00fcrt illerindeki kitlelerin ulusal ve k\u00fclt\u00fcrel haklar\u0131 konusunda ula\u015ft\u0131klar\u0131 bilin\u00e7 ve seferberlik d\u00fczeyidir. AKP iktidar\u0131, rejimin silahl\u0131 g\u00fc\u00e7leriyle birlikte, bu \u201csorun\u201du \u201ctek vatan, tek bayrak, tek \u2018resmi\u2019 dil\u201d \u015fiar\u0131 alt\u0131nda, baz\u0131 k\u00fclt\u00fcrel haklar\u0131n tan\u0131nmas\u0131 ve yerel y\u00f6netimlerin \u2013\u201chizmet i\u00e7erikli \u00f6zerkli\u011fe evet, idari ve siyasi \u00f6zerkli\u011fe hay\u0131r\u201d<strong>(21)<\/strong> perspektifiyle- g\u00fc\u00e7lendirilmesi \u00e7er\u00e7evesinde \u00e7\u00f6zmeye \u00e7al\u0131\u015fmaktad\u0131r. Bu do\u011frultuda uzunca bir d\u00f6nemden beri ulusalc\u0131 K\u00fcrt hareketinin \u00f6nderli\u011finin rejimin yan\u0131na kazan\u0131lm\u0131\u015f oldu\u011fu biliniyor; sorun, K\u00fcrt kitlelerin seferberli\u011finin sona erdirilmesinde yat\u0131yor. Kitleler aras\u0131ndaki tarikat faaliyetlerinin ve K\u00fcrt \u00f6nderli\u011finin rejimle olan pazarl\u0131klar\u0131n\u0131n bu seferberliklerin sona erdirilmesinde ne denli ba\u015far\u0131l\u0131 olacaklar\u0131n\u0131 zaman g\u00f6sterecektir; ama onlar\u0131n gayretlerinin bitti\u011fi yerde K\u00fcrt halk\u0131 \u00fczerindeki \u201cuzla\u015fmac\u0131 demokrasinin\u201d ya da \u201cdemokrasi a\u00e7\u0131l\u0131mlar\u0131n\u0131n\u201d s\u0131n\u0131r\u0131na ula\u015f\u0131lmakta, oradan itibaren de rejimin bask\u0131 ve k\u0131y\u0131m politikalar\u0131 t\u00fcm \u00e7arp\u0131c\u0131l\u0131\u011f\u0131yla kar\u015f\u0131m\u0131za \u00e7\u0131kmaktad\u0131r.<\/p>\n\n\n\n<p>\u0130\u015f\u00e7i hareketi a\u00e7\u0131s\u0131ndan ise, dikey sendikac\u0131l\u0131k d\u00f6nemi a\u015f\u0131lm\u0131\u015f durumdad\u0131r. Rejim, s\u0131n\u0131f m\u00fccadelesini \u201cpolis sendikac\u0131larla\u201d de\u011fil, kapitalist ekonominin kitlelerin t\u00fcketim kapasitelerini de dikkate alacak bi\u00e7imde geli\u015ftirilmesine kat\u0131lan, burjuvazi a\u00e7\u0131s\u0131ndan \u201cyap\u0131c\u0131 ve sorumlu\u201d sendika b\u00fcrokratlar\u0131na ihtiya\u00e7 duymaktad\u0131r. Ama bu tip bir b\u00fcrokrasinin, \u00fccret ve sosyal hak m\u00fccadelelerini o \u00e7er\u00e7evede tutup rejime kar\u015f\u0131 bir sava\u015f haline d\u00f6n\u00fc\u015fmesini engelleyecek d\u00fczeyde sa\u011flam ve \u201cinand\u0131r\u0131c\u0131\u201d olabilmesi gerekiyor. Son Tunus ve M\u0131s\u0131r demokratik devrimleri s\u0131ras\u0131nda, polis sendikac\u0131l\u0131\u011f\u0131n\u0131n birka\u00e7 g\u00fcn i\u00e7inde nas\u0131l \u00e7\u00f6kebilece\u011fi \u00e7ok a\u00e7\u0131k g\u00f6r\u00fclm\u00fc\u015ft\u00fcr. Dolay\u0131s\u0131yla \u201c\u00e7a\u011fda\u015f sendikac\u0131l\u0131k\u201d \u00e7er\u00e7evesinde b\u00fcrokrasiyi g\u00fc\u00e7lendirmek burjuvazinin hedefleri aras\u0131ndad\u0131r ve i\u015f\u00e7i s\u0131n\u0131f\u0131 i\u00e7inde yarat\u0131labildi\u011fi orandaki bir \u201ci\u015f\u00e7i aristokrasisini\u201d temsil eden, onu kitlelerin g\u00f6z\u00fcnde ekonomik ve politik haklar bak\u0131m\u0131ndan bir referans haline d\u00f6n\u00fc\u015ft\u00fcren sendika \u00f6nderliklerini sistemin i\u00e7ine yerle\u015ftirmeye gayret etmektedir. Bu, b\u00fcy\u00fck sanayi merkezlerinde sendikal demokrasinin geni\u015flemesi gibi g\u00f6r\u00fcnebilecek, ancak gerek ta\u015feron ve esnek \u00fcretim sistemi, gerekse b\u00fcrokrasinin ilgisizli\u011fi ve rejimin bask\u0131lar\u0131yla \u00f6rg\u00fcts\u00fczl\u00fc\u011fe mahk\u00fbm edilen milyonlarca i\u015f\u00e7i ve emek\u00e7i, bu patron-sendikac\u0131 ittifak\u0131n\u0131n kurdu\u011fu \u201cdemokrasinin\u201d s\u0131n\u0131rlar\u0131 d\u0131\u015f\u0131nda kalacakt\u0131r.<\/p>\n\n\n\n<p>\u00d6zetle, rejimin s\u0131n\u0131rlar\u0131n\u0131n burjuvazinin istekleri ve ihtiya\u00e7lar\u0131 do\u011frultusunda yeniden belirlendi\u011fi bir \u201cdemokratik gericilik\u201d d\u00f6nemine girmi\u015f bulunuyoruz. Asker-polis rejimine burjuva demokratik, parlamenter bir \u00e7er\u00e7eve kazand\u0131r\u0131lmakta, ekonomi d\u0131\u015f\u0131 etmenler devletin merkezinden d\u0131\u015far\u0131 do\u011fru itilmekte, sivil b\u00fcrokrasinin burjuva rekabeti k\u00f6stekleyen i\u015flerli\u011fi d\u00f6n\u00fc\u015f\u00fcme u\u011frat\u0131lmakta, kitle \u00f6nderlikleri bu sistemin i\u00e7ine davet edilmekte, legal silahl\u0131 g\u00fc\u00e7ler g\u00fcvenirliklerinin daha az y\u0131pranaca\u011f\u0131 bir mevziiye konumland\u0131r\u0131lma ve bu i\u015flerliklerin yeni bir Anayasayla \u015farta ba\u011flanmas\u0131 \u00f6ng\u00f6r\u00fclmektedir. B\u00fct\u00fcn bu de\u011fi\u015fikliklerin sadece \u201cg\u00f6stermelik\u201d oldu\u011fu iddia edilemez, zira rejimin niteli\u011finde bir farkl\u0131la\u015fmaya i\u015faret etmekte ve ona <em>yar\u0131 Bonapartist<\/em> (ya da yar\u0131 parlamenter) diye adland\u0131rabilece\u011fimiz bir \u00f6zellik kazand\u0131rmaktad\u0131r. \u00d6nemli olan rejimin bu yeni i\u015fleyi\u015finin \u00e7arklar\u0131n\u0131, do\u011frultusunu ve hedeflerini iyi tespit edebilmektir.<\/p>\n\n\n\n<p>Ger\u00e7ekle\u015fmekte olan de\u011fi\u015fim s\u00fcreci ne bir demokratik devrimdir, ne de onun sonucunda ortaya \u00e7\u0131kacak olan bir burjuva demokrasisidir. Rejimin temel kurumlar\u0131, parlamenter i\u015fleyi\u015fin biraz arkas\u0131na itilmekle birlikte, \u201ctek vatan, tek bayrak, tek dil\u201d \u015fiar\u0131 do\u011frultusunda birle\u015fmi\u015f, laik ya da \u0130slamc\u0131 milliyet\u00e7ili\u011fin silahl\u0131 ve silahs\u0131z t\u00fcm kurumlar\u0131, yani rejimin temel direkleri, h\u00e2l\u00e2 kitlelerin denetiminden uzak bir yerde ayaktad\u0131r ve burjuvazi bunlar\u0131n y\u0131k\u0131lmas\u0131na asla izin vermek istemeyecektir. T\u00fcrkiye\u2019de demokratik devrimin temel sorunlar\u0131 \u2013uluslar\u0131n kendi kaderini tayin hakk\u0131, emperyalizmden ba\u011f\u0131ms\u0131zl\u0131k, toprak sorunu ve demokrasi- \u201csorun\u201d olarak kalmaya devam etmektedir ve burjuvazi bunlar\u0131 \u00e7\u00f6zme kapasitesini art\u0131k tamamen yitirmi\u015f durumdad\u0131r.<\/p>\n\n\n\n<p>Kald\u0131 ki, Tunus ve M\u0131s\u0131r devrimleri demokratik devrimci s\u00fcre\u00e7lerin, Bonapartist rejimler \u00fczerinde da\u011f\u0131t\u0131c\u0131 bir etki yaratmakla birlikte, devrim ilerleyemedi\u011fi ve i\u015f\u00e7i ve emek\u00e7i h\u00fck\u00fcmetleri alt\u0131nda sosyalist tedbirler almaya y\u00f6nelmedi\u011fi s\u00fcrece, rejimi b\u00fct\u00fcn\u00fcyle y\u0131kamayaca\u011f\u0131n\u0131, temel sorunlar\u0131 \u00e7\u00f6z\u00fcmleyemeyece\u011fini bir kez daha g\u00f6stermektedir. Bununla birlikte, M\u0131s\u0131r ve Tunus devrimlerinden \u00e7\u0131karaca\u011f\u0131m\u0131z bir ders daha var: Bin Ali ve M\u00fcbarek\u2019in kitlelerin bas\u0131nc\u0131na, ayaklanmaya i\u015f\u00e7i s\u0131n\u0131f\u0131n\u0131n kat\u0131lmas\u0131 an\u0131na kadar dayanm\u0131\u015f olmalar\u0131 ve ama proletaryan\u0131n genel greve y\u00f6neldi\u011fi g\u00fcn\u00fcn ertesinde bavullar\u0131n\u0131 toplay\u0131p ba\u015fkentten ka\u00e7\u0131vermeleri.<\/p>\n\n\n\n<p>T\u00fcrkiye\u2019de de Bonapartist \u00f6zl\u00fc rejim de ancak kitlelerin at\u0131l\u0131m\u0131yla a\u015f\u0131labilecek, demokratik devrimin, tarihin \u00e7arklar\u0131 aras\u0131na s\u0131k\u0131\u015fm\u0131\u015f kalan sorunlar\u0131 ise proletaryan\u0131n \u00f6rg\u00fctl\u00fc \u00f6nderli\u011fi alt\u0131nda \u00e7\u00f6z\u00fcme kavu\u015fabilecektir.<\/p>\n\n\n\n<p><strong>\u015eubat 2011<\/strong><\/p>\n\n\n\n<p><strong>Dipnotlar:<\/strong><\/p>\n\n\n\n<p><strong>1.)<\/strong> Karl Marx, <em>Louis Bonaparte\u2019\u0131n 18 Brumaire\u2019i<\/em>, (d\u00fczeltilmi\u015f \u00e7eviri), bak.: http:\/\/www.kurtuluscephesi.com\/marks\/18brumaire.html.<\/p>\n\n\n\n<p><strong>2.)<\/strong> <em>Ibid<\/em>., (d\u00fczeltilmi\u015f \u00e7eviri).<\/p>\n\n\n\n<p><strong>3.)<\/strong> Lev Tro\u00e7ki, <em>Rus Devriminin Tarihi<\/em>, c.2, Yaz\u0131n Yay\u0131nc\u0131l\u0131k, \u0130stanbul, 1998, s.164 (d\u00fczeltilmi\u015f \u00e7eviri).<\/p>\n\n\n\n<p><strong>4.)<\/strong> <em>Writings of Le\u00f3n Trotsky-1934-35<\/em>, Pathfinder Press, New York, 1974, s.181.<\/p>\n\n\n\n<p><strong>5.)<\/strong> <em>Writings of Le\u00f3n Trotsky-1933-34<\/em>, Pathfinder Press, New York, 1972, s.107.&nbsp;<\/p>\n\n\n\n<p><strong>6.)<\/strong> L. Trotsky, Otra vez sobre la cuesti\u00f3n del bonapartismo; El bonapartismo burgu\u00e9s y el bonapartismo sovi\u00e9tico, Mart 1935, bak.: http:\/\/www.marxists.org\/espanol\/trotsky\/ceip\/escritos\/libro4\/T06V203.htm.<\/p>\n\n\n\n<p><strong>7.)<\/strong> Lev Tro\u00e7ki, Bonapartizm ve Fa\u015fizm, 15 Temmuz 1934, Mesafe say\u0131 7, s.64.<\/p>\n\n\n\n<p><strong>8.)<\/strong> Le\u00f3n Trotsky, <em>La industria nacionalizada y la administraci\u00f3n obrera<\/em>, 12 May\u0131s 1939, bak.: http:\/\/www.archivoleontrotsky.org\/phl\/www\/arquivo\/dossies\/industrianac.pdf.<\/p>\n\n\n\n<p><strong>9.)<\/strong> H. K\u0131v\u0131lc\u0131ml\u0131, <em>Emperyalizm: Geberen Kapitalizm<\/em>, Tarih ve Devrim Yay\u0131nlar\u0131, \u0130stanbul, 1974, s.71.<\/p>\n\n\n\n<p><strong>10.)<\/strong> Y\u0131ld\u0131r\u0131m Ko\u00e7, <em>T\u00fcrkiye \u0130\u015f\u00e7i S\u0131n\u0131f\u0131 Tarihinden Yapraklar<\/em>, Ataol Yay\u0131nlar\u0131, \u0130stanbul, 1992, s.74-5.<\/p>\n\n\n\n<p><strong>11.)<\/strong> Lev Tro\u00e7ki, <em>Emperyalist \u00c7\u00fcr\u00fcme \u00c7a\u011f\u0131nda Sendikalar<\/em>, Yaz\u0131n Yay\u0131nc\u0131l\u0131k, \u0130stanbul, 2009, s.19-23-24, (d\u00fczeltilmi\u015f \u00e7eviri).<\/p>\n\n\n\n<p><strong>12.)<\/strong> OECD, Avrupa\u2019n\u0131n Marshall yard\u0131m\u0131 \u00e7er\u00e7evesinde yeniden in\u015fas\u0131 amac\u0131na y\u00f6nelik olarak 1948\u2019de kurulan Avrupa Ekonomik \u0130\u015fbirli\u011fi \u00d6rg\u00fct\u00fc\u2019n\u00fcn (EECD) uzant\u0131s\u0131 olarak 1961\u2019de kurulmu\u015ftur.<\/p>\n\n\n\n<p><strong>13.)<\/strong> \u0130\u015f\u00e7i d\u00f6vizlerinin ithalat\u0131 kar\u015f\u0131lama oran\u0131 1974\u2019te y\u00fczde 38\u2019den 1977\u2019de y\u00fczde 17\u2019ye gerilemi\u015fti.&nbsp;<\/p>\n\n\n\n<p><strong>14.)<\/strong> Grevler nedeniyle kaybolan i\u015fg\u00fcn\u00fc say\u0131s\u0131, 1973\u201376 d\u00f6neminde y\u0131lda ortalama 1 milyondan, 1977\u201380 aras\u0131nda 3.7 milyona y\u00fckselmi\u015fti. Bak.: Yakup Kepenek, <em>T\u00fcrkiye Ekonomisi<\/em>, Ankara, 1983, s.570.<\/p>\n\n\n\n<p><strong>15.)<\/strong> Finans kapitali olu\u015fturan holdingler ile bankalar aras\u0131ndaki ili\u015fkilerin ayr\u0131nt\u0131l\u0131 bir anlat\u0131m\u0131 i\u00e7in, bak.: Derya G\u00fcltekin-Karaka\u015f, <em>Hem Has\u0131m\u0131z, Hem H\u0131s\u0131m\u0131z; T\u00fcrkiye Finans Kapitalinin D\u00f6n\u00fc\u015f\u00fcm\u00fc ve Banka Reformu<\/em>, \u0130leti\u015fim, \u0130stanbul, 2009.<\/p>\n\n\n\n<p><strong>16.)<\/strong> Bak.: http:\/\/www.musiad.org.tr\/Tarihce.aspx. Son eri\u015fim: 01.02.2011. &nbsp;<\/p>\n\n\n\n<p><strong>17.)<\/strong>  \u201cG\u00f6r\u00fcn\u00fcrde\u201d s\u00f6zc\u00fc\u011f\u00fcn\u00fcn alt\u0131n\u0131 \u00e7izmek isteriz, zira bu tip bir nitelendirme, s\u00fcrecin taraflar\u0131n\u0131 s\u0131n\u0131fsal de\u011fil ideolojik \u00f6l\u00e7\u00fctlerle a\u00e7\u0131klayan bir yakla\u015f\u0131m\u0131n \u00fcr\u00fcn\u00fcd\u00fcr. Bu tip tan\u0131mlamalar belirli tarihsel kesitlerde s\u0131n\u0131fsal nesnellikle \u00e7ak\u0131\u015fabilir, ama g\u00fcn\u00fcm\u00fcz T\u00fcrkiye\u2019sinde bu ge\u00e7erli de\u011fildir. \u0130slamc\u0131 ak\u0131mlar\u0131 demokrat olarak tasvir etmek ne kadar yanl\u0131\u015fsa, Kemalistleri de tarihlerinin her evresinde stat\u00fckocu olan bir kesim olarak sunmak o derece hatal\u0131 olur. Hele bu iki kesim de kesin ve ortak ideolojik bir tariften uzak bir dizi farkl\u0131 kanattan olu\u015fuyorsa.<\/p>\n\n\n\n<p><strong>18.)<\/strong> Devlet Planlama Te\u015fkilat\u0131, <em>T\u00fcrkiye Sanayi Politikas\u0131<\/em>, 2003, bak.: http:\/\/ekutup.dpt.gov.tr\/sanayi\/tr2003ab.pdf.&nbsp;<\/p>\n\n\n\n<p><strong>19.)<\/strong> Bu kesimi ulusal burjuva olarak tan\u0131mlamam\u0131z, onun ulusalc\u0131 ya da antiemperyalist oldu\u011funa i\u015faret etmez. Bu konuya ili\u015fkin tart\u0131\u015fmam\u0131z i\u00e7in, bak.: http:\/\/iscicephesi.net\/tartisma\/sizden-gelenler\/312-turkiyenin-son-500-gunu-sorular-cevaplar. Son Eri\u015fim: 08.02.2011.<\/p>\n\n\n\n<p><strong>20.)<\/strong> Bak.: www.fikirzamani.com. Son eri\u015fim: 08.02.2011.<\/p>\n\n\n\n<p><strong>21.)<\/strong> <em>Zaman<\/em>, 27 Aral\u0131k 2010.<\/p>\n","protected":false},"excerpt":{"rendered":"<p>T\u00fcrkiye\u2019de bir rejim krizinin ya\u015fanmakta oldu\u011funu herkes s\u00f6yl\u00fcyor. Bu konuya ili\u015fkin olarak kendisini demokrasi ve sosyalizm kamp\u0131nda tan\u0131mlayan \u00e7evreler i\u00e7inde ve aras\u0131nda bir s\u00fcreden beri ya\u015fanan tart\u0131\u015fmalar \u00f6zellikle h\u00fck\u00fcmetin baz\u0131 Anayasa maddelerinde \u00f6ng\u00f6rd\u00fc\u011f\u00fc de\u011fi\u015fiklikleri referanduma sunmas\u0131 s\u0131ras\u0131nda iyiden iyiye yo\u011funla\u015ft\u0131. Bu anla\u015f\u0131labilir bir durumdu, zira her se\u00e7im ya da halk oylamas\u0131 sadece politik \u00e7evrelerde de\u011fil, [&hellip;]<\/p>\n","protected":false},"author":3,"featured_media":331,"comment_status":"open","ping_status":"open","sticky":false,"template":"","format":"standard","meta":{"_exactmetrics_skip_tracking":false,"_exactmetrics_sitenote_active":false,"_exactmetrics_sitenote_note":"","_exactmetrics_sitenote_category":0,"footnotes":""},"categories":[645],"tags":[403,402,363],"class_list":["post-330","post","type-post","status-publish","format-standard","has-post-thumbnail","hentry","category-devlet-ve-rejim","tag-gidiyor","tag-nereye","tag-rejim"],"_links":{"self":[{"href":"https:\/\/trockist.net\/index.php\/wp-json\/wp\/v2\/posts\/330","targetHints":{"allow":["GET"]}}],"collection":[{"href":"https:\/\/trockist.net\/index.php\/wp-json\/wp\/v2\/posts"}],"about":[{"href":"https:\/\/trockist.net\/index.php\/wp-json\/wp\/v2\/types\/post"}],"author":[{"embeddable":true,"href":"https:\/\/trockist.net\/index.php\/wp-json\/wp\/v2\/users\/3"}],"replies":[{"embeddable":true,"href":"https:\/\/trockist.net\/index.php\/wp-json\/wp\/v2\/comments?post=330"}],"version-history":[{"count":2,"href":"https:\/\/trockist.net\/index.php\/wp-json\/wp\/v2\/posts\/330\/revisions"}],"predecessor-version":[{"id":995,"href":"https:\/\/trockist.net\/index.php\/wp-json\/wp\/v2\/posts\/330\/revisions\/995"}],"wp:featuredmedia":[{"embeddable":true,"href":"https:\/\/trockist.net\/index.php\/wp-json\/wp\/v2\/media\/331"}],"wp:attachment":[{"href":"https:\/\/trockist.net\/index.php\/wp-json\/wp\/v2\/media?parent=330"}],"wp:term":[{"taxonomy":"category","embeddable":true,"href":"https:\/\/trockist.net\/index.php\/wp-json\/wp\/v2\/categories?post=330"},{"taxonomy":"post_tag","embeddable":true,"href":"https:\/\/trockist.net\/index.php\/wp-json\/wp\/v2\/tags?post=330"}],"curies":[{"name":"wp","href":"https:\/\/api.w.org\/{rel}","templated":true}]}}